Bilim & Teknoloji bilimkurgu astrafizik ders uzay gemi

Tarih: 29 Ocak 2024 | Yazar: Ceren Çalıcı

0

Bilimkurgu, Yeni Bir Astrofizik Dersine İlham Veriyor

“Yggdrasil adlı bir uzay gemisi, uzun vadeli sakinleri için yeni bir yuva bulmak amacıyla uzayda seyrediyordu. Aniden, başıboş bir asteroid tarafından vurulan geminin hidrojen yakıt kaynağı hasar gördü. Yggdrasil’deki insanlar, astrofizik bilgilerini kullanarak yeni bir hidrojen kaynağını aramak ve elde etmek zorundaydı.”

Bu hikâyeyle öğrenciler, “The Salvation of the Yggdrasil: An Immersive Astronomy Experience” adlı yeni bir derse giriyor. Bu ders, Tennessee Üniversitesi‘nde astronomi alanında kıdemli öğretim üyesi Sean Lindsay tarafından geliştirildi. Lindsay, şu anda UT’de Astronomi Koordinatörü ve bölümün astronomiye giriş derslerini veren bir öğretim üyesi. Son iki yılında, orijinal bir bilimkurgu hikâyesine dayanarak geliştirdiği etkileşimli bir astrofizik sınıfı tasarladı. Nesil gemisi fikri, Lindsay’i her zaman cezbetmiş. “Daima köken hikâyelerine, insanlık arasında var olan derin kültürel mitleri benimseyen şeylere ilgi duydum,” diyor. “Bir nesil gemisi, toplumun nasıl görünmesi gerektiğini sıfırlayabileceğimiz ve yeniden hayal edebileceğimiz bir yer.”

Yeniden icat ve inovasyon fikri, Lindsay’in projesinde derinlemesine işleniyor. Lindsay, fizik lisans öğrencisi Adam Tilley ile birlikte sınıfın takip edeceği bilimkurgusal bir hikâye geliştirdi. Tilley, müfredatı tamamlamak, sınıf için sahne ve karakterleri belirlemek amacıyla bir dizi kısa hikâye kaleme aldı. “En son anket verilerimizi araştırarak hidrojen toplama için uygun bir yıldız bulmanızı istiyorum,” diyor Tilley’nin ilk hikâyesindeki karakterlerden biri olan Kaptan Liu ve başlangıçtaki felaketi anlatarak geminin mürettebatını harekete geçiriyor. “Ve herkesin, Yggdrasil’in kurtuluşunu sağlamak için fikir üretmesini istiyorum.”

nesil gemileri

Lindsay’in dersi üç ayrı bölümden oluşuyor. Öğrenciler, kaybolan hidrojen yakıtını yenilemek için birtakım farklı alt hedefleri de başarmak zorunda. İlk bölümde öğrenciler, yıldızların özellikleri hakkında bilgi ediniyor ve ardından da yakıtları tükenmeden otuz yıl içinde ulaşabilecekleri bir yıldız bulmakla görevlendiriliyor. İkinci bölümde ise seçtikleri yıldıza varıyorlar ve yolculuklarını tamamlamak için ne kadar yakıt toplamaları gerektiğini hesaplamaya girişiyorlar. Ve son bölümde, Yggdrasil moleküler bir bulut içinde kayboluyor ve öğrenciler de yollarına devam edebilmek için çıkışı bulmak zorunda kalıyor. Lindsay ve Tilley, hikâyenin her bölümünü bilimle destekliyor. Lindsay, “Bu sınıfı geliştirmenin en zorlayıcı yönlerinden biri, etkileyici bir hikâye, doğru fizik ve eğitim materyallerini nasıl bir araya getireceğimizi bulmaktı,” diyor. Tilley’e göre üçüncü bölüm özellikle zorlayıcı. “Moleküler bulut fikrimiz olmadan önce birçok farklı fikir atışması hatırlıyorum. Belki sekiz saat boyunca her şeyi tahtaya yazdık.”

