uzay gezgini tuf

Tanrıyı Oynamak: Uzay Gezgini Tuf

Tek bir kurgusal karakterin ön planda olduğu herhangi bir yazın serisi (roman ya da öykü) daha fazla ilgi görüyor diyebilir miyiz? Okurun kolayca bağlanabileceği bir karakter ve o karakterin başından geçen türlü türlü olaylar… Bu bağlamda bilimkurgudan fantastiğe, korkudan polisiyeye çeşitli temaların işlendiği eserler doğal olarak bir adım önde olabiliyor. Bu eserler ya seri olarak ya da kısa öyküler şeklinde bir araya toplanabiliyor. Bilimkurgu edebiyatında da örneğine rastlamak mümkün. Mesela Isaac Asimov’un Susan Calvin karakteri birçok robot öyküsünde karşımıza çıkıyor. Bir başka karakter Ijon Tichy, Stanislaw Lem’in Yıldız Güncesi‘nde gezmedik yer bırakmıyor.

George R. R. Martin‘in Uzay Gezgini Tuf‘ı da yukarıda bahsi geçen özgün ve ilginç bir karaktere ev sahipliği yapıyor. Martin’in 1972-1985 yılları arasında yazdığı yedi öyküden oluşan eserini bir bütün olarak da değerlendirebiliriz. Her öyküsü farklı gezegenlerde geçen kitabın çevirisinde Kemal Sanatel var. Kitabın renkli ve ilgi çekici kapak görselinde ise Gökçen Yanlı Atmaca, içeriği yansıtır derecede harika bir iş çıkarmış.

Uzay Gezgini Tuf’ta her şey, bir tüccar grubunun uzayın derinliklerinde terk edilmiş olan Tohum Gemisi Ark’ı keşfetmesiyle başlıyor. Fakat grubun lideri, bu keşfin açığa çıkmaması için daha güvenilir bir uzay gemisi ve pilotuna ihtiyaçları olduğunu düşünüyor. İşte bu noktada kitabın başından sonuna kadar bize eşlik edecek olan Uzay Tüccarı Tuf devreye giriyor. Kişilik olarak çok farklı bir karakter yaratan George R. R. Martin’in, bilimkurgu edebiyatına önemli bir yüz kazandırdığını şimdiden söyleyebiliriz. Öyle ki Tuf, bir vejeteryan olmasının yanında kilolu, kel, kedi seven, yer yer muzip, saf ama aynı zamanda da zeki bir karakter.

Kitabın ilk öyküsü olan Veba Yıldızı, okurunu etkilemekte hiç de zorluk çekmiyor. Her ne kadar Tuf üzerinden ilerlese de, öykü kendi içerisinde de mükemmel bir macera barındırıyor. Yaklaşık 30 km uzunluğunda olan devasa savaş gemisi Ark, bir Ekoljik Mühendislik harikası. Bir çeşit yapay canlı üretme görevi görüyor. Mürettebat tarafından üretilen canlılar bir gezegene yerleştiriliyor ve daha sonra bu canlılar bir hastalık nedeniyle yok olmanın eşiğine geliyor. Bu yüzden gemi çok uzaktan bir yıldız gibi görünmesi nedeniyle Veba Yıldızı ismini alıyor.

Ancak tohum gemileri zamanla yok olmuş ve Ark da sahipsiz kalmış. Tuf ve yeni ekibi, aralarındaki anlaşmayla gemiyi ele geçirmek istiyor, ne var ki gücün hipnotize edici etkisi tüm ekibin aklını çeliyor. Derken geminin cazibesine kapılan her birey, birbirleriyle savaşarak kendilerini ölümle yaşam arasındaki o ince çizgide buluyor. Aksiyonun ve gerilimin tavan yaptığı ilk öykü, romanın ilerlemesi için de iyi bir temel oluşturuyor. Çok geçmeden Tuf, ele geçirdiği Ark ile kendisine bir görev ediniyor. Böylece karakterimiz eline geçen güç ile gezegen gezegen dolaşıp tüm canlılara yardım etmeye başlıyor. Ama bu sorumluluk, kitabın ikinci öyküsü olan Balık Ekmek‘te karşımıza çıkıyor.

Dex Yayınevi tarafından dilimize kazandırılan kitaptaki diğer öykülerinin neredeyse tamamı yine aynı kalitede ilerliyor. Hatta bazı öyküler seviyeyi daha da yükseltiyor. Sorun ve çözüm ekseni etrafında dönen hikayede George R. R. Martin, arka planda işlediği Tanrısal Güç kavramını da dengeli bir şekilde kurguluyor. Sıradan bir insanın Güç denen koz ile neler yapabileceğini son öyküye kadar yayan yazar, Tanrı mı güçlü yoksa Güç mü Tanrı’yı yaratıyor? sorusunu her sayfada akıllara getirmeyi başarıyor.

george martin kapak

Tanrı ve Güç gibi iki önemli olgunun yanında başka sorunlara da el atmayı unutmayan Martin, kedisever bir karakterle beraber Norn’un Ismarlama Canavarı öyküsüyle Hayvan Hakları’na da kısaca değiniyor. Hayvanları ve onların yaşam haklarını ciddi bir şekilde savunan yazar, kedileri neredeyse Tuf ile yarıştıracak kadar ön planda tutuyor. Hatta olaylar öyle bir hal alıyor ki, Tuf’ı ikna etmek isteyenler onu kedilerini öldürmekle bile tehdit edebiliyor. Diğer yandan Martin, bu şirin canlıları birer psişik olarak da yansıtıyor. Yine de bu kısımda es geçilemeyecek bir sorun var: Tuf, kedi seven biri olmasına rağmen Norn’un Ismarlama Canavarı‘nda yarattığı canlıların arenada birbirlerini öldürmesine de izin verebilecek kadar acımasız bir karakter olarak bizleri şaşırtabiliyor. Bu nedenle Tuf’ın doğasını çözmekte zorlanabiliyoruz.

Gelelim kitaptaki öykülerin ışık tuttuğu o karanlık noktaya. Basit bir tüccar olan Tuf, Veba Yıldızı‘nda önce gücü ediniyor. Daha sonraki öykü olan Balık Ekmek‘te, nüfus sorunu yaşayan topluluğa Hz. Yusuf gibi bir çözüm üretiyor. Norn’un Ismarlama Canavarı‘nda yaratıcı konuma geliyor ve son olarak Adı Musa‘da ise felaketlerin kaynağı oluyor. Tüm bunları ele aldığımızda, önümüze Tanrı Olmaya giden zorlu bir yol seriliyor diyebiliriz. Sözün kısası, Uzay Gezgini Tuf macera, aksiyon, bilimkurgu, mizah ve hiciv unsurlarıyla dolu memnun edecek bir eser. Özellikle kediseverlerin daha çok eğleneceğini söylemek mümkün. Mandalorian’vari bir kitap okumak isterseniz, Uzay Gezgini Tuf başvuracağınız ilk kitaplardan.

Yazar: Ahmet Boyraz

1993'de Adana'da doğdu. Futbol ve Bilimkurgu hastası. Bilimkurgu konusunda üretmekten çok tüketme eyleminde olsa da bunu tersine çevirmek için elinden geleni yapıyor.

İlginizi Çekebilir

uzay-yasam-canli

Uzay Boşluğunda Yaşayan Canlılar Olabilir mi?

Bir organizmanın uzay boşluğuna uyum sağlaması ya da orada yaşayacak şekilde evrim geçirmesi mümkün müdür? …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin