Angela Chadwick - xx

Erkek Soyunun Tükenmesi Fantezisi: XX

Bu yazıda, Angela Chadwick’in LGBTİ+/bilimkurgu temalı kitabı XX1’i ele alacağız. Kitap, lezbiyen bir çiftin gelişen teknoloji sayesinde, sperme ihtiyaç duymadan sadece yumurta hücreleri ile çocuk sahibi olma sürecini anlatıyor. Hikâyenin içindeki bilimi biraz açarak kitabı okuyan/okuyacak olanlar için ilgili teknolojiyi anlaşılır kılmaya ve kitabı okumayacak olanlar içinse üreme biyolojisinin henüz çok konuşulmayan bir yanı üzerinden bazı bilgiler vermeye çalışacağız. Yazıda kullanılacak bazı terimler okuyucuya yabancı gelebilir. Ancak endişe etmeye gerek yok, zira tam anlaşılmayacağını tahmin ettiğimiz kelimelerin metin içerisinde açıklamalarına değineceğiz. Kullanıldığı yerde açıklayamadığımız kelimeler içinse küçük bir sözlük oluşturduk.

Ortaokul ve Lise biyoloji bilgilerinizi biraz yoklarsanız, biyolojik erkeklerin XY ile temsil edilen cinsiyet kromozomlarına, biyolojik kadınlarınsa XX kromozomlarına sahip olduklarını hatırlayabilirsiniz. Bu, tabii ki eskimiş bir bilgidir. Son zamanlarda yapılan detaylı araştırmalar, biyolojik cinsiyetin hiç de bu kadar “ikili ve kesin” olmadığını kanıtlamaktadır2. Genel olarak cinsiyet tanımının bundan ne kadar uzakta olduğuna değinmeye bile gerek yok sanırız. Yine de kitabın temelini oluşturduğu için biz bu eski/geleneksel bilgiye sadık kalacağız.

Bir embriyonun sahip olabileceği olası eşey kromozomlarını, ebeveynlerin eşey kromozomlarına bakarak belirleyebiliriz. XX (mavi ve turuncu) kromozomlarına sahip ebeveyn embriyoya sadece X (mavi ya da turuncu) eşey kromozomunu verebilir. XY (yeşil ve kırmızı) eşey kromozomlarına sahip ebeveyn embriyoya X ya da Y (yeşil ya da kırmızı) kromozomlarından herhangi birini aktarabilir. Sonuçta embriyonun eşey kromozomlarında dört farklı olasılıktan biri görülür.

Tüm insanlar hayata döllenmiş yumurta olarak başlarlar. Bir yumurta ile bir spermin birleşerek oluşturduğu şey, bir TAM hücredir. Bu hücreye zigot, sonrasında oluşturacağı çok hücreli yapıya ise embriyo ismi verilir. Bir embriyonun tüm hücreleri TAM hücrelerdir. Bir TAM hücre toplamda 46 adet kromozom bulundurur. Bu 46 kromozomun 44’ü somatik (üremeyle direkt ilgisi olmayan) kromozomlarken 2’si eşey (cinsiyet) kromozomları olarak adlandırılır. Sperm ve yumurta ise YARIM hücre gibi hayal edilebilir. Dolayısıyla her birinin 23’er kromozomu vardır. Ve bu 23 kromozomdan sadece 1’i eşey kromozomudur.

Anne karnında büyümekte olan bir embriyonun biyolojik cinsiyeti, ebeveynlerden gelen cinsiyet kromozomları ile ilişkilendirilmektedir. Anne ve baba, bebeğe sahip oldukları iki cinsiyet kromozomundan (anne için X/X; baba için X/Y) sadece birini aktarır. Dolayısıyla sperm, bebeğe X ya da Y kromozomu aktarabilecekken yumurta mutlaka ki X kromozomu aktaracaktır. O hâlde doğan çocuğun cinsiyetini sperm belirler. (Not: Yüzyıllardır kadına ‘erkek torun’ vermiyor diye işkence edenlerin, aslında bu basit gerçeklikten bihaber olduklarını fark edince, kurumsallaşmış bilimin değil belki ama “doğru bilgi”nin birçok saçmalığı alaşağı etmekte pek kullanışlı olduğu görülüyor)

Buraya kadar yazıya tahammül edebildiyseniz sizi kutlarız. Ama kitabın özüne inebilmek için biraz daha bilgi sunmak gerekiyor. XY eşey kromozomları taşıyan bir birey ile XX eşey kromozomları taşıyan bir bireyin üremesinden doğacak çocuğun eşey kromozomları, XY’den gelecek yarıma bağlı olarak XX (dişil) ya da XY (eril) olabilir. Ama XX taşıyan iki bireyden, daha geleneksel ifade ile iki biyolojik kadından bir çocuk yapacaksanız, bunların eşey hücreleri XX ve XX olduğu için, yani yumurtada X’den başka kromozom bulunmadığı için, oluşacak bebek muhakkak ki dişil kromozomlara (XX) sahip olacaktır. Dolayısıyla lezbiyen çiftler, sperm kullanmadan bebek yaparlarsa -en azından şimdiki bilgimiz dâhilinde- kesinlikle dişil bir çocuğa sahip olurlar. Eril bir çocuğa sahip olmaları için gerekli olan Y kromozomu sürece dâhil olmamıştır çünkü.

Böyle bir açıklama belki de aklınıza şöyle bir felaket senaryosu getirebilir: “Eyvah! O hâlde herkes kız çocuğu üretecek ve erkek soyu tükenecek!

Milyonlarca heteroseksüel çiftin bu teknolojiyi kullanmadan çocuk sahibi olacağını (zaten bin yıllardır öyle yaptıklarını) ve dolayısıyla erkek çocuk ile kız çocuk dağılımının kabaca eşit kaldığını söylemeye gerek yok. Gelin görün ki Angela Chadwick’in XX romanında işler hiç de böyle mâkul ilerlemiyor.

Lezbiyen kahramanlarımız (Jules ve Rosie), erkek çocukların yok olacağını “zanneden” büyük ve gerici bir güruhla karşı karşıya kalıyor. Sağ/popülist bir siyasi lider, haber yaptıkları bireylerin haklarını hiçe sayan gazeteciler, din sömürücülerinden oluşan ve insanların kaygılarını pompalayan bir grup da kitabın “anti-kahramanlarını” oluşturuyor diyebiliriz. Lezbiyen çiftimiz bu bilgi fakiri, kötü kalpli insan topluluklarına karşı mücadele verirken kendi sevgilerini, aile ve arkadaşlık ilişkilerini de sorgulamak zorunda kalıyor. Kitap oldukça sürükleyici. Bunun yanında sizi toplum ve bileşenleri üzerine düşünmeye de sevk ediyor. Okumayacak bile olsanız, şu anda böyle bir kitabın dolaşımda olduğunu, hatta The Guardian’ın 2021’de bunu ‘yılın kitabı’ olarak tanıttığını bilmenizde fayda var.

Kitapta anlatılan olayın “bilimsel gerçekliği”ne gelirsek, yine kadın bir yazar olan Nessa Carey tarafından yazılmış Çöp DNA [Junk DNA]3 kitabına göre iki adet yumurtadan (sperm olmaksızın) bölünebilen (ve sonunda bebek oluşturabilen) tam bir hücre (şimdilik) elde edilemiyor. Bunun nedeni olarak da, döllenmiş yumurtanın oluşumunda spermden gelen genlerden fazlasına ihtiyaç duyulması sunuluyor. Hâlbuki iki yumurta hücresi, bir sperm+bir yumurta hücresi kadar (TAM sayıda, 46 adet) kromozom içerir. Ancak görüldüğü üzere, bir TAM hücre, aslında sahip olduğu genlerden fazlasıdır. Epigenetik faktörler, burada genlerin ihtişamını bastırıyor ve hücre bir bebek oluşturmak için gerekli bölünme sürecine girmiyor. Aslında bu, bir insanın genlerden FAZLASI olduğu bilgisine de uyum gösteriyor.

Elbette insanlığın ileride bu sorunu da aşacağını öngörebiliriz. Belki şimdi değil, ama bir yüz yıl sonra iki yumurtadan bir kız bebek, hatta ondan elli yıl sonra da iki yumurtadan bir erkek bebek yapabilecek hâle gelebileceğimizi varsaymak çok da sıra dışı değil. Öte yandan bunun etik, politik ve sosyal olarak ne gibi kullanımları ya da sarsıntıları olabileceğini öngörmek de bir o kadar zor. Bu tarz konular size çok uzak ihtimaller gibi görünebilir. Yine de konu üzerine düşünmek ve olası politik tehditleri/etik sakıncaları ortaya koymak gerektiği açık. Şimdiden bunlar üzerine kafa yorarsak, gün gelip hayal edilen o teknoloji üretildiğinde, özellikle LGBTİ+ bireyler özelinde düşünsel ve tepkisel birikimin, “anti-kahramanları” kolayca susturabileceği ortada.

Sözlük:

  • Gen: Hücrenin yapacağı bir işi ya da onun sahip olduğu bir özelliği belirleyen DNA kısmı. Bir organizmanın genetik bilgisi DNA’sı üzerindedir. Ama tüm DNA kısımları gen olarak adlandırılmaz. Sadece işe yarayan kısımlar Gen’dir. Diğerleri, uzun bir süre, -Nessa Carey’in kitabında vurgulandığı gibi ‘hatalı bir biçimde’- ÇÖP DNA olarak adlandırılmıştır.
  • Kromozom: Organizmanın genetik bilgisinin paketlenmiş biçimi. Kromozom, DNA’ların sıkıca istif edilmesiyle oluşturulur. Dolayısıyla, kromozomlar DNA zincirlerimizi içerir. DNA’larımız da genlerimizi içeriyorsa, genleri taşıyan zincirlerin bulunduğu kutular kromozomlardır diyebiliriz.  İnsanda toplam 46 kromozom vardır. Bunların 23’ü anneden 23’ü babadan gelir. 22 çift kromozomumuz (44 adet) somatik (üremeyle direkt ilgisi olmayan) kromozom olarak adlandırılır. 1 çift (iki) kromozom ise (XX ya da XY) eşey/cinsiyet kromozomu olarak isimlendirilmiştir. Biyolojik bir erkek: 44+XY iken, biyolojik bir kadın: 44+XX şeklinde gösterilebilir.
  • Çöp DNA: Gen olmayan DNA kısımları. DNA’mızı yaklaşık 3 milyar boncuktan oluşan bir zincir gibi hayal edebiliriz. Bu boncukların bazıları işe yararken bazılarınınsa ne işe yaradığı henüz bilinmemektedir. Bu kısımlar, işe yaramıyorlarmış gibi göründüklerinden hatalı bir biçimde çöp DNA olarak adlandırılmıştır. Ancak yapılan araştırmalar, ilgili kısımların zannedildiği gibi işe yaramaz olmadığını, genetik bilginin kullanılmasında bazı düzenleyici rollere sahip olduğunu ortaya koymuştur.
  • Epigenetik: Hücredeki genetik bilginin işleyişiyle ilgili diğer mekanizmalar. Buradaki diğer vurgusu önemlidir. Nitekim bir gen DNA üzerinde var olabilir, ama bu illaki o genin ifade edileceği (bir işe yapacağı) anlamına gelmez. Normalde işe yaracakken bile çevresel şartlardan dolayı susturulabilirler. Gen üzerinde yapılacak bazı fiziksel/kimyasal değişikliklerle hücre o gen hiç yokmuş gibi davranabilir. Nitekim, bütün hücrelerimizde aynı genetik bilgi olmasına rağmen böbreğimizin böbrek, kalbimizin kalp, beynimizin beyin gibi davranmasının ana nedeni budur.

Hazırlayan: Sa Bahattin

Kaynaklar:

  1. XX, Angela Chadwick, İlk Yayım: 4 Ekim 2018. Türkçesi Nisan 2021.
  2. Scientific American
  3. Çöp DNA, Nessa Carey. İlk Yayım: 2015. Türkçesi Eylül 2019

Yazar: Konuk Yazar

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi bilimkurgukulubu@gmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayımlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...

İlginizi Çekebilir

bilimkurgu animesi

Eskilerden İzlenesi 10 Bilimkurgu Animesi

Gözden kaçmış ve uygun bir yerelleştirme veya özel bir yayın hizmeti almadığı için unutulmuş zengin …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et