bilimkurgu kulubu

Arayıcı Günlükleri Arayıcı Günlükleri

Tarih: 3 Nisan 2019 | Yazar: Cem Can

0

Arayıcı Günlükleri 13. Bölüm | Cem Can (Roman)

MUİ’de mekiğin yanaştığı rıhtıma açılan ana koridor birkaç kişinin rahatlıkla yan yana yürüyebileceği genişlikteydi. İstasyonu tam ortadan ikiye bölüyor, buraya gelenleri diğer katlara ve yaşam alanlarına geçmeden önce karşılıyordu. Dünya’dan gelen ve koloniye katılanların her zaman ilk durağıydı.

Mars’a yerleşecek misafirlerin rahat etmesi için her şey düşünülmüştü. Farklı büyüklüklerde uyku odaları, yiyecek içecek otomatları ve hatta çocuklar için oyun alanları bile vardı. Gelenler buralarda ağırlanır, koloni ile ilgili bilgiler verilir ve yeni evlerinin kuralları anlatılırdı.

Mars’tan istasyona gelen ekip kullandıkları güvenlik halatlarını çözmekle uğraşırken istasyon sorumlusu Jenni Korhonen de asansörden inip karşılama için yanlarına geldi.

“Güvenlik halatından kurtulduktan sonra kasklarınızı çıkarabilirsiniz baylar ve bayanlar,” dedi elinde tuttuğu telsizi kullanarak. Tüm ekip hazır olana kadar bekledi ve “Hoş geldiniz,” diyerek gülümsedi.

Herkes kaskını kolunun altına almış dikkatle Jenni’nin söyleyeceklerini bekliyordu. Türk meraklı bir çocuk gibi etrafı incelerken Luka hemen yanında kıpırdamadan duruyordu.

“Dikkatini karşındaki hanımefendiye ver,” dedi Daiki yanındaki iri yarı adama. Ardından genç kadın konuşmasına devam etti.

“Yarın herkesi zorlu bir yolculuk ve arkasından zorlu bir görev bekliyor. Bu yüzden hemen brifing salonuna geçeceğiz ve orada görev bilgilerini alacaksınız. Daha sonra istasyonumuzdan dilediğiniz gibi faydalanabilirsiniz. Bir çoğunuzun Dünya’dan gelirken uğradığı bu istasyonu bildiğinize eminim ancak zamanla her şey değişiyor. Burası da yaşayan bir organizma gibidir ve hatırladığınızdan farklı gelebilir. Lütfen soru sormaktan çekinmeyin.”

Tüm ekip önlerinde yürüyen genç kadının peşi sıra ilerledi. Önce misafirhanelerin önünden geçtiler. Ardından asansörler ile birkaç kat yukarı çıktılar. İlerledikleri koridorun camlarından geldiklerinden farklı bir rıhtımda yaşanan koşuşturmaca rahatlıkla görülüyordu.

“Dragon mekikleri sizin için hazırlanıyor,” diyerek rıhtımı işaret etti Jenni. Sıranın önünde yürüyen Türk hemen bir cama yapışıp dışarıya bir göz attı.

“Şu aletlerden birini bir an önce incelemek istiyorum, Bay Haruto.”

“Zamanımız olacaktır, merak etme,” diye cevap verdi Daiki ve genç adamın kolundan tutup yürümeye devam etmesini sağladı.

Dragon mekikleri 21. yüzyılda tasarlanmış küçük ama etkili araçlardı. Şimdiki hallerine gelene kadar bir sürü değişiklik yapılmış olmasına rağmen temel tasarımları hiç değişmemişti. Dış görünümleri bir mermiyi andıran, dört yanında Maxon motorları bulunan, maksimum yedi kişi kapasiteli ve gerektiğinde tek kişinin rahatlıkla idare edebileceği basit mekiklerdi. Zaman zaman yaşanan gerginlikler sebebiyle burun kısımlarına ve yan taraflarına karbondioksit lazer silahları yerleştirilmiş olsa da temel amaçları kargo taşımaktı.

Tüm ekip brifing salonunda toplandı. Herkes yerlerine geçtikten sonra önlerinde dev bir holografik görüntü belirdi. Ekip liderlerinin isimleri ile birlikte görüntüleri sırayla karşılarına çıktı. Her birinin altında birlikte çalışacakları kişiler ve görevleri detaylı bir şekilde anlatılıyordu. Dijital bir ses tüm bilgileri okudu. Daiki’nin ekibi hariç hepsinin cep terminallerine bilgiler ulaştı.

Holografik görüntü ortadan kaybolduktan sonra Jenni toplantıyı sonlandırdı.

“Şimdi serbestsiniz. Herkese iyi dinlenmeler.”

Ekipler yavaş yavaş odayı terk etmeye başladı. Daiki hiç kıpırdamadan bekliyordu.

“Bay Haruto, sizinle özel olarak görüşmek istiyorum,” dedi genç kadın.

“Biraz daha mı beklemek zorundayız?” diye homurdandı Türk. Luka, kafasıyla onayladı. Jenni araya girdi. “Sizler gidebilirsiniz.”

“Rıhtımdaki mekikleri incelemek istiyorum. Benimle gelmek ister misin Luka?”

