bilimkurgu kulubu

Bilim & Teknoloji

Tarih: 6 Mayıs 2020 | Yazar: İnanç Kaya

0

Diğer Canlılarda Olup Bizde Olmayan 10 Muhteşem Duyu

Bizim beş duyu organımızla algıladıklarımızın dışında, ilginç ve olağanüstü duyu organlarına sahip canlıların olduğunu bilmek çok şaşırtıcı. Halbuki bizler, uzun süre insanın en mükemmel yaratık olduğunu sanıyorduk. İşte bu yargınızı değiştirecek bir yolculuğa çıkacağız şimdi.

Çiçeklerin ilk bakışta gördüğümüzden daha renkli, tuhaf şekilli burunların genellikle çok daha yararlı ve bitkilerin de duyguları bulunduğunu; kısacası duyusal algı dünyasında hiçbir şeyin tuhaflık olarak karşılanmadığı bir alana gireceğiz. Hazırsanız, başlayalım….

Ultraviyole Algı

Bal arıları ve yaban arılarının gözleri bizim gördüklerimizden farklı olarak ultraviyole ışınlarını da algılar. Başının iki yanındaki petek gözlerinin yanı sıra, yine başının üstünde de üç tane nokta gözleri vardır. Bu gözlerle uzaktaki bir cismi 60 kere büyütülmüş şekilde görürler. Ultraviyole ışınlarını algılayabilmeleri demek, daha yüksek frekanslardaki ışığı algılayabildikleri anlamına gelir.

Sadece bu özellik bile arılara biyolojide yepyeni bir dünya açar. Birçok bitki, sadece bu dalga boyu aralığında görülen desenler ve renk varyasyonları gösterir. Bu da çiçek tozlayıcı arılar için ek bir bilgi demektir. Çoğu çiçek, ultraviyole aktif renk şeridi ile böcekleri nektarlarının olduğu yerlere doğru yönlendirir.

Polarize Göz

Biyolojik olarak tıpkı ultraviyole ışın algısına benzer bir işleve sahiptir, ancak fizyolojik olarak bu ek bilgileri algılamak biraz daha karmaşıktır. İlk defa duyanlar için polarize, görüntüde yansıma ve parlamayı kesen bir filtredir. Örneğin yağmurdan sonra tekrar çıkan güneşin suda veya zeminde parlaması ve ayna görevi görüp gözü yanıltmasının önüne geçer. Böcek gözleri işte bu polarize ışık için mükemmeldir. Canlı gözlerinde ışığa duyarlı molekülün adı rodopsindir. Rodopsin, retinada da bulunan morumsu-kırmızı ışığa duyarlı bir pigmenttir.

Böceklerde rodopsin molekülüne gelen ışıklar bizde olduğu gibi rastgele karışmaz. Böceklerde her duyusal hücre belirli bir polarizasyon yönünü algılamayı tercih eder. “Peki, bu hücreler hangi polarizasyon yönünü algılamayı nasıl tercih ediyorlar?” diyecekseniz, olay çok basit. Yerin manyetik alanına tam olarak dik polarize edilmiş ışığı emiyorlar. Kısacası oldukça gelişmiş görme yetenekleri ile arılar, ufuk çizgisini görebiliyor, bunu baz alarak yollarını buluyorlar. İşte bu yetenekleri sayesinde de karıncalar ve arılar, hızla ve kolayca eve dönüş yollarını bulabiliyorlar. Ahtapotların ve bazı örümcek türlerinin de polarize ışığı emen özel gözlere sahip olduğunu ek bir bilgi olarak söyleyebiliriz.

Dokunma Hissine Sahip Bitkiler

Venüs sinek kapanı bitkisi, bir diğer adıyla sinekkapan buna iyi bir örnektir. Yapraklarının iki ucunda yer alan üçgen şeklindeki üçer tüy, fiziksel uyarımları elektriksel uyarımlara dönüştürebilme özelliğine sahiptir. Avını yakalamak için yaprak üzerindeki hareket ile bitkinin elektrik mekanizmasını kullanır. Böcekler ile beslenmesinin sebebi, minerallerden arınmış bir toprakta yaşadığı için bitki köküyle alamadığı besini evrimleşerek kapan ile avlamaktır.

