bilimkurgu kulubu

Araştırma

Tarih: 25 Temmuz 2020 | Yazar: Almıla İkra Akgül

0

Bilimkurgu Gençlerin Zihinsel Direncini Güçlendiriyor

Tarihsel olarak bilimkurgu ve fantastik okurlarının zaman zaman nahoş sıfatlarla damgalandığı bilinir. Massachusetts Clark Üniversitesi İngiliz Dili Departmanından Dr. Esther Jones‘ın güncel araştırmasının sonuçları bu yaygın kanıyı sarsacak gibi görünüyor. Araştırmaya göre bilimkurgu ve fantastiğin dahil olduğu spekülatif kurgunun, Covid-19 pandemisi sürecinde gençlere özellikle stres ve kaygı ile başa çıkmasında yardımcı olduğu saptandı. Jones gençliğinden beri iyi bir bilimkurgu okuru olarak geniş çapta okumalar yapmıştı. Özellikle Frank Herbert‘in Dune evreni ve Isaac Asimov‘un Vakıf serisine hayrandı. Ona göre kurgu edebiyat, ufkumuzun sınırlarına ve sosyal kabullerimize meydan okuması sebebiyle özellikle kıymetliydi. Jones bilimkurgu hakkında şunları söylüyor:

“Bu Dünya hakkında dikkatimizi ve gerçekten kritik şekilde müdahalemizi gerektiren çok fazla şey var. Bizler için en iyi edebiyat türü zamanımızın sorunlarına uyarlanabilir olan, nasıl hayatta kalacağımıza dair yaratıcı çözümler sunan edebiyat türü olacaktır. Kurgu edebiyatta, günlük hayatın zorluk ve gerilimlerini yansıtan, insanların ya da varlıkların nasıl anlaşıldığına ya da anlaşılmadığına ya da yanlış anlaşıldığına dair iç görü kazanmamıza yardım eden bolca içerik mevcut. Böylece farklılıklardan doğan huzursuzluğu anlamaya da başlayabiliriz. Kendimizden değil de bambaşka uzaylı türlerden bahsediyor olmak, ele aldığımız nesne ile aramıza otomatik bir mesafe koyuyor. Kurgu edebiyatta oluşan bu mesafe söz konusu kendimiz olduğunda düşünmekte ve kabul etmekte zorlandığımız şeylerin üzerine daha rahat gitmemize, benzerliklerimizi ve farklılıklarımızı daha rahat tartışmamıza imkan veriyor”

Massachusetts Clark Üniversitesi İngiliz Dili Departmanından Dr. Esther Jones

Jones distopya edebiyatının, toplumun hızla dengesiz hale gelebileceğinin ve halihazırdaki dengesizliklerinin farkında olmamız için ipuçları verebileceğini söylüyor ve devam ediyor:

“Hayatımızı yaşama şeklimiz aylar içinde hızla değişebilir. Bu durum mevcudiyetimizin başlangıçtan itibaren ne kadar kırılgan olduğunu vurgulamaktadır. Statükomuzun aslında ne kadar kaygan olduğuna dikkat çekmek ve durumu gelecekte nasıl daha kararlı hale getirebileceğimize dair öngörüler sunmak bilimkurgunun iyi yaptığı şeylerden biridir.”

Tarih ve güncel olaylar, bize önceden uyarıda bulunsa bile, tekrar tekrar istenmeyen sonuçlara giderken rotamızı ayarlayamadığımızı da öğretmekte. Ancak Jones, bilimkurgunun bu konularda okuyucularının farkındalığını geliştirdiğine inanıyor.

“Margaret Atwood, bilimkurgunun, yaşadığımız andan yola çıkarak gelecek hakkında tahmin yürütürken yaptığı şeyi “düşünce deneyleri” olarak adlandırır. Düşünce deneyleri esnasında, gerçek hayattan farklı olarak insanlar rotayı sonsuz kere düzeltebilirler. Kimi insanlar ‘öngörme modu’ndayken bilimkurgunun iç karartıcı olduğunu düşünebilirler. Bizse onun yalnızca insanları uyarmayı sevdiğini söyleyebiliriz. “

Jones son dönemde gençlerde hızla artan anksiyete, depresyon ve diğer ruhsal rahatsızlıkların muhtemelen “yüksek doz gerçeğe” maruz kalmakla ilişkili olduğunu savunuyor. Ona göre gençlerin etki ya da değişiklik yaratmaya güç yetiremedikleri bilgilere hiç olmadığı kadar erişim imkanları var ve bu durum yıpratıcı etkiler oluşturuyor.

“24 saat güncel haberleri takip eden herhangi bir insanın depresif hissetmemesi mümkün değil. Bilimkurgu ise insana belli başlı zihinsel alışkanlıklar sunuyor: Hiçbir şey tamamıyla siyah ya da beyaz değildir. Arada grinin birçok tonundan oluşan geniş bir renk yelpazesi vardır ve bazı şeyleri yapmanın, norm olduğunu düşündüklerimizden daha farklı yolları bulunur. Yaşadığımız zamanda yaratıcı olmamız, işleri daha farklı ve etkin yollarla yürütmemiz gerekiyor ve çoğunluğumuz bu yeni normale uyum sağlıyoruz. “

Kimileri bilimkurgu ve fantastiğin gençlere ütopik bir geleceğe özlem duymayı öğrettiği ve daha iyi bir dünya yaratmak adına ilham verdiğini söylemektedir. Fakat acaba gençler vampirler, zombiler, süper kahramanlarla işlevsiz bir kaçış edebiyatına saplanıp yoldan sapıyorlar mı? Kurgu edebiyatın ne kadarı yararlı?”

“Bence ölçü, yazının kalitesi olmalı” diyor Jones ve ekliyor: “Kurgudışı edebiyatta da bilimkurgu ve fantastikte olduğu kadar zırva var. Orta okuldayken Yüzüklerin Efendisi‘ni okuduğumu ve bu anlatıya kesinlikle aşık olduğumu hatırlıyorum. Ama bunun yanında 70’lerden beri üretilen daha yeni bir edebiyat var ve bilimkurgu ve fantastik dünyasında gerçekten büyüleyici çalışmalar yapan yeni yazarlara dikkat çekmeye yardımcı olan düzenli ödüller veriliyor.”

bilimkurgu ve fantastik

Ayrıca Jones farklı tür temsilinin tıpkı klasik edebiyatta olduğu gibi kurgu edebiyatta da çok önemli olduğuna inanıyor.

“Bilimkurgunun emekleme dönemlerinde ABD’de bilimkurgu üreten yalnızca iki Afroamerikan yazar vardı: Octavia Butler ve Samuel Delany. Şimdilerde ise yeni yazarlara bu ilginin aşılanmış olduğunu görüyoruz. Eğer her renkten insan bilimkurgu anlatısı içinde kendilerine yer açamazsa bu farklılıklarımızı geleceğe taşıyamayacağımız varsayımını akla getirebilir. Farklı renkten insanların ve yerlilerin deneyimlerini bu metinlerin tam ortasına koymanın çok anlamlı olacağını, bunun onların ‘hayatta kalması’ anlamına geleceğini düşünüyorum. Zor zamanlardan geçiyoruz ve biliyoruz ki silinip gidecek çok kişi var. Herkes hayatta kalamayacak. Öyleyse ‘hayatta kalma’ sorunu oldukça önemli ve asıl soru şu: ‘hayatta kalmak’ bizim için ne ifade ediyor?”

Kaynak

Etiketler: , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Ay heyecanlandım, bilemedim şimdi!