mukemmel dunya

Barışçıl Uzaylılarla İlk Temas: Mükemmel Dünya

“Önde gelen bilim insanlarımızın yıllardır söylediği gibi, canlıların yaşadığı tek gezegenin Dünya olduğunu düşünmek büyük saçmalık.” – Hugo Gernsback

Bilimkurgunun isim babası Hugo Gernsback, 16 Ağustos 1884 tarihinde Luxemburg’da doğdu. 20 yaşındayken Amerikan vatandaşlığı aldı ve ilgi duyduğu alan olan bilimkurguyu dergicilik mesleğiyle ilişkilendirerek çeşitli yayınlar çıkarmaya başladı. Bunlardan ilki olan Modern Electrics, 1908’de yayın hayatına başladı ve elektronik ile radyo temalı bir içeriğe sahipti. Amatör radyo yayınlarının öncü isimleri arasında yer aldı ve önemli bilimsel çalışmalarıyla mucit unvanını da kazandı. 1967 yılında öldüğünde ardında yazarlık mesleğine dair saygın bir kariyer ve bugün hâlâ değerini koruyan yüzlerce dergi bıraktı.

Hayattayken birçok bilimkurgu öyküsü kaleme alan Gernsback’ın ayrıca 3 tane de romanı bulunuyor. Önce dergilerde tefrika edilen Ralph 124C 41+ adlı çalışması, daha sonra roman olarak yayımlanmıştı. 2660 yılında geçen ve mucit bir bilim insanını merkezine alay eser, bir aşk hikâyesi eşliğinde geleceğe dair birçok öngörüde bulunuyordu. Roman, Barış Emre Alkım çevirisiyle, Atılgan Yayınları tarafından yayımlandı. Gernsback’ın ikinci romanı olan Baron Münchausen’s Scientific Adventures (Baron Münchausen’in Bilimsel Maceraları), kendi dergisi olan Amazing Stories’te tefrika edildi. Hugo’nun üçüncü ve son romanı olan Mükemmel Dünya ise ölümünden dört yıl sonra, 1971’de yayımlandı ve tartışmaları da beraberinde getirdi. İlk romanında eleştirilere maruz kalan ve edebi anlamda sınıfta kaldığı söylenen Gernsback’ın bu romanı da kimi çevrelerce olumlu karşılanmadı.

“Dünya dışı bir türü sınıflandırmaya kalkıştığımızda, düşüncelerimiz genelde diğer Dünya yaratıklarıyla ilgili bilgimizin çerçevesiyle sınırlandırılıyor. Bu hiçbir manaya gelmez çünkü başka bir dünyadaki evrim tamamen bilinmez ve tahmin edilemez bir şekilde gelişebilir.”

1926 yılında yayın hayatına başlayan Amazing Stories, dünyanın ilk bilimkurgu dergisi olma özelliğini taşıyor. Önceleri “bilimsel roman” olarak adlandırılan türe adını veren isim de Hugo Gernback’tan başkası değil. 1929’da “science fiction” terimiyle türü tanımladı ve geleceğine yön verdi. Derginin ilk sayılarında “Jules Verne, H. G. Wells ve Edgar Allan Poe tarzı hikâyeler” olarak tanımladığı türe verdiği bu isim, zamanla kesinlik kazandı ve kabul gördü. Terim Türkçeye ilk olarak Yalçın İzbul tarafından “Kurgu Bilim” şeklinde tercüme edildi. Sözcük, daha sonra Orhan Duru’nun “bilimkurgu” olarak revize etmesiyle Türkçe literatürdeki yerini de almış oldu.

Gernsback’ın bilimkurgu tarihindeki yeri bununla da sınırlı değil. Türün en prestijli ödülü olarak bilinen “Hugo Ödülü”, ismini Hugo Gernsback’tan alıyor. 1953 yılından itibaren verilmeye başlanan ödül, fantazya ve bilimkurgu dallarında o yıl yayımlanmış olan en iyi kitaba layık görülüyor ve yazarına prestij sağlıyor. Gernsback henüz hayattayken verilmeye başlanan Hugo Ödülü, 1960 yılında “Bilimkurgu Dergiciliğinin Babası” unvanıyla kendisine de takdim edildi.

“İnsanların gelecekte diğer gezegenlere keşfetme amacıyla gidecekleri nasıl kesinse, aynı şekilde er ya da geç özellikle çok ileri zekâya sahip bir türün bizi keşfetmek ve Dünya’daki egemen yaratıklarla ilgili araştırma yapmak için gezegenimize gelmesi de o kadar kaçınılmaz bir şey.”

