bilimkurgu kulubu

Bilim & Teknoloji büyük tarih

Tarih: 18 Ocak 2017 | Yazar: Emre Yorgancıgil

0

Büyük Tarih

Tarih dersleri, Homo sapiens’in Afrika’dan göç etmesiyle başlar. İnsanın evrim süreci hızlıca anlatılır, birden kendimizi Taş Çağı’nda buluruz. Sonrasında ise Bakır, Demir Çağı, yazının bulunuşu, Milat, İlkçağ-Ortaçağ-Yeniçağ şeklinde doğrusal bir kronoloji önümüze serilir. Liseye kadar adım adım izleriz bu takvimi…. Sydney, Avustralya’daki Macquarie Üniversitesi, Tarih çalışmaları konusunda oldukça önemli bir adım attı. Üniversite bünyesinde kurulan “Büyük Tarih” Enstitüsü, insanın tarihini temel alan çalışmalara karşı oldukça farklı bir bakış açısı getiriyor.

“Tarih insanla başlamaz” deniyor Büyük Tarih ekolünde. Evrenin ortaya çıkışı, ilk yıldızlar, galaksilerin şekillenmesi ve Güneş Sisteminin oluşumu… Bütün bu süreçler de Büyük Tarih’in konusu oluyor. Dünya meydana geliyor, yaşam başlıyor ve milyonlarca yıl boyunca evrim geçiriyor. Dünyanın, yaşamın ve insanın evrimi de “Büyük Tarih”kapsamında anlatılıyor. Sadece klasik tarihçiler değil, kozmologlar (evrenbilimci), astronomlar, fizikçiler, jeologlar (yerbilimci), kimyacılar, biyologlar, antropologlar da katılıyor bu çalışmaya, çünkü insana ve doğaya dair ne varsa inceleniyor. Ekim 2016 itibariyle, Enstitü’nün çalışmalarına giriş niteliğinde bir Büyük Tarih kitabı yayınlandı. Kitapta “eşik” olarak adlandırılan 8 Bölüm boyunca, Varoluş’un bütün aşamaları, milyar yıllardan on yıllara kadar uzanan bir süreçte inceleniyor.

1. Eşik: Büyük Patlama

Günümüzden 13 milyar 800 milyon yıl önce, zamanın dahi tanımlanamadığı kadar belirsiz koşullarda, enerji yoğunlaşıyor. Akıl almaz derecedeki yüksek sıcaklıklarda yoğunlaşan enerji, atom-altı parçacıkları oluşturuyor ve 1 saniyenin milyarda biri kadar kısa zamanlarda, Varoluş adım adım ilerliyor.

Büyük Patlama’nın gerçekleşmesinden itibaren 200 milyon yıl boyunca süren “maddesiz” evren, ilk bölümde anlatılıyor.

2. Eşik: Yıldızların Oluşumu

yıldız

13.6 milyar yıl öncesine geldik. 200 milyon yıl boyunca, hidrojen atomları füzyon reaksiyonlarıyla birleşiyor, helyum elementi oluşuyor. Helyum ve hidrojen kümeleri bir araya geliyor ve yıldızlar doğmaya başlıyor. Yıldızlar, kütleçekimi kuvvetiyle evrenin dört bir yanına dağılıyor. Yıldızların yerleşip kümelenmesi, ilk galaksileri oluşturuyor.

3. Eşik: Elementlerin Ortaya Çıkışı

Element

13.4 milyar yıl kadar uzağız günümüze. Yıldız çekirdeklerinde biriken helyum ve hidrojen atomları, yüksek basınç ve sıcaklığa maruz kalıyor. Olağanüstü enerji seviyelerinde atomlar dağılıyor ve tekrar birleşerek; karbon ve azot gibi elementleri oluşturuyor. Yıldızlar süpernova formuna geçip patladıkça, yeni elementler evrenin uzak köşelerine dağılıyor.

4. Eşik: Gezegenlerin Şekillenmesi ve Güneş Sistemi

4.6 milyar yıl önce Güneş parıldamaya başlıyor. Süpernova patlamalarıyla evrene dağılan tozlar (element kümeleri), Güneş’in kütleçekimine yakalanıyor. Güneş’in yörüngesinde dönmeye başlayan tozlar, birleşerek daha büyük parçaları oluşturuyor. Kütleçekimi büyük olan parçalar daha da büyüyor, merkezkaç kuvvetinin etkisiyle küresel şekil kazanarak, gezegenleri oluşturuyor. 4.54 milyar yıl öncesinde de, Dünya’mız şeklini kazanmaya başlıyor.

5. Eşik; Canlılığın Gelişimi

hayat

4.1 milyar yıl önce, Karbon,oksijen,hidrojen ve azot atomları daha karmaşık moleküller oluşturmaya başlıyor. Dinamik atmosferden kaynaklı yıldırımlar, volkanik olaylar ve suyun hareketleri, moleküler çorbayı iyice zengin hale getiriyor. İlk aminoasitler bu zengin ortamda oluşuyor, genetik materyalin sentezlenmesiyle kendini kopyalamayı başarıyor. Sonra en basit bakteriler, çekirdekli hücre derken; çok hücreli bitki ve hayvanların öncülleri meydana geliyor. Sonrasında bütün gezegen, canlılığın ihtişamıyla kaplanıyor.

