bilimkurgu kulubu

Arayıcı Günlükleri Arayıcı Günlükleri

Tarih: 19 Haziran 2019 | Yazar: Cem Can

0

Arayıcı Günlükleri 24. Bölüm | Cem Can (Roman)

Şimdi bir sürü gereksiz diplomasi işiyle uğraşmak zorunda kalacağız diye düşündü Benjamin, elindeki raporları incelerken. Tüm güneş sistemi bir anda hareketlenmiş, ortalık karışmıştı. Önce garip bir mesaj, ardından Mars Kolonisi’nin gizli operasyonu, dünyada tespit ettikleri nefes almayan ve son olarak da altı uzay gemisi ortaya çıkmıştı. Garip şeyler oluyordu, görünenden fazlası vardı.

Benjamin, kendisi dışındaki liderlerin çoğunun tüm olanlara tesadüf diyeceğinden emindi. Standart bir mars nakliyesi, sınır bölgelerine yapılan sıradan bir saldırı. Sadece aynı zamana denk gelmiş olaylar bütünü. Diğerlerinin göremediği şey ise kolonidekilerin saldırıyı yapanların peşinde olduğuydu.

Tüm gerginlik Septima’nın lehine kullanılabilirdi. Tükenmekte olan dünya ve aydan kurtulabilir, anlaşmaları geçersiz kılabilir, Mars topraklarında hak iddia edebilirlerdi.

Genç lider böyle bir fırsatı yıllardır bekliyordu. Tersaneler yıllardır kolonileştirme gemileri hazırlıyor ve büyük sefer için hazır tutuyordu. İlk hedefi kırmızı gezegendi.

Kolonidekiler de boş durmamış yıllardır üzerinde çalıştıkları, gezegeni daha da ısıtacak dev yörüngesel aynaları konumlandırmaya başlamıştı. Onlar toprakları hazırlarken samanyolunda bulunan bu ikili yönetim de ortadan kalkacaktı. Benjamin, tüm insanları birleştiren kişi olabilirdi.

Cep terminali bağlantı uyarısı verdiğinde genç lider ahşap masasında yüzünde hafif bir tebessüm ile düşünüyordu.  Uzay gemilerinin detaylı görüntüleri ekranına düşmeye başladı.

“Biliyordum,” dedi kendi kendine. “Magellan dönüyor.”

Büyük Kitap’da yazılanları hatırladı tekrardan. Neredeyse her satırını ezberlediği, bütün şifrelerini çözdüğünü düşündüğü kitabı. Artık kağıtlara kitap basılmıyordu ve önceden basılmış olanlara değer verilmiyordu. Ama bu başkalarının kaybıydı. Benjamin, eskilerin bilgilerinin ve kehanetlerinin bu kitaplarda olduğundan emindi. İnsanların masalları bir zamanların gerçekleriydi.

Masanın ucunda bulunan Büyük Kitap’ın kapağında parmaklarını gezdirdi. Her şey oradaydı. Parmaklarının ucunda, deri kapağın altında. Kitabı kendisine doğru çekti ve sayfalarını çevirmeye başladı. Kendisi için en uygun dörtlüğü buldu.

“Yeri ve göğü yönetirken
Anlayamadıkları kadar genç biri
Adına dualar edilirken
İnsanoğluna getirecek zaferi”

Tekrar ve tekrar okudu. Tüm insanlık adına verdiği savaşı düşündü. Bu son olacaktı. Bu kazanıldıktan sonra başka savaşlar olmayacaktı. Herkes tek bir yönetim altında toplanıp birlik olacaktı ve dikkatlerini farklı şeylere verebileceklerdi. Kadim bilgiyle harmanlanmış yeni ufuklara açılacaklardı. Eski düzen miadını doldurmak üzereydi. Nefes Almayanlar’ın bilgisiyle yeni bir nesil yaratıp farklı galaksilere yol alabilirlerdi.

Benjamin terminalinin süre uyarısı ile irkildi. Elde ettiği tüm bilgileri toplayıp konseye sunma zamanı yaklaşıyordu. En önemlisi, artık herkes Nefes Almayanlar’ı kimin çağırdığını öğrenecekti. Hayatının en zor dönemini hatırladı.

Babasını henüz kaybetmişti. Kendisini kütüphaneye kilitleyip günlerce Büyük Kitap’ın başında oturmuştu. Yanına aldığı soylent şişeleri ona orada kalacağı tüm süre için yeterliydi. Bir haftanın sonuna geldiğindeyse kitabı çözmüştü. Nefes Almayanlar’ı geri getirmenin yolunu bulduğuna inanıyordu.