1958’de yayımlanan Mükemmel Dünya (Ultimate World), bilimkurguda daha önce birçok kez işlenmiş olan temaların bir toplamı hüviyetinde. Türe bir yenilik katmayan ve edebi dil anlamında da rakiplerinin bir hayli gerisinde kalan eser, 2003 yılında İm Yayın Tasarım tarafından dilimize kazandırıldı. Eserin çevirmenliğini ise Sezin Gür üstlendi. Klasik “uzaylı” teması ekseninde dönen hikâyede “ilk temas” konusu da ağırlık kazanıyor. İnsanlıktan çok daha ileride olan bir uygarlık uzay gemileriyle Dünya’yı ziyaret ediyor. Barışçıl bir portre çizen uzaylıların insanlık üzerinde yapmak istediği kimi deneyler var ve vakit kaybetmeden de bilimsel çalışmalara girişiyorlar. Dünyanın birçok noktasına inen uzay gemilerinden hiç çıkmadan insanlığı analiz eden uzaylılar, daha sonra bilim insanları tarafından “Xenolar” olarak adlandırılıyor.

Xenolar’ın nihai hedefi, Dünya’daki egemen tür olan insanlığa dair tüm önemli bilgileri edinmek. Herhangi bir şekilde iletişim kurmaya tenezzül etmeyen Xenolar’ın bu tutumu, insanlar tarafından mevcut veriler ışığında aydınlatılmaya çalışılıyor. Sonuçta insanlar da başka canlılar üzerinde birçok deney yapıyor ve kimse deneklerle iletişim kurmaya yeltenmiyor. Romanda Gernsback, uzaylıların bizden 500 ila 1 milyon yıl ileride olduğundan bahsediyor ve kurgu içinde onlara dair zaman zaman ek bilgiler vermeyi de ihmal etmiyor.

“Suyu ışına dönüştürüp aktarıyorlar, sonra yeniden su oluyor.”

Xenolar’ın Dünya’ya geliş amaçlarından biri de insanlığın nasıl ürediğini araştırmak. Bu uğurda Profesör Duke Dubois ve eşi Donny’yi kaçırmaktan ve cinsel ilişkiye girmelerini sağlamaktan geri durmuyorlar. Birkaç gün alıkonan çift, ne kadar süredir dünyayla bağlarının koptuğundan habersiz. Beslenme ve barınma ihtiyaçları karşılanan ve sürekli cinsel ilişkiye girmeleri sağlanan karı-koca, uzaylılar tarafından dikkatlice izleniyor. Bu durum, önde gelen birçok bilim insanıyla devam ediyor. Öncelik olarak sıradan halktan ziyade tanınmış insanları radarına alan Xenolar’ın bu tutumu en başta garip karşılansa da, zamanla zararsız bir eylem olduğu saptanıyor ve kaçırılan insanların uyumuyla birlikte âdeta bir iş birliği sağlanmış oluyor.

İnsanları analiz ederek onların üreme sistemlerini çözen Xenolar’ın sonraki hedefleri arasında çocuklar var. Çocuğu olmayan çiftlere çocuk vermek ve milyonlarca çocuğu uzay gemilerine alarak bazı konularda eğitmek öncelikleri arasında. Dünya’nın yakınlarında Ay benzeri başka bir uydu yaratılması ve uzaylıların bir süre sonra oraya doğru yola çıkmaları dünya basınını şaşırtıyor. İnsanlığın kendisinden üstün bir türle iletişim kurma çabası, korkusu ve endişesi devam ederken, yazar iyi niyetini kaybetmeden sürdürüyor öyküsünü. İnsanlık, bu beklenmedik misafirlerin karşısında elbette şaşkın. Neden geldikleri, amaçlarının ne olduğu ve ne zaman gidecekleri hakkında sayısız spekülasyon oluşuyor. Sonradan anlaşılıyor ki, uzaylıların ana amacı kendi gezegenlerine su iletmek. Eros adlı yapay uyduyu da bu amaçla kullandıkları ortaya çıkıyor.

“Savaş insanlarda kalıtsal bir hastalık. Savaş yaşamımızdan tamamen çıkmadan asla tam olarak uygar olamayacağız.”

