bilimkurgu kulubu

Bilim & Teknoloji

Tarih: 15 Haziran 2020 | Yazar: İnanç Kaya

0

Dünyanın En Tehlikeli Adalarından Biri: Riems

Riems, bir Alman adası. 1900’lü yıllara kadar halka açık turistik bir adaydı. Şu an ise dünyanın en tehlikeli 10 adasından biri konumunda. Baltık Denizi’nde bulunan adanın güvenlik seviyesi en yüksek seviye olan 4’te. Yüksek duvarlar ve tel örgüler ile korunuyor. Adayı bu kadar tehlikeli yapan ise 1910 yılında Robert Koch‘un öğrencisi Friedrich Loeffler tarafından virüslerin incelenmesi için kullanılmaya başlanmış olması. Daha sonraki süreçte de Riems Adası’nda birçok virüs depolanarak incelendi. Bu virüsler o kadar tehlikeli ki, yanlış ellere geçtiğinde milyonlarca insanı ve hayvanı öldürebilir; hatta global ölçüde salgınlara sebep olabilir.

Bugüne kadar adadaki araştırmalar, ölümcül hayvan hastalıkları ile Sars, Ebola veya Kırım-Kongo kanamalı ateşi üzerinde yürütülmekteydi. Şimdiyse tüm bunlara bir de koronavirüs araştırmaları eklendi. Riems Adası, dünyadaki en eski virolojik araştırma tesisine ev sahipliği yapıyor. Almanya Federal hükumeti, koronavirüs araştırması dahil adada en tehlikeli virüs ve bakterileri araştırmak için gereken 89 laboratuvar ve 163 ahıra toplamda 300 milyon avro yatırım yaptı. Şu an bilim insanları, Riems Adası’nda koronavirüsün tedavisi için hummalı bir çalışma yürütüyor.

Virüsü daha iyi anlayabilmek, laboratuvarda yakından gözlemleyebilmek ve sonuçta insanlar üzerindeki aşı ve ilaçları test edebilmek için deneylere uygun hayvanlara ihtiyaç duyuluyor. Denek hayvan arayışındaki en büyük kriter, insan enfeksiyonunu yansıtan, aynı semptomları gösteren türler üzerinde yoğunlaşıyor. Tüm test serilerinin değerlendirilmesi Mayıs başında tamamlandı. Buna göre tavuklar ve domuzlar deney hayvanı olarak uygun bulunmadı. Testlerde meyve yarasalarının ve yaban gelinciğinin virüse karşı oldukça hassas olduğu gözlemlendi. Friedrich Loeffler Enstitüsü sözcüsü, “Bu iki hayvan haricinde öteki denek hayvanlarının virüsü tıpkı insanlar gibi esas olarak solunum yolunun üst bölgelerinde çoğalttığını, ancak hastalık belirtisi göstermediklerini,” dile getiriyor. Gelinciklerin özellikle laboratuvar hayvanları olarak en uygunu olduğunu ifade ediyor.

Koronavirüs ile ilgili araştırmalarda gelincikler, bilim insanları için özellikle uygun laboratuvar hayvanları hüviyetinde. Çünkü meyve yarasalarından daha kolay elde edilebiliyorlar. Ayrıca gelincikler, özellikle grip virüsleri araştırmalarında insanlar için iyi bir model. Araştırma enstitüsüne göre, yaban gelinciği SARS-CoV-2 virüsüyle kolayca enfekte olabiliyor, virüsü çoğaltabiliyor ve aynı türün üyelerine iletebiliyor. Elbette araştırmalarda hayvan deneklerin kullanılmasından rahatsızlık duyulabilir. Bunun etik boyutu herkes tarafından zaten tartışılıyor. Ancak tüm dünyada insan yaşamını tehdit eden bu tip ölümcül hastalıklara tedavi bulabilmek amacıyla denek hayvanların kullanılması bir nebze anlaşılabilir. Prof. R. Ryder’ın da dediği gibi: “Bilimsel seviyede deney, hayvanlarla insanlar arasındaki benzerlik üzerine kuruludur. Ahlaki zeminde ise bu deneyler, aralarındaki farklara dayanılarak haklı gösterilir.”

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Dünyalı...