bilimkurgu kulubu

Araştırma

Tarih: 11 Temmuz 2020 | Yazar: Taner Güler

0

COVID-19 Sonrası Bilim #2: Araştırma Bütçeleri

Sanal sınıflar ve finansal yetersizlik akademiyi nasıl değiştirebilir? Finansal krizler bilim bütçeleri için sorun yaratabilir mi? Sanal toplantılar COVID-19 kapsamında bir norm haline gelecek mi? Finansal baskılar akademik yayıncılığı nasıl etkileyecek? Çin ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki araştırma yarışı hangi yöne ivmelenecek? Bilimsel konferanslarda hangi değişiklikler bekleniyor? Klinik çalışmalardaki yeni durum kalıcı mı olacak? Araştırmacıların çalışmaları neden koronavirüs eksenine girdi? Bu soruları referans alarak pandemiden sonra bilimin nasıl olabileceği hususunda cevap bulmaya çalışacağız.

Bilim olmadan, o ülke tehlikededir. –Nobel Ödüllü Kanser Bilimcisi Harold Varmus

Araştırma Bütçeleri

Salgının dünya genelindeki ekonomik büyümesi arttıkça, bazı uzmanlar binlerce araştırmacının işinden olarak, bilime zarar verileceğinden korkuyor. Diğer taraftan salgın, bilimin önemini vurgulayarak -İkinci Dünya Savaşı’nda olduğu gibi- özellikle temel araştırmalar için uzun vadeli destek sağlayabilir. İşsizlik oranının 1930’lardaki seviyelere yükseldiği Amerika Birleşik Devletleri’nde, birçok bilim insanı araştırma ve geliştirmeyi desteklemenin çok önemli olduğunu vurguluyor.

Salgının ardından biyolojik bilimler; uzay yarışını başlatan plaj topu büyüklüğündeki Sovyet uydusu olan Sputnik’in 1957 yılında fırlatılmasının fizik bilimlerinde onlarca yıllık araştırma ve keşif sağlaması gibi gelişebilir. Zira ABD Ulusal Bilim Kurulu üyesi ve New Mexico Albuquerque’deki Sandia Ulusal Laboratuvarları eski teknoloji sorumlusu Julia Phillips’in dediği gibi, “araştırmacılar paranın olduğu yere gider.”

Elbette bilimin uzun vadeli ekonomik sonuçları ülkeden ülkeye değişecektir. Örneğin Avustralya, bu yıl 7.000 adet üniversite araştırmasının risk altında olduğu konusunda uyarıda bulunurken, 2030 yılına kadar bilim ajanslarına 17 milyar € (18 milyar ABD Doları) ek yatırım yapmayı taahhüt eden Almanya’da işler büyük ölçüde yolunda gidiyor. Her ne kadar Çin’in ekonomisi ve bilimsel ivmesi koronavirüs tarafından etkilense de bütçelerindeki yıllık % 3 artışla birlikte nispeten toparlanmaya başladı. Çin’in Ningbo’daki Nottingham Üniversitesi kampüsünde bir sosyolog olan Cong Cao, bunun, biyoloji ve epidemiyolojiye daha fazla yatırım yapmaya yönlendiren önceliklerin ele alınmasıyla mümkün olduğunu söyledi.


En büyük değişikliklerden bazıları, dünyanın en büyük bilimsel araştırma fonlarından biri olan ve diğer bazı ülkelerin aksine, her yıl harcama kararlarının alındığı ABD’de olabilirdi. Birçok bilim politikası uzmanı geleceğe dair ipuçları için 2007-2009 yılları arasındaki ekonomik durgunluğa dikkat çekiyor. Bu gerilemeden sonra ABD hükümeti, federal bilim kurumlarına, tüm sektörler arasındaki etkinliği artırma amaçlı ulusal bir plan olan Amerikan İyileştirme ve Yeniden Yatırım Yasası’nın (ARRA) bir parçası olarak programlara başlaması için ekstra para vermişti. Örneğin NIH, 2009 yılında 30 milyar dolarlık yıllık bütçenin üzerine fazladan 10,8 milyar dolar aldı. Bu yıl Nisan ayı başlarında, ABD üniversiteleri, Kongre’den bilimsel işgücünü ve akademik laboratuvarların yeniden açılmasını desteklemek için 26 milyar dolar istedi.

Şimdiye kadar, Kongre tarafından onaylanan yaklaşık 3 trilyon dolarlık acil paradan yaklaşık 4 milyar dolar; aşılar ve tedaviler geliştirmek dahil olmak üzere koronavirüsle ilgili çalışmalar için federal bilim kurumlarına yönlendirildi. Geçmiş ekonomik krizlerde dahi bilimsel bütçe ABD hükümetinden istikrarlı bir destek almıştır. ABD hükümeti, ülkenin en büyük temel bilim fonlayıcısı olmaya devam ediyor. Kongre her yıl bilime harcanan doları sürekli artırsa da büyük bir ekonomik şok bu eğilimi değiştirebilir. Böyle bir darbe temel ve uygulamalı araştırmalar arasındaki dengeyi bozabilir. Zira geçmişte, bütçe mavi gökyüzü araştırmaları üzerinde deneysel ve uygulamalı bilimi tercih ederken şimdi, koronavirüsü seçebilir.

Birleşik Krallık’ta bilimciler, ABD’den daha iyi ücret alabilir. Mart ayında hükümet, 2024-2025 yılına kadar araştırma fonunu yıllık 9 milyar £’dan (11 milyar $) 22 milyar £’a yükseltmek için cesur bir plan açıklandı. Ancak gözden kaçan bir husus vardı. Onu da Birleşik Krallık’taki Sheffield Üniversitesi’nde bilim ve teknoloji politikasını inceleyen James Wilsdon açıklamıştı: “Açıkçası, genel finansal görünüm uzun süreli durgunluk veya depresyon açısından ciddi şekilde hasar görürse, tüm bahisler iptal olur.”

İleri Okuma:

  • Nature 582, 164-165 (2020)

Etiketler: , , , , ,


Yazar Hakkında

2 Ocak 1979 tarihinde Bursa’da doğdu. Öğrenim hayatını yüksek lisans ile sonlandırdı. Çalışma hayatına Akademisyen olarak başladı, Mühendis olarak devam etti ve Bursa Teknik Üniversitesi bünyesinde Stratejik Yönetim ve Planlama Müdürü olarak sürdürüyor. Çeşitli akademik makaleleri, editörlüğündeki sempozyum bildirileri ve bilimkurgu türünde kitabı yayımlanmıştır. Profesyonel olarak sporcu ve antrenör seviyesinde satranç sporuyla ilgilenmektedir. Araştırmayı ve okuyup - yazmayı çok seven TMMOB delegesi Taner Güler; evli ve 2 çocuk babasıdır.