bilimkurgu kulubu

Araştırma Voltaire'den Vonnegut'a Bilimkurgu

Tarih: 20 Eylül 2018 | Yazar: Ufuk Cem Çakır

0

Bilimkurgu Sosyal Gerçeklik Değildir Makalesi Üzerine Eleştiriler

Bilimkurgunun değeri, güvenilirliği ve etki alanı üzerine epey çok şey yazıldı, çizildi. Pozitif bilimlerin ve dolayısıyla teknolojinin büyük bir ivme kazandığı şu son dönemlerde, bu incelemelerin ibrenin olumlu tarafına meylettiğini söylemek yanlış olmaz. Bu ivmelenmenin ise transhümanizm gibi, genel kabullere göre çok olası durmayan bir konunun bile ihtimallerini (kimilerine göre umudunu) artırdığı bir başka gerçek. Ne var ki, bu olumlu dalgaya pek sıcak bakmayan insanlar da var. Hatta, suçu bizzat bilimkurguda, daha doğrusu onun algılanış biçiminde görenler. S. A. Applin de bu insanlardan biri. Motherboard isimli sitede, zaman zaman teknofobiye de kayan yazılarıyla meşhur olan yazarın son yazılarından biriyle pek anlaşamadım, çünkü bilimkurgu eserler ve onlardan ilham alan vizyonerler üzerine ağır ithamlar var.

Yazının temel düşüncesi şöyle özetlenebilir sanırım: Bilimkurgu eserleri, gerçeklikle uyuşmayan ve yaratıcılarının da böyle bir iddiada bulunmadığı “kurgu”lardır. Bu eserler içlerinde birtakım teknolojiler barındırır ancak bu teknolojiler eserlerin geçtiği uydurma dünyalardaki uydurma toplumlar için yazılmıştır, dolayısıyla birtakım hevesli milyarderler tarafından, gözetim ve araştırma olmadan gerçek hayata uyarlanıp ham bir şekilde piyasaya sürülmeleri insanlık açısından son derece zararlı bir şeydir.

Applin her ne kadar yazı boyunca, bu gözetimsiz teknoloji furyasının bilimkurguya içkin bir durum olduğunu iddia etmiyor, aksine çoğunlukla teknoloji milyarderlerini ve onların ayağı yere basmayan hevesli eylemlerini eleştiriyor olsa da, aslında yazıda bilimkurguya yönelik pek çok asılsız iddia bulunuyor.

Yazı boyunca defalarca tekrar eden, “bilimkurgunun gerçek hayatla ilişkisinin olmaması” şeklinde ifade edebileceğimiz, hatta bir yerde “bilimkurgu yazarları farklı cinsiyetleri, yaş gruplarını vs. dikkate almak zorunda değildirler”e kadar varabilen iddiasıyla başlamak yerinde olur. Burada işaret edilen sorun, aslında kurgu eserlerin gerçekliği ne kadar isabetlilikle yansıtabildiği (ya da yansıtması gerekip gerekmediği) sorusunun bir alt kümesi. Tabii ki gerçek hayattaki çeşitli bireylerin, grupların, bunların mensup olduğu kültürlerin, geleneklerin, hepsini sarmalayan sistemlerin ve bunların birbiriyle olan ilişkisinin karmaşıklığını herhangi bir kurgu eserin olduğu gibi yansıtması imkansız. Alfred Marshall zamanında bir benzerini ekonomi için düşünüp, bu sarmaşık ilişki ağını bütünsel olarak kavramanın zor olduğu, bu yüzden spesifik bir alana kanalize olmak gerektiği sonucuna varmıştı. Belki de kurguda yapmak gereken de budur, kim bilir?

bilimkurgu yazarları

Applin’in ithamlarına dönecek olursak, hiçbir bilimkurgu yazarının veya yönetmeninin, eserine onun bu yazısında tasvir ettiği şekliyle, yani bu kadar laubali ve umursamaz yaklaştığını düşünmüyorum. Kurgunun sınırları bir yana, bir yazara “cinsiyet farklarını ve yaş gruplarını hesaba katmadığını, kültürel arka planlar üretmediğini” söylemek, onun yaptığı işi, en hafif tabiriyle küçümsemek olur. Örneğin bilimkurgu edebiyatının en popüler ve akla ilk gelen ürünleri bile (Dune, Vakıf ve hatta Applin’in yazıda kurbanlar listesine fantezi edebiyatını da kattığını dikkate alırsak, Yüzüklerin Efendisi, Zaman Çarkı vs.) yazarın bu iddialarını çürütüyor.

Öte yandan, yazarın gözetimsiz teknolojiye olan muhalif duruşu, içinde bazı isabetli tespitleri barındırıyor. Amerikan sosyolojisinin medar-ı iftarı C. Wright Mills, meşhur Sosyolojik Tahayyül isimli kitabında şöyle diyordu:

Zamanımızda, bir sosyal gerçeklik olarak insan aklının kalitesinde ve kültürel seviyesinde düşüş olduğunu ancak bunun boğucu bir şekilde artmaya devam eden teknolojik aletler sebebiyle fark edilemediğini iddia etmek çok mu absürd? (…) Bu aletlerin kullanımı bazı gerçekleri gizliyor: Kullanıcıları, aletleri anlamıyor; üreticileri ise aletler hariç pek bir şeyden anlamıyor. Bu sebeple, büyük bir belirsizlik olmadan, teknolojik birikimi insan kalitesinin ve kültürel gelişmenin göstergesi olarak alamayız.” (mills, c. Wright, 2000, the sociological imagination, new york, oxford university press, sayfa 175)

distopya kapak

Aşırı uzmanlaşmanın getirdiği, karmaşıklık seviyesi giderek artan bu teknolojik aletlerin insan toplumlarına olası etkilerini tespit etmek ve buna göre konum almak artık çok zor. Mills’in burada vurguladığı durumun çözümü ise, Applin’in yazıda ısrarla vurguladığı “gözetim [oversight] gerekliliği”yle birlikte okunabilir. Ancak, burada “gözetim” kelimesinin muğlaklığına, özellikle yazının teknofobik havasındaki verilişine bir parantez açmak gerekiyor. Neoliberal ekonomonin, sermayeyi günlük hayatın her evresine işlediği ve başat Avrupa ülkelerinin faşist, ırkçı ve otoriteryen eğilimlerinin arttığı yirmi birinci yüzyılda, “gözetim” kelimesi göz açıp kapayana kadar insanları korkutacak bir kavrama evrilebiliyor; yani makul bir gözlem yaparken bile, bunun tehlikeli taraflara çekilebilme ihtimalini göz önünde bulundurmak gerekiyor. Yine de, Applin’in insanlığı “sakinleşin, bir hevesle atılmayın, derin düşünün” şeklinde uyarması, haklı bir endişeye dayanıyor.

Sonuç olarak, Applin isabetli bir gözlemde bulunmuş ve bunun olası sebeplerini incelemiş, ancak incelemesinde vurgu yaptığı kimi kısımlar, olayın merkezini kaçırmış ve nispeten suçsuz bir alana (burada bilimkurgu) fazla yüklenmesine ve uç eleştiriler yapmasına sebep olmuş. Halbuki bu yazı, bilimkurgu eserlerine, sahip olduklarından çok daha fazla etki alanı atfetmeden, otomasyonun ve “gözetimsiz teknoloji bolluğu”nun olası tehlikelerine yönelerek çok daha iyi bir iş çıkarabilirdi.

Etiketler: , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

polymath