bilimkurgu kulubu

Bilim & Teknoloji

Tarih: 24 Aralık 2018 | Yazar: Pedram Türkoğlu

0

Süpernovalar Kitlesel Yok Oluşlara Neden Olabilir!

Uzun yıllardır bilim insanları, süpernovaların üzerinde konakladığımız gezegene etkilerini araştırıyorlar. Geçtiğimiz günlerde bu konuda oldukça ilginç bir makale yayımlandı. Söz konusu makaleye göre 2.6 milyon önce yaklaşık 150 ışık yılı uzaklıkta gerçekleşen bir/birkaç süpernovanın iyonize radyasyon etkisi, o dönem yaşamış 18 metrelik megalodon (Carcharocles megalodon) gibi büyük deniz canlılarının neslinin yok olmasına etki etmiş olabilir!

O dönem gerçekleşen kütlesel yok oluşun adı Pliyosen-Pleyistosen Yok Oluşu, ya da diğer bir adı ile Pliyosen deniz megafauna yok oluşudur. İşte deniz faunasındaki bu değişimin yıldız ölümlerine bağlı olması düşük de olsa muhtemeldir. Elbette megalodon gibi hayvanların soylarının tükenmesini açıklayan çeşitli görüşler mevcut. Fakat bu hipotez astronomik bir olayı baz alıyor. Sonuçta hayat veren yıldızlar, ölüm de getirebilir…

Megalodonun büyük beyaz köpekbalığı görünüşünden ziyade büyük camgöz veya kaplan kum köpekbalığı gibi daha hantal bir dış görünüşte olduğu düşünülüyor.

Ters-kare yasasına göre Dünya’ya olan uzaklıklarına bağlı olarak süpernovaların etkileri de değişir. Bu yasa diyor ki; herhangi bir fiziksel şiddet, kendi kaynağından uzaklaştıkça, karesi ile ters orantılı olarak azalır. Bu yüzden binlerce ışık yılı ile yüzlerce ışık yılı arasında muazzam bir fark olacaktır. Dolayısıyla süpernovalardan salınan bir gamma radyasyonunun ölümcül hasar verebilmesi için en azından 30 ışık yılı uzaklıkta olması gerektiği düşünülüyor. Fakat bu çalışma, konuya farklı bir mekanizma getiriyor. Yapılan araştırmada 150 ışık yılı uzaklıkta gözlenen bir nebulanın, 2.6 milyon yıl önce patladığı hesaplandı. Patlama ardından müon adı verilen parçacıkların neden olduğu bombardımanın gezegendeki kozmik soykırıma neden olduğu öngörülüyor.

Ayrıca bir yıldızın süpernova olarak patlayabilmesi için kütlesinin Güneş’in en az 8-15 katı olması gerekiyor ki kırmızı dev döneminden sonra çekirdeği kütleyi kaldıramasın ve ani bir deşarj ile “patlayarak” küçülebilsin. Aynı zamanda “çekirdek çökmeli süpernova” ve “termonükleer süpernova” olmak üzere en azından iki tip süpernova var, fakat konumuz değil. Ayrıca süpernovalardan kat kat daha güçlü olan hipernovalar çok daha büyük etki yaratır. Sadece 1 hipernova, Güneş’in 10 milyar yılda yaydığı enerjinin binlerce, hatta milyonlarca kat daha fazlasını patladığı anda yayar.

Süpernova illüstrasyonu.

Bu hipotezi destekleyen bulgular sadece astronomik değil, aynı zamanda jeolojik kanıtlar da mevcut. Öyle ki 2.6 milyon yıllık kayaçlarda demir-60 izotopları ölçüldü. Kısaca izotop demek, nötron sayısı değişmiş atom demek. Dünya’daki çoğu demir, demir-56 formundadır. Yani içerisinde 26 proton ve 30 nötron vardır. Bu demir-56 da radyoaktiftir değildir ve çekirdeği stabil olduğu için yarı ömrü uzundur. Fakat Dünya’da aynı zamanda demir-60 da bulunur. Demir-60’ın içerisinde 26 proton ve 34 nötron vardır. Radyoaktiftir ve gezegenin oluşumundan itibaren yaklaşık 2.6 milyon yılda yarı ömrü azaldığı için kobalt-60’a, 5 yıl sonra da nikel-60’a dönüşür. Genelde astronomik olaylar dahil olmak üzere çeşitli durumlarda demir-60’ın grafiği pik yapmaktadır. Görülüyor ki 2.6 milyon yıl önce pik yapıyor. Dolayısıyla demir-60 seviyesini o denli artıracak en belirgin parametre, eksik bir yapboz parçası gibi oturan süpernova olacaktır.

Bilindiği kadarıyla süpernova etkisi ile demir-60 oranında artış yaşanması da bu hipotezi desteklemektedir. Sonuçta demir-60 radyoaktiftir, evet. Fakat ölümcül değildir. Dolayısıyla başka bir şey olmalı? Süpernova kendisi ile birlikte sadece demir-60 ve diğer ağır elementler getirmedi. Aynı zamanda müon denilen ağır elektron benzeri parçacıkları da getirdi. Hatta müonlar her saniye nötrinolar gibi içimizden geçiyorlar! Fakat o dönem Dünya, süpernova nedeniyle ile salınan milyonlarcasının bombardımanına maruz kalmış olabilir. Söz konusu 1/2 spinli atomaltı parçacık, elektrona benzer yüke ve daha yüksek kütleye sahip bir temel parçacık. Bu da yüzey alanı geniş olan hayvanlar için fatal iyonize radyasyon demektir. Dolayısıyla mutasyon ve kanser riski de bu canlılarda fazlasıyla artmış olacaktır.

Demir-60’ın radyoizotop grafisi.

Öte yandan tahmin ettiğiniz gibi megalodon gibi hayvanların yok olması jeolojik süreçlerle de açıklanabiliyor. Örneğin Buz Devri’ne girerken okyanusların soğuması ve su seviyesinin azalmasından ötürü av hayvanlarının yok olması gibi. Yine de bu astronomik ve jeolojik kanıtları görmezden gelemeyiz.

Süpernovaların yok oluşa sebebiyet verdiğini gösteren tek çalışma bu değil. Aynı zamanda 2002’de yapılan bir çalışmaya göre 130 ışık yılı uzakta lokal kümede gerçekleşen bir süpernova nedeniyle ozon tabakası zarar görmüş ve Güneş’ten gelen morötesi (ultraviyole) ışınım etkisi ile deniz faunasındaki ufak canlılar yok olmuş olabilir. Bu durumun ardından besin zincirinin etkilenmesinden ötürü avcı hayvanlar da yok olmuş olabilir. Sonuçta bu iki senaryo ve daha fazlası birlikte gerçekleşmiş olabilir!

Kaynak: Evrim Ağacı

Etiketler: , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bilim ve bilimkurgu tutkusu olan hayalperest bir Homo sapiens universalis. Aynı zamanda gerçeği aramanın, onu elde etmekten daha kıymetli olduğunu benimseyen skeptik bir tıp öğrencisi. Kırmızı hapı almak isterken yanlışlıkla mavi hapı almış. 1,5 yaşında konuşmayı öğrendikten sonra 3 yaşında unutmuş. Bu yüzden sadece yazıyor...