bilimkurgu kulubu

Araştırma

Tarih: 23 Mart 2021 | Yazar: Tuğrul Sultanzade

0

Distopyayı Savunmak

Dune serisinde II.Leto, insanlığı bekleyen en büyük tehlikenin durağanlık olduğunu fark edip yarattığı sistemin parçalanmasına rıza gösterir. Bu sayede insanlar yeniden harekete geçebilecek ve Altın Yol’da bir sonraki aşamaya doğru ilerleyebilecektir. Hiçbir mücadelenin olmadığı durağanlığı muhafaza etmek daha cazip gelir aslında, çünkü bir sonraki aşamaya doğru harekete geçmek çoğu zaman acı vericidir. Oysa insanlar bunun için var olmadı. İnsanların bütün gayesi daha da ileriye atılmaktır. Belki de kendi sonlarını getirmek için, belki de yeni bir vücut kazanmak için.

Durağanlık sahiden de büyük bir tehlikedir, belki de görmezden geldiğimiz en büyük tehlike. Durağan bir su birikintisi kokuşur ve hastalık yaymaya başlar bir noktadan sonra. Aslında durağanlık ölümle eş değerdir. Ütopyaların damarlarında da hemen hemen işte bu durağanlık dolaşır. İnsanlık ulaşabileceği en iyi konuma ulaşmıştır, herkes mutludur, daha fazlası için çabalamanın hiçbir anlamı yoktur… Oysa bu madalyonun öbür tarafında çok acı bir gerçek saklı.

Ütopyalar altın bir kafestir ve umut içermezler, çünkü umut edecek bir şey kalmamıştır. Olabilecek her türlü güzel şey olmuş, daha fazlası için yer kalmamıştır artık. Dolayısıyla insanlar umut etmez, belki de bu duyguları körelir. Oysa insanları yaşama bağlayan esas güç umuttur. Ütopyaların bağışıklık sistemi zayıftır ve sürdürülebilirlikleri de tepedeki bir güce bağlıdır. Dolayısıyla ütopyalar masum değildir. İyi huylu birer despottur. İnsanlara sonsuz mutluluğu bahşetmek için sonsuz bir durağanlık yaratan despot.

Oysa insanlar ilerlemek zorundadır, durağanlık insanları öldürür. Er ya da geç ütopyalar yıkılır bu yüzden. Çünkü birileri o hapisten kaçmayı başarır. İnsanlar özgürlüğe gizli gizli taparlar. Hiç olmazsa distopya bu açıdan daha takdir edilebilirdir, çünkü özgürlüğü gasp eder ve bunu saklamaz. Hatta asileri dövüş için kışkırtır. Ütopya sonsuz bir mutluluğun vaadiyle kendine karşı olan tüm görüşleri kapatırken, distopya buna hiç zahmet etmez. O asiliği bir aşı olarak kullanır ve ona karşı savaşırken antikorlar üretir. Ütopya masum görünür, insanlara bütün mutluluğu sunar fakat özgürlüğe hiç yer bırakmaz. Distopya ise kışkırtıcıdır…

distopya 2

Ütopyaların bir ucunda yalnızca yıkım vardır, diğer ucunda ise insanların yok saymaya çalıştığı bir geçmiş. Oysa distopyaların bir ucunda bugünü yaratan ve durmaksızın kanayan bir geçmiş, diğer ucunda ise belirsiz bir gelecek. İnsanlar o geleceği yaratabilmek için umut eder, hiçbir şey yapamayacak olsalar dahi umut ederler. Umut denen duygu insanın içinde neredeyse ona yoldaş olarak yaşayan, onun bütün hislerine eşlik eden ikinci bir varlık gibidir. Ütopyalar o varlığı aşındırır.

Ütopya umut edilendir. Ona ulaşınca her şey sona erer. Bütün ışıklar kapanır ve insanlar karanlıkta mutlu mesut bir düşe mahkum olur. Oysa distopya bütün gerçekliğiyle yaşamın devamıdır. Belki yıkıntı şehirlerin saldığı korkunç dumanlar, belki zehirlenmiş denizlerin üstünde tüten dev yangınlar, belki küresel bir polis devletinin durmaksızın çalışan propaganda makinelerine ait ışıklar. Distopya şimdiyi gasp etse de, daha sonrası için umut edecek ve çabalayacak alan bırakır. Bu şekilde insanlar yaşamaya ve harekete devam edebilir. İnsanların bir noktada kilitlenip kalmsı, bu tür için intiharla eş değerdir.

ütopya ve distopya

Ütopya belki de varoluş amacının tamamlanmasıdır ve bundan sonra insanlar için yapacak hiçbir şey kalmayacaktır; bütün kainatın sona ereceği anı beklemekten başka. Fakat distopya yolun bir  kısmını kapsayan belli başlı duraklardır sadece. Ütopyada her şey sona erer ve sonrası yalnızca kendini yıkan bir sistem ve her şeye yeniden başlamaya çalışan insanların çabasıdır. Ama distopya bir hastalığı atlatmaya çalışan vücut gibidir, iyileşme için her zaman umut vardır.

Etiketler: , , , , ,


Yazar Hakkında

Keşke dünya 2009'dan daha ileriye gitmeseydi.