bilimkurgu kulubu

Bilim & Teknoloji

Tarih: 21 Nisan 2019 | Yazar: Selim Erdoğan

0

Ay’a Dönüş (2. Bölüm)

Çin’in Uzun Yürüyüşü

24 Ekim 2007’de güney Çin’deki Sichuan eyaleti semalarında bir roket yükseldi. Fırlatma üssü, roket ve taşıdığı uzay aracı bir zamanlar ucuzluğun ve kalitesizliği sembolü sayılan made in china etiketi taşımaktaydı. Adını, komünist Çin’in kuruluşundaki en önemli kilometre taşlarından biri sayılan 1930’lardaki stratejik bir çekilmeden alan Uzun Yürüyüş(Long March) ailesine mensup bir roket,  Chang’e 1 adlı uzay aracını Dünya yerçekiminden kurtardı. Chang’e 1 fırlatılmadan on iki gün sonra Ay’ın iki yüz kilometre üzerinde bir yörüngeye girdi ve haritalama donanımıyla Ay’ın üç boyutlu ve yüksek çözünürlüklü ilk haritasını çıkardı.

Bu arada Ay yüzeyini tarayarak değerli elementlerin varlığı ve miktarıyla ilgili bilgi toplamaya çalıştı. Ekim 2010’da Ay’a gönderilen Chang’e 2’nin Ay yörünge yüksekliği yüz kilometreydi. Bu nedenle daha da ayrıntılı bir harita çıkarmayı başardı. Üstelik Chang’e 2 Ay’a, öncülü gibi on iki günde değil beş günde ulaşmıştı.

Chang’e 4 ve Yutu 2

Yörünge görevleri içeren her iki uçuş da Çin’in Ay’ın keşfi programının birinci evresini oluşturuyordu. Dört aşamalı bu programın ikinci aşaması ise Ay’a inişi gerektiriyordu. Aralık 2013’de Çin Chang’e 3 ile, Ay’a Yutu adını verdiği çalışma ve süresi üç ay olarak hesaplanan bir uzay aracı indirdi. Bu, 1976’da Sovyetler Birliği tarafından Luna 24 ile gerçekleştirilen yumuşak inişten sonra ilkti. Yutu birkaç kilometre karelik bir alanda dolaşıp toprak analizleri yaptı. Son olarak Chang’e 4,

Ocak 2019’da Ay’ın karanlık yüzüne inerek Yutu 2 adlı gezgin aracı tozlu toprağa bıraktı. Çin’li yetkililere göre Yutu 2, Ay’ın karanlık yüzünde Nisan 2019 itibariyle tembel tembel dolaşıp veri topluyor. Ay modülü bir yandan patates yetiştirmeye çalışırken bir yandan da Dünya kaynaklı elektromanyetik dalgalardan uzak bir gökte astronomik gözlemler yapıyor.

Bundan Sonrası

Chang’e 4’ün Kamerasından

Ay’ın keşfi programının üçüncü aşamasına ait Chang’e 5’in Aralık 2019’da fırlatılması planlanıyor. Chang’e 5 iki kilogram örnek toplayarak Dünya’ya getirecek.

Çin’in 2023 hedefinin adı Chang’e 6. İndiği sahanın topografisini, yüzey altını araştırdıktan sonra güney kutup bölgesinden örnek getirecek. Chang’e 7, güney kutup bölgesinde doğal kaynak araması yapacak. 2028’de fırlatılması planlanan Chang’e 8 doğal kaynakların keşfi ve çıkarılmasıyla ilgili deneylere devam edecek. Bir de ISRU(In situ utilization) deneyi içerebilir. Bir 3 boyutlu yazıcı keşif sırasında bulunan kaynakları kullanarak yapılar oluşturmaya çalışacak. Bu deneyin amacı 2030’larda Ay’a gerçekleştirilmesi planlanan insanlı uçuş ve kalıcı bir istasyon kurmaya hazırlık. Hedef yine güney kutbu. Kutup Ay’ın karanlık yüzü olarak bilinen tarafta. Gerçekte bu taraf da karanlık değil. Güneş ışını alıyor. Ancak iki gök cismi arasındaki çekim ilişkisi Ay’ın Dünya’dan hep aynı yüzünün görünmesine neden oluyor.

Hindistan Ben de Varım Diyor

Hindistan büyük bir ülke. Eski bir medeniyet. Ama eskiliğiyle ters orantılı bir şekilde fakir. Kişi başı milli geliri iki bin doların altında. Kırsal bölgelerde temiz içme suyuna erişim oranı yüzde kırk. Nüfusun yarısına yakınının kanalizasyon hizmetine erişimi yok. Salgın hastalıklar yaygın. Ama roket fırlatma merkezleri kuran, uzay araçları ve yazılımlarını geliştiren bir başka Hindistan daha var. Öyle ki Eylül 2018’de iki İngiliz gözlem uydusu eski sömürgesi Hindistan’dan kalkan bir roketle yörüngeye oturtuldu. Hindistan şimdilik politik tercihini herkese sağlıklı içme suyu ve kanalizasyon hizmeti sağlamak yerine  Ay’a gitme yönünde yapmış durumda.

