bilimkurgu kulubu

Arayıcı Günlükleri Arayıcı Günlükleri

Tarih: 1 Mayıs 2019 | Yazar: Cem Can

0

Arayıcı Günlükleri 17. Bölüm | Cem Can (Roman)

Daiki Haruto, rıhtımdaki hareketliliği izleyerek yürüyordu. On mekik yan yana dizilmiş, hepsinin yanında insanlar koşturuyor, teknisyenler harıl harıl çalışıyordu. Dokuz tanesinin kargo kapakları açık haldeydi. Sadece son sıradaki mekik kapalı duruyordu.

“Bizimkisi bu olmalı,” diye düşündü Daiki. Mekiklerin önünden geçtikçe yüzü bir kırmızı bir yeşil ışıklarla aydınlandı. Binlerce yıllık denizcilik geleneği uzayın sonsuz boşluğunda da bozulmamıştı. Gemilerin iskele olarak adlandırılan sol tarafı kırmızı ışık, sancak tarafı ise yeşil ışık ile işaretleniyordu. Grup uçuşlarında görsel temas açısından hala faydalı bir yöntemdi bu.

Yavaş adımlarla yürüyen adamın yüzü son kez yeşil ile aydınlandıktan sonra burnundan rıhtıma kenetlenmiş mekiğin önünde durdu. Ön camın hemen altında beyaz renkte yazılmış kendi ismine baktı. Kardeşini düşündü. Keşke yanında olabilseydi ve bunu görebilseydi. Kaptan bölümünde kendi ismi olan bir mekik. Tıpkı birlikteyken hayal ettikleri gibi.

Bir süre daha gemiyi inceledikten sonra ekibini bulmak için geri döndü. Rıhtımdan ayrılıp istasyonun içine girdiğinde Türk’ün içmek için bir yer sorduğunu hatırladı ve gidebileceği tek yere yürümeye başladı.

Türk, derin uzaydan gelebilecek milyonlarca ufak göktaşına karşı metal bir alaşımla güçlendirilmiş ızgaralardan oluşan camın hemen kenarında bir masada oturuyordu. Camın manzarası sonsuz siyah uzay ve arada bir ateş böcekleri gibi parlayıp sönen kaynak makinelerinden çıkan beyaz ışıklardı.

“Hiç durmadan çalışıyorlar,” dedi Daiki.

“Evet öyle,” diye karşılık verdi Türk. “Biz gidip gelene kadar en az on mekik daha yaparlar.”

Yaşlı adam gülümsedi.

“Size de bir içki alayım Bay Haruto.”

“Aslında çok iyi olur.”

“Siz oturun, ben hemen getiriyorum.” Hızlı adımlarla Daiki’nin yanından ayrılan genç adam bara ulaşır ulaşmaz bağırdı. “Ne içeceğinizi sormadım.”

“Seninkinden olsun genç dostum.”

“Bir bira da size geliyor o zaman.”

Türk masasına bir bira ile döndükten sonra kendi şişesini kaldırdı. “Sağlığınıza efendim.”

“Hepimize.”  Yaşlı adam ufak bir kafa hareketi ile şişesini Türk’ünkine dokundurarak karşılık verdi yaşlı adam.

“Bay Haruto, düşünüyordum da… Şu Jenni denen afet ile sıfır yer çekiminde sevişmek güzel olabilirdi.”

Daiki’nin yudumu boğazına takıldı. “Ne?”

“Şu brifing veren kadını diyorum.”

“Anladım da, o senin için biraz olgun değil mi?”

“Önemli mi ki? Asıl fikir sıfır yer çekiminde olması.”

“Deneyimin var mı?”

“Oooo. Mars’tayken…”

“Dur, dur, dur. Bütün o hikayeleri dinlemek istemiyorum. Sormak istediğim sıfır yer çekiminde herhangi bir şey yaptın mı?”

“Hayır. Daha önce ne sıfırda, ne 0.3 de ne de 1 de yaptım. Sadece 0.8,” dedi ve gülmeye başladı.

“Bu kadar meraklı olma genç adam.”

“Ama şu Jenni de tam bir afet.”

“Hadi saçmalamayı kes artık ve biralarımızı bitirelim. Beni buraya geldiğime pişman etme.”

“Peki efendim.”

Biralarını içmeyi henüz bitirmişlerdi ki, Jenni telaşlı bir şekilde yanlarına geldi.

“Sizinle konuşmamız lazım Bay Haruto.”

“Ne oldu Bayan Korhonen?”

“Durum giderek kötüleşiyor. Siz hariç tüm ekipleri acil olarak gönderiyoruz. Hemen arkasından sizin mekiği hazırlayacağız ve yola çıkacaksınız. Kaybedecek fazla zamanımız kalmadı. Ekibinizde bir eksik görüyorum.”

“Evet. Bay Marino burada değil.”

“Onu da buraya çağırsanız iyi olur.”

Yaşlı adam, cep terminalinden Luka’ya ulaşmaya  çalıştı ancak başaramadı.

“Cevap vermiyor. Türk, gidip dinlenme bölümüne bakar mısın?”

“Emredersiniz efendim, ” dedi Türk ve dev cüssesinden beklenmeyecek bir çeviklikle yanlarından ayrıldı.

