ay'da yaşam

Dünyalaştırma #1: Ay’da Yaşam

Dünyamızın yegane uydusu Ay’ı binlerce yıldır gözlemliyoruz. Bu süre boyunca birçok kültürde Ay’da yaşam üzerine çeşitli mitler, efsaneler, destanlar uydurulup öyküler yazıldı. Ama teleskobun bulunmasıyla beraber bu umutlar neredeyse tamamen son buldu. Buna rağmen 20. yüzyıla kadar Ay’ın Dünya üzerinden görülemeyen tarafında yaşam olabileceğini savunanlar vardı. Fakat 1959 yılında Sovyet Rusya’nın fırlattığı Luna 3 uzay aracının Ay’ın karanlık tarafını görüntülemesiyle bu tartışmalar da bitti. Tüm bunlara rağmen ünlü bilimkurgu yazarlarına ve filmlere ilham olmaya devam etti.

İlk bilimkurgu filmi, Jules Verne’ün 19. yüzyılda Dünya’dan Ay’a (1865) ve Ay Etrafında (1870) kitaplarından uyarlanan 1902 yapımı Ay’a Yolculuk filmidir. Enteresandır ki Jules Verne, ayak basılmasından neredeyse 100 yıl kadar önce Ay’a roketle gidilebileceğini öngörmüştür. Bunun dışında ünlü bilimkurgu yazarı Arthur C. Clarke’ın Earthling ve 2001: Space Odyssey kitaplarında da Ay’a önemli bir yer ayrılmıştır. 1950’lerden itibaren Sovyet Rusya Luna, ABD ise Apollo görevleriyle Ay yüzeyine keşif araçları yollamaya başladı. Bu araçların Ay üzerinden getirdikleri numunelerde mikrobiyolojik ölçekte bile yaşam izi bulunamadı. Kısacası, Ay üzerinde yaşam olmadığı bir gerçek. Peki Ay’ı yaşanabilir hale getirmek mümkün mü? Bu sorunun cevabını hep beraber inceleyelim…

AY’I YAŞANABİLİR HALE GETİRMEDE AVANTAJLARIMIZ

  • Dünya’ya en yakın gök cismi olduğundan (Yaklaşık 384,400 km uzaklığında) ulaşım daha kolay ve hızlı olacaktır.
  • Ay’a kurulacak bir istasyon, Güneş Sistemi’ne yapılacak uzay görevlerinde bir sıçrama tahtası görerek ve yolculukların maliyetini ciddi oranda düşürecektir.

AY’I YAŞANABİLİR HALE GETİRMEDE DEZAVANTAJLARIMIZ

  • Gezegenlere oranla daha ufak olduğundan (Çapı 3.474km’dir, Dünya’nın yaklaşık 4’te biri kadar) Dünyalılaştırma işlemleri Mars ve Venüs’e nazaran daha fazla efor sarf ettirecektir. Çünkü atmosfer oluşturmak için kütlesini artırmak gerekebilir, bu da yörüngesini bozar. Kütlesi artırılmazsa da atmosferi kısa bir süre dayanabilir, sonra uzaya kaçacaktır.
  • Atmosferin ve manyetik korumanın yetersizliği yüzünden Ay yüzeyi yüksek miktarda radyasyona maruz kalmaktadır.
  • Ay günü yaklaşık 27 gündür. Yani yüzeyi yaklaşık 2 hafta güneşli, 2 hafta karanlık kalmaktadır. Yüzey sıcaklığı da en sıcak 107, En soğuk -153 Santigrat derecelerdedir.
  • Yüzeyinde su yoktur.

AY’I YAŞANABİLİR HALE GETİRMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

  • Öncelikle Ay’ın Manyetik koruma alanı arttırılmalı veya yapay bir manyetik alan yaratılmalıdır. Sadece teoride olan bir yapıdır, üzerine çalışmalar devam etmektedir.
  • Ay’ın dönüş hızı da Dünya hızına yaklaştırılmalı, yüzeyine atmosfer ve en önemlisi su eklenmelidir. Bunun için en mantıklı yöntem de Ay yüzeyine doğru açılarla buz meteorları çarptırmaktır. Ne yazık ki bu şu ana dek denenmemiş, yapılması oldukça güç teoriksel bir prosedürdür.
  • Ay yüzeyinin belli bölümlerine koruma alanları yaparak(sera gibi) Güneş’in zararlı radyasyonlarından korunulup atmosfer ve su muhafaza edilebilir. Bu, olasılığı en yüksek işlemdir. Teknolojik seviyemize en yakın çözüm de yine budur. Bu şekilde Ay kolonileştirilmeye başlanabilir. Bu da yeni bir çok ihtisas alanı açılmasına yol açacaktır: Ay yüzeyinde madencilik yapılabilir, dünya dışı ortamlarda yetiştirilen bitkilerin ve yaşayan insanlarla hayvanların ortama tepkileri ölçülebilir.

Günümüzde ABD’nin öncelik verdiği uzay projesi Mars’a insanlı yolculuk ve Mars’ı kolonileştirme üzerineyken Rusya, yakın zamanda Ay üzerine önemli bir sefer düzenlemeyi planlamaktadır. İşin açıkçası Dünya’ya yakınlığını ve Rusya’nın yarım asırdan uzun süren Ay üzerindeki tecrübelerini göz önüne aldığımızda Rusya’nın başarı şansını ABD’nin Mars üzerine planladığı seferlerden biraz daha fazla buluyorum.

Umarım keyif verici ve bilgilendirici bir yazı olmuştur. Vakit ayırıp okuyan herkese teşekkürler.

Sonraki

Yazar: Gökhan Cılam

Galaktik dominasyon hedefinde emin adımlarla ilerleyen bir yazar, uzay ve zaman çizgisinin ötesine çıkmaya çalışan maceraperest bir yönetmen, kara deliğin derinliklerinde senfoni yazan tutkulu bir müzisyen...

İlginizi Çekebilir

star trek - Tomorrow is Yesterday kapak

Bir Star Trek Kehaneti: Tomorrow is Yesterday ve Ay’a Yolculuk

Daha önceki yazılarımızdan birinde bilimkurgu için şu ifadeleri kullanmıştık: “Bilimkurgu bize sınırsız hayal edebilme imkânı …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin