bilimkurgu kulubu

Çemberkıran Çemberkıran

Tarih: 4 Temmuz 2018 | Yazar: Konuk Yazar

0

Çemberkıran 19. Bölüm | Özlem Kurdoğlu (Roman)

“İşte buyurun size beklenen yanıt,” diye homurdandı, insanlığa dair güven düzeyi düşük olan isyancı lideri. “Bunu durdurmaya ikna olacaklarını hiç tahmin etmiyorum. Acilen toparlanıp saklanmaya çekilmemiz gerekiyor.”

“Oradaki ikinci ekibimizle bağlantı halindeyim,” dedi Dawnian lideri. “Halen olayı yönlendirme çabaları sürüyor. O zamana dek gelen atışlardan kampınızı korumak için bir güç alanıyla kalkan oluşturma seçeneğimiz var. Bu yalnızca bir öneridir. Eğer insanlarınız saklanmak üzere çekilmeyi tercih ederlerse, aksi yönde ısrarımız olmayacak.”

“Size karşı da savaş ilan ederler,” diye uyardı homurtucu isyancı.

“Ekip üyelerimizi kaçırdıklarında etmiş oldular zaten,” dedi Dawnian. “Ama biz savaşta değiliz ve tek taraflı hiçbir şey ilan edemezler. Onlarla mücadeleye girme planımız yok. Yalnızca hasarı engellemek için elimizden geleni uygulamaya koyacağız.”

İsyancı liderleri aralarında görüş alışverişine girdi ve kalma kararı verdiler. Dawnianlar hemen güç alanını kurmak üzere harekete geçti, ustalıkla işlemi yürüttüler. Kısa süre içinde oluşan kalkan, gelen ışınları üzerinden yansıtıp dağıtmaya başladı.

“Ne kadar süre dayanacak bu?” diye sordu Lemol, yönlendirilmiş ışınların havada patlayıp zararsızca dağılışlarını izleyerek.

“Gerektiği kadar uzun süre,” dedi Asu. Olup bitenleri merakla izliyor ve olayların nereye akacağını merak ediyordu. Biraz uzaklaşıp ÇemberKıran’a yeraltı kentinde ve laboratuvarında neler olduğunu sormak üzere portatif cihazı kullandı. “Ne düşünüyorlar? Ne için ısrar ediyorlar? Oraya giden Dawnianların anlattıklarının ne kadarın anlayabildiler?”

“Konuyla ilgilenen Spil bilimcilerinin büyük bölümü ortak sağduyunun sesine yanıt verdi ve eski hesapları yürütmek için ısrardan vazgeçti,” diye rapor etti ÇemberKıran. “Halen problemli tarzda davranış gösteren iki birey kaldı. Bunlardan birisi bizim çağdaşımız olan ilk bilimci. Diğeri de onun kendisini desteklemeye ikna ettiği bir politikacı. Biz üsteyken gelen ilk ve ikinci alarm uyarıları arasında otuzdokuz yıl olduğunu hatırlıyor musun? Bilimci, araştırması ile ilgili olarak Dawnianların yaptığı ilk müdahaleyi olduğundan daha düşmanca olarak algıladı. Yarattığı ilk lineer esneme alanı ile kendi geçmişine kaçtı ve saklanabildiğini düşündü. Fazla tepki gösterdiğini kabullenmekte güçlük çekiyor ve Dawnianları, tüm insanlığa ait olması gereken bilimsel gelişmeler üzerinde tekelci baskı uygulamakla suçlamaya devam ediyor. Araştırmasına hiçkimsenin sınırlamalarına tabi olmadan devam etmek için her türlü hakkı olduğunu söylüyor. Özellikle de tırnak içinde ‘kendini tanrıcılık oynamaya hak sahibi ilan etmiş ukalalara’ meydan okumalıymış.”

Asu neredeyse gülecekti. “Karmaşaya bakar mısın. Bir şekilde onu ve beslediği politikacısını izole edebilir miyiz?”

“Seni ve beni ilk kaçırdıklarında onlar da tam bunu yaptıklarını düşünüyorlardı işte,” dedi ÇemberKıran. “Kötü inşa edilmiş bir transfer alanıyla alabildikleri sınırlı veri üzerinden, bizim karar verici mercii oluşturduğumuz sonucuna varmışlar.”

Nedense Asu’nun aklına, uzak geçmişindeki Arz’ın sokak canlıları ve onbeş yıl öncesindeki Dentro yaratıkları ile ilgili çağrışım düşmüştü. “Varlığını kabul et, saygı hisset, saygı gör. Her denediğimde işe yarardı, hiç boş düştüğünü görmedim. Adama özlediği şeyi versek ne olur?”

ÇemberKıran durakladı. “Biraz daha açıklar mısın?”

“Mesela merakını gidermesine ve somut sonuç almasına aracı olmak, veya hiç değilse şu dengesiz transfer alanını güzel, temiz bir şekilde kalibre etmesine zemin vermek gibi. Yani onca öfkenin altından, sebebi ortadan kalktığında ne çıkacak, onu merak ettim birden.”

Rehber o noktada onlara katıldı. “Politikacı devreye girip onun öfkesini canlı tutmak için başka bir yaklaşım üretecek,” diye bildirdi. “Bu vakada gaza getirilen taraf daha çok bilimcinin kendisi aslında. Belli çevrelerde kaldıraç oluşturmak için kullanıldığının farkında değil.”

“Dur tahmin edeyim,” dedi Asu, Rehber’i duyduğuna memnun olarak. Olup biten her şeye rağmen, hiç değilse kendi evreninin düzenine geri kavuştuğunu hissetmeye başlamıştı. “Bu isyancı kampının bombardımanını organize eden de aynı politikacı mı?”

“Bu konuda başı çekiyor, evet,” dedi Rehber. Sonra bir düşünce izi belirdi. “ÇemberKıran, Asu’nun üzerinde algıladığın herhangi bir çip veya nanit aktivitesi var mı? Onun nereye gideceğini takip edip, bağlantılarına karşı sert önlemlere girişme planları yürüttüklerine dair şüphem oluştu.”

“Eğer aktif sinyali olsaydı onu sukulent ormanından geçerken takip etme şansı bulurdum,” dedi ÇemberKıran. “Halen de aktivite saptayamıyorum. Sevgili doktorum, portatif medikal tarama cihazlarından biriyle arayüz oluşturabilir ve sisteminde uyuyan bir devre olup olmadığını kontrol edebilirim.”

Asu minik çığırtkanın cayır cayır şikayetlendiğini duydu. “Fazla kolay. Her şeyi fazla kolay hale sokuyorsunuz. Hayatta bu kadar çok kestirme yol kullanamazsınız, yoksa hayatın hepsini kaçırmış bulursunuz kendinizi!”

Yatıştır kendini lütfen, diye düşündü Asu. Senin hayat niyetine sürmeye alıştığın o şey bir üzüntü ve distopya yumağı. Oysa bunların ötesinde gerçek bir hayat var. Oraya ulaşalım ve birlikte keyfini çıkaralım. Güven bana.

“Sana güvenmek mi?!? Beni sıkıntıdan öldürüyorsun!”

Kendine korkudan uzak bir ortamda heyecan duyacak şeyler bulmasını öğret, diye önerdi Asu. Alışırsın, üzerine bonus olarak da hayatta kalırsın.

Portatif medikal tarama cihazlarından birine ulaşıp çalıştırdı. “Uyku durumunda çip saptandı,” dedi ÇemberKıran. “Sağ kürek kemiği orta hattında, muhtemelen enjeksiyon yoluyla implante edilmiş durumda. Kan dolaşımında veya dokular arasında nanit aktivitesine dair bulgu saptanmadı.”

“Çıkmasını istiyorum o şeyin,” dedi Asu. “Eğer çiplerini kalibre etme şekilleri de politikalarını ayarlama biçimlerine benziyorsa, bunun beni ne zaman bir problem bataklığına çekivereceği hiç belli olmaz demektir.”

“Çıkarma işlemi için seni üsse geri getirmeyi öneriyorum.”

“Katılıyorum. Ama ekipler henüz Spil’i terk edemez. Beni kör bölgeden bir şekilde çıkarabilir misin?”

“Kontrol ediliyor… Araç nakli için düzenleme yapılıyor… Ekip liderlerine haber veriliyor… Geçiş için deflektör kalkanında parsiyel nötralizasyon noktası oluşturuluyor…”

Asu ardında yarım bırakılmış önemli bir şeyi olup olmadığını düşünüyordu. “Uzun vedaları oldum olası sevmemişimdir, ama yine de dostlarıma bir not bırakabilmek isterdim.”

“Aracın içindeyken arzu ettiğin mesajı oluşturabilirsin,” diye önerdi ÇemberKıran. “Ben de onu sana verilmiş olan karavandaki o haberleşme ünitesine bırakırım.”

Asu sırıttı. “Hani şu bozuk olması gerekene mi? Onu onarmayı hangi ara ve nasıl başarmıştın sen?

“Bir çift latent güç hattını köprüledim.”

“Çok iyi iş çıkarmışsın. Peki bunu yapmasını nereden öğrendin?”

“Üretici şirketin arşivine girdim ve şemasını inceledim.”

Asu konuşurken bir yandan kamp sınırına doğru ilerlemiş, ÇemberKıran’ın geçici olarak oluşturduğu açıklığı bulmak için gözleriyle deflektör kalkanını tarıyordu. Arada halen havada patlayan ve cızırdayan atış sesleri duyuluyordu. Demek ki politikacı halen kamp üzerindeki baskısını ve konu üzerindeki ısrarını sürdürmekteydi.

