bilimkurgu kulubu

Arayıcı Günlükleri Arayıcı Günlükleri

Tarih: 20 Mart 2019 | Yazar: Cem Can

0

Arayıcı Günlükleri 11. Bölüm | Cem Can (Roman)

Daiki, yoğun geçen çalışmaların ardından tekrar odasına dönebileceği için memnundu. Merkez kuleden görülebilen Mars’ın mavi gri gecesi bitmek üzereydi ve bir süre sonra her yer tekrar kızıla bürünecekti. Dünya’da sadece kuzey kutbu yakınlarında görülebilecek olan auroralar bütün gece gezegen üzerinde dans etmişti. Daiki, belki de yaşadığı son Mars gecesinde manzaranın tadını sonuna kadar çıkarmıştı. Biraz daha kahve ile önündeki saatleri de atlatabilir, ardından son hazırlıklarını tamamlayarak beklemeye başlayabilirdi.

Küçük beyaz küpüne dönmeden önce Hermus Meydanı’na çıktı. Oradan sonra güney cephesi sosyal alanına uğrayıp, yapacağı yolculuk boyunca kendisine yetecek miktarda sentetik kahve çubuğu aldı. Odasına ulaşmanın en kısa yöntemlerinden bir olan yatay asansörlerden bir tanesine bindi.

Küpüne girer girmez ayağındaki manyetik botları çıkardı ve odanın ortasında duran masanın kenarına dokundu. Tam orta noktada beliren hologram görüntüde tek bir mesaj vardı.

“Sıra sizde.”

Havaya kaldırdığı parmağı ile mesajı sağa doğru çekti ve masanın üstünde asılıymış gibi duran sanal bir küp görüntüsü ortaya çıktı. Üç boyutlu satrançta sıra tekrar Daiki’deydi. Yaklaşık olarak bir aydan beri 14 yaşında bir çocuk ile oynuyordu ve oyun bitecekmiş gibi görünmüyordu.

Dünya’da olduğu zamanları düşündü. Kardeşine oynamayı öğretme çabaları aklına geldi. Ahşaptan yapılmış bir satranç tahtası, elle yontulmuş piyonlar, fil ve vezir… Tekrar taşlara dokunabilmek istedi. Dakikalar içinde biten oyunlarını düşünüp gülümsedi.

Önündeki sanal satrancın sonlanması en iyi ihtimalle günler sürecekti. Taşlar x,y ve z eksenlerinde hareket edebildiği için çok daha uzun düşünmek gerekiyordu. Ayrıca yapılabilecek hamlelerin fazlalığından oyunlar günler ve hatta haftalar boyu oynanabiliyordu. Zaten bulundukları gezegende kimsenin acelesi de yoktu.

Daiki, atını Y ekseninde üç birim yukarı çektikten sonra 1 birim de Z ekseninde kaydırarak üç boyutlu bir L harfi biçimindeki hamlesini yaptı. Böylece genç arkadaşına oyunu bitirebilecek hareketleri yapabilmesi için bir boşluk bıraktı. Tüm yaşam da bu kadar basitti. İsteyerek veya istemeden yapılacak tek bir hata sonunu getirebilirdi.

Hologram satrancı ortadan kaldırdı. “Haberler,” dedi ve cihaz başlıklar halinde son bilgileri okumaya başladı. Daiki, masanın başından kalkıp mutfağa geçti. Kendisine bir bardak sıcak su hazırladı ve kahve çubuklarından bir tanesini suyun içine bıraktı. Sentetik kahvenin yapay kokusu etrafa yayıldı. Yapay olduğunu bilse bile koku ona bir rahatlama hissi veriyordu.

Dijital ses bir sonraki habere geçerken Daiki, dur komutunu verdi ve “detay” dedi. Masa üzerine çeşitli görüntüler yansıdı ve cihaz ilgili bilgileri aktarmaya başladı.

“Aktivistlerin birleşme çağrıları ve eylemleri devam ediyor. Tüm insanlık adına Mars ve Ay’ın yöneticilerine yapılan bu çağrıların artık sonuç vermesi gerektiğini düşünenler Hermus Meydanı’nda toplanıp ufak bir gösteri yaptılar. Göstericiler, herkesin eşit olduğunu, sınırlamalar olmadan Mars, ay ve dünya arasında özgürce seyahat edebilmeleri gerektiğini açıklayarak eylemlerine son verdiler.”

Tehlikelerin farkında değiller diye düşündü, Daiki. Büyük ihtimalle bu insanlar, Elitlerin ellerindeki kaynakları kendileriyle paylaşacaklarını düşünüyordu. Öyle bir şey hiçbir zaman olmamıştı ve olmayacaktı da.

Kahvesini bitirir bitirmez kısa bir süre uyudu ve hızlı bir duş aldı. Artık hazırlanmaya başlayabilirdi. Silindir şeklindeki kumaş sırt çantasını çıkardı. İçine bir tane bol cepli kamuflaj pantolon, birkaç tişört ve ne olur ne olmaz diye kalın ve bol cepli bir mont yerleştirdi. Belki bavuluna son koyduğu giysiye ihtiyacı bile olmayabilirdi. Dünya’nın son durumu pek de soğuk sayılmazdı.

Çantasını kapatmadan önce içine oldukça etkin birkaç bıçak attı. Son olarak, ata yadigârı katanasını da duvardaki askısından dikkatlice alarak eşyalarının yanına bıraktı. O sırada cep terminali bipledi.

“Cevapla.”

“Günaydın, Daiki,” dedi genç kadın. Sesinde olağan neşesi duyulmuyordu.

“Size de Bayan Serova.”

“İşte böyle söyleyerek daha da moralimi bozdun şimdi.”

“Özür dilerim, Yelena.”

“Hiç değişmeyeceksin herhalde. Neyse önemli değil. Açıklanan listeye baktım ve adımı göremedim. Yine Dünya’ya giden ekiplerde yokum. ”

“Üzgünüm. Biliyorsun, senin oraya gitmeni ve görmeni istiyorum ama elimde olmayan şeyler var.”

“Kendi ekibini seçtiğini duydum.”

Daiki, bir süredir Yelena ile birlikte olan ve iyi bir pilot olduğundan emin olduğu Luka Marino’yu üç kişilik ekibine dahil etmişti. Onu seçerek Yelena’ya kötülük ettiğini düşünse bile hiç tanımadığı birini sadece istihbarat bilgilerinden hareket ederek birini seçmektense az çok bildiği birini ekibine dahil etmek daha mantıklı gelmişti. Askeri bir görev olmasa, imkanlarını sonuna kadar zorlar ve Yelena’yı götürürdü ama genç kadın bu görev için kesinlikle uygun değildi.

“Doğru duymuşsun ama verilen bilgiler doğrultusunda hareket etmem gerekiyordu.”

“Sen de tanıdığımız en iyi pilotlardan birini yanına aldın yani,” diye karşılık verdi ve bir kahkaha patlattı.

“Evet, öyle oldu.”

“Günaydın, Bay Haruto,” diyerek görüntüye girdi Luka.

“Size de Bay Marino. Umarım hazırsınızdır.”

“Her zaman! Ve beni seçtiğiniz için teşekkür ederim.”

Umarım başımıza bir şey gelmez diye düşündü Daiki. Tüm detayları henüz öğrenmemiş olsa bile gidecek adamlar üzerinde uzun süre çalışmıştı. Jenni’nin incelemeleri ve Derin’in analizleri sonucunda 30 kişilik liste kesinleşmişti. Sıradan bir kargo seferi görüntüsünde üçer kişilik mürettebat taşıyan Dragon mekiği yola çıkacaktı.

“Bir gün gelecek genç ve zeki bir biyokimyacıya da ihtiyaç duyacaksınız. O zaman ilk seçeneğini hatırlatmama gerek yoktur herhalde,” diyerek Daiki ile düşünceleri arasına girdi Yelena.

“Emin olabilirsin. Eğer tekrar böyle bir şansım olursa seni de götüreceğiz.”

“Bunu duyduğuma sevindim Daiki. Luka’ya ve Türk’e iyi bak. Sizi uğurlamaya geleceğim.”

“Teşekkürler. Akşama meydanda görüşürüz.”

Yelena, el sallayarak bağlantıyı kesti. Daiki, tekrar çantasını kontrol etti. Artık yan küpünde yaşayan genç adama bir göz atmasının da zamanı gelmişti.

Her türlü tamir ve tadilat işlerini yapabilen yirmili yaşlarının başındaki genç adam küçük yaşta Daiki’nin bir arkadaşı tarafından koloniye getirilmişti. Dünya’da onu bulduğunda vahşi bir hayvana benzediğini, her şeyi ve herkesi tehdit olarak görüp her zaman saldırıya hazır olduğunu anlatırdı arkadaşı. Bir şekilde ona ulaşmayı başarmış, yanına almış ve buraya kadar getirmişti.

İlk zamanlar, genç adamın konuştuğu dili neredeyse kimse anlayamamıştı ama çıkardığı sesler içerisinde bir tanesini fazla tekrarladığından ismi de o olmuştu. Türk, her türlü cihazı tamir edebilme yeteneği dışında kaslı ve kuvvetli vücuduyla da Daiki’nin kendi ekibi için iyi bir seçenekti. Çocuk yaştan itibaren yanında olduğundan dolayı da güvenilirliği konusunda en ufak şüphe duymuyordu.

Daiki, çantasını omzuna attı. Katanasını çantasının yanından sarkan ip ile bağladı. Son bir kez odasına baktı ve küpünden dışarı çıktı. Hemen arkasından gelen “Mai,” kelimesi ile olduğu yerde sıçradı. Türk, hemen yanında bitivermişti.

“Ke sela,” dedi Daiki.

“Ben hazırım, Bay Haruto.”

“Beni şaşırttın.”

“Niye?”

“Henüz kalkmadığını düşünüyordum. Tamir işi olmadığı sürece odandan pek çıkmazsın ve genelde uyursun da ondan.”

“Beni seçtiniz, Bay Haruto. Size çok teşekkür ederim. Emin olun sizi hayal kırıklığına uğratmayacağım. Size ve arkadaşınız Hans’a çok şey borçluyum.”

“Tamam, tamam. Bence şimdiden teşekkür etmemelisin. Zor bir görev bizi bekliyor.”

“Sahi, niçin gidiyoruz? Bir şey almamız gerektiğini biliyorum ama neyi? Yani bu kadar çok kişi sadece bir şeyi almak için fazla değil mi Bay Haruto?  Sadece siz ve ben de gidebilirdik. Emin olun ben yanınızdaysam başkasına ihtiyaç duymazsınız.”

“Ona şüphem yok Türk. R.V.A. – Model 9X’i almaya gidiyoruz. Detayları istasyonda anlatacaklardır. Şimdilik bu kadar bilsen yeter.”

“İnhaseli.”

Etiketler: , , ,


Yazar Hakkında

Üniversite tezini robotlar üzerine vermiş bir bilgisayar mühendisi. Kılıcın yolunda ilerleyen, an itibariyle 2. Dan bir kendocu. Müzik tutkunu ve bilim kurgu hayranı. Kurduğu hayalleri yazıya dökmeye çalışan bir hayalperest."Ben bu dünyayı değiştiremeyeceğimi biliyordum; o yüzden başka dünyalara gittim." - PKD