“Hayır, ben gidip biraz dinleneceğim.”

“Bayan, buralarda içebileceğim bir bar var mıydı?” diye sordu iri adam.

“Tabii. Geldiğimiz koridorun sonunda bir alt katta. B rıhtımına çıkmadan hemen önce bölümü görürsünüz zaten.”

“Teşekkürler, ” dedi ve hemen salondan çıktı. Luka, Daiki ve Jenni’ye bir baş selamı vererek genç adamın arkasından gitti.

Daiki, bakışlarını karşısındaki kadına çevirdi.

“Sözü uzatmayacağım Bay Haruto. Model 9X’i bulma ve getirme görevi sizde ve ekibinizde.”

“Anlaşıldı Bayan Korhonen.”

“Zor bir dönemden geçiyoruz. Elitler bir şeyler çeviriyor. Bugüne kadar inşa etmeye çalıştığımız her şey risk altında. Emin olun bu görev gerçekten tehlikeli olacak. Geçen günlerde sizin de yardımlarınızla yakaladığımız mesajı ve maden mekiğini hatırlıyorsunuzdur.”

“Evet.”

“Yayınladığı sinyali de siz çözmüştünüz. O sinyal neredeyse tüm frekanslardan iletildi. Güneş sisteminde uydusu olan herkes tarafından alınmış olabilir ve dikkatli birileri sinyali mutlaka çözmüştür. Ayrıca ondan sonra iki maden mekiği daha kontrolden çıktı. Biliyorsunuz ki, o mekikler Derin tarafından özel olarak programlanıyor ve bugüne kadar hiç sorun çıkartmamışlardı.”

“Derin ile ilgili bir sorun olabilir mi?”

“İmkansız. Buradaki tüm kontroller yapılıyor. Derin olması gerektiği gibi çalışıyor.”

“Elitlerin bir oyunu olabilir mi? Bir tehdit…”

“Bizi tehdit etmekle ne gibi bir kazançları olabilir diye biz de sorguluyoruz. Derin’in yaptığı tüm hesaplarda olası bir savaştan hem biz hem onlar zararlı çıkıyor.”

Daiki bir süre düşündü.

“Onlarla temas kurdunuz mu?”

“Evet. Birkaç konsey üyesi ile görüşme talebimiz oldu ancak sadece Benjamin bizimle görüşmeyi kabul etti. Sinyali aldığını ve mesajı çözdüğünü, sinyalin kaynağının da bizim mekiğimiz olduğunu bildiğini söyledi. Tehditlere devam edersek gerekeni yapmaktan hiç çekinmeyeceğini belirtti.”

“Belki de onların özellikle yerleştirdiği bir mesajdır. Bahane üretiyorlar.”

“Haklı olabilirsiniz. Her ne kadar hesaplayabildiğimiz olasılıklara göre çıkarları yok gibi gözükse de eğer üzerimizde tam bir hakimiyet kurmayı başarır ve bir şekilde kolonide de söz sahibi olurlarsa işler değişebilir.”

“Aşağıda destekçileri var Bayan Korhonen. Onlar tarafından yönetilmek isteyen gelenekçiler.”

“Farkındayız ama şimdilik yapabileceğimiz bir şey yok. İnsanları fikirleri yüzünden yargılayamayız. O destekçiler çok istiyorlarsa Ay üssüne dönüp onlara katılabilirler. Bizim için en önemli şey bu gezegende hayatta kalmaya devam etmek ve burayı daha da yaşanabilir bir hale getirmek.”

“Bu durumda Benjamin denen adam bize sorun çıkartabilir.”

“Kesinlikle. Son görüşmemizden sonra Elitler dünya çevresindeki kontrollerini arttırdı. LIDAR (Light Detection and Ranging) verilerini an be an takip ediyoruz. Son bilgilere göre artık daha fazla silahlı gemi ile daha sık devriyeye çıkıyorlar.”

“Bu aşamada bizim geçmemize izin vermek zorundalar.”

“Şimdilik öyle gözüküyor. En azından dikkatleri burada. Dünyadaki hedefimiz Model 9X’den henüz haberleri olmadığını düşünüyoruz. Yine de operasyonun güvenliği açısından sizin ekibinizi diğerlerinden birkaç saat daha geç yola çıkaracağız. Herhangi bir saldırı durumunda sizi geri çevirebilir veya Kızıl Dragonlar ile destekleyebiliriz.”

“Umarım ihtiyacımız kalmaz Bayan Korhonen.”

“Umarım. Şimdiden başarılar dilerim. Eğer Model 9X’i getirmeyi başarırsanız Mars için büyük bir adım olur. Burayı daha da ileri götürebilir.”

Etiketler: , , ,


Yazar Hakkında

Üniversite tezini robotlar üzerine vermiş bir bilgisayar mühendisi. Kılıcın yolunda ilerleyen, an itibariyle 2. Dan bir kendocu. Müzik tutkunu ve bilim kurgu hayranı. Kurduğu hayalleri yazıya dökmeye çalışan bir hayalperest."Ben bu dünyayı değiştiremeyeceğimi biliyordum; o yüzden başka dünyalara gittim." - PKD