bilimkurgu kulubu

Edebiyat yerli bilimkurgu

Tarih: 3 Şubat 2018 | Yazar: İsmail Yamanol

0

Yerli Bilimkurgu Edebiyatına Güncel Bir Bakış

Eğer bundan birkaç on yıl önce yerli bilimkurgu yazınına güncel bir bakış atmak isteseydik, olasılıkla derlenmeye ve çözümlenmeye yetecek denli veri toplamakta güçlük çekerdik. Ne mutlu ki bilimkurgu yazınımızdaki üretim, 2000’lerden sonra dikkate değer bir artış eğilimine girdi. Bir başka deyişle yerli bilimkurgu yazını, toprağından fışkırmaya kararlı bir fidan gibi kıpraşıyor. Türkiye Bilişim Derneği’nin yayımladığı öykü antolojileri, orada burada sıkça görülmeye başlanan tekil romanlar ve roman dizileri bunun en güzel ispatı. Yine Bilimkurgu Kulübü’nün Yeryüzü Müzesi adlı derlemesine gösterilen yoğun ilgi de bir başka gösterge olarak anılmaya değer.

Bilindiği gibi, 2000’lerden itibaren ülkemizdeki internet kullanımın arttığına ve buna bağlı olarak sosyal medyanın da giderek güçlendiğine tanıklık ettik. Sanal alemdeki bu hareketlilik ve etkileşim, ister istemez ülkemizdeki bilimkurgu ve benzeri alt kültür gruplarının kendilerine varlık alanı bulabilmesini ve kitle edinebilmesini kolaylaştırdı. Yerli bilimkurgu hayranları, eskiden arada sırada ve belirli etkinliklerde bir araya gelip etkileşme şansı bulurken, internetin yaygınlaşmasıyla beraber çok daha geniş imkanlara kavuştu. Kuşkusuz bu durum, bilimkurgu alanındaki yerli üretimi de ivmelendirdi. İnternet siteleri, forumlar, bloglar, sayfalar, gruplar oluşturuldu; fikir alışverişleri hiç olmadığı kadar hızlandı ve üretilenlerin okuyucuya ulaştırılması bir tuşla mümkün hale geldi. Bir nevi internet, ocağı harlayarak öteden beri kısık ateşte pişen yerli bilimkurgu yazınının kaynayıp fokurdamasını sağladı.

Eskiye nazaran kitap raflarının zenginleşmeye başladığı bir gerçek, ama henüz kitapçılarda ya da çevrimiçi alışveriş sitelerinde “Türk Bilimkurgu Edebiyatı” kategorisi açmaya yetecek kadar eser üretilemediği de malumunuz. Ancak çeviri eserlerin fazlalaşması da, bu türe gönül veren yerli okur ve yazarların daha geniş bir edebiyat havuzuna ulaşabilmesini sağlaması açısından önemli. Dolayısıyla üretimin artırılması noktasında yayınevleri kadar okurlara da büyük görev düşüyor. Zira iki tarafı da memnun edecek çapta bir arz-talep dengesinin oluşması, bilimkurgu yazınımızın gelişimine de olumlu yansıyacaktır. Öte yandan toplumsal anlamda bilimsel ve teknolojik atılımlara gereksinimimiz olduğu çok açık. Ne yazık ki bilim ve teknoloji üretiminde çok gerilerdeyiz. Dolayısıyla bu durum, bilimkurgu yazınımızda da yansımalarını bulmakta gecikmiyor. Çünkü bilimkurgu, bilimden beslenen bir yazın türü ve ikisi arasında ciddi bir ilgileşim söz konusu.

Bu manzaraya bağlı olarak, yerli bilimkurgu kitaplarında ciddi teknik içerik bulmak da güçleşiyor. Kurgular genelde hayal gücü ile kotarılmaya çalışılıyor ve fazla tekniğe girilemiyor. Eh, bilim olmayınca kurgusu da yavan kalıyor. Oysa batıya baktığımızda, önde gelen bilimkurgu yazarlarının aynı zamanda birer bilim insanı da olduğunu görüyoruz. En basitinden Isaac Asimov bir biyokimyager, Arthur C. Clarke bir mühendisti. Dolayısıyla yerli bilimkurgu yazınının bu istenen düzeye ve içeriğe gelebilmek için eli kalem tutan, hayal gücü yüksek bilim insanlarına ihtiyacı var. Maalesef ülkemizde hala bilimkurguya önyargılı yaklaşıldığını düşünürsek, bunun aşılması çok da kolay değil, ama imkansız olduğu da sanılmasın. Neticede ortaya çıkan belirtiler, ileride türün bu ülke sınırları içinde de hak ettiği saygınlığa ulaşacağını gösteriyor.

Bilimkurgunun 21. yüzyılın kültürünü diğer türlerden daha iyi temsil ettiğini ve günümüzün karmaşık dünyasında bu temsilin daha da kuvvetleneceğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bilimsel ve teknolojik anlamda koşar adım ilerleyen bir uygarlığız. Bu nedenle bilimkurgunun evrensel popülaritesi de ivmelenerek artıyor. Zaten etrafınıza şöyle bir bakın; bundan 50 yıl önce yazılmış bilimkurgu romanlarının içinde yaşıyorsunuz. Artık teknoloji çağındayız ve bilimkurgu insanlara o kadar da “uçuk” gelmiyor. Öyle ki, değişen dünya şartlarına bağlı olarak bilimkurgunun etkisi ve kapsamı genişledi. Eskiden birine “bilimkurgu hayranıyım” dediğinizde küçümseyici ve alaycı tepkiler alabiliyordunuz. Hatta çoğu kişi için bilimkurgu demek, UFO ya da uzaylı demekle eşdeğerdeydi. Ancak zaman içinde bu manzaranın değiştiğini söyleyebiliriz.

