bilimkurgu kulubu

Edebiyat

Tarih: 9 Eylül 2018 | Yazar: Canberk İleri

0

Gece Yarısı Gezegeninden Raporlar

“Arkadaşlarım baharı görmüş kurbağalar gibi (ya da kurbağalar hangi dönemde yumurtluyorlarsa artık) yavrulamaya başladıkları zaman, benim de aynı şeyi yapmaktaki gönülsüzlüğüm daha büyük bir sorun haline geldi.”

Jamaica asıllı Kanadalı bilimkurgu ve fantastik yazarı Nalo Hopkinson, 1960’da Kingston, Jamaica’da doğdu. Ailesiyle Jamaica, Trinidad, Guyana, ABD ve Kanada gibi pek çok farklı ülkede yaşadı. 3 yaşında okumaya başladı; 10 yaşına dek İlyada ve Kurt Vonnegut okudu. Karayip folklorundan Ursula K. Le Guin’e dek bilimkurgu ve fantastiğin hemen her çeşidini sevdiğini belirten Hopkinson, 1993’te 33 gibi geç bir yaşta yazmaya başladı. Clarion Science Fiction Yazma Atölyesi’ne başlamadan önce birkaç dergide öyküsü yayımlandı. Bu atölye daha sonra Michigan State Üniversitesi’nde düzenlenmeye başladı. Kütüphanelerde görev aldı. Toronto Sanat Konseyi’nde bir süre memur olarak çalıştıktan sonra, şiddetli anemi hastalığı geçirdi ve California Rivirside Üniversitesi’nde çalışmaya başlayana dek iki sene boyunca maddi zorluklarla uğraştı, evsiz kaldı.

İlk romanı Brown Girl in the Ring 1998’de yayımlandı. Bu eserinde farklı kültürel değerlere sahip toplumlardaki kadınların karşılaştıkları güçlükleri gösteren Hopkinson, dünyayı değiştirmek için kaderlerinin kontrolünü eline alan güçlü kadın karakterler resmetti. Brown Girl in the Ring ile Philip K. Dick ödülüne aday oldu, Locus En İyi İlk Roman ve John W. Campbell En İyi Yeni Yazar ödülerini kazandı. Toronto ve Californiya’da yaşayan yazar, şu anda California Riverside Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık profesörü ve bilimkurgu çalışmaları yapan bir araştırma grubunun üyesi. Yazımızın konusu olan ve Ayrıntı Yayınları Bilimkurgu Dizisi‘nin ikinci kitabı olan Gece Yarısı Gezegeninden Raporlar ise 2012’de yayımlandı. Kitap, Şişedeki Mesaj ve Değişim isimli iki öykü; Hopkinson’ın Uluslararası Sanatta Edebiyat Derneği’nin konferansında yaptığı, edebiyatta ırkçılık konusuna yeni bir soluk getirmeyi hedeflediği konuşması ve Dengeleri Ayarlamak adlı bir röportajını içeriyor.

Şişedeki Mesaj ve Değişim

Nalo Hopkinson, sosyal duyarlılığı gelişmiş, toplumsal olduğu kadar bireysel konularda da yazmayı seven bir yazar. Kendine özgü tarzıyla, bilimkurgu edebiyatına kattığı ilerici ve eşitlikçi tavrıyla sevilen yazarlardan biri. Eserlerinde Karayip folklorunu, Afro-Karayip kültürünü, feminizm temalarını, ırkçılığı, türcülüğü ve cinsiyet konularını sıklıkla kullanır. Bu konulara ilgi çekmeyi, diyaloğu arttırmayı hedef edinen The Carl Brandon Society’nin de kurucu üyesidir. Çocuk istismarı ve cinsel istismar gibi sosyal sorunları ele aldığı Midnight Robber romanıyla, cinsiyet anlayışı üzerine yazılan eserlere verilen en önemli ödül olan James Tiptree Jr. ödülünü kazanmış, Hugo ve Nebula ödüllerine ise aday olmuştur. Gece Yarısı Gezegeninden Raporlar’daki Şişedeki Mesaj ve Değişim de bu sosyal ve kültürel duyarlılığı sahip öyküler.

Şişedeki Mesaj, birçok farklı konuya değinen hem şaşırtıcı hem de yadırgatıcı özelliği ile iyi bir bilimkurgu öyküsü. Kızılderili bir ressam olan Greg’in, dostu Babette’nin kızı Kamla ile olan garip arkadaşlığı anlatılıyor öyküde. Kamla, dört yaşından itibaren yavaş büyümeye başlayan ve Geç Büyüme Sendromu tanısı konan bir çocuk. Kamla büyüdükçe bazı sorunları da beraberinde getiriyor: Okula uyum sağlayamıyor, ilginç hobiler ediniyor ve yaşından büyük davranmaya başlıyor. Okuma keyfini kaçırmadan anlatması zor olan bu öykü, türcülüğü merkezine alıyor. Ancak toplumun bireyler üstünde kurduğu evlilik ve çocuk yapma baskısı, genlerin bir çocuğa aktarılıp neslin devamının sağlanmasının gerçekten gerekli olup olmadığı gibi bireye dokunan konulara değinmeyi de ihmal etmiyor. Öykü aynı zamanda, sanatın işlevini de şaşırtıcı biçimde düşündürüyor. Başlangıçta klasik bir öykü gibi hissettiriyor, işler garipleştikten sonra kolaycılığa mı kaçılacak derken şaşırtmayı başarıyor.

“Bir yetişkin olarak hayatımda çocuklar olmadan hatırı sayılır on yıllar boyunca yaşamayı başarmıştım. Onlardan nefret etmiyorum. Her çocuksuz insanın, sürünün erdemli üreyicileri tarafından ölümüne gagalanmamak adına böyle söylemek zorunda olduğumu biliyorum.”

Değişim, iki farklı zaman ve mekanın içiçe geçtiği büyülü gerçekçi tarzda yazılmış fantastik bir hikaye. Öykü, bir Afro-Amerikan halk şarkısının dizeleriyle başlıyor. Sevgilisi hakkında düşünen karakterin zihninden geçenler kağıda dökülürken düşüncelerin arasına, bir Karayip mitine dayandığını düşündüğüm satırlar giriyor. Bu kulağa garip gelen bölümleri, göndermeleri anlayamadığım için kavrayabildiğimi pek söyleyemeyeceğim. Böyle halk hikayelerine, mitlere göndermeler yapmayı seven Hopkinson, bu durumdan kitabın son bölümündeki röportajda şöyle bahsediyor:

“Ben daha çok, pek çok farklı kültüre maruz kalan ve belirli bilgi hatlarında dolaşan bir geek’im. İkisi kafamda da kalbimde de gayet iyi geçiniyorlar ama bu sıklıkla insanların yaptığım tüm göndermeleri kavrayamamalarına sebep oluyor. Yazarken bunun farkında olmaya çalışıyorum. Bazen bir okurun tüm göndermeleri anlayıp anlamamasının bir önemi olmamasını sağlamaya çalışıyorum. Bazen belirli referansları bilmeyen okurlar için küçük oyunlar kuruyorum, bilenler için de ‘aramızda’ şakalar yerleştiriyorum.”

Gece Yarısı Gezegeninden Raporlar ve Terry Bisson ile Röportaj

Gece Yarısı Gezegeninler Raporlar, bu güzel ismine karşın bir öykü değil; 2009 yılında Nalo Hopkinson’un, her ilkbaharda Florida’da düzenlenen Uluslararası Sanatta Fantastik Konferansı’nda yaptığı konuşmasına verdiği isim. O seneki konferansın konusu “Fantastik Edebiyatta Irk”tı ve birçok farklı etnik kökenden konuşmacı vardı: Amerikan yerlisi yazar Owl Goingback, Çin asıllı Amerikalı yazar Laurence Yep ve Japon bilimkurgu uzmanı akademisyen Takayuki Tatsumi . Hopkinson, yıllardır bu konunun konuşulmasını bekleyediğini, uzun süredir böyle bir konuşmanın nasıl olması gerektiği üzerine düşündüğünü söylüyor. Konuşma metnini de bir şova dönüştürüyor. Karayip kültüründen bir ayinden esinlenmesiyle, bir ata dönüşüyor ve farklı bir gezegenden gelen ziyaretçiymiş gibi davranarak konuşmasının belli bir bölümünü böyle sunuyor. Konuşmasında aslında bize ırkçılık gibi gelmeyen ve yaptığımızda çok da yanlış görünmeyen noktalara değiniyor. Fırsat eşitliğine, görünürlüğe ve daha birçok konuya vurgu yapıyor.

Son bölüm olan “Dengeleri Ayarlamak”, Terry Bisson tarafından Nalo Hopkinson’la gerçekleştirilen bir röportaj. Terry Bisson, Hugo ve Nebula ödüllerini kazanmış “Bears Discover Fire” isimli öyküsüyle tanınan Amerikalı bir bilimkurgu yazarı. Gece Yarısı Gezegeninden Raporlar’da olduğu gibi edebiyatta ırkçılık ve cinsiyetçilik gibi konular üzerinde duruyorlar. Hopkinson’un “janrın huzurunu bozan” olarak tanıplanıp farklı tarzının eleştirilmesinden, edebiyattaki esin kaynaklarına, bilimkurgu ve fantastik edebiyattaki sevdiği yazarlara ve hobilerine dek geniş bir yelpazede gerçekleşiyor röportaj. Bu sohbetin en güzel yanı ise ırkçılık konusunda bize normal gelen davranışların eksikleriyle neden ve niçinlerini tartışmaları olmuş.

“İnsanlar sistematik eşitsizlikleri yaymaya devam eder çünkü sistemin nasıl işlediğini anlamaz ya da önemsemez. Bütün bunları ben de yapıyorum, bunun farkındayım. Ve esas önemli olanın bir hata yaptıktan sonra ne yapacağınız olduğunu da öğreniyorum. Cesaretle özür dileyenler, muhtemelen bunun kendilerini öldürmediğini de keşfetmişlerdir. Hatta belki de daha önce hiç olmadıkları kadar iyi hissettirdiğini.”

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

İstanbul doğumlu. Bilgisayar mühendisi olmaya çalışıyor. Çoğunlukla progressive rock ve jazz-fusion dinliyor. Bilimkurgunun en çok “New Wave” akımını seviyor. En sevdiği bilimkurgu yazarları Ballard, Lem, Bester ve Le Guin. Ayrıca Latin Amerika Edebiyatı ve onunla özdeşleşmiş Büyülü Gerçekçilik akımına ilgi duyuyor. Latin Amerika’dan da en çok Borges okumaktan zevk alıyor.