6. Eşik: İnsanın Yükselişi

insan evrim

Memelilerin primat familyası, oldukça çeşitleniyor. Hominid dediğimiz daha büyük beyinli, hassas ellere sahip primat türleri Dünya’ya yayılıyor. 6 milyon yıl önce, Homo Sapiens ve şempanzelerin soy çizgisi ayrışıyor. Milyonlarca yıllık evrim süreci boyunca birçok Hominid türü doğuyor, dünyaya yayılıyor. Ancak sadece birinin soyu kalıcı oluyor. Değişen çevre şartlarına uyum sağlayan Homo Sapiens, Buzul Çağı’nda yok olmanın eşiğine geliyor. Ancak sağ kalmayı başaran, sayıları binlerle ifade edilen insan, doğanın soğuk gerçekliğine kafa tutuyor ve ayağa kalkıyor.

7. Eşik: Uygarlığın Doğuşu

dil ve imgelem

Avcı toplayıcı sürüler halinde hareket ederek bütün dünyayı kaplayan İnsan, 12 bin yıl önce tarımı keşfediyor. Bir arada yaşamaya başlıyor ve kültürün temelleri atılıyor. Dinler ve mitolojiler dilden dile yayılıyor, yazının bulunmasıya kalıcı hale geliyor. Devletler oluşuyor, birbirleriyle savaşıyor ve insanın tarihi baskın hale geliyor. Yaşadığı Dünya’nın ve Evren’nin farkına varan insan, bilimsel yöntemi geliştiriyor, kendine dair sorular soruyor.

8. Eşik: Sanayileşme ve İnsan Çağı

sanayi

Kolomb’un 1492’de Amerika kıtasına ayak basması, 10 bin yıldır ayrışmış insan ırklarını tekrar bir araya getiriyor. Buhar makinesinin icadıyla Sanayi Devrimi başlıyor, hammadde ihtiyacı ve yeni üretim teknolojileri doğal kaynaklar üzerinde büyük baskı oluşturuyor. 1950’li yıllardan itibaren, insanın gezegen üzerindeki etkisi silinmeyecek kadar belirgin hale geliyor ve bu çağ jeolojik olarak “Antroposen-İnsan Çağı” olarak adlandırılıyor. Elektronik ve bilişim teknolojilerindeki gelişmeler sonucu internet icat ediliyor, bütün insanlığın bilgisi tek havuzda toplanıyor.

Kitabı okurken, ne kadar şanslı olduğumu hissettim. Varoluşun bütün bu destansı hikayesi, sayfalar halinde ellerimdeydi.

Öncesi bile olmayan kadim zamanlarda

Bir nokta parladı hiçlikte

Unutulmuşluğun verdiği öfkeyle

Kendi içine çöktü enerji

Ve artık “var olmak” istiyordu

Karanlığa çentikler attı, zerrecikler döküldü

Yalnızlıktan bunalan zerrecikler, birbirlerine tutundu

Yıldızlar, gencecik evrenin ilk çocuğu oldu

Büyüdü yıldızlar ve merak ettiler

Evrene yayıldılar, tozlarını dağıttılar

Tozlar gezip dolaştılar, gene yıldızları buldular

Yörüngeye girip sonsuz turlar attılar

Serpilip büyüdüler, gezegen oldular

Şanslı bir yıldızın,

Çok daha şanslı bir yoldaşı vardı

Mavilikle başladı, zenginlikle döllendi

Yeşillikler kapladı önce, sonra kabuğu hareketlendi

Küçücük birşeyler kıpırdanıyordu sanki sırtında

Önce 4 ayaklılar her tarafa yayıldı

Binlerce çeşit yaratık kaynaştı

Sonra ürkek adımlar atıldı, 2 ayaklılar belini doğrulttu

Birbirlerine seslendiler ve kendilerini tanıdılar

Birbirlerine sokuldular, kentleri kurdular

Merak ettiler, dünyayı tanıdılar

Soru sormak yetmedi, sahibi olmak istediler

Gezegen biziz dediler, Çağ başlatıp adını verdiler

Yıldırımla düşen kıvılcımları ektiler,

Yetiştirip elektrik dediler

Elektrikle hayatlarını bütünleştirdiler

Parmakların ucunda Yepyeni bir Varoluş yaratıp

Birbirlerine bağlandılar

Karanlıktaki noktadan çıkıp

Issız ve terk edilmiş Evren’in sesi oldular,

Yıldız tozundan savrulmuş bir tohum olduklarını

Hiç mi hiç unutmadılar


İleri Okumalar

Videolar

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Sinirbilim öğrencisi, 21.YY insanı olmaya çabalıyor. Varoluşun gerçekliğinden ilham alıyor, yansıtılanları kağıda dökmeye çalışıyor. Okuyor, geziyor, insanları tanıyor. Yaşadığı zamana Tanık olmak istiyor