bilimkurgu kulubu

Araştırma

Tarih: 19 Temmuz 2018 | Yazar: Tuğrul Sultanzade

0

Bazı Tuhaf Punklar

Punk türleri serisi bu yazıyla birlikte sona eriyor. Geriye dişe dokunur pek bir şey kalmadığı için hepsini kısaca özetliyorum.

Biopunk

Aslında siberpunk’tan türeyen ilk tür Biopunk. Hatta biopunk’ın amacı o meyus distopya havasını ve de şirket despotizmini alıp, yerine biyolojik bir dünya yaratmaktı. Yani aşırı teknolojik alet-edevatlar yerine biyolojik şeyler… Mesela siber-uzay yerine biyolojik bir uzay. Evet büyük bir bilgisayar yerine genetiği değiştirilen devasa bir böcek insan medeniyetini sanal boyutlara taşıyabilir.

Genetiğe uygulanan modifikasyonlar neticesinde arılar devasa ve çok yüksek performansa sahip araçlar haline gelebilir. Ya da örneğin bokböcekleri tank benzeri askeri silahlara dönüştürülebilir. İnsanlar teknolojinin nimetlerini birbirilerini tahrip etmek yerine daha iyi şeyler yapmak için kullanmaya karar verirlerse o zaman  dünyanın çehresi tamamen değişebilir. Devasa sarmaşıkların içindeki hücrelere kurulmuş daireler, o gargantuan bitkileri apartmanlara hatta gökdelenlere dönüştürebilir… uzay vakumuna karşı hayatta kalabilecek biyolojik bir uzay gemisi düşünün. Hatta insanı uzay vakumuna karşı dayanıklı kılabilecek genetik bir devrim…

Biopunk basitçe bilgisayar kodları yerine genetik kodların kırılmasdır işte. Ve tarihte ilk biopunk’ın Mary Shelley’in yazmış olduğu Frankenstein olduğu kabul edilebilir. İnternette sörf yaparken biopunk karşınıza biofunk olarak da çıkabilir. Aldırış etmeyin. Zaten biopunk diğer çoğu punk gibi henüz tam yerleşmiş, kabul edilmiş ve saygın bir tür değil.

Bugpunk

Bu türün sırf Cronenberg filmleri için yaratılmış olduğunu düşünebilir insan. Fakat bugpunk siberpunk ve biopunk’ın necis bir karışımı. Bu necis kokteyl feci ve de böceksi bir şekilde seksi olan yeni bir türe dönüştü. Bugpunk için alt-türün de alt türü diyebiliriz.

Aslında tüm bu punklar serisini “şu şuysa, demek şu şudur” demek için değil aslında insanlara ilham sağlamak için yazdım. Yani bilimkurgunun alışılageldik ve de yerleşmiş düzeninin dışında da bir şeyler var ve bunlar da kullanılıp ana-akım bir hale getirilebilir… Ya da en azından bir hikayeye dönüşebilir demek için.

Her neyse işleyiş enerjisini böceklerden alan, dört bir tarafı kitin ve zarlarla örülü bir bilim-kurgu hikayesi Bugpunk’tır. Bugpunk’ta insanlar devasa bir böcek-tanrıya tapabilir, bu tapınım sonucunda teknoloji elde edebilirler. Bugpunk’ı tıpkı diğer tüm punklar gibi bilimkurgunun istediğiniz safhasında kullabilirsiniz. Distopik, ütopik, post-apokaliptik, belki de sadec apokaliptik?

Nanopunk

Siberpunk’ın yandan çarklısı. Bilgisayar teknolojileri yerine nano-teknolojiler ön planda.

Teslapunk

Steampunk’ın yandan çarklısı. Edison ampullerini de alıp gitmiş, tüm dünya Teslacı devrimin önünde diz çökmüştür. Tesla dünyayı temiz enerjinin çark ettiği muhteşem bir ütopyaya dönüştürmüş. Tertemiz mis gibi ferah elektrik ama Steampunk dizaynı içerisinde.

