bilimkurgu kulubu

Kitap İncelemeleri

Tarih: 23 Ocak 2021 | Yazar: Varlık Ergen

0

Yeni Bir Yuva Arayışın Destansı Öyküsü: Zamanın Çocukları

Adrian Tchaikovsky, son yıllarda fantastik ve bilimkurgu türlerine imza atarak isminden sıkça konuşturan ve her iki türden de beğeniler toplamayı başarmış üretken bir yazar. “Dogs Of War” kitabındaki yarattığı biyoform karakterler ile de bilimkurgu hikayeleri konusunda bir farkındalık yakalıyor. Geçtiğimiz günlerde kulübümüzde yayımlanan röportajında da söylediği gibi biz insanlar kurgu aşamasında garip bir yanılgıya düşüyoruz. İnsanın burada, doğaya ve kendi soydaşlarına olan hâkimiyeti bizlerde kaçınılmaz görünen bir illüzyona sebep vererek olası dünya dışı yaratıkları düşleme ve yordama becerimizi kaybediyoruz. İşte Tchaikovsky’ye Zamanın Çocukları kitabı için 24 Ağustos 2016’da verilen 30. Arthur C. Clarke Ödülünü kazandıran da tam olarak bahsi geçen konudaki aykırılığı oluyor. Yazara göre bizler uçsuz bucaksız evrendeki yeni canlı formlarını insana benzeyen suretler şeklinde hayal ederken dünyayı incelediğimizde fiziksel özellikleri bize benzeyen türlerin çok ama çok az olduğuna dikkat çekiyor.

Zamanın Çocukları, Eksik Parça Yayınları tarafından dilimize kazandırılmış serinin ilk kitabı. 638 sayfalık bu kitabın çeviri yükünü ise Ayhan Semih Koç üstlenmiş. Sade, anlaşılır ve akıcı bir Türkçe ile hazırlanan bu çeviri sayesinde tam da Tchaikovsky’nin kelimelerini okuyormuş gibi hissettiriyor. Eser, sert bilimkurgu çizgisinde ilerlerken zaman zaman uzay operası sınırları içerisinde gezinerek hayatta kalma konusunu işliyor. İnsanlık kendi içinde yürüttüğü savaşlara ve rekabetçi çıkışlara yenik düşmeden önce evrenin başka köşelerini de zapt etmek isterken “Nanovirüs” diye adlandırılan bir teknolojiden yararlanıyor. Geliştirilen bu teknoloji sayesinde dünyamızdaki maymun türünün kısa bir zaman sonra insanlaşarak soyumuzu insan türünden daha da ileriye taşıması öngörülüyor. Adrian Tchaikovsky, zooloji ve psikoloji eğitimi alan bir avukat olması nedeniyle hünerlerini burada sergilemeye başlıyor.

Kitapta dikkat çeken detaylara geçmeden önce, din konusunun mevcut sistemi tasarlayanların gözünde vazgeçilmez bir edim olduğu konusunu vurgulamasına da değinmek istiyorum. Bu kavram yardımı ile toplulukları şekillendiren “üst akıl” elinde ateş tuttuğundan da haberdar. Dünyalılaştırma projelerinde de bunu kullanmaktan geri durmuyor. Ancak din, kolayca radikalleşerek keskin sonuçlar doğurması itibariyle tehlikeli de bir olgu. Tchaikovsky, bu durumu satır aralarında hem insanlıkla ilgili hem de yaratığı yeni türlerin hayatları ile ilgili kısımlarda ustalıkla kullanıyor.  Zamanın Çocukları’ndaki uzay gemisinin (Gılgamış/Tufan) boşlukta sürdürdüğü yolculuğuna ve yeni bir yaşanılabilir gezegen bulma umuduna yakından baktığımızda şimdiye kadar izlediğimiz ve okuduğumuz filmlerdeki seyrin pek dışına çıkılmamış. Hayatta kalma fikri için yürütülen mücadeleler de bu haliyle tanıdık. Şimdi gelin onu değerli kılan ve raflarda öne çıkartan parlak fikirlerine yakından bakalım.

Yapay Zekâ Kişilik Kompoziti aracılığı ile Doktor Avrana Kern, kendi bilincini bilgisayara aktarıyor ve “Terörist muhafazakarlar” diye tabir ettiği kalabalığın olası saldırısı sonucu “Simiana – Maymunlar Diyarı” isimli projesinin sabote edilmesinin önüne geçmek istiyor. Yazar bu kısımda dünyada meydana gelen savaşlara da parantez açarak olayları Dr. Kern’ün gözünden aktarıyor. Dünya, teknolojiyi ve bilimsel verileri en üst perdeden uygulayan ve öncelik haline getiren ülkelerin Non Ultra Natura isimli terörist gruplar ile yaşadıkları savaşa odaklanıyor. Dr. Kern bu muhalif grupların miadının dolduğunu ve insan evrimindeki bu yolculuğu kaçırdıkları görüşünde. Ne var ki Yapay Zekâ Kişilik Kompoziti dahi onu bu eskimişlikten kurtarma konusunda yetersiz kalabilir. Nanovirüsler ve Evrim: Evrimin sancılı ve insan türünden yola çıkarak görece yavaş ilerleyişi bu virüslerin yaratılmasına ve dolayısıyla seyrin olağanüstü bir hıza ulaşmasını sağlıyor. Dr Kern tam da bu çalışmalara güvenerek çıktığı yolculukta yeni gezegenleri dünyalılaştırmak ve bazılarını maymunlaştırmak suretiyle harap olmuş ve nesli tükenme noktasına gelmiş insan türünü korumak niyetinde. Ancak sözü edilen radikaller her yerde ortaya çıkınca uzayda kendi rotasında ilerleyen mürettebat da hayati tehlike ile karşı karşıya kalır.

