Mars One Projesi’ne Bir Bakış

Geçmişte Mars’lıların bir gün gelip Dünya’yı işgal edecekleri korkusunu yaşıyorduk; ama artık biliyoruz ki, Mars‘ta ileri teknolojiye sahip olduğunu zannettiğimiz komşularımız oturmuyor. Yine de Mars bizim için cazibesini yitirmiş değil. Bir çoğumuz gelecekte Mars’ta insan kolonisi kurulacağına inanıyorken; Mars One da tam olarak Mars’ta insan kolonisi kurmak amacı ile kurulmuş kar amacı gütmeyen bir vakıf olarak karşımıza çıkıyor. Vakfın misyonu, insanlığın uzayda koloniler kurma hayali için ilk adımı atmak ve Mars’ta insan kolonisi kurma hayalini gerçekleştirmek. Vakıf bugünün teknolojisi ile Mars’ta insan kolonisi kurmanın mümkün olduğunu ve Mars’ın 2025 yılında Dünya’lı göçmenlere ev sahipliği yapmaya başlayacağını iddia ediyor.

Mars One Vakfı, 2011 yılında Hollandalı girişimci Bas Lansdorp önderliğinde kuruldu. Bas Lansdorp’un 2003 yılında Twente Üniversitesi‘ndeki master çalışmasının Mars’ta ilk insan kolonisi kurmak üzerine olmasının, projenin ortaya çıkmasında büyük bir payı olsa gerek. Lansdorp çalışmasında Mars’a koloni kurmak için gerekli teknik donanımların yanı sıra “kolonileşmeyi bir iş modeli haline getirebilir miyiz” sorusunun cevaplarını araştırmış. Lansdorp, bu proje için varını yoğunu satmış mıdır bilmiyoruz, ancak beş yıldır sahibi olduğu rüzgar enerjileri şirketini sattığını ve üniversitedeki görevini bıraktığını biliyoruz. Vakıf, 2011 yılından 2013 yılına kadar Mars’ta koloni kurmanın mümkün olup olmadığı konusunda dünyanın her yanından uzay ve havacılık şirketleri ile görüştüğünü, bilim insanlarının fikirlerine başvurduğunu ve hali hazırda var olan teknolojiyi kullanarak Mars’ta insan yaşamının mümkün olduğu noktasında pek çok şirketin desteğini aldığını söylüyor. Dilerseniz Mars One Vakfı’nın Mars’ta kolonileşmek için geliştirdiği plana hep birlikte bir göz atalım:

mars-one-colony-2023

Simulasyon Merkezleri: Astronot adaylarının, Mars yolculuklarına kadar Dünya’da eğitileceği ve Mars’taki kalıcı evlerine hazırlanacakları, başka bir deyişle, Mars yaşamlarının provalarını yapmaları için tasarlanmış merkezlerdir.

Yaşam Üniteleri: Mars’ta kurulacak yaşam ünitelerinin içleri hava ile doldurulmuş olacak. Astronotlara Mars’ta kuracakları evlerini inşa edene dek gerekli barınak, teknik ve elektrik ekipmanları içerecek olan bu üniteler, içlerinde astronotlar için duş ve mutfak alanına sahip olacak şekilde tasarlanmıştır.

Yaşam Destek Üniteleri: Projenin belki en önemli elemanlarından olan Yaşam Destek Üniteleri ekstra teknolojilerle donatılmış olacak, Mars ortamında astronotlar için yaşanabilir bir çevre oluşturmaya yardım edecek. Bu üniteler, güneş panelleri ile elektrik enerjisi üretecek, suya sahip Mars toprağından içilebilir su elde edecek, elde ettiği suyun bir kısmını oksijen sağlamak için kullanacak. Yaşam Destek Üniteleri, bir tüple yaşam ünitesine bağlı olup burada oksijen, azot ve argondan oluşan solunabilir bir atmosfer oluşturacak. Ünite, azot ve argon gazlarını Mars atmosferinden temin edecektir. Mars’ta yiyecek üretmek amacıyla kurulacak seralar için su ihtiyacı da yine bu ünite tarafından sağlanmış olacak.

Mars Elbiseleri: Mars atmosferindeki hava basıncı, nefes alıp verebilmek için yeterli değildir. Kaldı ki; yeterli basınç olsaydı bile Mars’ta, karbondioksit oranı çok yüksek ve oksijen oranı düşük olduğundan yine de solunum gerçekleşemeyecektir. Mars’ın sahip olduğu ince atmosfer tabakası Güneş ve uzaydan gelen zararlı radyasyonları engellese bile Mars’ta Dünya’dakine oranla radyasyon oranı daha yüksektir. İşte bu sebeplerden dolayı, Astronotların Mars atmosferine çıktıklarında, özel olarak tasarlanmış, Mars elbiselerini giymeleri zorunlu olacaktır. Buna paralel olarak, Mars One Vakfı da Mars elbiselerinin ve yaşam ünitelerinin bu radyasyon ve olası ısı değişimlerini dikkate alarak tasarlanacağının sık sık altını çizmektedir. Mars elbiselerinin Ay’da giyilen astronot elbiselerine göre daha hafif ve daha kullanışlı olması öngörülüyor.

Astronaut on edge of Martian crater

İnsansız Uzay Araçları: Planlara göre 2020 yılında, Mars’a iki adet insansız uzay aracı gönderilecek. Araçlardan biri Mars’ta koloni için hem en uygun yerleşim bölgesini tespit edecek, hem de diğer araçla birlikte yaşam üniteleri, gerekli ekipmanın taşınması ve kurulmasında görevli olacaktır.

Uzay Gemisi: Astronotları Mars’a götürecek bu gemi, Mars’a iniş kapsülü ve yaklaşık 7 ay sürecek yolculuk için konforlu bir yaşam alanı olmak üzere iki kısımdan oluşacak. İniş kapsülü, mürettebatın yanı sıra Mars’ta kulanılacak yaşam destek üniteleri, güneş panelleri, ulaşım araçları, yiyecek vb. taşıyacak şekilde tasarlanacaktır. Gemi Mars yörüngesine ulaştığında bu iki kısım birbirinden ayrılarak, yaşam alanı kısmı uzay boşluğuna terk edilecek ve iniş kapsülü kısmı Mars’ın yüzeyine inecek şekilde hareketine devam edecektir.

İletişim: Mars ve Dünya arasında kurulacak iletişim, biri Dünya yörüngesine, diğeri Mars yörüngesine yerleştirilecek iki uydu tarafından sağlanacaktır. Uyduların yanı sıra, Dünya’da bir iletişim istasyonu kurulacaktır. İlk uydu 2018 yılında, ikinci uydu ise 2020 yılında hazır olacak. Uydular arası uzaklık farkından dolayı iletişimin 3 ila 22 dakika gecikmeli olarak gerçekleşmesi öngörüldüğünden telefon veya yüzyüze görüşme Mars astronotları için günümüz şartlarında pratik bir iletişim aracı olamayacaktır. Ancak; astronotlar dilediklerinde Dünya’ya sınırsız sayıda sesli ve görüntülü mesaj gönderip alabilecekler, internet erişimleri sınırlı da olsa sağlanabilecektir. Astronotların günlük yaşamları ise yine bu uydular yardımı ile TV ve internetten izlenebilir olacaktır.

mars_one_by_markascott-d5ok8gy

Mars One Projesi’nin açıkladığı plana göre 2022 yılında iki yaşam ünitesi, iki yaşam destek ünitesi ve iki tedarik ünitesi Mars’a gönderilecek. 2023 yılında gönderilen bu kargo üniteleri insansız uzay araçları tarafından kurularak sürekli kontrolleri gerçekleştirilecek. 2024 yılında Mars’a gidecek ilk dört kişilik mürettebat Mars yolculuğuna başlayacak. Mürettebat’ın Mars’a ulaşıp, yerleşmesi 2025 yılında gerçekleşecek. Sonrasında her iki yılda bir dört kişiden oluşan yeni bir takım Mars’a gönderilmeye devam edecek.

Mars’a gönderilecek astronotların seçim sürecinin birinci etabı Ağustos 2013’te tamamlanmıştır. Başvurular online olarak yapılmış ve 200.000’i aşkın insan Dünya’ya geri dönmemek üzere Mars’a gitmek için başvuruda bulunmuştur. Başvurular arasından 1.000 kişi ikinci etap’a geçmeye hak kazanmıştır. İkinci etaba geçenler arasında dördü kadın, altı Türk bulunduğu da söylenenler arasında… Toplamda dört etaptan oluşacak eleme sürecinde; etaplar tamamlandığında dörder kişilik ekipler halinde takımlar oluşturulacak ve takımların eğitimlerine 2015 yılında başlanacak. Eğitimler teknik, bireysel ve grup çalışmaları şeklinde gerçekleştirilecek ve 2024 yılına kadar sürecektir. Dört kişilik takımdan en az iki kişi teknik sorunları tespit ve tamir konusunda, en az iki kişi tıbbi konularda, en az birer kişi Mars jeolojisi, uzay yaşamı biyolojisi ve exobiyoloji konularında uzman olarak eğitilecek. Fizyoterapi, psikoloji ve elektronik konular yine her grupta dört astronot tarafından paylaşılacak. Mars’ta insan sayısı arttıkça insanların belirli konularda uzmanlaşması da artacağından dolayı bu eğitim süreleri kısalacaktır. Eğitimlerin sonunda ilk astronotlar Mars’a ulaştıklarında orada kendi yaşam alanlarını kurmaları, onu süslemeleri, yaşam için gerekli olan bütün ekipmanların düzenli bakımlarını yapmaları, Mars üzerine araştırma gerçekleştirmeleri, sera veya Mars ortamında bitki ve ağaç yetiştirebilmeleri, yiyecek elde edebilmeleri konusunda hazır hale gelecekler. Onları Mars’ta yoğun bir iş temposu bekliyor olacak.

