bilimkurgu kulubu

Arayıcı Günlükleri Arayıcı Günlükleri

Tarih: 22 Mayıs 2019 | Yazar: Cem Can

0

Arayıcı Günlükleri 20. Bölüm | Cem Can (Roman)

Riva motorsikleti son hızla sürerken kuru toprağın kaldırdığı duman üstlerindeki sis ile birleşiyordu. Arayıcı, kadının beline sarılmış, başını da sırtına yaslamıştı. Hordaura’ların arasından geçmelerinin ve neredeyse tamamını öldürmelerinin üzerinden fazla zaman geçmemişti, ancak genç adam kendini tükenmiş hissediyordu. Hayatında ilk defa bu kadar uzun süre gaz maskesi ile duruyordu.

“Riva,”diyebildi zor da olsa.

Maskenin dışında nefes almaya ihtiyacı vardı ama Riva’nın durmaya hiç niyeti yok gibiydi. Onlarca kişinin hayatını tek başına aldıktan sonra Riva bir saniye bile duraksamamıştı. Motorsiklete atlamış hiç gaz kesmeden yola devam ediyordu.

Görüş mesafesi çatışmadan sonra sürekli artmıştı. Genç kadının işi öncekine göre daha kolaydı. Gaz maskesi kullanmadığı için de avantajlıydı ama Arayıcı’nın durumunu anlamıyor gibiydi. Maskenin içinde nefesinin sıcaklığı ile bunalıyor, kendisine ulaşan havanın sürekli azaldığını düşünüyordu. Artık dayanamayacağını düşündüğünde kadının kolunu sıktı.

“Riva, durmalıyız.”

Sesi nefes alış verişlerinin arasından bir uğultu gibi çıkmıştı. Önündeki sürücünün hiçbir şey anlamadığından emindi. Kendisi bile ne söylediğini duyamamıştı. Riva ise başıyla onayladı ve motorsiklet giderek yavaşlamaya başladı. Sonunda durabildiklerinde Arayıcı kendisini aşağı atarak kuru toprağa uzandı. Riva yavaşça arkaya döndü ve geldikleri yolu izlemeye başladı.

“Takip edilme belirtisi yok,” dedi yerde yatan adama.

“Riva, maskeyi çıkarabileceğim bir yer bulmalıyız. Çok uzun süre bunu kullanmak beni zorluyor.”

“Takip edilme belirtisi yok ama izimizi rahatlıkla sürebilirler. Geldiğimiz mesafe yeterli değil. Bize yetişme olasılıkları çok yüksek.”

“Saklanacak bir yer bulabiliriz belki. En azından kendimi toparlayana kadar.”

“Önümüzde görebildiğim bölge sadece düzlük, Arayıcı. Devam etmek en iyi seçeneğimiz.”

“Peşimizde birilerinin olup olmadığını bile bilmiyoruz. Sonsuza kadar kaçamayız.”

Arayıcı bir an söylediklerinin anlamsızlığını düşündü. Sadece dinlenme isteğine başka sebepler de eklemeye çalışıyordu. Hordauraları darmadağın etmişlerdi ve bu peşlerine takılmaları için yeterli bir sebepti.

“Nefes almakta zorlanıyorum Riva. Sabahtan beri bir şey yemedim. Daha ne kadar dayanabilirim bilmiyorum. Bulduğumuz ilk yerde duralım.”

“Anlaşıldı, Arayıcı. Kuzeye devam edelim. Senin kırık makineyi geçtiğimiz yerde tutuyorlardı ve aradığımı buldum. Nereye gitmem gerektiğini çok iyi biliyorum. Haritayı biliyorum.”

Genç adamın aklına Riva’yı bulduğu cihaz geldi. Belki çevrede yaşayan birilerini tespit edip ona göre nefes alabileceği bir yere yönelebilirlerdi. Karşılarına kim çıkarsa çıksın Riva ile birlikte icaplarına bakabilirlerdi.