Gernsback, tıpkı Arthur C. Clarke gibi mucit kimliğine sahip bir bilimkurgu yazarı. Onun yeni icatlar çıkarma hevesi eserlerine de fazlasıyla yansıyor. Ralph 124C 41+ adlı romanında olduğu gibi, zaman zaman kişiler arası diyalogların ve akan öykünün arasına girerek bilimsel öngörülerini sıralamaya bu kitabında da devam ediyor. Evrenin her yanına yayılmış radyo sinyalleri, görüntülü görüşme sisteminin daha ilerlemiş bir hâlini betimlemesi ve “plastikağıt” adını verdiği dijital ve hızlı gazetecilik sistemi ilk akla gelen örnekler arasında. Romanda dikkat çeken gelecek öngörüleri arasında savaş karşıtlığı da var. Xenolar’ın, kaçırdığı çocukları savaş karşıtı olarak yetiştirmeleri buna en net kanıt. Bir diğer unsur ise gelecekte dünyada 5 hâkim güç olacağına dair düşüncesi. Elbette ABD ve Rusya bu ülkeler arasında. Diğerleri ise İngiltere, Fransa ve Japonya. Soğuk Savaş’ın etkisiyle olsa gerek, romanda ABD-Rusya rekabetinin devam ettiğini görmek de mümkün.

Her ne kadar roman kategorisinde anılsa da, Mükemmel Dünya’nın bilimsel bilgilerle donatılmış bir eser olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu durum, zaman zaman analizlerden oluşan bir rapor okuyormuş hissiyatı veriyor ve zaten Gernsback’ın en çok eleştirildiği kısım da burası. Edebi dilden yoksunluğu ile öne çıkan eserlerinin başarısızlığı, ünlü bilimkurgu yazarları tarafından da dile getiriliyor. Örneğin Brian W. Aldiss ve James Blish bu yazarlar arasında. Ana mesleği yazarlık olmayan birinin öykü ve roman yazması kişinin kendi tercihidir elbette. Bilimkurgu camiası için önemli bir yere sahip olan Hugo Gernsback’ın ağır eleştirilere maruz kalması ilginç bir olay olarak değerlendirilebilir. Tabii her sanat eseri eleştiriye açıktır, lakin Gernsback’ın maruz kaldığı daha çok acımasız eleştiri kapsamında değerlendirilebilir.

“Genelde eski kafaları yenen şey, dâhi gençlerin taze yaklaşımları ve yıkıcı mantıklarıydı.”

Hugo Gernback’ın Mükemmel Dünya’sı, bilimkurgu edebiyatının önemli isimlerinden Arthur C. Clarke’ın “Çocukluğun Sonu” romanıyla benzerlikler taşıyor. Clarke’ın 1953’te yayımlanan romanına ek olarak, bir diğer bilimkurgu yazarı John Wyndham’ın “Midwich’in Guguk Kuşları” da yine oldukça benzer bir temaya sahip. Bu romanın ilk yayımlanış tarihi ise 1957. Hugo Gernsback’ın söz konusu romanları okumamış olması düşünülemez elbette. Romana ilham vermiş olması muhtemel bazı filmler de var. İlk akla gelenler Invasion of the Body Snatchers (1956), The Day the Earth Stood Still (1951) ve The War of the Worlds (1953).

Hikâyeye dönecek olursak, yaklaşık bir yıl süren uzaylı istilası beklenmedik şekilde son buluyor ve Dünya vatandaşları yaşadıkları bu ilginç deneyimi uzun yıllar tartışamaya devam ediyor. Fakat gerçek olan şu ki, gelenlerin amacı savaş değil, aksine insanların savaşmasını önlemek ve bir yandan da kendi varlıklarını sürdürebilmek için ihtiyaçları olan şeyi Dünya’dan sağlamak. Bunu yaparken insanlığı analiz etmek ve deneylere girişmek de Xenolar’ın ilgi alanları arasında. Tuhaf varlıklarını ve sıra dışı akıbetlerini de eklediğimizde, insanlığa ilginç deneyimler yaşattıklarını söylemek mümkün.

Yazar: Bahri Doğukan Şahin

1995, Erzurum. Kitap okur, belgesel izler, sinema, felsefe ve bilimkurguyla ilgilenir, öykü yazar. Kayıp Rıhtım'da başladığı yazarlık serüvenine, Fantastik Canavarlar ve Bilimkurgu Kulübü gibi internet sitelerinde ve çeşitli dergilerde devam etmekte. bahridogukan@gmail.com

İlginizi Çekebilir

Enceladus-Kiyameti

Enceladus Kıyameti’nde Uydular Arası Umut Arayışı

Türk bilimkurgu edebiyatının üretken isimlerinden Gökcan Şahin, romanları ve kısa öykülerinden fark edileceği üzere, türün …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin