bilimkurgu kulubu

Kitap İncelemeleri

Tarih: 11 Kasım 2018 | Yazar: Ufuk Cem Çakır

0

Campbell, Asimov, Heinlein ve Hubbard’ın ‘Şaşırtıcı’ Öyküsü

Bilimkurgu yazarı Alec Nevala-Lee’nin iddialı kitabı Astounding, gelecek odaklı bir edebi türün gençliğini ve olgunlaşmasını ele alıyor; bunu da basitçe okurları eğlendirmekten daha önemli bir iş yaptığına inanan, türe en çok etkisi olan dört temel ismi işleyerek yapıyor. Robert A. Heinlein ve Isaac Asimov, kitabın alt başlıklarını oluşturan bu dört isim arasında en çok bilinenler: hem aşırı yaratıcı olmalarıyla hem de zaman zaman adeta geleceği gören öyküleri ve romanlarıyla bilinen iki figür. Üçüncüsü, kendine olan aşırı sevgisi ve övgüsü sebebiyle adı çıkmış, Scientology’nin kurucusu L. Ron Hubbard. Dördüncü ve son isim John W. Campbell ise, bilimkurgu okuyan ve kendini hayran olarak niteleyenler arasında bile nispeten pek bilinmeyen bir isim.

Nevala-Lee beş yüz küsür sayfalık kitabına pek çok hikaye sığdırmış. Akıllıca bir tercih yaparak, 1930’ların sonlarından 1950’lerin başlarına kadar süren, “bilimkurgunun altın çağı” denilen sürecin müjdecisi ve gölgesi yirminci yüzyıla en çok düşen yazarı olarak Campbell’a daha fazla yer vermiş. Campbell, 1938’den öldüğü yıl olan 1971’e kadar editörlüğünü yaptığı Astounding Science Fiction dergisinde, henüz görülmemiş dünyaları hayal eden çokça yazarın kariyerini şekillendirmiştir. Derginin adını Analog Science Fiction & Science Fact (Analog Bilimkurgu & Bilimsel Gerçek) olarak değiştirmeden çok uzun süre önce amacını belli etmişti, okurlara yalnızca onları eğlendirmek için yazmadığını daha iyi ifade etmek istediği için bu değişikliğine gitmişti. Nevala-Lee’ye göre, Campbell’ın “asıl amacı yazarlarını ve okurlarını yeni bir tür insana, ehil insana dönüştürmek ve böylelikle üstün insana giden yolu açmaktı”.

L. Sprague de Camp, Isaac Asimov ve Robert A. Heinlein

Campbell derginin yazarlarına sıkça fikir vermiş, bu fikirlerin de öyküye dönüştüğünü görmek istemiştir. İnsanlığı yine insanlığın kendisinden kurtarmak için ortaya çıkan ya da onu medeniyetin bir sonraki aşamasına atlatan “dahilerin oluşturduğu seçkin bir topluluk” fikri Astounding’in sayfalarında tekrar tekrar görülür. Ancak Asimov ve Heinlein nesnel gerçekliğe bağlı kalırken – Heinlein 1947 tarihli öyküsü “The Green Hills of Earth”ü (Dünyanın Yeşil Tepeleri) Astounding’te veya muadili dergilerden birine yollamaktansa ana akım Saturday Evening Post’ta yayımlamayı seçerek adeta bir darbe yapmıştı, Asimov da biyokimya doktorasını tamamladıktan sonra 400’e yakın kitap yayımladı – Hubbard ve Campbell insanlığın kurtuluş yollarıyla içten bir şekilde ilgileniyordu.

Hubbard’ın narsistik dönemi üç yaşından beri at yetiştirdiği ve aslında bilimkurguyla hiç ilgilenmediğini iddia ettiği zaman başlamıştı. Ama Campbell çoktan onun İkinci Dünya Savaşı sonrasında “psikolojiyi gerçek bir bilim haline getirecek yeni bir mental terapi” fikrine ısınmıştı. Hubbard ve Campbell arasındaki bu iş ilişkisi kısa sürede batacaktı ama bu olaydan önce Campbell, Hubbard’ın basımından onlarca yıl sonra bile televizyon reklamlarında kullanılan sözde bilimsel kişisel gelişim kitabı Dianetics: The Modern Science of Mental Healthin (Diyanetik: Akıl Sağlığının Modern Bilimi) editörlüğünü yapacaktı.

L Ron Hubbard ve John W Campbell Jr

Campbell’ın düşüncesinde, İkinci Dünya Savaşı sırasında bilimkurgu, daha ne kadar gelişebileceğimizi saptamak kaydıyla insanlığı kurtarma misyonuna yükselmesini zorunlu kılan bir konuma gelmişti. En başarılı provokasyonu, o zamanlar çok gizli olan bir atom bombasını konu alan bir öykünün, Deadlineın 1943 tarihli basımına rastlar; Campbell yazar Clive Cartmill’e böyle bir bombanın nasıl çalışabileceği ile ilgili bilgiler vermiştir, kendisi de bu bilgileri topluma açık kaynaklardan edinmiştir. Campbell’ın bunu yapmaktaki amacı FBI’ın kapısını çalmasına sebep olmaktır, böylelikle şüpheleri doğrulanacaktır. Bu olay Campbell’ı daha da yüreklendirir, çünkü insanlığın bu sayede kendisini veya haleflerini bu bombadan kurtarmak için aklının ustalıklarına başvurmaktan başka bir çaresi kalmıyordu. Fakat bilimkurgu bu kıyamet silahını yalnızca tahmin edebiliyordu, durdurma gibi bir imkanı yoktu. Campbell’ın bu sebeple kanıtlanmamış bilime yönelmesi birçok kaliteli yazarı kendisinden uzaklaştırmıştır.

Birçoğu kitaba konu olan dört ismin mektuplaşmalarından çıkarılan bilgilerle Nevala-Lee bu dörtlünün rakiplerinin, endişelerinin ve sağlık problemlerinin hızlı bir dökümünü çıkarıyor. Hakeza zaaflarının da… Kendinden menkul maceraperest kişiliğinden ayrı olarak, Asimov çeşitli buluşmalarda kendisine adeta akın eden hayranlarına ufak el şakaları yapması ve sonrasında da bundan pişman olmamasıyla biliniyordu. Hubbard eşine fiziksel şiddet uyguluyordu, Heinlein’la ortak noktaları McChartyvari bir komünist avına olan tutkularıydı. Campbell ise açıkça ırkçıydı.

Kitabın yazarı Alec Nevala-Lee

Nevala-Lee’nin bu dört ismi kitabına konu edinmesi tamamen akademik ilgilerinin bir sonucu. Bu adamların itibarlarını modern standartlara uydurmaya yönelik iki yüzlü bir çaba değil.

Her şeyden öte Astounding, bilimkurgunun nispeten niş bir türden, yüzyılın son otuz yılında ana akım hale gelmesiyle sonuçlanan gelişimini belgeliyor. Heinlein’ın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra alt kültür dergilerden uzaklaşmaya çalışırken arkadaşına yazdığı bir mektupta dediği gibi: “Vaaz verme ve propaganda yapma yönündeki hevesimi tatmin edebilir, daha geniş bir okur kitlesine ulaşabilirim, hem biraz da para kazanırım.”

Bir yazar daha başka ne ister ki?

Kaynak

Etiketler: , , , , , , ,


Yazar Hakkında

polymath