Sırt çantasından cihazı çıkardı ve açtı. İlk anda hiçbir şey olmadı. “Bu çorak topraklarda kim yaşar ki zaten,” diye düşündü Arayıcı. Arama mesafesini maksimuma çıkardı ve biraz daha bekledi. Birkaç adım ileri attı. Sonra birkaç adım da başka yöne. Tam pes ettiği sırada Kuzey-Batı’dan sinyal gelmeye başladı.

“Riva, şu tarafta yaşayan birileri var. Maskesiz nefes alabileceğim bir yer mutlaka vardır orada.”

“Güvenli değil.”

“Bu şekilde yola devam etmem de güvenli değil. Öleceğim.”

“Kabul ediyorum, Arayıcı. Kuzey-Batı yönüne gideceğiz. Mümkün olursa diğerleri ile hiç temas kurmayacağız. Büyük ihtimalle bize zarar vermek isteyeceklerdir.”

“Bir ihtimal de olsa yardımcı olabilirler. Hiçliğe sürmektense o tarafta şansımızı denemek isterim. Hem yeterince cephanemiz var, kendimizi koruyabiliriz.”

Aslında Riva’nın onu koruyacağını umuyordu. Şu ana kadar kendilerini koruyacak hiçbir şey yapmamıştı. Sadece genç kadının planlarına dahil olmuştu.

“Tamam Arayıcı. Cihazının tespit ettiği noktaya gidiyoruz.”

Riva motorsiklete atladı. Genç adam da arkasına oturdu ve ona sarıldı. Riva motorsiklete birkaç defa gaz verdikten sonra vitesi değiştirdi. İlk hareketten hemen sonra süratleri de artmaya başladı. Hız göstergesi yukarı doğru çıktı ve sonunda ulaşabileceği maksimum seviyeye vardı. Ardından araç sallanmaya başladı. Önce sol tarafa ardından diğer tarafa dengesiz bir biçimde yatmaya başladı. Arayıcı sürücüsünün kolunu sıkıyor ama bir tepki alamıyordu. Önündeki kadına daha sıkı sarılmasıyla takla atmaları bir oldu.

Genç adam gözlerini açtığında Riva başında oturuyordu. Yattığı yerden kalkmak için hamle yaptı ama Riva onu engelledi.

“Bir süre daha yatsan iyi olur. Kendini toplamalısın.”

“Ne oldu?” diyebildi Arayıcı zorla nefes alarak.

“Yine bir rüya. Bittiğinde ben de yerdeydim.”

“İşimize yarayacak bir rüya mıydı peki?”

“Peşimizdeler. Beş kişi. Hepsi silahlı.”

Arayıcı kendisini toparlayıp kalkmaya hazırlandığında bir uğultu duymaya başladı. Artık tanıdığı bir sesti. Riva’nın meleği, uçan X yaklaşıyordu. Ses giderek arttı ve X tam üstlerinden geçti. Genç adam yattığı yerden doğruldu. Bir müddet uçan aleti izledi.

“Riva. Gördün mü? Kuzey-Batı’ya gidiyor.”

“Evet. Biz de o tarafa gideceğiz.”

Genç kadın tekrar motorsiklete atladı ve çalıştırmak için marş pedalına tüm gücüyle bastı. Sonra tekrar ve tekrar aynı hareketi yaptı ama bekledikleri sesi duyamadılar. Bir süre öylece beklediler. Riva marş pedalına yine yüklendi.

Arayıcı oturduğu yerden kalktı. “Sanırım bozuldu.”

“Büyük ihtimalle.”

“Tamir edebilir misin peki?”

“Evet ama o kadar zamanımız yok. Ayrıca etrafımızda saklanabileceğimiz hiçbir yer yok. Sadece boşluk var. Kurak toprakların ortasındayız. Burada bizi avlamaları çok kolay olacak.”