Özetle, Mars One Projesi, enerji, hava, su ve yiyecek ihtiyaçlarını Mars’ın doğal kaynaklarından karşılayacağı için sürdürülebilir bir proje olarak gözükmektedir. Yaşam için gerekli olan oksijen ve su Mars toprağından, enerji güneş enerjisinden, yiyecek ihtiyacı ise Mars’ta kurulacak seralardan karşılanacaktır. Ayrıca, yeni yaşam alanları kurmak için gerekli tüm ekipman ve yaşamlarını kolaylaştırıcı ürün ve eşyalar elde edebilmeleri için plastik üreten bir makine de astronotlara verilecektir.

shotsofawe--0095--mars-one-round-two-astronaut-selection-begins--large.thumb

“Mars’ta üreme” konusuna değinecek olursak, iki sebepten dolayı ilk astronotların Mars’ta çocuk sahibi olmalarına maalesef izin verilmiyor olacak. Bunlardan birincisi; Mars koşullarının bir çocuğun yaşaması için henüz uygun koşullarda olmayışı ve tıbbi yardımların sınırlı olması; ikincisi ise Mars’ın düşük yerçekiminin bir fetüsün normal bir şekilde büyümesine elverişli bir ortam oluşturup oluşturmayacağının henüz bilinmemesidir. Uzun vadede Mars’ta doğru ve başarılı bir yerleşim kurulabildiği takdirde astronotların çocuk sahibi olabilmesi için gerekli çalışmalar Mars One projesi’nin ilk görevleri arasında olacaktır.

Biraz da değirmenin suyuna göz atalım; Mars-One projesinin finansal altyapısının temeli; bağışlar, sponsorluk, medya ve telif gelirleri vb. olarak düşünülmüş. Hergün Mars One Vakfı’na dünyanın her yerinden bağış veya alışveriş yoluyla gelir toplanmaktadır. Bu gelirler belirli periyotlarla Mars One Vakfı‘nın resmi web sayfasında ülke bazında açıklanmaktadır. Gelir tablosu sıralamasında 100 ülke arasında Amerika Birleşik Devletleri açık ara birinci sırada bulunurken, Türkiye 39. sırada yer almasına rağmen bağış miktarının oldukça düşük olduğu söylenebilir. Mars One Vakfı, Mars’a ilk yolculuk için 6 Milyar Dolar, sonraki her yolculuğun tamamlanması için 4 Milyar Dolar bütçe öngörmekteyken günümüze kadar bağışlar yoluyla elde edilen miktar sadece 633.440 Dolar’dır! Gerekli bütçenin önemli bir kısmının medya gelirlerinden elde edileceği öngörülse de Mars One Vakfı küçük ya da büyük her bağışa ihtiyacı olduğunu belirtmektedir. Bağışlar ve Projeye ilişkin daha detaylı bilgi almak için Mars One Projesi’nin resmi web sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

747a547117b0100b01a2dd3d1a444f32

Projeye Yönelik Eleştiriler

Mars One Projesi ortaya çıktığı günden bu yana dünya gündeminden düşmüyor. Kuşkusuz bu durumda, tüm insanlığın ilgisini çeken bir girişim olmasının da etkisi büyük. Elbette insanoğlunun Dünya’dan başka bir gezegende yaşayabileceği fikrinin bu denli heyecan yaratması gayet doğal. Zira söz konusu proje, bugüne dek bilimkurgunun tekelinde olan bir hayali hayata geçirebileceği iddiasıyla ortaya çıktı ve beklenildiği üzere küresel anlamda ses getirmeyi de başardı. Tüm bunlara rağmen projeye yönelik ciddi eleştiriler de geldi ve hâlâ da gelmeye devam ediyor. Bu eleştirilerin bir kısmı vakfın popülist tutumuyla ilgili. Bilimsel ağırlığa sahip olması gereken böyle bir projeyi televizyon şovuna çevirme gayreti, gerek vakfın ve gerekse de projenin ciddiyetine gölge düşürür nitelikte. Üstelik buradaki “Televizyon şovu” ibaresini bir benzetme olarak da algılamayın. Gerçekten de vakıf, BBG tarzı bir televizyon programının yapılacağını açıkladı. Bu programda kolonistlerin gündelik yaşamlarının, 24 saat boyunca canlı olarak yayınlanması planlanıyor.

Projeye yönelik bir başka eleştiri de vakfın ekonomik amacıyla ilgili. Zira vakfın bilimsel bir amaçtan ziyade ekonomik çıkar peşinde olduğu iddia ediliyor. Evet belki Mars One Vakfı ticari bir işletme olmayabilir, ancak ticari bir işletme olan Interplanetary Media Group’un çoğunluk hisselerini elinde tutuyor. Interplanetary Media Group’unsa bu proje için gerekli parayı ve hatta daha da fazlasını elde etme hesapları yapması şaşırtıcı olmayacaktır. Ayrıca projeye yatırım yapan şirketlerin pek tanınmamış olmaları, “sermayeyi büyütmek için internet üzerinden aldatıcı bir pazarlama ve para toplama kampanyası mı yürütülüyor” sorularına yol açmaktadır. Birkaç yıl sonra “Bütçeyi denkleştiremiyoruz, vazgeçtik veya yolculuğu belirsiz bir tarihe erteledik” denirse, toplanan paralar geri iade edilecek mi bilinmiyor.

Reality-show

Kolonistlerin sağlığı da bir başka eleştiriye konu olmaktadır. Uzmanlar, ıssız bir gezegende yaşamanın insan psikolojisinde derin sarsıntılara neden olabileceğine dikkat çekmektedirler. Ama belki de bundan daha tehlikeli olan şey kemik erimesi sorunudur. İnsan vücudu yerçekimsiz ortamda ayda %2 kemik kaybına uğruyor. Bu da 7 aylık Mars yolculuğunda %14 kemik kaybı demek. Nitekim Uluslararası Uzay İstasyonu‘nda 7 ay kaldıktan sonra Dünya’ya geri dönen bazı astronotlar, haftalarca süren egzersiz programına rağmen kemik kaybını tümüyle telafi edemiyor ve kemik kütlesinin bir kısmını kalıcı olarak kaybediyor. Bu yüzden, Dünya’nın yüzde 38’i kadar güçlü bir çekime sahip olan Mars’ta birkaç yıl kalan insanların bir şekilde Dünya’ya dönseler dahi burada yaşamaları mümkün görünmüyor. Sorunlar bununla da bitmiyor. Mars’taki kolonistlerin kuru ve düşük basınçlı klima havasından sonra, tekrar ağır ve rutubetli Dünya havasını solumaları fizyolojik sıkıntılara neden olacaktır. Tüm bu nedenlerden dolayı; gelecekte geliştireceğimiz ve insanların kemik kaybına uğramasını önleyecek veya düşük basınçlı atmosfer solumasını sağlayacak olan genetik tedavi yöntemlerini hesaba katmazsak, Mars’a gidenlerin tekrar Dünya’da yaşayabilmeleri neredeyse imkansız.

Yazının başında da ayrıntılı olarak açıkladığımız proje planı, kağıt üzerinde mümkün gibi görünse de, bu planın uygulanabilirliği ve işleyişi konusunda çok fazla endişe bulunmaktadır. Kolonistlerin eğitimi, ortaya çıkabilecek teknik sorunlara müdahale edecek kişi ya da kişilerin yeterlilik düzeyleri gibi diğer başka hususlar da akla takılanlar arasında. Hatta projenin tamamen bir aldatmacadan ibaret olduğunu savunanlar da var. Biz bu yazıda, ortaya atılan bir projenin ayrıntılarını ve bu projeye yönelik eleştirileri ilginize sunarak, objektif bir bakış açısı geliştirmenize yardımcı olmaya çalıştık. Zaman neler gösterir, olaylar ne şekilde seyreder henüz bilemiyoruz; ancak projeyi yakından takip etmeyi sürdürüyoruz. İnsanoğlu bir gün elbette Mars’a ayak basacak ve orada yerleşkeler kuracaktır. Bunun ne zaman gerçekleşeceğini ise her zaman olduğu gibi yine zaman gösterecektir.

Hazırlayan: Emine Serezli ve İsmail Yamanol

Yazar: İsmail Yamanol

Amatör bir düş gezgini, saplantılı bir bilimkurgu hayranı. Kuruculuğunu ve genel yayın yönetmenliğini üstelendiği Bilimkurgu Kulübü'nde at koşturmayı sürdürüyor.

İlginizi Çekebilir

gezegen astronot 2

Keşfedilen Yeni Gezegenler Bilimkurguyu da Dönüştürüyor

St. Andrews Üniversitesi’nden araştırmacıların yeni bir çalışmasına göre, 1995’te Güneş benzeri bir yıldızın etrafında dönen …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin