bilimkurgu kulubu

Edebiyat

Tarih: 10 Nisan 2016 | Yazar: Konuk Yazar

0

Romanlardaki Şaşırtıcı 5 Bilimkurgu Dünyası

Eğer bilimkurguda keşfedecek yepyeni gezegenler arayan ve hayal aşırı dünyalarda kaybolmayı seven biriyseniz, bilimkurgu romanlarındaki yaratıcı dünyalardan bazılarına da aşinasınız demektir. Birçok bilimkurgu romanı, geleceğin Dünyasında veya Dünya’ya benzeyen gezegenlerde geçse de, bizimkinden çok farklı dünyaları hayal etmiş yazarlar da yok değildir. Bilimkurguyu değerli kılan şeylerden biri de tanıdık olanla olmayanı, yani bilimle sanatı bir araya getirebilmesidir. İşte tam da bu yüzden Doctor Who’yu sevebilir ve öleceğiniz güne dek Margaret Atwood veya Ray Bradbury’nin kaleminden herhangi bir şeyi okuyabilirsiniz.

Uzamı, zamanı ve insanların evreni nasıl anladığını keşfetmek bilimkurgu için asla eskimeyecek bir konudur. Çünkü bilimkurgu, bu çılgın yeni dünyalara dalmamızı sağlarken, aynı zamanda bizleri de düşünmeye ve sorgulamaya teşvik eder. Zaten yeni bir yeri keşfetmek için bir kitabın sayfalarından daha iyi bir yer de yoktur. Hazır bahar da gelmişken, keyifle keşfedecek yeni bir bilimkurgu kitabı arıyor olabilirsiniz. Eğer öyleyse, gelin hep beraber bilimkurgu romanlarındaki beş sıra dışı gezegeni keşfetmek için galaksiler arası bir yolculuğa çıkalım…

Dune Serisi: Arrakis (Frank Herbert)

planet_arakis

Dışarıdan ilk defa bakan bir insan için Arrakis çok cazip gelmeyebilir, ne de olsa göz alabildiğince kumdan ibaret gibidir. Her ne kadar bir Çöl gezegeni olsa da sizi içine çekecek karmaşık bir ekosistemi ve tarihi vardır. Dev kum solucanları, ünlü keseli faresi ve diğer birçok tuhaf yaratığı ile Dune akla sığmayacak eşsizlikte bir gezegendir. Yaşamı uzatan, yıldızlar arası seyahate imkan tanıyan ve evrendeki en talep gören madde olan baharın kaynağı da kumlara gömülmüş haldedir. Dune’un şu ana dek yazılmış olan en iyi bilimkurgu romanlarından biri olarak kabul görmesine şaşmamak gerek.

Solaris: Solaris (Stanislaw Lem)

Solaris

Dune neyse Solaris de onun tam tersidir. Tek bir devasa okyanusla kaplı ve sakinlerinin yaşadığı birkaç ufak tefek adası olan bu gezegen kulağa çok cazip gelmese de okyanus, kendi yakınında yaşayan veya onu ziyaret eden insanların fazlasıyla farkındadır. Bu da, Solaris gezegenini listeye sokmak için yeterli bir sebep. Okyanus, insanların zihnini okuyabilir ve insanların insanüstü yeteneklere sahip yeni kopyalarını yaratabilir. Tıpkı kendi okyanuslarımızın derinlerinde yatan bambaşka bir dünya gibi, Solaris de bu kavramdan yola çıkarak inanılmaz derecede hayret verici bir bilimkurgu dünyası yaratıyor.

Mülksüzler: Anarres ve Urras (Ursula K. LeGuin)

Anarres ve Urras

LeGuin’in Mülksüzler romanındaki ikiz dünyaların her ikisi de ilgi çekici olsa da, literatürdeki en inanılmaz ama endişe verici kurgusal toplumlardan birisini barındıran Anarres, bu özelliği sayesinde öne çıkar. Her iki dünya da devasa okyanuslarla kaplıdır ve çeşitli kaynaklar bakımından zengindir. Bu dünyaların her ikisi de en üst düzeydeki ütopyayı yaratma arzusunda olsa da, bunun nasıl gerçekleştirileceği konusundaki yaklaşımları son derece farklıdır. Anarres’e hayran olmamızın bir nedeni de topluma feminist yaklaşımıdır ve 70’li yıllarda yazılmış olduğundan, feminizmin önemini göstermeye yönelik olarak atılmış çarpıcı ve cesur bir adımdır.

Mars Üçlemesi: Kızıl, Yeşil ve Mavi Mars (Kim Stanley Robinson)

terraforming

Mars Üçlemesinde Mars‘ın evrimleşmesi sürerken, her bir kitap gezegenin değişimini, durumunu ve sakinlerini ortaya koyar. Mars kurgusal bir gezegen değilse de, bilimsel ilerlemeler ve de insan ihtiyaçlarına göre yaşanabilir kılma çabaları sayesinde, adeta yepyeni bir dünyaya dönüşmüştür. Mavi Mars’ta yerçekimi oluşturmak için gezegen kendi ekseni etrafında yapay olarak döndürülmektedir, asteroidlerde şehirler kolonileşmeye başlamıştır ve ısı ve ışık oluşturmak adına bir güneş bile yaratılmıştır. Mars’ta kolonileşme muhtemelen bu konseptten daha çılgın bir hale gelemezdi.

Zamanda Kıvrılma: Uriel ve Camazotz (Madeleine L’Engle)

planet

Zamanda Kıvrılma hiç tereddütsüz bilimkurgu edebiyatının öne çıkan eserleri arasındadır. Meg ve Charles Wallace isimli kardeşlerin kayıp babalarını kurtarma umuduyla ziyaret ettiği bu gezegenler, insanın aklını başından alır. Uriel’de yarı insan yarı ata benzer yaratıklar yaşar ve Camazotz’ta ise zihni kontrol etme yeteneği bulunan son derece kötücül ve gövdesiz bir beyin tarafından idare edilir. Pek ziyaret etmek isteyeceğiniz gezegenler olmasa da, okuması epey keyiflidir. Grubumuzun uzay ve zamanda seyahat etmesi sizi yanıltmasın; bu maceranın benzeri yoktur ve bu özelliği de keşfettikleri tuhaf ve biraz da korkutucu gezegenlerden gelir.

Hazırlayan: Alex Weiss | Çeviri: Çiğdem Şafak

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi konukyazar@bilimkurgukulubu.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...