bilimkurgu kulubu

Bilim & Teknoloji Evrensel Temel Gelir

Tarih: 7 Eylül 2017 | Yazar: Emre Yorgancıgil

0

Otomatik Kasa ve Evrensel Temel Gelir

Süpermarketteyim, alışverişimi bitirdim ve kasaya yöneldim. Çok fazla kuyruk var, bekliyorum. Görevli kadın, bir teklifte bulunuyor: “Beklemek istemiyorsanız, otomatik kasaya geçebilirsiniz…”

Merakla otomatik kasaya doğru yöneliyorum. Sesli talimatlar eşliğinde ürünlerimi okutuyor ve ödemeyi yapıyorum. Elimde poşetlerle birlikte çıkarken, şu anda markette 6 otomatik kasaya karşılık sadece 4 kasiyerli normal kasa kaldığını fark ediyorum. Bir ekran, tartı ve kart okuyucudan ibaret bir otomatik kasa sistemiyle bütün işimi halledebildiysem eğer, kasiyerlere ne gerek var? Ve daha önemlisi, işsiz kalan kasiyerler ne yapacak?

otomatik kasa

İnsanlık tarihinin çok uzun bir bölümü boyunca, ihtiyacımız olan gıdayı üretmek zorundaydık. Avcılık ve toplayıcılık çağında nüfusun tamamı, günlük yaşamının neredeyse yarısını beslenmesine yetecek kadar yiyecek bulmak için harcıyordu. Tüm gün av peşinde koştuktan sonra, anca birkaç gün yetecek kadar yiyeceğe sahip olabiliyorduk, sonra da av döngüsünü tekrar başlatmaya mecbur kalıyorduk. Tarım devriminin ardından yerleşik uygarlığa geçmemiz, çoğu insan açısından yaşam kalitesini düzeltmeye yetmedi.

Nüfusun çok küçük bir kısmını oluşturan ayrıcalıklı yönetici sınıflar haricinde, bütün insanlar basit birer çiftçiydi ve kendi besinlerini yetiştirmek zorundaydı. Bütün bir aile zamanının büyük bölümünü tarlalarında geçiriyor ve kış boyunca yetecek kadar yiyecek biriktirebilmek için uğraşıyorlardı. İlkel tekniklerin değişen çevre koşullarına karşı yetersiz kalması sebebiyle, yetiştirdikleri ürün anca kendi ihtiyaçlarını karşılayabiliyordu. Bütün bu insanlar, hayat kalitelerini yükseltmek ve boş zaman yaratabilmek için yüzlerce yıl beklemek zorunda kalacaklardı…

18. yüzyılın sonunda Buhar Makinesi’nin icadı, Sanayi Devriminin ilk adımıydı. Yüzlerce işçinin yapabildiği işi buhar makineli birkaç sistem, çok daha hızlı şekilde yapabiliyordu. Büyük fabrikalar kuruldu, yeni endüstri kolları doğdu. Bütün bu gelişmeler, çalışanların yaşam kalitesini düzeltmedi. Makineleşmeyle artan üretim, çok daha fazla sermaye birikimini sağladı. İnsanlar fabrikaların olduğu şehirlere göç ettikçe, tarımsal nüfus azaldı. 20. yüzyıl boyunca da endüstrileşme hızla devam etti. Artan teknolojik imkanlar sayesinde birçok yeni iş kolu kuruldu, yeni fabrikalar açıldı. Ve tüketimle üretim birlikte arttığı sürece, her zaman yeni sektörlerde çalışacak insanlara ihtiyaç oldu.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, Sanayi Devrimi yeni bir safhaya girdi. Bilgisayar kontrollü Otomasyon sistemleri geliştirildi, yıllar içinde fabrikalarda yaygınlaştı. Giderek daha az işçiye ihtiyaç duyulurken, makinelerin daha fazla üretim yapabilmesi mümkün oldu. Üretim maliyetleri düştükçe şirketler daha çok kar etti ve otomasyon sistemlerine daha çok yatırım yaptı. Sanayi sektöründeki otomasyon, ilerleyerek devam edecek gibi görünüyor. Peki ya diğer sektörler bilgisayar kontrollü otomasyon sistemlerinden nasıl etkilenecek?

Robotlar Bizi İşsiz mi Bırakacak?

robot ve issizlik

2013 tarihli “İstihdamın Geleceği” raporu, ABD’deki mevcut mesleklerin ve iş kollarının gelecekteki durumunu ele alıyor. Rapora göre, 2033 yılında kasiyerlerin %97’si, garsonların %94’ü, fırıncıların %89’u, marangozların %72’si işlerini bilgisayar destekli otomasyon sistemlerine kaptırabilir. Hepsi işlerini bir günde kaybetmeyecek ama, artan teknolojik imkanlar ve yatırımlar bu doğrultuda devam ettiği sürece, bu son kaçınılmaz olacak. Önce kol ve beden gücüne dayalı işler makineler tarafından devralınacak. Teknik bilgi ve deneyim gerektiren işler biraz daha dayansa da, makine öğrenmesi ve nesnelerin interneti, er geç insandan daha üstün işler çıkaracak.Toplumun makineleşmeye tepkisi ilk başlarda olumsuz olabilir. Ancak tarım ve sanayi devrimlerine geçiş süreçleri gibi, bu yeni teknolojilerin de yaygınlaşması kaçınılmaz. Bilgisayar-makineleşme temelli üretim ilişkileri, uygarlık tarihinde daha önce de olduğu gibi yeni bir toplumsal yapıyı doğuracaktır. Biz aletleri yarattık, sonra da aletler bizi.

Yapılması gereken bir iş ya da üretilmesi gereken bir ürün var. İnsan da yapabilir, makine de. Ama makine daha az maliyetle, daha hızlı şekilde, daha üstün nitelikli üretim yapıyor. O zaman neden ısrarla bu işi insana yaptırayım? Sadece işçi, kasiyer, bekçi gibi ilk aklınıza gelenler değil, çok daha fazla meslek tehdit altında. Bilgisayar sistemleri nesnelerin interneti denilen tek bir ağa bağlanıyor ve sürekli yeni durumlara karşı ne yapmaları gerektiğini öğreniyorlar. Mühendisler, mimarlar, bankacılar, doktorlar… Bir gün hepimizin işini robotlar yapacak. Peki mesleklerini kaybetmiş bunca insan ne yapacak, nasıl geçinecek? İşsiz kalan milyonlar, toplumsal düzenin alt üst olmasına sebep olmaz mı? Bozulan düzen, savaşlara yol açabilir. Savaşlar da uygarlığımızı yok eder. O zaman makineleşmenin ve artan nitelikteki üretimin hiçbir anlamı kalmaz. Yani bilgisayarların ve robotların iş gücüne katılması, bizi yok oluşa sürükleyecek bir döngüyü başlatacak?

Hayır, İyimser Olmalıyız

otomasyon

Son birkaç yılda, Evrensel Temel Gelir kavramı daha sık tartışılmaya başlandı. Hiçbir şart gözetmeksizin bütün insanların sahip olacağı bu gelir, beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak. Yani düzenli bir işte çalışmasa ve maaşı olmasa bile, bir insan yaşamasına yetecek imkanlara sahip olacak. Dünyadaki 7 milyar insana, böyle bir gelir sağlamak mümkün mü? Elon Musk ve Mark Zuckerberg gibi yenilikçi iş adamlarının sık sık dile getirdiği “Evrensel Temel Gelir” kavramı, birçok yetkin ekonomist tarafından da destekleniyor. Ekonomistler, işlerini kaybetmelerinin ardından ailevi ve sosyal yıkım yaşayabilecek bireyleri hedef gösteriyor. Devlet tarafından sağlanacak karşılıksız Temel Gelir sayesinde, çaresiz bireyler suça bulaşmadan yaşamlarını onurlu bir şekilde sürdürebilir ve gelecekte iş bulmak için planlamalar yapabilir.

Finlandiya’da 2 bin işsiz bireye 2 yıl boyunca 560 euro (2270 TL) sağlanmasıyla yapılan çalışmada, işsiz bireylerin yaşam kalitelerinin belirgin ölçüde arttığı görüldü. 2 yılın sonunda birçok işsiz tekrar iş bulmayı başarırken, işsiz kaldıkları sürede ciddi bir ailesel ve sosyal problemle karşılaşmadılar. Eğer Temel Gelir sağlanmasaydı, suça bulaşmak dahil çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalacak ve belki de bir daha hiç iş bulamayacaklardı.

Evrensel Temel Gelir

Düşük nüfuslu bir refah devleti olan Finlandiya örneği, kulağa ütopik gelebilir. Ancak sadece Google, Facebook, Apple gibi internet ve elektronik firmalarının kazandığı milyarlarca doların küçük bir kısmıyla, milyonlarca işsize Temel Gelir sağlanabilir. İşsizlere gelir demek, toplumsal huzurun devam etmesi demek. Ancak bu şekilde ekonomisi ayakta kalabilir.

Artan otomasyondan korkmaya hiç gerek yok. Bırakalım da sıradan işleri robotlar yapsın. Robotların verimli üretimi, sermaye birikimini arttırsın. Biz de o sermayeyi, artık çalışmak zorunda kalmayan insanlara dağıtalım. Günümüzün anlayışıyla “işsiz” kalan insanlar da, elde ettikleri gelirle hayatlarını düzene soksun. Daha çok kazanmak isteyen, yeteneklerini geliştirsin ve daha nitelikli işler bulsun. Rahatına düşkün arkadaşlar da günlerini spor yaparak, maç izleyerek, kahvede sosyalleşerek geçirebilir. İşsiz kalıp kavga etmeye ne gerek var, robotlar bizim yerimize çalışıp bize bakabilir.

Kaynakça ve İleri Okumalar

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Sinirbilim öğrencisi, 21.YY insanı olmaya çabalıyor. Varoluşun gerçekliğinden ilham alıyor, yansıtılanları kağıda dökmeye çalışıyor. Okuyor, geziyor, insanları tanıyor. Yaşadığı zamana Tanık olmak istiyor