bilimkurgu kulubu

Arayıcı Günlükleri Arayıcı Günlükleri

Tarih: 8 Mayıs 2019 | Yazar: Cem Can

0

Arayıcı Günlükleri 18. Bölüm | Cem Can (Roman)

MUİ’nin tam merkezinde bulunan sekizgen mavi odanın neon ışıkları titreşiyordu. Odada bulunan monitörlerden sürekli veriler akıyor, iki dikdörtgen prizma bembeyaz olmuş şekilde odayı aydınlatıyordu. İstasyon sorumlusu Jenni Korhonen odaya girdi. Dijital bir ses içeride yankılandı.

“İyi akşamlar Jenni.”

“Sana da Derin.”

Genç kadın 21. Yüzyılın cesur girişimcileri tarafından yapılmış olan, güneş sisteminin en iyi kuantum bilgisayarına istasyona geldiğinden beri hayrandı. Mars’a yerleşmek yerine orada kalmış ve makineyle ilgilenmeye başlamıştı. Zamanla Jenni bilgisayarı daha iyi anlamaya başlarken, Derin de Jenni’yi tanımıştı.

Mars üzerinde yapılan araştırmalar, teknolojik yenilikler ve tüm planlamalar artık Derin’in kontrolündeydi. Dev makine sayesinde kayda değer ilerlemeler sağlanmıştı. Bütün olasılıkları hesaplayarak aldığı kararlar Mars kolonisinin can damarlarını oluşturuyordu.

Uzay istasyonunun sorumlusu olmak koloninin her şeyi ile ilgilenmek anlamına geliyordu. Genç kadın bu görevi başarıyla yerine getirdiğine inanıyordu ve geçmişte hiç bu kadar zor durumda kaldığını hatırlamıyordu.

“Elitler ile iletişim kurmalı ve durumu anlatmalıyız. Uçangöz’den gelen görüntüler dehşetti ve şimdi büyük ihtimalle saldırıyı bizim yaptığımızı düşünüyorlardır.”

Odanın içindeki dikdörtgen prizmanın beyaz ışığı titreşti ve ardından dijital ses konuştu.

“Mekiklerin geçişine izin vermeme olasılıkları çok yüksek. İletişim kurmak faydalı olabilir.”

“Yine de R.V.A. Mode-9X’in peşine düşeceklerdir ve bizim karışmamızı istemeyeceklerdir.”

“Son gelen bilgilere göre 9X bizim bölgemizde ilerliyor.”

“Sınır ihlalini dert edeceklerini sanmıyorum Derin.”

Monitörlerdeki verilerin akış hızı arttı ve aniden kesildi. Ardından sırayla siyah görünütler belirdi ve kayboldu.

“Eğer onlara ilgilenmeleri gereken başka bir şey verirsek dikkatlerini dağıtabiliriz,” dedi dijital ses.

“Daha önemli ne olabilir ki?”

Ekrana yansıyan görüntüler değişti. Önce simsiyah olan bölümler yavaş yavaş küçük beyaz noktalarla doldu.

“Neye bakıyorum?”

“Çözünürlük ayarlamalarını yapıyorum ve daha da yaklaştırıyorum.”

Jenni, karanlığın içinde metalik gri cisimler görmeye başladı.

“Asteroidler.”

“Oort bulutundan çıktılar. Herhangi bir yörüngede dönmüyorlar. Rotalarını hesaplıyorum.”

Prizmaların beyaz ışığı giderek artan bir hızda titreşiyordu. Saniyeler sonra güçlü bir şekilde parladı. Jenni nefesini tutarak bekledi.

“Rotaları… Dünya.”

İstasyon sorumlusu genç kadın duyduklarına inanamıyordu. “Çarpacaklar,” diyebildi sonunda.

“Yaptığım hesaplamalara göre bilinmeyen sinyal…”

“Kesinlikle bir hata yapıyorsun. Devrelerinde veya kodlarında bir sorun olmalı. Dünya’ya çarpacak olan asteroidlerden günler önce aldığımız sinyali neden şimdi hesaplıyorsun ki?”

“Yaptığım hesaplamalara göre…” diye devam etti dijital ses hiçbir şey olmamış gibi. “Bilinmeyen sinyalin ve mesajın kaynağı da bu cisimler.”

“Hiçbir şey anlamıyorum. Göktaşları sinyal mi gönderiyor?”

“Tüm veritabanlarını tarıyorum. Cisimlerle ilgili bilgi bulduğumda haber vereceğim. Diplomasi Jenni.”

“Ne yani yaklaşan cisimleri Elitlere mi söyleyeyim?”

“Dikkatlerini başka yöne çekmek için iyi bir bilgi.”

“İnanmayacaklardır. Kim inanır ki?”

“Telekonferans için Elitlere istek gönderiyorum. Tespit ettiğim her yeni bilgiyi sana da göndereceğim.”

“Elimden geleni yaparım,” dedi Jenni ve odadan çıktı.

Biraz rahatlamak ve Elitlere yapılan görüşme teklifinin sonucunu beklemek için rıhtıma çıktı. O anda geri sayım başladı. Hızlıca oksijen maskesini kafasına geçirdi.

“Ah, nasıl unuttum.”

Jenni koşarak rıhtımdan ayrılan son mekiğe yetişmeye çalıştı. Daiki Haruto ve ekibinin içinde olduğu mekik iticilerini test ediyordu. Yanlarına gitti. Pilot koltuğunda oturan adama asker selamı verdi ve aynı şekilde karşılığını aldı.

“Bol şanslar,” dedi maskesinin içinden onu duymadıklarını bilerek. Ardından hızla güvenli bölgeye döndü. Hangar kapakları yavaşça açıldı ve mekik uzay istasyonundan ayrıldı.

Genç kadın bir süre daha rıhtımda kaldıktan sonra toplantı salonuna geçti. Elit konseyi toplanmış ve görüşmeyi kabul etmişti. Jenni, ekrana gelen yazıları okumaya başladı. Derin, kendisine görüşme sırasında söyleyeceklerinin ufak bir özetini çıkarmıştı ve o da kafasındakileri toparlamaya çalışıyordu.

Görüşme için beş dakikalık geri sayım başlamıştı. Bir tarafı kısa kesilmiş, diğer tarafı uzun bırakılmış sarı saçlarının mavi gözüne düşen kısmını düzeltti ve derin bir nefes aldı. Önünde duran ekran beyaz bir ışıkla parladı. Ardından 7 farklı adam karşısında belirdi.

Jenni, her zaman yaptığı gibi kendisini tanıtarak başladı ve tüm Elitlere tek tek saygı ifadelerinde bulundu. Herkesin gözü onun üzerindeydi.

“Mars Uzay İstasyonu sorumlusu ve koloni temsilcisi olarak sizleri temin ederim ki dünyaya gönderdiğimiz mekikler, rotalarından da anlayacağınız üzere, kendi bölgemize iniş yapacaklar. Tamamen kargo maksatlı olarak gönderildiler. İçlerinde bulunan personelimizin bir kısmı askeri eğitim alanlardan seçildi. Bunun sebebi de dünyada yer alan topraklarımızda güvenliği sağlamaktır. İnsanlarınızı ve size ait olan bölgeyi tehdit edecek hiçbir girişimde bulunmayacaklarını garanti ediyoruz.”

Genç kadın ilk cümlelerini bitirir bitirmez Elitlerden bir kaçı kendi aralarında konuşmaya başlamıştı. İçlerinden bir tanesi ayağa kalktı ve konuşmaya başladı.

“Benim adım Benjamin. Aldığımız bilgilere göre bir Mars Uçangöz’ü sınırlarımız içerisinde ve askerlerimizi öldüren iki kaçakla birlikte uçmaya devam ediyor.”

“Bahsettiğiniz konuyu biz de inceledik. Görüntülerini gönderdiğiniz kadını ve adamı daha önce hiç görmemiş olmakla birlikte uçangöz de bizim kontrolümüzde değil. Hepinizin bildiği üzere o cihazların uçurulmasını, dünyada her iki taraftan da bağımsız yaşayan insanlar da sağlayabilir. Hangi konuda ne kadar bilgileri olduğuna dair bir fikrimiz yok.”

Kısa süren sessizliğin ardından Jenni devam etti.

“Bu olaylardan sonra yaşanan kayıplarınız için üzgün olduğumuzu belirtir sorunun burada kapanmasını temenni ederiz.”

Yaşlı konsey üyesi hiç beklemeden karşılık verdi.

“Biz de sorun çıkarmak istemeyiz. Nazik sözleriniz için de teşekkür ederiz.”

“Peki ya şu sinyal? Onu nasıl açıklıyorsunuz?” diye araya girdi Benjamin.

“Sizinle açık ve net konuşmak istiyorum bayım. O mesaj bizim tarafımızdan gönderilmedi. Ayrıca nereden gönderildiği ile ilgili de gerekli araştırmayı yapıyoruz. Elimizde bazı bilgiler var.”

“Sakıncası yoksa bizimle de paylaşır mısınız Bayan Korhonen?” diye sordu aynı adam.

“Elbette. Bundan bir süre önce kimliği belirsiz bir yerden gelen ve sanki bir mars maden gemisinden geliyormuş gibi gösterilen mesajdan hepinizin haberi olmuştur. Biz de sizler gibi sinyalin kaynağını merak ettik ve bir araştırma başlattık. Sonuçlarımızı hemen size gönderiyorum. Ekrandaki görüntüden de anlayacağınız gibi Oort bulutundan çıkmış bu 6 cisim birer asteroide benziyor. Ancak yaptığımız analizlere göre bunlar normal göktaşı değiller.”

Ay üssünden gelen görüntü uğultu ile doldu. Ardından yaşlı konsey üyesi duruma müdahale etti ve sessizliği sağladı.

“Görüntüleri ve büyütülmüş hallerini size gönderiyorum.”

Jenni, cep terminalinde bir tuşa bastı ve karşı tarafın ekranına gerekli bilgiler yansıdı.

“Görmüş olduğunuz 6 cisim hiçbir insanın dayanamayacağı kadar yüksek g kuvvetinde ve inanılmaz bir süratle yaklaşıyor. Rotaları da tam olarak dünya. Elimizdeki en net görüntüleri de size gönderdik. Bizim tespitlerimize göre bir büyük ve beş küçük cisim var. Meteor olamayacak kadar düzgün şekilliler ve hiçbir insanı barındırmayacak kadar hızlılar.”

Görüntüler eş zamanlı olarak her iki tarafın da ekranına akıyordu. Monitörleri önce siyah uzay boşluğu kapladı, ardından görüntü yavaş yavaş cisimlere doğru yaklaştı. Elitler her zamankinden daha yüksek sesle birbirleriyle konuşmaya başladılar. Jenni sözüne devam etti.

“Sizden ricamız mekiklerimizin dünyaya inişine izin vermenizdir. Böylece dünyadaki insanlara yardım edebilir, gerekirse tahliye ederiz. Konuyla ilgili sizleri de bilgilendireceğimizi garanti ediyorum.”

Yaşlı konsey üyesi teşekkür etti ve görüşmeyi sonlandırdı. Genç kadın hemen bir cevap vermelerini beklemiyordu ama bu kadar ani bir şekilde konuşmayı keseceklerini de düşünmüyordu.

“Başarılı bir görüşmeydi Jenni.” Dijital ses oda da aniden yankılanmıştı.

“Öyle olduğunu düşünmüyorum Derin. Hiçbir şey söylemediler.”

“Ama şu anda mekiklere geçiş izni verme ihtimalleri daha yüksek. Yaklaşan cisimlerin ne olduğunu çözmeye odaklanacaklardır.”

“Evet, biz de aynısını yapsak fena olmaz.”

“Bazı bilgilere ulaştım Jenni. Aslında ulaşabildiğim tek bir bilgiden yola çıkarak bir tahminim var.”

“Sen ve tahmin etmek. İşte buna gülerim.”

“Yaklaşan gemilerle ilgili detayları ekrana gönderiyorum.”

“Gemiler mi?”

Jenni’nin ağzı açık kalakalmıştı.

Etiketler: , , ,


Yazar Hakkında

Üniversite tezini robotlar üzerine vermiş bir bilgisayar mühendisi. Kılıcın yolunda ilerleyen, an itibariyle 2. Dan bir kendocu. Müzik tutkunu ve bilim kurgu hayranı. Kurduğu hayalleri yazıya dökmeye çalışan bir hayalperest."Ben bu dünyayı değiştiremeyeceğimi biliyordum; o yüzden başka dünyalara gittim." - PKD