bilimkurgu kulubu

Kitap İncelemeleri

Tarih: 8 Eylül 2019 | Yazar: Bahri Doğukan Şahin

0

Yıldızlararası Bir Yolculuk: Fiyasko

“Evren çok büyük bir pasta, bir uygarlık da onu mümkün olduğunca çabuk tüketmeye çalışan bir çocuk muydu?”

Bilimkurgu dünyasında Avrupa’dan yükselen bir ses olan Polonyalı Stanislaw Lem, öykü ve romanlarıyla bu türe büyük katkılar vermiş yazarların başında geliyor. 2. Dünya Savaşı’nı yakından deneyimleyen Lem, bu konuyu eserlerinde sıkça işleyerek savaşın üzerinde bıraktığı etkileri dışa vurmuştur. Tıp öğrenimini bitirdikten sonra kendisini tam zamanlı olarak yazarlığa adayan Lem, 1946’dan itibaren ölümüne dek yazmayı sürdürdü. Lem’in kaleme aldığı son romanlardan biri olan ve İletişim Yayınları tarafından 2002 yılında yayımlanan Fiyasko’nun orijinal dilinde ilk yayımlanma tarihi 1986. Dilimize İngilizce çevirisinden aktarılan kitabın çevirmeni ise Yücel Yılmaz. Aradan geçen 17 yılda yalnızca 1 baskı yaptığını ve günümüzde bulunması çok zor olan bilimkurgu kitapları arasında yer aldığını da belirtmek gerek.

Stanislaw Lem’in yine o bilindik klasik tarzıyla kaleme alınan Fiyasko, yazarın önceki kitaplarında işlediği temalardan birkaçını bir araya getiriyor. Yabancı bir gezegene ayak basmak ve orada yaşayan canlılarla iletişim kurmaya çalışmak bunların başında geliyor. Bol betimlemeli ve bol bilimsel terimli kitap aynı zamanda felsefi açıdan güçlü argümanlar barındırıyor. Solaris, Aden, Yenilmez gibi romanlarında Dünya dışındaki gezegenlere yolculuklar gerçekleştirmemizi sağlayan Lem, Fiyosko’da da bunu yapıyor, fakat buna rağmen kendini tekrar etmemeyi başarıyor.

“Bir toplum, teknolojik hızlanma evresine girdiğinde ilk yaptığı şey, canlı çevreye zarar vermek olurdu.”

Solaris’te bütün gezegen yüzeyini kaplayan devasa canlı bir okyanusu anlamdırmaya çalışan astronotlar varken, Aden’de bir kaza sonucu Aden isimli gezegene düşen altı bilim insanı karşılıyordu bizleri. Gemi tamir olana dek gezegeni keşfe çıkan astronotların ilginç kalıntılarla karşılaşması okurun gerilim dolu dakikalar yaşamasını sağlıyordu. Yenilmez romanında Regis 3 isimli gezegenin geçmişiyle yüzleşen gemi mürettebatının yaşadığı esrarengiz olayları anlamdırma çabasına girişirken, Fiyasko romanında karşımıza çıkan Quinta’da gezegenin yerli halkıyla iletişim kurmaya çalışan insanların çabalarına tanıklık ediyoruz.

Yakın bir gelecekte güneş sisteminin her noktasına ulaşmayı başaran insanlık gezegenlerarası yolculuğu mümkün kılacak teknolojilerin yanı sıra, o gezegenlerde ve uydularında devasa maden kuyuları açarak işletmektedir. Böylesine gelişmiş bir teknolojinin sonraki durağı ise şüphesiz SETİ (Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırması) gibi projelerle evrenin farklı noktalarında başka akıllı yaşam formlarının bulunup bulunmadığını araştırmak, herhangi bir sinyal gelmesi durumunda ise onlarla iletişim kurmaya çalışmak olur.

Romanın başında Satürn’ün uydusu Titan’da başlayan macera, daha sonra ışık hızına yakın bir hızda seyahat etmenin yolunu bulan bilim insanları sayesinde Quinta gezegeninde devam ediyor. Lem, kaleminin gücünü konuşturarak okurlarını yıldızlararası bir seyahate çıkarıyor ve bizlere bilimsel yönü güçlü, okuması son derece keyifli bir hikaye armağan ediyor.

“…zira teknoloji ölümcül tuzakların alanıydı ve her kim o alana girerse, kötü bir sonla karşılaşma olasılığı çok fazlaydı.”

Zeki bir yaşam formundan gelen sinyallerin ardından Quinta’ya gitmeye karar veren insanlık, beklemedikleri bir karşılık alıyor. DEUS isimli bir bilgisayarın da yardımıyla bu canlılarla iletişim kurmanın yollarını arayan gemi mürettebatının karşısına sürekli yeni sorunlar çıkıyor. Lem’in Hermes gemisiyle Quinta isimli gezegene gönderdiği ekibin içinde bir de din adamı var. Katolik inancının yaygın olduğu Polonya’da doğup yaşayan Lem’in inançsız olduğu bilinirken, eserinde bir din adamına da söz hakkı vermesi kurgusunu daha da güçlü kılmayı başarıyor. Carl Sagan’ın “Mesaj” isimli romanından 1 yıl sonra yayımlanan Fiyasko’da da böyle bir şeye rastlamamız aynı zamanda bilim insanı kimliği bulunan bu yazarların dünyanın gerçeklerine sırtını dönmemeleri, olayları dinin bakış açısından da anlatmayı yeğlemeleri takdire şayan.

Quinta halkıyla iletişim kurmak için her yolu deneyen ekip, onlara herhangi bir zarar vermeden bunu başarmanın yollarını arıyor. Kendi aralarında girdikleri etik ve teolojik sorgulamalara ek olarak karakterlerin içsel hesaplamalarına da yer veren Lem, insanlığın işgalci ve sömürgeci zihniyetini kapının ardına iterek daha çok iyi yönlerini ortaya çıkarmayı seçiyor.

Lem’in en uzun romanlarından biri olan Fiyasko’da değindikleri arasında yerbilim, mağarabilim, astronomi, tıp ve tanrıbilim gibi bilimin birçok dalı bulunuyor. Felsefe ve sosyoloji gibi alanları da eserlerine meze olarak kullanan Lem, böylelikle yoğun kitaplara imza atıyor. Fiyasko’da anlatılan öykü de tıpkı diğer romanlarında olduğu gibi bu özellikleri barındırıyor.

Yıldız Güncesi romanında yıldızlararası yolculukları mizahi bir dille aktaran Lem, bu romanında ise gayet ciddi bir tavır takınıyor. Romanda astronotların kullandığı DEUS bilgisayarıyla 2001 Bir Uzay Macerası’nın Hal-9000 isimli robotuna hatırlatan yazar, kurgusundaki kimi yönlerle de Star Trek ve Star Wars gibi kült bilimkurgu serilerini anmamızı sağlıyor. Her bilimkurgu okurunun okuması gereken önemli bir kitap olan Fiyasko, umarız yakın zamanda yeni baskısına kavuşur ve kolay ulaşılabilir bir hale gelir.

“Birçok gezegende yaşam ortaya çıkabilirdi, ama sadece umulmadık rastlantıların az rastlanır bir birleşimi sonucunda akıllı yaratıklar ürerdi.”

Etiketler: , , ,


Yazar Hakkında

1995, Erzurum. Adrianist hayalperest. Kitap okur, belgesel izler, sinema ve bilimkurguyla ilgilenir, öykü yazar. Kayıp Rıhtım'da başladığı yazarlık serüvenine, Fantastik Canavarlar ve Bilimkurgu Kulübü'nde devam etmekte. [email protected]