Bilimkurguda Özgün Konu Bulmak Zorlaştı mı?

Duyu organlarımıza hitap eden sanat dallarında ve teknolojide ulaşılabilecek her türlü klasiğe tanık olduğumuz bir dönem bu. İnsan, “Bundan sonra daha ne olabilir ki?” diye sormak istiyor hâliyle. İçinde yer aldığım nesil, müzikte, edebiyatta, teknolojide yapılabileceklerin hepsini büyük oranda yapmıştır diyebilirim. Birçok dalda artık klasik kabul edilen sonuçlara varılmış, diğer dallarda ise ilk adımlar atılmıştır. Bu, sakın ola ki, “Artık başka bir şey yapılamaz mı?” demek istiyorum şeklinde algılanmasın. Tabii ki hiçbir şey yerinde durmuyor, gelişme devam ediyor. Ancak bu gelişmelerin, bizim neslimizde uyandırdığı ‘hayranlık’ etkisi neredeyse yok gibi.

Konuyu bilimkurgu özelinde irdelemek istiyorum. Örneğin Frankenstein’dan Asimov’un robot hikâyelerine, Ay’a Yolculuk ve Metropolis’ten 2001 Uzay Yolu Macerası’na, Yıldız Savaşları’dan Uzay Yolu’na kadar yaşanmış olan o ‘hayranlık’ duygusu artık yok. Bilimkurgunun en geniş kitleye hitap eden erişim araçları TV ve sinema, insanlara o ‘hayranlık’ duygusunu yaşatmak için çok uğraşıyor, ancak nafile. Yeni düşüncelerin nadiren ortaya çıktığı günümüzde, sinemaya uyarlanmamış çizgi roman sayısı gittikçe azalıyor. Sonuçta, elde var olan malzemenin daha kaliteli sunumu dışında bir seçenek kalmıyor.

Şimdi gelelim asıl uğraş alanımız olan bilimkurgu edebiyatına. Kendimi bildim bileli bilimkurguyu yakından takip eden bir kişi olarak tartışmaya açmak istediğim bir düşüncem var. Bilimkurgunun ele almadığı bir konu kalmış mıdır acaba? Ben kalmadığını düşünüyorum. Bu, yeni ve çarpıcı öyküler artık yazılmıyor anlamına gelmiyor. Ancak yazılan her öykü, daha önce şekillenmiş bir gruba rahatlıkla dâhil edilebiliyor, benzeri bir temanın daha önce işlendiği ortaya çıkabiliyor. Anlatmak istediğim konuyu, daha anlaşılabilir bir örnek bazında genişleteyim.

Yine Asimov’un robotlarına dönmek istiyorum. Asimov’un robotları yazdığı dönemde, yeni gelişen robot teknolojisinin insanlığa neler getireceği ve neleri götüreceği üzerine konumlandırılan çeşitli hikâyeler insanların ilgisini çekmekteydi. Daha önce kimsenin kafa yormadığı bu hikâyeler, size bahsettiğim o ‘hayranlık’ duygusunu yaşatıyordu okuyanlara. Şimdi bir de son zaman robotlarından birini örnek alalım. Mesela Blade Runner 2049’un ‘K’i.

Blade-Runner-2049

K, Asimov’un robotlarından çok daha ileri teknolojiyle üretilmiş bir replikant, ancak artık robotlara alışkın olduğumuz için bizde o ‘hayranlık’ duygusunu uyandırmıyor. Şimdi sorumun içeriğini daha iyi anlatmak üzere verdiğim örnekten yine bilimkurgu edebiyatına dönüş yapalım. Ülkemizde bu alanda yapılan çalışmalar olduğunu ve giderek ivme kazandığını görüyoruz. Kendim de çeşitli yarışmalara katılıyorum ve yarışmacı rakiplerimin ürettiği eserleri okuyorum. İçinde güzel olan çalışmalar da var tabii ki. Ancak kendi yazdıklarım da dâhil, ‘işte bu ya’ diyebileceğim bir eserle karşılaştığımı söyleyemem.

Bu durum bende, bilimkurgunun altın çağında var olan o büyü sanki kaybolmuş hissi uyandırıyor. Bu his çalışmalarıma engel değil elbette! Tamamladığım bir romanım, üzerinde çalıştığım birkaç romanım ve çeşitli yarışmalara katılmak için yazdığım kısa öykülerim var. Ne yazık ki o eski büyüyü yakalama şansımın olmadığı duygusu beni yalnız bırakmıyor. Ancak bu tamamıyla ümitsiz olduğum anlamına gelmesin. Evrende insan ayağının basmadığı yerler oldukça, yazılacak daha çok şey var demektir. Bunların içinden harika şeyler çıkacağına da eminim. Bunlar, düşünceler faslı idi.

Şimdi asıl sorumu tekrar sorayım: Bilimkurgunun ele almadığı bir konu kaldı mı? Vereceğiniz cevaplar belki de yeni, güzel hikâyelerin doğmasına neden olabilir.

Hazırlayan: Metin Uçar

Yazar: Konuk Yazar

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi bilimkurgukulubu@gmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayımlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...

İlginizi Çekebilir

atlas

Samanyolu’ndan Andromeda’ya Uzanan Bir Av Hikâyesi: Atlas

“Kendimizden daha zeki şeyler üretiyorsak, onları nasıl kontrol edeceğimizi nereden bileceğiz?” Yapay zekânın iyice hayatımıza …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et