Roman bu aşamadan sonra Tchaikovsky’nin zooloji üzerine aldığı eğitimin ve hayal gücünün izinden ilerlemeye başlıyor. Yakından bakmak zorunda kaldığımız yeşil gezegende ne insan ne de maymun var. Nanovirüsler sayesinde akıllı böcekler ve örümceklerle karşılaştığımızda tüm bu uzay macerası bizi bir anda bambaşka bir atmosfere sürüklüyor. Soğuk kutularda yüzlerce yıldır uyandırılmayı ve yaşanabilir bir gezegende insan neslinin yeniden ayağa kalkması hayali ile bekleyenleri şaşırtan ve okur için de başka türlü bir “uzaylı” mümkün dedirten olayları izlerken yazarın öne sürdüğü bilimsel argümanlar aşırı ya da göze batar cinsten değil. Yeşil gezegendeki hayatın yavaş yavaş filizlendiği Portia adı verilen örümceğin beyin kıvrımlarında ateşlenen ilk zekâ pırıltısı ve evrimin saat gibi işlemesini seyretmek okur için büyük bir şölene dönüşüyor.

Yazar, Örümcek Portia’nın yaşamından yola çıkarak insan türünün dünyada hangi aşamalardan geçtiğine odaklanmamızı istiyor. İlk düşünce eyleminin sonrasında başlayan muhakeme süreçleri, tarım ve şehircilik, sanayi… Tüm bunlar olup biterken mükemmel bir ayrıntı ile karşılaşıyoruz. Bizdeki makineleşmenin aksine onların tamamen kimyasal salgıları aracılığı ile kurdukları olağanüstü medeniyetin doğuşuna tanıklık ediyoruz. Nanovirüs sayesinde türler arasında zekaları ile yükselebilmiş örümceklerin ve diğer daha az gelişmiş beyinlere sahip böceklerin mücadeleleri nefes kesiyor. Kullanılan ilk silahlar, kimyasal salgılar aracılığı ile manipüle edilmiş böcekler ve dahası bu zeki yeni türün hayatına kolaylıkla girmemize olanak sağlıyor. Uzay gemisindeki insan türü ve yeşil gezegendeki örümcekler garip bir benzerlikle aynı savaşın farklı boyutları halinde sunuluyor okura. Yüzlerce yıldır uyandırılmayı bekleyen insanların karşılaşabileceği en büyük tehlike değişen diller oluyor haliyle. Bu konudaki açığı ise yazarın “Klasikçiler” adını verdiği dil uzmanları çözüyor. Soğuk uykuda geçmiş zamanın aslında sadece tarihsel bir veri olduğu, uyananların fizyolojik saatlerinin bu durumdan muaf olmaları da çeşitli olaylar içerisinde ayrıntılarıyla betimlenmiş.

adrian-tchaikovsky

Yazar, Kişilik Kompoziti aracılığı ile bedenin ötesinde aranan ölümsüzlük fikrini de evrimsel gelişim üzerinden simüle ederek okuru teknik detaylara boğmadan aktarıyor. “Cehaletle ilgili sorun da bu zaten. Ne hakkında cahil olduğunu asla bilemezsin,” cümlesi ile evrimin ilerleyişinin önüne çıkan engellerin bir şekilde aşılacağını, tür içerisinde yaşama adapte olabilen ve durmaksızın gelişen beyinlerin hükümdarlığının kesin olduğu sonucunu hem insanlarda hem de Örümcek Portia’nın hayatında rastlıyoruz. İnsanlığın son ve en önemli varoluşsal krizi olan ölümün üstesinden gelmenin yolları aranırken, ayakları üzerinde dikilen ilk insanımsı türden beri yürütülen mücadelelere de ışık tutuyor Tchaikovsky. Ölü yıldızlar arasında gezinecek kadar ileriye gitmişken hatalı politikalar nedeniyle kendi sonlarını getirmiş olan bu türün kaderi şimdi hiç hesapta olmayan bir böcek türüyle kesişiyor. Trajikomik bulunacak kadar uç bir hikâyenin destansı anlatısı ile karşı karşıyayız.

Sayısız alt metne sahip roman her ne kadar sert bilimkurgu çizgisinde olsa da, birçok alt türü bünyesinde başarıyla temsil ediyor. Umuyoruz ki serinin diğer kitaplarını da kısa sürede dilimize kazandırılır.

Etiketler: , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Sabaha karşı başlamış bir doğumun eseriyim_ Cennet bahçelerinden düşenlerdenim bir de- Parçalanmış benliklerimin gölgesinde bir bireymiş gibi yaşıyorum_ Tuzlu suyun yakınlarında olmak şanslı kılıyor beni- #ModelEvren -yazar-okur-seslendirir- varlikergen.com