bilimkurgu kulubu

Edebiyat

Tarih: 26 Mayıs 2015 | Yazar: İsmail Yamanol

0

Robert Anson Heinlein’dan Bir Anı Yazısı

Size bir adamdan bahsetmek isterim. Bir üniforma giymezdi. Kimse de adını bilmiyor, tek bildiğimiz ne yaptığı.

Altmış yıl önce doğduğum kasabada ben çocukken, ailem beni ve kardeşlerimi pazar akşamları Swope Parkı’na götürürdü. Çocuklar için muhteşem bir yerdi. Piknik alanları, göller ve bir hayvanat bahçesi vardı; ama tam ortasından bir tren hattı geçerdi. Bir pazar akşamı genç bir evli çift bu raylardan geçiyorlardı. Kadın muhtemelen nereye bastığına dikkat etmedi ve ayağı rayların arasına sıkıştı. Kocası yardım etmek için durdu; ama ikisi beraber ayağı kurtarmayı başaramadılar. İkisi çabalarlarken etrafta dolaşan bir evsiz yaklaştı ve onlara yardım etmeye başladı. Ama şansları pek yaver gitmiyordu.

Bir dönemecin ilerisinden trenin düdüğü duyuldu. Belki koşup treni durdurmaya vakit vardı, belki de yoktu; artık önemli değil. Ne olursa olsun, iki adam da kadını kurtarmak için daha bir şevkle çalışmaya başladılar. Tren geldi ve onlara çarptı. Kadın öldü. Kocası ağır yaralandı ve sonra hastanede öldü. Evsiz adam da öldü. Görgü tanıkları iki adamın da kendini kurtarmak için hiçbir hareket yapmadığını söyledi.

Kadının kocasının davranışı kahramancaydı… Ama bir kocanın karısı için bunu yapmasını bekleriz değil mi? Bu onun hakkı ve onur verici ayrıcalığıdır, karısı için ölmek. Peki o isimsiz yabancıya ne demeli? Son saniyeye kadar kenara kaçıp kendini kurtarabilirdi. Hayatında daha önce hiç görmediği bir kadını kurtarmaya çalışıyordu, ta ki trenin çarpıp onu öldürdüğü ana kadar. Bu onun hakkında bilebileceğimiz belki de tek şey.

İşte bir adam böyle ölür.
İşte bir adam, böyle yaşar.

Etiketler: , ,


Yazar Hakkında

Amatör bir düş gezgini ve saplantılı bir bilimkurgu hayranı. Kuruculuğunu ve genel yayın yönetmenliğini üstelendiği Bilimkurgu Kulübü'nde at koşturmayı sürdürüyor. Daha mutlu, daha yaşanası ve daha özgür bir gelecek için…