Splatterpunk

Bu aslında bir bilim-kurgu değil, daha çok korku alt türü. Gelişim odağı teknolojik değil. Daha çok kan ve vahşet üzerine kurulu. Fakat yine de biraz teknoloji ile karışmış Pinhead tarzı işler Splatterpunk dahilinde, bilimkurguya girebilir.

Mythpunk

Şehir fantazyasını ya da sıradan bir fantazyayı alın, üzerine biraz retrofütürizm ya da post-modernizm ekleyin. Ta taam! Mythpunk!

Elfpunk

Bir nevi mythpunk. Denisovalılar, neandertaller, homo sapienler ve de elfler. Görünüşe göre elfpunk evrimsel avantajı elflere tanıyor.

Nowpunk

Öffff… bundan nefret ediyorum. Punkları iki şekilde kategorize edebiliriz; retrofütüristik olanlar, yani dönemleri ve o dönemlerin teknolojilerini ele alanlar, bir de sırf teknoloji odaklı olanlar, örneğin Nanopunk ya da Teslapunk gibi. Nowpunk tahmin edeceğiniz üzere retrofütüristik olandır. Yani günümüzü, tıpkı 1970’leri ele alıyorcasına fütüristik temalarla yazmak Nowpunk’a girer. 11 Eylül Saldırıları’nı, IŞİD’i, 2008 Global Krizini, sosyal medyayı, yozlaşmayı, globalizmi ve günümüzdeki tüm odak noktalarını ele alıp bilimkurgu ekseninde inceliyoruz ve ortaya Nowpunk çıkıyor.

Dahası?

Bu punk listesi uzar gider efendim. Kimisi eğlenceli, kimisi sinir bozucu, kimisi de bomboş şeyler. Oldukça saygın ve de kimine göre son derece katı bir tür olan bilimkurguya böyle aparatlar renk veriyor. Tüm bu punkları boşboğazlık olsun diye yazmadım tabii… ya da bir şeyleri kategorize etme hastalığımdan da değil. Bilimkurgu yazmak isteyen, şöyle bir bakınalım belki bir ilham alırım deyip bu yazılardan birine denk gelen yazar adayına, aradığı ilhamı bir nebze de olsa sağlayabilmek istiyorum. Kulübün sloganı malum, “bilimkurgu lazer tabancalı delikanlıların metal sütyenli kızları kurtardığı ‘ucuz’ uzay filmlerden ibaret değil!” En saçma görünen konseptten dahi en derin, en ruh dolu hikayeyi çıkartabilirsiniz. İnsanın en temel özgürlüğü ne? Saçmalamak…

Dolayısıyla kendi punk türünüzü yaratabilirsiniz. Tetris‘i çok mu seviyorsunuz. O zaman Tetrispunk’ı yaratın. Nasıl mı? Tüm dünyada hayatın odağı Tetris oyununa benzer bir programda olsun. Nasıl yani? İnsanların kaderleri Tetris oyunu gibi bir düzeneğin içinde belirlensin. Ya da kozmik bir bulut-ağının içinde var olmaya çalışan insanoğlu kendi sanal kainatının ‘buglarını’ Tetris oyununa benzeyen bir düzenek sayesinde çözsün.

Mario‘yu çok mu seviyorsunuz… o zaman Tesisatçıpunk’ı yaratın. Tesisatçıların egemenliğindeki kusursuz ve esrarengiz tesisat düzeneklerinin bulunduğu bir dünya.

Etiketler: , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Rüya ve gerçeklik arasında sürüklenen bir göçebe. Uçsuz bucaksız doğum öncesi steplere ve de aklın ötesindeki uğultuya vurgun. Gizemli, eksantrik ve aykırı olana karşı varoluşunun başından beri bir çekim duyuyor. Bilincin nereye kadar sürdüğünü, nereye uzandığını ve pazartesi sabahları kavuştuğu o menhus şeklin kaynağını merak ediyor.