Atatürk ve Bilim

“İlim ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişmesini kavramak ve izlemek şarttır.”

Atatürk, bilim ve teknolojinin medeniyetin kurucu unsurları olduğunu her daim dile getirmiştir. Toplumun istikbali için bilimsel tüm gelişmeler özenle takip edilmeli ve üzerinde yapılabilecek yenilikler için kafa yorulmalıydı. Çünkü tarihin başlangıcından itibaren tüm toplumlar, bilime kattıkları ve katıldıkları ölçüde gelişmişlerdir. Örneğin: İyonya ve Antik Yunan filozofları, bilimsel konularda da önemli fikirlere sahiptiler. Tıpkı maddenin yapı taşı (arkhe) fikrini ortaya atan Anaksimenes gibi… Bu dönemde ayrıca Thales, Anaksimandros ve Pisagor gibi birçok başka düşünür de yetişmiştir.

Sonrasında ise Skolastik düşünceler etkisinde karanlığa gömülmüşlerdir. Lakin XIV. ve XV. yüzyıllarda batı kendi karanlığına rağmen, aydınlığa doğru adımlar atmaya başlamıştır. İtalya’da başlayan sanatsal çalışmalar Avrupa’ya yayıldıkça sosyal değişimleri de tetiklemiştir. Örneğin, merkezi krallıkların yerine güç kazanan burjuva kesim, sanat ve sanatçıyı desteklemiştir. Ayrıca pusulanın kullanımı ve sonradan sömürgeciliğe dönüşen keşif faaliyetleri, ciddi sosyal değişimlere önayak olmuştur. En vurucu noktalar ise, Antik Yunan ve Uzak Doğu metinlerinin çevirisi, matbaanın icadı ve reform hareketidir. Böylece batı, kararlı adımlarla ilerlemeye başlamıştır.

“Dünya’da her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalâlettir.”

Bu süreci iyi bilen Atatürk, Osmanlı İmparatorluğu’nun bilimsel gelişmelerden uzak ve çağından kopuk politikalar yüzünden yıkılışını hazırladığını vurgulamıştır. Padişahların yetersiz eğitimleri ve ilgisiz tavırları, ayrıca ulema ve saray eşrafının iç münakaşaları, zamanla çürüyen bir devlete sebep olmuştur. Özellikle matbaanın gecikmesi ve diğer bütün yeniliklerin ‘günah’ denilerek reddedilmesi; Avrupa, ‘Sanayi Devrimi’ yaşarken, Osmanlı topraklarındaki insanları el işçiliğine dayalı ekonomiye mahkum etmiştir.

“Uygarlık yolunda yürümek ve başarılı olmak, yaşamın şartıdır. Bu yol üzerinde duraklayanlar ya da yol üzerinde ileri değil, geriye bakmak bilgisizliği ve aymazlığında bulunanlar, genel uygarlığın coşkun seli altında boğulmaya mahkûmdur.”

Hümanist düşüncelere sahip olan Atatürk, gelişmelerin yeniden ortaya çıkması için çeşitli inkılaplar gerçekleştirmiştir. Öncelikle insanlığın ortak geçmişiyle bağ kurulması ve bu yolla evrensel bir çizgiye geçilmesi amacıyla dil ve tarih üzerine çalışmalar yaptırmıştır. Bu çalışmaları yürütmeleri için de TTK ve TDK‘yı kurmuştur. Bahsi geçen faaliyetlerin iki önemli hususu vardır:

  • Türk Tarih Kurumu, tarihte Türk milletinin yerini ve önemini tespite dair önemli çalışmalar yapmıştır. Orta Asya’dan bugüne değin, koca bir milletin yol haritasını çizmiştir.
  • Türk Dil Kurumu ise, Türk dilini, dilin değişimini ve bu dille ortaya konulan eserleri detaylıca incelemiştir. Dilimizin, edebiyatımızın  ve dolayısıyla kültürümüzün zenginliğini yani milli hazinemizi koruma ve gelecek nesillere aktarma görevi üstlenmiştir.

Ayrıca Avrupa’da olduğu gibi, milli dil ile ibadetin önünü açmıştır. Bilindiği üzere Avrupa’da Vatikan, Latince ibadeti zorunlu kılmıştı. Martin Luther ise İncil’i Almancaya çevirerek reform hareketini başlatmıştır. Elmalılı Hamdi Yazır ve Mehmet Akif Ersoy‘u görevlendirdiği Kuran’ı Kerim meal ve tefsir çalışması da Atatürk’ün bu hususa verdiği ehemmiyeti göstermektedir. Kur’an ve tefsir çalışmalarına ek olarak yine Batı benzeri bir çeviri hareketiyle kültürel etkileşimin önünü açmıştır.

“Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız. Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız. Bu hayat ancak ilim ve fen ile olur. İlim ve fen nerede ise oradan olacağız ve her millet ferdinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur.”

Bu dönemde sosyal bilimler haricinde fen ve matematiğe yönelik çalışmalar da yapılmıştır. Avrupa’dan öğretim görevlileri getirilmiş ve yüksek maaşlarla – üç vekil maaşı- istihdam edilmişlerdir. Teknik konularda da önemli çalışmalar bu dönemde başlamıştır. Kayseri’de Uçak fabrikası dahil olmak üzere 46 adet fabrika kurulmuş ve milli çiftlikler inşa edilmiştir. Bunların yanı sıra, İş Bankası, Etibank ve Sümerbank‘ın kuruluşuna da önayak olunup girişimcilere kredi imkanı sağlanmıştır.

Uygarlık yolunda başarı yenileşmeye bağlıdır. Sosyal hayatta, iktisadi hayatta, ilim ve fen sahasında başarılı olmak için yegane gelişme ve ilerleme yolu budur.

Bunun yanı sıra, Atatürk matematik ve geometri’ye yönelik çalışmalar yapmış ve hatta çoğu terimi isimlendirdiği bir kitap yazmıştır. Çünkü ona göre evrenin ve insan düşüncesinin temeli matematiktir. Kant, Descartes gibi isimlerin de belirttiği ve hatta Akademia’nın girişinde yazdığı gibi, Matematik ve dolayısıyla Geometri bilmek elzemdir. Ayrıca iş gücü ve kültürel etkileşim için Avrupa’ya öğrenciler gönderilmiştir.

“Bu millet ve memleket ilme ve irfana çok muhtaç; eğitim ve öğretim görmek için, ilim ve fen almak için Avrupa’ya Amerika’ya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz. İlim ve fen ve ihtisas nerede varsa, sanat nerede varsa gidip öğrenmeye mecburuz. Çok çalışmaya mecburuz. Çalışmak demek ise boşuna yorulmak terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü medeni buluşlardan azami derecede yararlanmak zorunludur.”

Özetle, Mustafa Kemal Atatürk, medeniyet ve kültür yolunda çok büyük işler yapmıştır. Beş bin yıllık Türk tarihini tozlu sayfalardan insan içine çıkarmış, üstüne üstlük modern bir kimlik kazandırmıştır. Fabrikalar, çiftlikler, bankalar, sanat okulları kurmuş ve matbu imkanları genişletmiştir. Bununla da yetinmeyerek ilim neferi kimliğiyle birçok yeniliğe öncü olmuştur. Öldüğünde tüm varlığını milletine armağan eden ve hizmetçisi olduğu milletini yücelten Atatürk, bizlere paradan ve maldan daha önemli şu sözleri de miras bırakmıştır;

“Asla şüphem yoktur ki Türklüğün unutulmuş medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile âtînin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır. Bu söylediklerim hakikat olduğu gün, senden ve bütün medenî beşeriyetten dileğim şudur: Beni hatırlayınız.”

Hazırlayan: Emre Bozkuş

Yazar: Emre Bozkuş

ben bir şarkıyım/atlas denizlerinden geldim/önümde dalgalar vardı/arkamda dalgalar/dalgalar bitince/ben de biterim

İlginizi Çekebilir

ronesans ve bilimkurgu

Rönesans Döneminde Bilim ve Bilimkurgu

Rönesans, 14. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar süren ve Avrupa’da büyük bir değişim ve yenilenme çağı …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et