Genç adam yolculukları boyunca Riva’nın analizlerine güvenmeyi öğrenmişti. Eğer o, bulundukları yerde avlanmalarının kolay olacağını söylüyorsa kesinlikle öyle olurdu.

“Bence aracı burada bırakalım ve kendimize güvenli bir yer bulalım. Eğer peşimizdekileri atlatabilirsek gelip alabiliriz. Hem belki yaşam belirtisi gelen bölgede başka bir araç buluruz.”

“Tamam. Meleğimi takip edelim.”

Arayıcı attıkları taklanın etkisiyle dağılan eşyalarını topladı. Riva motorsikletin güç kaynağını söktü ve çantasına attı. Bacağına bağladığı silahlarını kontrol etti, emniyet kilitlerini açtı. Yerde duran otomatik tüfeğini alıp sırtına astı.

“Hadi gidelim,” dedi Arayıcı’ya. Zar zor nefes alan genç adam Riva’nın peşine takıldı. Cebinden terminalini çıkardı ve kontrol etti. Sinyal aldıkları nokta hala yanıp sönüyordu. Birkaç kilometre daha dayanmalıydılar. Eğer bu tempoyla yürümeye devam ederlerse peşlerindekiler gelmeden hedeflerine ulaşabilirlerdi.

Bir süre sonra genç adam iyice zorlanmaya başlamıştı. Riva’dan mola istedi ve gaz maskesinin alt tarafını biraz yukarı kaldırıp nefes almaya çalıştı. Çantasının içinden çıkan ve omzunun üstünden geçen minik hortumu ağzına götürdü. Henüz suyundan birkaç yudum almıştı ki hortumdan sesler çıkmaya başladı.

“Riva, sanırım suyumuz da bitti.”

“Yaklaştık,” diye karşılık verdi Riva.

Bir süre daha tempolu yürüdükten sonra genç kadın yavaşlayarak durdu. Arayıcı yanına geldi. Riva ise gözlerini gökyüzüne dikmişti.

“Görüyor musun?” diye sordu ve eliyle bir yeri işaret etti genç kadın. Havanın neredeyse  karardığı bu saatte pek bir şey görmek mümkün değildi.

“Hayır. Neyi görmem gerekiyor?”

“Dikkatli bak.”

Arayıcı gözlerini kısarak daha dikkatli bakmaya çalıştı. Gökyüzünün gri renginin arasında hareket eden iki nokta seçilebiliyordu.

“İki siyah nokta.”

“Meleğim ve ondan bir tane daha,” dedi Riva.

Arayıcı cihazını çıkardı ve tekrar kontrol etti. Yaşayan birilerinin olduğunu gösteren cep terminali önlerindeki bölgeyi çember içine almıştı ve durmadan yanıp sönüyordu.

“Çok yakınız. ”

“Bence geldik,” dedi Riva. “Dikkatli ol ve arkamda kal.”

Riva, bir kaç adım attı ve  bacaklarına bağlı olan silahları bulundukları yerden çıkardı. Etrafı dikkatle izledi.

“Önümüzdeler.”

“Henüz bir şey göremiyorum.”

Biraz daha ilerledikten sonra Arayıcı bir şeyler görmeye başladı. Eski beton duvarlar ve onları sarmalayan sarmaşıklar… Sağdan soldan fırlamış otlar ve ağaçlar vardı. Duvarların önünde ve üzerinde birileri tarafından oraya yerleştirilmiş gibi duran kurumuş dallar bulunuyordu.

“Bir planın var mı, Riva?”

“Henüz yok Arayıcı. Ayrıca etrafta kimseyi göremiyorum.”

“Ben de göremiyorum ama cihaza göre birileri olmalı.”

Havanın kararmasıyla birlikte görüş mesafesi de artmış karşılarında uzanan sınır hattı yavaş yavaş belirginleşmeye başlamıştı. Hattın üzerinde sadece birkaç geçiş noktası gözüküyordu. Arayıcı tüm gördüklerinin özellikle yapılmış olduğundan emindi. Doğu-Batı istikametinde uzanan, Hordauraların yaptıklarına benzer yapay bir set.

Peşlerine takılmış silahlı adamlar vardı ve şimdi tekrar önlerindeki sınırdan bir geçiş planı yapmaları gerekecekti.

“Umarım buradakiler daha dost canlısıdır,” diye düşündü Arayıcı.

“Sen burada bekle. Ben anayolu kontrol edeceğim,” dedi Riva.

“Ya bu da bir tuzaksa?”

“Bakmadan öğrenemeyeceğiz. Ayrıca ihtiyaçları olan sensin. Senin için bir şeyler bulmaya çalışacağım.”

“Tamam,” dedi Arayıcı.

Riva eliyle yere çökmesini işaret etti ve duvara doğru yürümeye başladı.Yıkıntıların arasından geçip, ağaçların olduğu bölüme girdi ve gözden kayboldu. Genç adam dikkatli bir şekilde izliyordu. Riva’nın zor durumlardan nasıl kurtulduğuna şahit olmuştu. Bir tuzağa çekilmiş olsa bile kurtulabilirdi.

Arayıcı cihazını kontrol etti. Önünde uzanan bölümde yaşayan birileri vardı ve şimdi onlara geldikleri yönden başka birileri eşlik ediyordu.

“Peşimizdekiler yaklaşıyor,” diye düşündü. Bir süre daha bekledikten sonra silahını çıkardı ve yıkıntıların arasına girmeye karar verdi. Riva hala geri dönmemişti ve herhangi bir patlama da olmamıştı.

Genç adam silahının kilidini açtı ve sınır hattına doğru yürümeye başladı. Çevresine dikkat ediyor, mümkün olduğunca eğilerek ilerlemeye çalışıyordu. Yıkıntıların arasından duvarın iç tarafına geçmeyi başardı. Hiçbir engelle karşılaşmamıştı ama orayı kim o hale getirdiyse kimsenin yaşamadığını göstermeye çalışmış gibiydi.

Birkaç adım sonra meydan sayılabilecek bir yere ulaştı. Dikkatle etrafını inceledi ve kendisine siper edebileceği bir kaya parçasının arkasına geçti. Tüm meydanı detaylarıyla birlikte gözden geçirdi. Riva kadar başarılı olamasa da gördüklerini aklında tutmaya çalıştı.

Etrafta kimsenin olmadığına ikna olduktan sonra en yakın yola doğru ilerledi. Döndüğü yolda bir müddet daha ilerledikten sonra durdu. Gördükleri karşısında donup kalmıştı.

Riva dizlerinin üstüne çökmüş hiç kıpırdamadan duruyordu. “Yine rüyalarından birini görüyor,” diye düşündü. Koşarak genç kadının yanına gitti. Riva kafasını çevirdi ve Arayıcı’nın geldiği yöne baktı.

Genç adam önce duraksadı ardından Riva’nın rüya görmediğini fark etti. Eğer her zamanki sebepten donup kalmadıysa ne diye orada bekliyordu ki?

Tekrar adım atmaya karar verdiği sırada arkasından bir tıklama sesi duydu. Hemen sonra kafasına dayanmış sert cismi hissetti.

“Teslim ol,” dedi Arayıcı’nın kafasına silah dayamış olan adam.

Etiketler: , , ,


Yazar Hakkında

Üniversite tezini robotlar üzerine vermiş bir bilgisayar mühendisi. Kılıcın yolunda ilerleyen, an itibariyle 2. Dan bir kendocu. Müzik tutkunu ve bilim kurgu hayranı. Kurduğu hayalleri yazıya dökmeye çalışan bir hayalperest."Ben bu dünyayı değiştiremeyeceğimi biliyordum; o yüzden başka dünyalara gittim." - PKD