Mekiğine atlayıp eski zamanlardan kalma Uluslararası Uzay İstasyonu’na gitmişti. Onlarca yıl önce görev süresi dolmuş ve terk edilmiş bir vaziyette dünya yörüngesinde dönen eski istasyon kitaba göre her şeyin anahtarıydı. Eğer doğru ayarları yapabilirse babasını olmasa bile onları geri getirebilirdi.

O gün tek başına yaptığı uzay yürüyüşü, haberleşme antenlerini ayarlaması ve kontrol panelindeki düğmeleri anlamaya çalışması daha dün gibi aklındaydı. O gün kahraman olacağını biliyordu.

Genç Lider zor da olsa hatıralarından sıyrılmayı başardı. Gözlerini kapatıp arkasına yaslandı.

“Bizi çağıran kişiye itaat edin.”

Değişik tipte ve modelde binlerce Nefes Almayan’ın aynı anda hareket etmesiyle oluşan metalik ses Benjamin’i memnun etmeye yetti. Uzayın derinliklerini keşfetmek, yaşanabilir yeni gezegenler bulmak için gönderilen, dünya’dan sürgün edilen tüm Nefes Almayanlar tam karşısında duruyordu ve sadece onun emirlerini dinliyorlardı. Tüm insanlığı yeni bir geleceğe taşıyacak, eski kitaplarda bahsedilen kişi kesinlikle kendisiydi.

Artık Septima’nın tek yöneticisi olabilir, Mars’ı elindeki muhteşem ordu ile ele geçirebilir, tüm kaynakları kullanabilirdi. Dünya ve tüm gezegenler yeniden yapılandırılabilir ve hatta dünya benzeri yeni gezegenlerde yeni bir uygarlık kurabilirdi.

Nesiller boyunca Büyük Benjamin’den bahsedilecek, adı sonsuza dek yaşayacaktı.

İçinde büyük bir mutluluk vardı ve karşısındakilere tek patronun kendisi olduğunu göstermeliydi.

“Siz,” diyerek yüksek bir tondan konuşmaya başladı. “Siz sürgün edilenler, bu dünyadan ve güneş sisteminden kovulanlar, evinize ve yaratıcılarınıza geri döndünüz. Hep birlikte yeni bir düzen kuracağız ve tekrar birlik olacağız. Getirdiğiniz bilgiler sayesinde sadece güneş sistemine değil diğer sistemlere de yerleşeceğiz.”

Benjamin duraksadı. Büyük Kitap’da yazılanları düşündü. Kehanet gerçekleşiyordu. Konuşmasına daha da heyecanlı bir şekilde devam etti.

“Büyük Kitap’da bahsedilen zamanda, 6. Ayın 6. Gününde geri geldiniz. Şimdi ise orada bahsedilen kişiyle berabersiniz. Artık savaşma zamanı. Tüm insanları birleştirene kadar, karşımıza çıkacak her engeli aşacağız.”

Derin bir nefes aldı.

“Atış serbest,” diye bağırdı sonunda.

Tüm Nefes Almayanlar hareket etmeye başladı. Dışı metal olanlar, dışı insan gibi olanlar ama içi farklı olanlar, insan gibi görünmeyenler, yüzlerce yıl öncesinin araçlarına benzeyenler, her türden kayıp teknoloji vardı. Metalik sesler, motor gürültüleri ve adımlar birbirine karıştı. Onca olan bitenin arasında Benjamin omzunda bir el hissetti ve dokunduğu yerde bir rahatlama. Ardından tanıdık bir ses konuşmaya başladı.

“Aferin evlat. Sonunda başardın. O kişi sensin.”

Genç Lider yüzünde bir gülümseme ile arkasına döndü.

“Baba,” dedi kendisinin bile zor duyabildiği bir sesle. Rahatlamıştı. “Baba.”

Gözlerinden yaşlar boşalmak üzereyken uyandı arkasına yaslandığı sandalyesinde gözlerini açtı

Benjamin’in içini çocukça bir sevinç kaplamıştı. Rüyası ona gönderilmiş bir işaretti. Büyük Kitap’da yazılanlar doğru olmalıydı. Kehanet doğru olmalıydı, ki bir müddet sonra gerçekleşecekti. Artık hiç bir şey önünde duramazdı, hiç bir şey moralini bozamazdı. Cep terminali yeniden çaldı. Bu sefer yazılı kısa bir mesaj gelmişti.

“Konsey Salonuna bekleniyorsunuz.”

Etiketler: , , ,


Yazar Hakkında

Üniversite tezini robotlar üzerine vermiş bir bilgisayar mühendisi. Kılıcın yolunda ilerleyen, an itibariyle 2. Dan bir kendocu. Müzik tutkunu ve bilim kurgu hayranı. Kurduğu hayalleri yazıya dökmeye çalışan bir hayalperest."Ben bu dünyayı değiştiremeyeceğimi biliyordum; o yüzden başka dünyalara gittim." - PKD