Dokunma hissini o kadar geliştirmiştir ki, her dokunuşa tepki vermez. Avının uygunluğunu büyüklüğü, hassas antenlerine dokunuş sayısı ve zamanı ile kendi belirler. Bu dokunma hissinin nasıl çalıştığı henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Bununla birlikte bitkinin azot eksikliğini gidermek için bu şekilde azotlu besinleri kullandığı sanılmaktadır. İstediği kriterlere sahip avı geldiğinde, kapanlarını saniyede on metre hızla kapatabilir.

Ortamdaki En Ufak Karbondioksit Değişimini Hissetme

Yayın balığı için avının kendini ne kadar iyi kamufle ettiğinin hiçbir önemi yok. Onu bulması için avının sadece nefes alması yetiyor. Çünkü her hayvan küçük karbondioksit ve proton izleri bırakır. İşte Platosus cinsi mercan yayın balığı, sudaki karbondioksit konsantrasyonundaki en küçük değişikliği bile hissedecek duyular geliştirmiştir.

Balıklar gece avcılarıdır ve çoğunlukla deniz tabanındaki solucanları yerler. Dolayısıyla görme duyuları onlara çok az bilgi verir ve onlar da solucanların ufacık miktarda bile olsa yaydığı solunum gazlarının farkına varırlar. Yayın balıkları hassas duyularını takip ettiğinde avının kaçış şansı azdır.

Ekolokasyon

Tahmin ettiğiniz gibi yarasalardan bahsedeceğiz… Yönlerini bulmak için yüksek titreşimli ses dalgaları gönderirler. Tüm yarasa ve meyve yarasa türlerinin yarısı avını ve uyku yerlerine giden yollarını bu şekilde bulurlar. Geri gelen ses dalgalarından nesnenin ya da canlının üç boyutlu görüntüsünü oluştururlar. Kulakları, sesi mümkün olacak en iyi şekilde yakalamak için özel olarak evrimleşmiştir.

İşitme sistemleri o kadar hassastır ki yarasalar bir kilohertzin on binde biri kadar olan frekans farklarını bile algılayabilir. Kilohertz, bir saniyede bin titreşimi olan elektromanyetik dalga boyu ölçüsü birimidir. Çoğu insanın sandığının aksine, tüm yarasa çağrılarını duyacak hassasiyette kulaklarımız yok.

Aminoasit Hassasiyeti

Bahsettiğimiz hayvan Somon balığı. Somon balığının hayatı sıra dışı hayatlara verilecek en güzel örneklerdendir. Tatlı sularda doğarlar. Tatlı sularda başlayan yaşantıları, yetişkin olana kadar devam eder. Yetişkin olduktan sonraysa denize göç etmek için yolculuğa başlarlar. Bu yolculukta şelalelere bile tırmanabilirler. Tatlı sularda doğmuş olsalar da, göç esnasında fizyolojileri tuzlu suda yaşayacak şekilde dönüşüm geçirir. Binlerce kilometre süren bu yolculukları sonucunda ebeveynlerinin yetişkin olarak yaşadıkları sulara kavuşmuş olurlar.

Somon balıkları o kadar sıra dışıdır ki, doğdukları nehre geri dönüp yumurtalarını bırakarak yaşamlarına son verirler. 1954`te araştırmacılar, balıkların binlerce nehir ve akarsu arasından kendi doğdukları nehri bulabilmek için koku duyularını kullandıklarını saptadılar. İyi ama somon balığının bu kadar etkileyici hassasiyette koku duyusuna sahip olmasını sağlayan moleküller nelerdir? Çoğu kanıt aminoasitleri gösteriyor. Aminoasitlere diğer hayvanlar da güvenir. Örneğin alabalık derisindeki aminoasit algısı sayesinde en ufak bir ortam değişikliğini algılar. Aynı zamanda insan derisinde de büyük miktarda bulunur. Örneğin bir balıkçı avlandığı sularda elini yıkadığında, insandaki aminoasit kokusunu alan balıklar diğer balıkları uyarır.

