bilimkurgu kulubu

Kitap İncelemeleri klara ve gunes

Tarih: 22 Aralık 2021 | Yazar: Serdar Yıldız

0

Klara ile Güneş: Yapay Dünyalarda Robotik Şefkat

2017 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Kazuo Ishiguro’nun sekizinci romanı Klara ile Güneş, yazarın önceki eserlerinde derinlemesine ele aldığı, özellikle de Beni Asla Bırakma ve Gömülü Dev’den tanıdık gelen farkındalıklara odaklanıyor. İnsan doğasının kırılganlığı, iniş-çıkışlar, duygusal dalgalanmalar, hayatın bir şekilde sona ereceğine dair varoluşsal iklim bunların bir kısmını oluşturuyor.

Ishiguro’ya Nobel ödülü takdim edilirken komite onun için, “dünyayla bağların aldatıcılığının altındaki boşluğu ortaya çıkaran büyük duygusal gücü bulunan romanlar yazan yazar,” ifadesini kullanmıştı. Bu cümle yazarın edebi yaklaşımını ortaya koyan güçlü bir ifadeye sahip. Nobel’den sonra gelen Klara ile Güneş de Beni Asla Bırakma’da olduğu gibi komitenin çizdiği tanımlamada kendine yer bulabilir. Yazarın belki de en çok bilinen romanı Beni Asla Bırakma’daki duygusal atmosfer ve yoğunluk, Klara ile Güneş için de geçerliğini koruyor. Hatta öyle ki, öncekinin devamı niteliğinde bir hava sezdiriyor.

Yakın Geleceğe İnsan Odaklı Bir Temas

Ishiguro’nun yazın dünyasının sınırlarını çizmek kolay değil. Gerçekçi bir bakış açısıyla işlediği konuların yanında farklı türlere de nüfuz etmekten çekinmiyor. Bu sınır tanımazlık, onun geleceği ve geçmişi genellikle rahatsız edici bir alternatifle yorumlayabilmesine kapı aralıyor. Beni Asla Bırakma’nın distopik teması, genetik mühendisliğindeki gelişmelerin insanların kafasında oluşturduğu soru işaretlerinin ele alınma tarzı ve ortaya koyduğu yaklaşım, ileride benzer temalara değinebileceğinin sinyalini vermişti. Klara ile Güneş’in tanıdık izler taşıması, hem karakterler hem de tasvir edilen dünyanın benzer bir görüntü yansıtması sürpriz değil.

Ishiguro yazarlık vizyonu ve yorum gücüyle türlerin yazın dünyasında bir öneminin olmadığını ortaya koyuyor, hem de Booker ve Nobel ödüllü bir yazar olarak. Bilimkurgu, polisiye veya diğer türlerin kendi içinde anlattıkları, kullandığı yöntemler yazın sahasında söyleyebildikleri kadar etkili olabilir. Hikâye, karakter ve diğer birleşenler edebiyatın etkileyici atmosferine hitap ettiği ölçüde başarıya ulaşır. Geri kalan kısımda ise bunu hangi enstrümanlarda, nasıl bir atmosferde veya alt dalda icra ettiği öne çıkar.

Klara ile Güneş’te yazar, Beni Asla Bırakma’ya benzer bir perspektifte bilimkurguya da temas ediyor. Yapmak istediğinin okura gelecekteki olası teknolojik gelişmeleri hayranlık uyandırıcı bir şekilde göstermek olmadığını anlamak zor değil. İşi sadece bilimkurgu yazmak olan yazarların aksine kimi öngörülerde bulunmak gibi bir derdi de yok. Yakın gelecek, teknolojik gelişmeler, bu şekilde ortaya çıkan yaşam tarzı sadece birer araçtır. Onun için önemli olan yaşamla, gerçek diye sunulan maddesel ve manevi dünyayla kurulan ilişkinin yapaylığını göstermektir. Bu bağlamda Ishiguro’nun edebi enstrümanları zengin olduğu kadar cesurdur.

Yapay Arkadaş Çağı

Klara ile Güneş’in ana karakterinin insan formunda bir robot olması Ishiguro gibi bir yazar için muhtemelen birtakım zorluklar yaratmıştır. Davranışları kestirilemez bir insanın başrolde olduğu anlatı-hikâyede bir önsezi, dürtüsel tepkiler, okura empati kurdurabilecek davranışlar, ruhsal coşku ve yıkım yaratmak mümkündür. Zaten bu katmanlar okuru metne çekmek, onda kendini bulması için özellikle seçilir. Ishiguro ise ana karakterini bir robot olarak belirlemekle kalmıyor, hikâyeyi de Klara’nın sesiyle aktarıyor. Üçüncü tekil anlatımıyla risklerin çoğunu ortadan kaldırabilirdi ancak bu defa belki de Klara için ona has bir ses vermekten uzak kalacaktı. Yazarlar duyguları veya bir olay karşısında oluşan atmosferi sunabilmek için diyalog haricinde ayrıca açıklama yoluna gitseler de, Ishiguro bunu bir robot anlatıcıyla bile kendiliğinden, yalın bir dille verebiliyor.

Klara vitrinde alıcısını bekleyen bir Yapay Arkadaş (YA)’tır. Dükkânda yerleştirildiği yerden daima güneşin konumunu takip eder. Farklı modelleri bulunan YA’lar enerjilerini güneşten alırlar ve onlar için güneş bir tanrı rolündedir. YA’lar enerji dönüşümünün, çoğu makinenin nasıl veya hangi amaçla çalıştığının farkında olmadıkları için yorumlamalarını genelde güneşe göre yaparlar. Güneşin kendilerine hayat verdiğinin bilincindedirler, dolayısıyla bu yıldız dünyadaki düzenin sağlayıcısı konumundadır. Hatta gürültüyle çalışan, atık olarak duman yayan ve çevreyi kirleten kimi makineler onlara göre güneşe karşı saygısızlık yapmaktadır. Herhangi bir olumsuz durumu güneşin cezası olarak görürler. Ishiguro’nun burada çevresel sorunlara değindiğini fark ederiz.

Dükkânın vitrininde güneşin ona verdiklerinin tadını çıkaran Klara, sonunda bir alıcının gözüne çarpar. On dört yaşında, kronik rahatsızlığa sahip Josie isimli bir kız için annesi Klara’yı satın alır. Klara robottur ancak hizmetçi veya öğretmen değildir, sadece bir arkadaştır. Ailenin yanındaki yeni ortamında sürekli gözlem yapar, çevresinde olan biteni anlamaya çalışır. Klara şefkatli, anlayışlı ve hoşgörülü bir şekilde Josie’ye karşı arkadaşlık görevini yerine getirirken daima özverilidir. Bir insan grubunun içinde yer almak zorunda kaldığında kendisine yapılan olumsuz muameleyi anlamaya çalışır. Toplumun önemli bir kısmı YA’lara karşı tepkilidir, onları işlerini ellerinden almakla suçlar ve robotların sadece YA olmakla kalmayacaklarını düşünürler.

Yapaylaşan Yaşama Karşı Robot Şefkati

Romanın satır aralarında aslında çoğu insanın Klara kadar ince düşünemediğini, kendi hayatının esas kişisi olamadığını anlarız. Klara karmaşık insan ilişkilerini, nedenleri ve sonuçları yorumlama konusunda kimi zaman tıkansa da çok iyi bir gözlemcidir. Özü teknolojik, zihni ise mekanik kökenlidir, bireysel ve çevresel ilişkilerinde deneyimleri artsa da aşamadığı bir eşik vardır. Yine de bir makine olarak çevresinde akıp giden yaşamın parçası olmak, sevdiği insanlara yardım etmeye çalışmak ona yeter.

Klara sergilendiği dükkândan Josie’ye arkadaşlık yapması için alındığını sansa da aslında bu görünürdeki amaçtır, işin aslı çok daha dramatiktir. Josie yükseltilmiş çocuklardan biridir. Yükseltilme denilen kavram, çocuklara uygulanan genetik bir düzeltmedir. Bu uygulamaya maruz kalan çocuklar bazı ayrıcalıklara sahiptir ve onların diğerlerinden daha başarılı olmaları beklenmektedir. Her şeye rağmen yükseltilmenin kimi riskleri vardır ve Josie de bunlardan bazılarına maruz kalmıştır. Annesi söz konusu uygulamayı yaptırdığı için Josie’nin rahatsızlandığını düşünüp kendini suçlamaktadır. Klara, Josie’ye yardım etmek için yoğun bir çaba sergiler ve bu konuda başarılı olabilmesi için güneşi ikna etmesi gerektiğine inanır. Güneşin buna karşılık ondan gerçek sevgiyi görmek isteyeceğini düşünür ve bunun için Josie’nin en yakın arkadaşından yardım ister.

Ishiguro’nun romanlarında ses verdiği karakterlere bakalım: Beni Asla Bırakma’da bir klon olan Kathy, Klara ile Güneş’te bir robot olan Klara… Birinci tekil anlatıcının bir insan değil robot, yapay zekâ olduğu romanda okur nasıl oluyor da duygusal yoğunluğu fark edebiliyor? Bize seslenen aslında koku alamayan, duyguları öğrenmesi gereken, fiziki dünyanın birçok gerçeğinden habersiz, programlandığı ölçüde çoğu şeyi deneyimlerle keşfedebilen bir robottur. Buna rağmen okur Klara’yı nasıl oluyor da Beni Asla Bırakma’nın sade, saf, duyarlı, naif Kathy’sine benzetebiliyor? Burada Ishiguro’nun ustalığı, yeteneği ve yazar dokunuşu ışıl ışıl parlıyor.

Etiketler: , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

İllet (roman), Karanlık Gökkuşağı (öykü), Yüksek Doz Gelecek (beş yazar beş bilimkurgu kısa romanı).