Lindsay, etkileyici ve eğitici arasında doğru dengeyi bulmaya yönelik ek çabanın değerli olduğunu söylüyor. “Öğrencilerin kendilerini motive etmeleri için fırsatlar yaratırsanız, öğrenme en iyi şekilde gerçekleşir,” diyor. “Bu sınıfın tasarımında yaptığım şeylerin büyük bir kısmı, gerçekten içsel motivasyonu destekleyecek yeni öğretim felsefelerini uygulamak.” Lindsay’e göre, kendi kendine motive edilmiş öğrenmenin gerçekleşebilmesi için giderilmesi gereken üç psikolojik ihtiyaç var. İlk olarak, öğrencilerin özerklikleri olmalı, yani seçim yapabilme ve ilgi alanlarıyla uyumlu çalışma yetenekleri bulunmalı. İkinci olarak, öğrenciler materyalle ilişki kurmalı. Lindsay, bütün ödev problemlerini bilimkurgusal bir dünya bağlamında sunmanın bu amaca hizmet ettiğini belirtiyor. “Öğrenciler, materyalin sınıf dışında nasıl uygulandığını görebilirler.” Son olarak, kendi kendine motive edilmiş öğrenmenin gerçekleşebilmesi için öğrenciler, işlerinde kendilerine güven duymalı ve gerekli seviyede çalışabileceklerini hissetmeli. Lindsay’in yaratıcı müfredatı, her biri bu ihtiyaçları karşılamayı amaçlayarak öğrencilere hata yapma ve öğrenme konusunda güvenli bir ortam sunmayı hedefliyor. “Hatalardan öğrenme konusunda güçlü bir savunucuyum. Çünkü bu, insanların en doğal öğrenme yolu,” diyor Lindsay. “Öğrencilerimin hatalarından ders çıkarabilmesini istiyorum.”

Amacına ulaşmak için Lindsay, geleneksel olmayan bir puanlama sistemi uyguluyor. Öğrenciler, sınavlara girmek yerine Yggdrasil mürettebatının karşılaştığı ikilemlere dair rapor sunuyor. Sunulan raporlar başarılıysa, öğrencilerin bir sonraki bölüme geçmelerine izin veriliyor. Eğer raporlar tatmin edici değilse, yapılan hataların neler olduğu tek tek anlatılıyor. “Bir öğrencinin raporuna dair eleştirilerim varsa, bu durum o öğrencinin başarısız olduğu anlamına gelmiyor; bir not da vermiyorum. Sadece çalışmasına bakıyor ve onu yönlendiriyorum.” Lindsay, ilerleyen süreçte alternatif değerlendirme stratejilerini de deneyeceğini belirtiyor. Yazılı çözüm raporları, proje portföyleri ve yansıma yoluyla öğrenciler, kendi öğrenimlerinin kalitesini ve ilerlemesini de değerlendirebilecek. Kendilerine bir harf notu vermeleri ve Lindsay’e neden bu notu hak ettiklerini yazılı bir rapor ve sözlü savunma ile açıklamaları gerekecek. “Bu tür bir kendi kendine değerlendirme sistemini benimseyen birçok eğitimci var, en yaygın şey, notları yükseltmek zorunda kalmaları, düşürmek değil. Çoğu öğrencinin en sert eleştirmeni yine kendisidir,” diyor Lindsay.

Yeni sınıfının bir aylık pilot versiyonunu alanlara göre, Lindsay bu konuda başarılı olmuş gibi görünüyor. Lindsay’in eski öğrencilerinden Raghav Chari, “Onun sınıfı, gerçekten derse gelmeye motive olduğum ve yaptığımızdan keyif aldığım bir yerdi. Belirli bir not almakla ilgili endişe duymuyordum. En çok şeyi bu sınıfta öğrendim ve bununla ilgili stres yapmıyordum ki bu ideal öğrenme ortamıdır,” diyor. Lindsay’in daha büyük hedefleri var. “Bu baharda ders vereceğim sınıf, hayal ettiğim sınıfın sadece küçük bir alt kümesi,” diyor. “Sonunda, çok disiplinli ve birkaç eğitmen tarafından öğretilen bir müfredat oluşturmak istiyorum. Bir astrofizikçi, bir mühendis ve belki de sosyoloji ve botanik gibi şeyler olabilir.” Sadece bilimle sınırlı kalmak zorunda olmadığını da söylüyor. “Yaratıcı yazarlar davet edebilir ve bilimkurgusal dünyalar inşa etmelerini ve yeni hikâyeler oluşturmalarını sağlayabiliriz,” diyor. Lindsay, öğrencilerinin inşa ettiği dünyayı genişletmelerine, daha fazla hikâye eklemelerine ve sınıfın ruhunu sınıf dışına taşımalarına yardımcı olmalarını umuyor. “Kalıcı etkiler bırakan bir sınıf olmasını istiyorum,” diyor Lindsay. “Öğrencilerin on yıl, yirmi yıl geriye bakmasını ve ‘Bu gerçekten eğlenceli, güzel ve eğitici bir deneyimdi,’ dediklerini görmek istiyorum.”

Kaynak

Etiketler: , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Türkçe öğretmeni. Okur, yazar, çevirir. Edebiyatı, sinemayı sever, animeye bayılır. Bilimkurgusal ve fantastik evrenlerde gezinmekten keyif alır.




Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et