Sonunda Asu geçiş oluşturulan noktadaki hafif renk farkını ayrımlayabildi. Öte taraftan Dawnian ekibinin kör bölgeye girişini sağlamış olan araçlardan birinin de yaklaştığını görüyordu. Aracın geçiş için oluşturulan aralıktan içeri dalışını ve yaklaşmasını izledi. “Ya tam uzaklaşamadan ışınlardan biri bizi bulursa?”

“Aracın kendi kalkanı mevcut,” dedi ÇemberKıran. “Ancak sert bir sarsıntıya sebep olabilir tabii.”

“Şu anda sürücü sen misin?” diye sordu Asu, aracın kapısı onun için açıldığında. İçerideki koltuklar boştu.

“Evet, ama sürücü koltuğuna geçip kontrolü almanı öneriyorum. Senin için iyi bir alıştırma olur, her ihtimale karşı eğer geçici olarak bağlantım kesilirse yoluna devam edersin.”

Doktor onayladı ve aracı sürmek için onun talimatlarını uygulamaya başladı. Hidrojen yakıt kullanan ve hem tekerlek takımı, hem robot bacaklar, hem de manyetik kızaklar arasında değişimli kullanım imkanı sunan bir araçtı. Kısa süre sonra Asu sukulent ormanına geri dönmüş, aralarından sağlı sollu geçerek yolunu örmeye başlamıştı.

Bir süre sonra ÇemberKıran kör bölgeden çıktıklarını bildirdi. “”LANCET transfer için harekete geçiriliyor.”

Asu aracın motorunu durdurdu. “Bunu daha sık yapmalıyım,” diye mırıldandı, transfer alanının yanar döner renklerinin etrafında belirmesini beklerken.

Hiçbir şey olmadı.

“LANCET çipi tespit etti,” diye açıkladı ÇemberKıran. “Devre yapısında transfer alanıyla aktifleşmek üzere kurulmuş bubi tuzağı bulunma olasılığı yüksek olarak hesaplanıyor.”

Asu donakaldı. “Aktifleşse tam olarak ne yapacak?”

“Enterferans yayını oluşturup transferi engelleyecektir. Uyutucu etkinlikte bulunması da imkan dahilinde.”

“Ah, müthiş. Önlem düzeyini düşürüp geçebilir miyiz?”

“Evet, ama bunu zorla aşıp geçme girişiminde bulunmayı tavsiye etmiyorum. Eğer yaparsak kalıcı hasara uğrayabilirsin.”

Demek bu da senin eğlence anlayışın, diye düşündü Asu, minik çığırtkanın kendisine seslenip durması yerine ilk defa aksini yaparak. O noktaya dek kendini Asu’nun düşüncelerine zorla sokan hep saklanan’ın tarafı olmuştu.

“İn aşağı ve bana gel bebeğim,” diye cızırdadı minik çığırtkan. “Kaçışın mümkün olmadığını bilmen gerekirdi.”

Boşver şimdi provoke etmeyi, diye düşündü Asu, tuzağın sırf Spil yönetiminin öfkesine maruz kalmaktan çok daha ayrıntılı ve katmanlı olduğunu fark ederek. İyi bir torus dönüşü için öfkesini sıfırladı, alışkanlıktan gelen yatkınlıkla kendini sakinleştirdi, seçeneklerini gözden geçirdi. Açısı iyi ayarlanmış tek bir hareketle bu çipi buradan kesip alabilirdi. Veya…

Öğretme seansı sırasında ürettikleri arasından küçük birer tüp içerisinde kendine ayırmış olduğu mineral kristal partiküllerini cebinden çıkardı. Kabinin içinde malzeme aradı, sonra bir ilkyardım çantasından iki tane pansuman pedi çıkardı. Tüplerden iki farklı tür partikül sıvısını enjektörle iki farklı pede yedirdi. İkisini üst üste koyarak tıbbi bantla sağ köprücük kemiğinin üzerine yapıştırdı.

“Bir şey denemek istiyorum,” dedi ÇemberKıran’a. “LANCET’in sekansı yeniden başlatmasını sağlar mısın? Bakalım düzenleyici alan akışı, olası sonuçların kuantum yüzdelerini de etkleyecek mi.”

“Olaya zihnini de kat,” dedi Rehber o noktada. “Sonucu elinle sağlayacakmış gibi niyetlen. Yakarı tonu hissiyatına sızmasın ve torus dönüşünü dengeli tut.”

“Anlaşıldı,” dedi ÇemberKıran. “İşleme devam ediliyor… LANCET transfer için harekete geçiriliyor… İşgalci çip devresinde derin moleküler düzeyde değişim tespit edildi… Yüzdeler güvenlik sınırları arasında bulundu… Transfer alanı oluşumu başlatılıyor…”

Asu havada mavi-yeşil-beyaz-gümüşi tonlarda parıldayan alanın belirip aracın içini de, dışını da kaplayışını izledi.

Evet, şimdi oldu işte, diye düşündü. Bunu kesinlikle daha sık yapmalıyım.

Etiketler: , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi konukyazar@bilimkurgukulubu.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...