Ülkenin iki aşamalı Ay planı var. 2008 Ekim’inde fırlatılan birinci aşamaya ait Chandrayan I Ay’a kontrollü bir çarpışmayla indi. Çarpışma sırasında kalkan toprak analizler yüzey altı analizler için malzeme sağladı. Chandrayan I toprakta su molekülleri olduğunu tespit etti. 2019 yılının ikinci yarısında fırlatılması planlanan Chandrayan 2’nin ay modülünün yumuşak iniş yapması planlanıyor. Modül hareketli bir aracı yüzeye bırakacak. Araç, yapacağı kimyasal analizlerin sonuçlarını Dünya’ya yansıtılmak üzere yörünge modülüne gönderecek. Hedef yine güney kutbu.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Cevabı

NASA’nın bütçelenen planı Ay’a en erken 2028’de dönmekti. Bu arada Ay ve Mars görevlerinde kullanılmak üzere Space Launch System adı verilen yeni bir roket projesi de gecikmelerle de olsa sürmekteydi. Ancak Mart 2019’da başkan yardımcısı Mike Pence Ay’a dönüş tarihini beş yıl geri çekerek 2024 olarak açıkladı. Pence NASA’nın Ay’a insan indirme projesinin acil olarak benimsemesi gerektiğini de vurguladı. NASA, Ay yörüngesinde Uluslar Arası Uzay İstasyonu’nun küçük bir modelini kurmak istiyor. İstasyon Ay yörüngesinde dönerken hem yüzey görevleri hem de Güneş sisteminin derinliklerine doğru diğer görevler için üs olarak fonksiyon görecek.

Bu arada Ay özel şirketlerin de ufkuna girmeye başladı. Amazon’un büyük ortağı Jeff Bezos 2018 Mayıs’ında Blue Origin için bir Ay modülü tasarladıklarını, Airbus, Meksika Uzay Ajansı ve Avrupa Uzay Ajansı ile birlikte beş yıl içinde Ay’a turist götüreceklerini açıkladı. Bu konsorsiyumun da hedefi 2023. Elon Musk ise milyarder bir Japon iş adamını yine 2023’de Ay’a götürmeyi planlıyor. Bu iki şirket kendi uzay merkezlerinden roketler fırlatmayı ve geri getirip kuş gibi istedikleri noktaya kondurmayı başarmışlardı.

Kendi Küçük Dertleri Büyük Ülke

Bu yazının yazıldığı günlerde kendi küçük, hayalleri, sorunları ve neden olduğu sorunlar büyük İsrail’e ait bir uzay aracı ay semalarına girip iniş sırasında kontrolü kaybedip çakıldı.

Neden Karanlık Taraf

Aitken Havzası

Ay’ın uzak yüzünün topoğrafyası yakın taraftan farklı. Uzak taraf vahşi batı gibi dağlar ve kraterlerle dolu. Bu jeolojik yapılardan en ilginci çapı 2500 km, en derin yeri 13 km olan Aitken havzası adı verilen krater. Bu bölge büyük bir meteor düşmesi ya da bir volkanik aktivite sonucu sondajı milyonlarca yıl önce yapılmış potansiyel bir madencilik havzası anlamına geliyor. Keşfedilen toryum, titanyum gibi elementler Dünya dışı madenciliğin ilk hedefleri haline gelebilir. Diğer taraftan kraterler çok derin. Öyle ki bazılarının gibi güneş ışığını asla görmüyor. Soğuk tuzak denen bu noktaların Güneş sisteminin ilk evrelerine ilişkin ipuçları verebileceği düşünülüyor.

Çin ve Hint uzay araçları bölgede buz olduğunu tespit etti. Bu da su demek. Kalıcı istasyon için önemli bir doğal kaynak. Karanlık tarafta astronomların ilgisini çekense toryum ya da titanyum değil göğün Dünya kaynaklı elektromanyetik dalgalardan korunuyor olması. Radyoteleskop gözlemleri için eşsiz bir ortam.

Ay’daki Madenler Kimin?

1967 tarihli Dış Uzay Anlaşması (Outer Space Treaty)

1967 tarihli Dış Uzay Anlaşması (Outer Space Treaty) herhangi bir devlet ya da özel kişiyi uzaydaki varlıkların sahipliğini ilan etmekten alıkoyuyor. Bugün Ay için yarışan bütün ülkeler de bu sözleşmeyi imzalamış durumda. Anlaşmaya göre ne Dünya yörüngesine ve Ay’a ne de başka bir gök cismine kitle imha silahları yerleştirilemez. Askeri yapılanmaya gidilemez. Devletler Ay ve diğer gezegenleri kendi doğal kaynağı olarak ilan edemez. Hiçbir uzay nesnesi bir devletin toprağı olamaz.

1979 tarihli Ay Anlaşması (Moon Treaty) Dış Uzay Anlaşması’nın bazı maddelerini kapsıyor. Ek olarak hiç bir ülkenin bir uzay nesnesindeki kaynakları diğer devletlerin izni olmadan kullanamayacağı hükmünü getiriyor. Bu nedenledir ki anlaşma içlerinde Türkiye, Ermenistan, Suudi Arabistan, Venezüella, Pakistan, Lübnan Kazakistan gibi on sekiz ülke tarafından imzalanıyor. Bugün uzayda varlık gösteren ülkelerin hiç biri anlaşmayı tanımıyor. Bu durum belki karanlık tarafa yarışı biraz açıklıyor.

Nedeni ister ulusların güç gösterisi, ister askeri, ister ticari olsun. Amerika Birleşik Devletleri’nin dağlık vahşi batısına 19. Yüzyılda yaşanan altına hücum durumunun biraz daha bilimkurgusal olanı Ay’ın karanlık yüzü için başlarken Pink Floyd’un kaçak ruhları kendilerine Güneş sisteminde şimdilik daha kuytu bir yer bulmak zorunda kalacak gibi görünüyor.

Etiketler: , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1970 İzmit doğumlu. A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Mezunu. Enerji sektöründe çalışıyor. Denizatı Vadisi, İkibinseksendört, Gofer Ağacı ve Trinidad'ın Dönüşü romanlarının yazarı.