bilimkurgu kulubu

Arayıcı Günlükleri Arayıcı Günlükleri

Tarih: 5 Haziran 2019 | Yazar: Cem Can

0

Arayıcı Günlükleri 22. Bölüm | Cem Can (Roman)

MUİ (Mars Uzay İstasyonu) sorumlusu Jenni hızla sekizgen odaya girdi. Dijital bir ses içerde yankılandı.

“İyi akşamlar!”

“Sana da Derin. Neler oluyor? Tüm istasyona savaşa hazır olmamız için bilgiler yayınlıyorsun.”

“Elitler ile yaptığın telekonferansı analiz ettim.”

“Sonuç?”

“Yüzde yüz doğruları söyledin ancak R.V.A. Model-9X ve yanındakinin yaptıklarından sonra gemilerimizin geçişine izin vermeme ihtimalleri %75’in üzerinde.”

“Ne yapacağız peki?”

“Mekiklere hızlarını azaltmalarını ve karbondioksit lazer silahlarını hazır tutmalarını bildirdim,” dedi dijital ses.

Jenni endişelenmeye başlamıştı. Hayatı boyunca bir uzay çatışmasına şahit olmamıştı ve şu an içinde bulundukları durumda giderek bir çatışmaya sürükleniyorlardı. Tanıdığı insanları o mekiklere bindirmiş ve uğurlamıştı. Sıradan bir görev olacağına dair onlara güvence vermişti ama şimdi işler değişmişti.

“Görevi iptal edemez miyiz?” diye sordu Jenni.

“Olumsuz. R.V.A Model-9X çok önemli. Elitlerin eline geçmesi tehlike kat sayısını daha da arttıracaktır. Ayrıca altı gemi dünyaya ulaşmadan onu oradan çıkarmalıyız.”

“Hangi altı…” Genç kadın bir an duraksadı. Tamamen aklından çıkmıştı. Dünya rotasında ilerleyen altı gök cismi veya altı gemi. “Kimlikleri tespit edildi mi?”

“Elde ettiğim bilgiler işleniyor. Birazdan detaylı olarak ekrana getireceğim.”

“Tamam. Bu sırada bizimkilere yardım etmek için ne yapabileceğimize bir bakalım.”

Cep terminalinden rıhtım sorumlusuna ulaştı ve Kızıl Dragon mekiklerinin son durumunu sordu.

“Aldığım bilgiye göre yirmi Kızıl Dragon rıhtımdan ayrılmaya hazır durumda. On tanesi de 24 saat içinde hazır olacak. Bizimkilere yardım edebilirler.”

Derin her ne kadar tüm olasılıkları hesaplayabilecek kapasitede bir süper bilgisayar da olsa sonuçta insan değildi ve risk yüzdesi fazla olduğu için uygulamadığı bir sürü seçeneği olabilirdi. Jenni, bir karar vermek zorunda kalacaktı ve onun için oranlardan çok insanların hayatı önemliydi.

“Kızılları göndermek işe yarar mı? Olasılıkları sıralar mısın Derin?”

Odanın ortasındaki ekranda çeşitli veriler akmaya başladı. 9X’in Elitlerin eline geçme olasılığı, çeşitli istatistikler, Kızıl Dragonlar’ın gönderilmesi ile oluşacak çatışma ortamı, gönderilmemesinin sonuçları ve kayıplar…

Jenni’nin önünde akıp duran yazılarda gördüklerinin en önemlisi ise Kızıl Dragonların yüksek hızları ve arttırılmış silah kapasitelerine rağmen tamamlanmamış testleri ve sorun çıkarma olasılıklarıydı. İlk giden grubu kurtarmaya çalışırken daha fazla insanın hayatını riske atabilirlerdi.

“Bu durumda ya hiçbir şey yapmadan bekleyeceğiz ya da yeni mekikleri destek için göndereceğiz.”

“Yeni mekikleri göndermek için biraz daha beklemeyi öneriyorum,” dedi dijital ses.

“Biraz daha beklersek asla tam zamanında yetişemezler. Ben tüm MUİ birimlerine acil durum pozisyonlarına geçmeleri için bilgi gönderiyorum.”

Jenni, hangarlara mesajını iletti. İstasyon içerisinde daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir hareketlilik başlamıştı. Güvenlik kameralarından gelen görüntüler ekrana yansıyor, insanlar oradan oraya koşturuyordu.

“LIDAR (Light Detection And Ranging) verilerini ekrana gönder Derin.”

Birkaç saniye içinde ekran hareket eden noktalarla dolmuştu.

“Bizimkiler dışında tüm gemileri kırmızı ile işaretle.”

Bu hareketiyle tüm ekipleri için düşmanları işaretlemişti. Tüm Mars Koloni gemileri otomatik olarak nişan alabilecek ve hedeflerini belirleyebilecekti. Sekizgen oda birbiri ardına gelen mesaj sesleriyle yankılandı. Aktif mekiklerin neredeyse tamamı MUİ’den onay istiyordu. Genç kadın Derin’e onayı vermesini söyledi.

“Desteğin zamanında yetişebilmesi için hepsi pozisyonlarını korusun.”

Derin, tüm gemilere son bir mesaj daha gönderdi.

“Mekikleri durdurun ve destek gelmesini bekleyin.”

Ekran görüntüleri tekrar rıhtımlara döndü. Jenni, hazırlanmakta olan mekiklere baktı. Eskilerin aksine beyaz yerine siyah renkteydiler. Yeni kaplamaları sayesinde eski tip hedefleme sistemlerini yanıltabiliyor ve çok daha yüksek hızlara çıkabiliyorlardı. İsimlerini de burun kısımlarına eklenmiş Mars’ı temsil eden ufak bir parça kızıl renkten alıyorlardı. Bu gemiler uzayın karanlığında birer hayalet olacak ve görevlerini yerine getireceklerdi. Kendilerinden kimse zarar görmeden bu işi bitirmeliyiz diye düşündü genç kadın.