Kök Uçlarını Kullanarak Akrabaları Tanıma

Bitkilerin en hassas duyu organları muhtemelen kök uçlarıdır. Bitkiler kök uçları sayesinde sadece yabancı türleri ayırt etmez, aynı zamanda yakın akrabalarını da tanırlar. Akrabalarına, yabancı bitkilere davrandıkları agresif rekabet davranışlarını sergilemezler. Hatta kendi köklerini genetik olarak birebir aynı olan öteki bitkiden ayırt edebilirler. Peki bunu nasıl yapıyorlar? Yapılan araştırmalara göre, bu yetenek büyük olasılıkla kökler tarafından salınan bazı maddelerin saptanması sayesinde hayat buluyor. Örneğin çilek ve bezelye kökleri, toprak altında yabancı kökler ile karşılaştığında büyümeye ve onların alanlarını işgal etmeye devam ediyor. Fakat kendileriyle aynı genetiğe sahip akrabalarıyla karşılaştıklarında hemen köklerinin büyümesini durduruyor, alan işgali yapmıyor.

Daha da ilginç olan ise bitkinin kendisini nasıl tanıdığı. Deneyler, bu tanımada çözünür bir maddenin rol oynadığını, ancak temel olarak sistemin farklı bir mekanizmaya göre çalıştığını gösteriyor. Bazı bitkiler döngüsel olarak farklı miktarda madde salabilir. İşte bu miktar ve madde, bitkinin kendi spesifik ritmini tanımasına yardımcı oluyor olabilir.

Yan Organlar

Balıklar ve amfibiler su hareketlerini algılarlar. Buna dokunsal bir uzak duyu da diyebiliriz.

Sudaki hayvanlar için su bulanık veya ışığın geçmesine izin vermeyecek derinlikte ise balık sürüsü yanal çizgi organları ile hareketlerini koordine ederler. Eğer bir balık yön değiştirirse komşu balık suyun basıncındaki değişikliği fark eder ve kendini ona göre hizalar.

Manyetik Alan Algısı

Kuşların ve kaplumbağaların dikkat çekici yön bulma yetenekleri, Dünya’nın manyetik alanını algılayabilmelerine dayanır. Birçok canlı aynı şekilde manyetik alanları algılayabilse de, bunu nasıl yaptıkları tam olarak bilinmiyor. Manyetik alanı algılayabilme becerisi her canlıda farklı bir yöntemledir; insanlar ise pusula yardımı ile yönlerini bulur.

Manyetik duyu neredeyse hiç araştırılmamıştır. Ancak gözlerinde bulunan gelişmiş bir sistem sayesinde kuşların ışığa bağlı olarak manyetik alanı algılayabildiğini düşünüyoruz. Deniz kaplumbağalarında da benzer şekilde manyetik alan algılama yetisi olduğu biliniyor. Ayrıca ineklerde, tavuklarda, tilkilerde ve böceklerde de bu yeteneğin olduğu sanılıyor. Yine de çoğu hayvanın hangi yöntemi kullandığı hakkında fazla bilgimiz yok.

Yıldız Burunlu Köstebekler ve Dokunsal Algıları

Muhtemelen dünyadaki en garip duyu organı, yıldız burunlu köstebeklerin burunlarıdır. Silindir gövdesi üzerinde kısa sivri bir kafa ve kafanın üzerinde 22 adet parmak şeklinde cilt uzantısı bulunur. Bunlar, potansiyel av hayvanlarının izlenebildiği ve bir saniyenin kesirleri içinde atak yapabilen dokunsal organlar olarak işlev görür.

Hareketler o kadar hızlıdır ki insan gözü o anı takip edemez. Özel kameralarla yapılan son ölçümler bir yıldız burunlu köstebeğin saniyede on üç potansiyel ava dokunabileceğini ve inceleyebileceğini gösterdi. Bu oldukça hassas uzantıların, avlarının kas hareketi sırasında ortaya çıkan elektriksel impulsları algıyabildikleri elektro reseptörler olarak işlev gördüğü anlaşıldı.

Kaynak

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Dünyalı...