Bugün ciddi ciddi dünya dışı görevlerden, kolonileşmeden, sanal gerçeklikten, siborg kavramından, robotikten, yıldızlararası yolculuktan bahseder hale geldik. Bir zamanlar bunları dile getiren bilimkurguculara öcü gözüyle bakanlar, şimdi bu konularla ilgili ateşli ve bilimsel sohbetlere balıklama atlıyorlar. Dolayısıyla yerli bilimkurgu yazını, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gelişiyor, gelişecektir. Edebiyatın gelişmesi ise, ister istemez sinemaya da yansıyacak. Çünkü sinemanın en büyük besin kaynağı hala edebiyat ve öyle kalmaya da devam edecek.

Özellikle Amerikan biimkurgu yazınının gelişim sürecini incelediğimizde, dergicilik faaliyetlerinin etkisini rahatlıkla görebiliyoruz. Hatta Amerikan bilimkurgu yazını, 1920’ler ile 1960’lar arasında “Dergiler Çağı” adı verilen tarihsel bir dönemden geçmiştir. Hugo Gernsback ve John W Campbell gibi ünlü dergi editörlerinin katkısı bir yana, piyasaya sürülen onlarca süreli yayın kendi pazarını ve okur kitlesini yaratmış, bu da Amerikan bilimkurgusunun toplum üzerindeki gücünü ve nüfuzunu artırmıştır. Üzücüdür ki yerli bilimkurgu yazını böylesi bir itici güçten mahrum kaldı. Ebette ülkemizde de bilimkurgu dergiciliği anlamında çeşitli girişimler yaşandı. Antares, X- Bilinmeyen, Atılgan, Nostromo, Davetsiz Misafir bu girişimlerden sadece birkaçı. Ancak bu topraklarda bilimkurgu dergiciliği, bir nevi rüzgara karşı koşmak anlamına geliyordu. Kimi birkaç adım atıp pes etti, kimisiyse gücünün son damlasına kadar direndi. Ama olmadı… Hepsi de türlü olanaksızlar içinde birer nostaljiye dönüşmekten kurtulamadı.

Satış rakamlarının yetersizliği, dağıtım sürecinde yaşanan sıkıntılar ve reklam gelirlerinin azlığı, bu yayınların uzun ömürlü olamamasındaki en büyük etkenler. Daha da kötüsü piyasa, arkasında büyük tröstlerin olduğu bazı popüler ve sektörel dergilerin himayesine girmiş durumda. Bu dergiler dışında ciddi satış rakamlarına ulaşabilen yayınlara rastlamak zor. Hele de marjinal bir alanda varlık göstermeye çalışıyorsanız işler daha da zorlaşıyor. Kaldı ki, 2000’li yıllardan sonra yerli bilimkurgu dergiciliğinde ciddi bir duraksama dönemine girildiği aşikar. Neyse ki bu boşluğun da yine internet sayesinde doldurulduğunu görebiliyoruz. Özellikle elektronik dergiler ve internet siteleri, benzer işlevi çok daha hızlı ve kolay şekilde yerine getirebiliyorlar.

Sonuç olarak yerli bilimkurgu yazını için, çocukluk döneminden çıkıp gençlik dönemine ayak bastığı saptaması yapılabilir. Üretim arttığı gibi, bu üretimlere olan talep de artıyor. Bilginin azgın bir nehir olup köpüre köpüre aktığı çağımızda, her türlü bilimsel ve teknolojik atılım, nerede yapıldığından bağımsız olarak tüm insanlığı etkileyebiliyor. Yani kafanızı kuma gömüp dünyanın geri kalanından kendinizi izole etmeniz pek de kolay değil artık. Bilim ve teknoloji ilerledikçe, bilimkurgu da doğal olarak bundan nasibini alıyor ve çok daha geniş kitlelere açılma şansı yakalıyor. Zaten düşünen, soran, sorgulayan bir tür olarak bilimkurgunun gelişip yaygınlaşması ülkemizin ve toplumumuzun kendi menfaatine olacaktır. Bundan şüphe duymak bile yersizdir.

O nedenle bilimkurgu, daha önce hiç olmadığı kadar güçlü ve etkili bir sanat uğraşı konumuna yükselmiştir. Bu gücün karşısında durmak ya da onu görmezden gelmek olanaksızdır. Yelkenlerini bu gücün rüzgarıyla şişiren yerli bilimkurgu yazını da hızlanarak yolculuğunu sürdürecektir; geleceğe, yıldızlara ve düşlerine doğru…

Etiketler: , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Amatör bir düş gezgini ve saplantılı bir bilimkurgu hayranı. Kuruculuğunu ve genel yayın yönetmenliğini üstelendiği Bilimkurgu Kulübü'nde at koşturmayı sürdürüyor. Daha mutlu, daha yaşanası ve daha özgür bir gelecek için…