“Daiki,” diyerek söze girdi Jenni. “Haberler kötü. R.V.A. Model 9X’i fark etmiş olabilirler. Ayrıca bizim de ona yardım ettiğimizi düşüneceklerdir.”

“Uçangözü de gördüler değil mi?”

“Büyük ihtimalle. Diplomatik olarak temas kurmaya çalışıyoruz ancak dünya çevresindeki devriyeleri şimdiden iki katına çıkardılar. Geçmenize izin vermeyebilirler. Kızıl Dragonları da hazırlıyoruz. Birkaç gün arkanızda olacaklar.”

Daiki düşünceli bir şekilde genç kadına baktı. “Sorun çıkacağını düşünüyorsunuz,” dedi ardından.

“Şu mesaj…”

“Ah evet. Bir de o vardı.”

“Bizim yayınladığımızı düşünüyorlardır. Ne de olsa bizim maden mekiğimiz üzerinden yansıtıldı.”

“Kaynağı ile ilgili bir şey bulabildik mi?”

“Üzerinde çalışıyoruz Bay Haruto. En kısa sürede tespit edip, tüm kanıtlarıyla hem Elitlere göndereceğiz hem de sizleri bilgilendireceğiz.”

“Gerilim yaratmak için onlar tarafından da gönderilmiş olabilir, Bayan Korhonen.”

“Bu ihtimali değerlendirdik. Eğer öyle olsaydı çoktan kaynağı tespit etmiştik. Bu çok farklı.”

Dakikalar sonra Türk, Luka ile birlikte geri döndü.

“Tahmin ettiğiniz gibi efendim, dinlenme bölümündeydi. Sanırım sevgilisi ile konuşuyordu, ” dedi Türk ve kıkırdamaya başladı.

“Bu bizi ilgilendirmez genç adam. Şimdi beni dikkatle dinleyin. Görev zamanımız erkene alındı. Diğer mekikler hazır olur olmaz yola çıkıyorlar. Hemen arkalarından da biz. Hedefimize Elitlerden önce ulaşmalıyız. Şu andan itibaren herkes çatışma için hazırlıklı olsun. Bir an bile tedbiri elden bırakmıyoruz.”

“Evet efendim,” dedi Luka. Türk ise sadece kafasını salladı.

“Gidip eşyalarınızı toplayın ve rıhtımda buluşalım.”

“Emredersiniz,” diyerek aynı anda ve hızla oradan ayrıldılar.

“Size bol şanslar, Bay Haruto. Her an iletişimde olacağız ve sizi bilgilendireceğiz.”

“Teşekkürler, Bayan Korhonen.”

Jenni de gittikten sonra Daiki birkaç dakika olanları düşündü. Yıllar sonra iki taraf çatışmanın eşiğine gelmişti. Acaba Elitler Model 9X’ten çok daha önce haberdar olup mesajı da kendileri mi göndermişti? Her ne kadar Jenni öyle olsa tespit edebileceklerini söylese de Mars içerisindeki Septima yanlılarını da göz ardı edemezlerdi. Bir şekilde sağ salim dünyaya ayak basabilmek artık tek düşüncesiydi. Doğduğu yerde, kardeşine yakın olmak istiyordu.

Bir süre sonra tüm ekip rıhtımda toplanmıştı. Her yer insan kaynıyordu. Sanki dünyadan yeni bir transfer mekiği gelmiş gibi herkes bir sağa bir sola koşturuyordu. Ardından kırmızı ışıklar yanıp sönmeye başladı. Basınç kapakları açılmadan önce herkesin yaşam birimlerini aktif hale getirmesi ve kasklarını takması için gerekli süreyi işaret eden beş dakikalık geri sayıma geçilmişti.

Tüm ekip kasklarını taktı. Daiki, eliyle üç işareti yaptı ve hepsi kollarındaki terminalden iletişim kanallarını ayarladı.

Süre dolduğunda Jenni, ilk mekikten başlayarak sonuncusuna gelene kadar tüm ekip üyeleri ile el sıkıştı. Tüm frekanslardan yayın yapan dijital bir ses duyuldu.

“Rıhtımdaki herkes güvenli bir mesafeye. Mekiklerin kalkışı için son bir dakika.”

Geride kalanlar rıhtımın istasyona yakın bölümüne geçti.

Son 10 saniye.

İlk olarak 5 numaralı kapak açıldı. Mekikler sırayla iticilerini ateşlemeye başladı. Dokuz mekik art arda istasyondan uzaklaşırken kusursuz bir V formasyonu oluşturdular. Rıhtımda kalan herkes gidenlere son bir selam verdi ve son mekiğin hazırlığı için işlerinin başına döndüler.

Etiketler: , , ,


Yazar Hakkında

Üniversite tezini robotlar üzerine vermiş bir bilgisayar mühendisi. Kılıcın yolunda ilerleyen, an itibariyle 2. Dan bir kendocu. Müzik tutkunu ve bilim kurgu hayranı. Kurduğu hayalleri yazıya dökmeye çalışan bir hayalperest."Ben bu dünyayı değiştiremeyeceğimi biliyordum; o yüzden başka dünyalara gittim." - PKD