“Net görüntüler ve bilgiler geldi,” dedi dijital ses.

Jenni bir an şaşırdı. “Neyin net görüntüleri?”

“Dünya’ya yaklaşmakta olan altı cisim.”

“Lütfen haberler iyi olsun, Derin. Bunlar sadece göktaşı veya rotaları değişti diyebilirsin mesela.”

“Görüntüleri ekrana sırayla getiriyorum.”

Görüntüler ekrana yansıdığında genç kadının ağzı şaşkınlıkla açıldı. Önündeki görüntüde dev bir uzay gemisi ve çevresinde daha küçük beş adet mekik gözüküyordu. Bunlar daha gördüğü hiçbir mekiğe benzemiyordu.

“Bunlar başka gezegenden mi?” diye sordu.

“Hem evet, hem hayır,” diye karşılık verdi Derin. “En büyük gemi Magellan, diğerleri de sırasıyla Trinidad, San Antonio, Conception, Victoria ve San Tiago.”

“Yani bunlar insan yapımı.”

“Evet,” dedi dijital ses. “Konuyla ilgili detaylı bilgiler bir çok kayıttan silinmişti. Ama insanlar onlar hakkında hikayeler anlatmaya devam ettiler. Tüm ağların en derin noktalarında bulunan kırıntılarını toplayarak elimdeki bilgilere ulaşmayı başardım. Bundan birkaç yüzyıl önce, Stephen Hawking adında bir bilim adamı dünyanın sonunu yapay zekanın getirebileceğini belirtti. Ardından içlerinde Elon Musk ve Richard Branson’ın da olduğu bir grup insan yapay zekaya karşı önlem alınması için bir manifestoya imza attılar. Ancak bu manifestodan sonra da çalışmalar devam etti.”

“Öyle olmalı ki, şu an seninle konuşabiliyorum.”

“O dönemde her şeyin daha küçüğü yapılabiliyordu ve benim şu an kapladığım alandan çok daha küçük, neredeyse elindeki terminal büyüklüğünde bir cihazda insan beyni taklit edilmeye başlandı. Kendi kendine hareket eden iş makineleri, fabrikalar, cihazlar, her şey otomatikleşti. Son olarak insan benzerleri ortaya çıktı. Nefes Almayanlar.”

“Ben onların çocukları korkutmak için uydurulduğunu zannederdim. Bir çeşit korku masalı.”

“Evet. İnsanlar korktukları için onlara bu ismi verdi. Asıl korkuları ise R.V.A. Model-9X’in Turing testinden %90 başarı ile geçmesiyle başladı. Artık nefes alanlar ile almayanlar arasında pek bir fark kalmamıştı. İnsanlar onlardan kurtulmayı düşündüler ve ortaya yararlı olabilecekleri bir fikir atıldı. Dev bir uzay gemisi yapılacaktı.”

“Magellan,” dedi Jenni.

“Evet. Gemiye dünyanın yuvarlak olduğunu kanıtlayan adamın ismini verdiler. Ardından beş gemi daha yapıldı. Dünya üzerinde bulunan tüm yapay zeka makinelerini gemilere doldurdular. Bu sürgünü de iyi bir amaç için kullandılar. İnsanların gidemeyeceği kadar uzaklara gidebilecek bu makineler dünya benzeri gezegenleri  yaşanabilir kılacaklardı. Yerleşim birimleri hazırlanacak ve insanlara bilgi verilecekti.”

“Peki hiç bilgi gelmiş mi?”

“Bu konuda hiç veri yok. İnsanlar o kadar korkmuştu ki, dünyada kalanların tamamı, onlarla ilgili çalışmalar yok edildi. Tüm veriler sistemlerden, ağlardan silindi.”

“Kayıp teknoloji.”

“Evet. Ayrıca kesin olmayan verilere göre her bir geminin içinde onbinlerce donmuş embriyo bulunuyordu. Gezegen bildirildikten sonra sürecek uzun yolculuk tamamlanana kadar makineler ve insanlar orada hayatı başlatacaktı.”

“Güzel bir plana benziyor. Peki şimdi neden geri döndüler?”

“Görevleri iptal edilmiş olabilir. Bu çok düşük bir olasılık. Varlıkları bile şu ana kadar bir söylentiden ibaretti.”

“Bilmediğimiz bir sebepten dolayı geri dönüyorlar o zaman,” dedi Jenni. “Dönmeleri iyi mi kötü mü bilemiyorum. Onlar sayesinde Mars’ı düşündüğümüzden çok daha hızlı bir şekilde dünyalaştırabiliriz.”

“Dönmemek için programlandılar ve gönderildiler. Kesinlikle burada olmamaları gerekiyordu.”

“Başımız dertte mi demek istiyorsun?”

“19. Yüzyılda yaşamış bir yazar olan Mark Twain şöyle demiş Jenni:

“Başımızı derde sokan kötü gelişmelerin kaynağında bilmediğimiz şeyler değil, başımıza asla gelmeyeceğinden emin olduklarımız vardır.”

Etiketler: , , ,


Yazar Hakkında

Üniversite tezini robotlar üzerine vermiş bir bilgisayar mühendisi. Kılıcın yolunda ilerleyen, an itibariyle 2. Dan bir kendocu. Müzik tutkunu ve bilim kurgu hayranı. Kurduğu hayalleri yazıya dökmeye çalışan bir hayalperest."Ben bu dünyayı değiştiremeyeceğimi biliyordum; o yüzden başka dünyalara gittim." - PKD