bilimkurgu kulubu

Kitap İncelemeleri insansilar

Tarih: 21 Ocak 2021 | Yazar: Konuk Yazar

0

Antropolojik Bir Bilimkurgu: İnsansılar

Size öyle bir kurgudan bahsedelim ki paralel evrenler, kuantum fiziği ve antropolojiyi başarılı bir şekilde birleştirsin; çift yarık deneyinden ve neandertal fosilinin isimlendirilişinden tutun da kuantum bilgisayarlarına kadar bir sürü bilgi içersin. Bunlar, bir bilimkurgu okurunu heyecanlandırmaya yeter de artar bile. İşte Robert J. Sawyer’ın 2003 Hugo Ödülü’nü kazanan ve Abis Yayıncılık tarafından dilimize kazandırılan “Neandertal Parallax” üçlemesinin ilk kitabı “İnsansılar” böyle bir yapıt.

Eser, Neandertaller’in tıpkı bugün biz Homo Sapiens’ler gibi teknolojik düzeye gelecek kadar evrimleştiği bir evren ile şu an yaşadığımız evren olmak üzere iki ayrı evrende geçiyor. Başkahramanımız ise Neandertal bir bilim adamı. Sawyer’ın yazarken hayal gücünden çok daha fazlasını kullandığı, kitabın antropoloji ile ilgili upuzun bir “ilgili kitaplar listesi” sunmasından anlaşılıyor. Kitabı okurken insanın zihninde kimi zaman Harari’nin Sapiens’i ile aynı tadı hissetmesi de kesinlikle bir tesadüf değil.

Robert J. Sawyer / Fotoğraf: Bernard Clark

Neandertal kuramsal fizikçi Ponter, eşi Adikor ile kuantum bilgisayar yapmak için bir maden tesisini kullanıyor. Nötrinolar üzerine yaptıkları deney talihsiz bir şekilde Ponter’ın dünyamıza ışınlanması ile sonuçlanıyor. Kitabın devamı da tahmin edileceği üzere iki ayrı kulvarda ilerliyor. İlk kısımda Dünyamızın Ponter’ını ve Ponter’ın da kendi evreninde “gliksin” adını verdiği (ve tabii o evrende de soyları tükenmiş olan) Sapiensler’i şaşkınlıkla izlediği sürece şahit oluyoruz. İkinci kısımda ise Neandertal dünyasını, toplumunu ve hatta hukuk düzenini tanıdığımız Adikor’un Ponter’i öldürmekle yargılanması var.

Her ne kadar Ponter’ın dünyamızda yaşayacakları ve Adikor’un kendini aklayıp aklayamayacağı merak uyandırıcı ve sürükleyici bir kurgu olsa da, kitabın en keyifli yanı bu değil. Neandertaller ile Sapiens’ler arasında bugün antropologların tahminde bulunduğu farklılıklar çok başarılı bir şekilde kitaba yansıtılmış ve kimi zaman da ters düz edilmiş. Örneğin yaygın kanı Sapiens’in hayal kurma, aldatma ve “memetik” olarak evrimleşme becerisi ile kolay organize olarak hayatta kaldığı ve Neandertal türünün bu konuda yeterince başarılı olamayarak yok olduğudur. Oysa kitapta Ponter ve dünyalı bilim insanı Marie arasındaki diyaloglarda Ponter ona kendi evreninde gliksinlerin (Sapienslerin) birbirleri ile durmadan çatışarak yok oluşa sürüklenen aptal bir tür olduğunu söyler. Öte yandan dini inanç sahibi olmayan Neandertal’lerin doğayla barış içinde kolektivist ve son derece rasyonel bir toplum kurmuş olmaları da kitabın bizlere verdiği önemli bir mesaj gibidir.

Kitabın sürükleyicisi tabii ki Neandertal toplumu ve Ponter, ancak Ponter’ın bir anda belirdiği maden şirketinin bilim insanları ve onun Neandertal olduğunu doğrulamak için şirkete çağrılan genetikçi Maria da tek başına okuyucuyu doyurabilecek karakterler. Öyle görünüyor ki yazar, Neandertaller kadar ilginç bir konuyu değil de yalnızca paralel evrenlerde seyahat konusunu işleseydi dahi okuyucuyu hem bilimsel altyapısı hem de sürükleyici kurgusu ile yakalayabilirmiş. Kitapta tasvir edilen gelişmiş Neandertal insanının özelliklerine de değinmekte fayda var. Ancak şunu da belirtelim: Yazılanlar kurgu açısından spoiler içermese de önemli bir kısmını kitabı okurken olay kurgusunun içinde görmek kesinlikle daha hoş bir tecrübe olacaktır.

Neandertaller ileri derecede koku alabilen canlılar. Tıpkı günümüz antropologlarının tahminlerindeki gibi Ponter ve halkı feromonlar ile birbirlerini anlayabiliyor. Öyle ki bu nedenle kadınlar birbirlerinin feromonlarını algıladıkları için aynı anda adet oluyor ve tüm toplumsal yaşantı ve üreme planları buna göre şekilleniyor. Adet dönemi sırasında – tarihte kadınlar için yapılan savaşları önlemek adına – erkekler ve kadınlar ayrılmış. Ayrıca Neandertal toplumunda biseksüellik olağan bir olgu. Öte yandan çok güçlü kaslara sahip canlılar. Ponter diyaloglardan birinde vurmanın onlar için öldürmekle eş değer olduğunu, birine vurmanın onu öldürebileceğini söylüyor. Neandertaller tarım toplumu kurmadıkları için daha çok et ile besleniyorlar. Bu nedenle olacak ki Neandertal nüfusu yalnızca 180.000’i bulabiliyor.

Neandertal insanları teknolojik anlamda çok gelişmiş durumdalar. Deri altlarına yerleştikleri ve kulak içi verici taşıyan “eşlikçi” dedikleri yapay zeka sahibi cihazlar kullanıyorlar. Bu cihazlar hem veri kaydetmeye, hem adli olaylarda tanıklık etmeye hem de kullanıcısı kaybolduğu yahut hayati tehlike geçirdiği zaman sinyal vermeye yarıyor. Neandertaller kuantum bilgisayarı inşa edecek kadar gelişmiş görünseler de gökyüzüne henüz bir uydu gönderebilmiş değiller. Ayrıca ilerleyen kısımlardan anlıyoruz ki bu topluluk genetik biliminde gayet iyi. Zira kitapta geçen bazı diyaloglarda davranışlarla genetiğin ilişkisini kurabildiklerine dair ipuçları var.

Neandertaller “eşlikçi” cihazları kullanmaya başladıklarından beri suç oranını ciddi miktarda azaltmışlar. Öte yandan cinayet gibi suçlarda faili ve ailesini kısırlaştırarak genetik olarak suçun yayılmasını da önleyeceklerine inanıyorlar. Görünüşe göre mahremiyet duygusu Sapiensler’e göre daha az olan bu topluluk, hayatın her aşamasının kayıt altına alınmasına da aldırış etmiyor. Toplulukta reşit olma yaşı ile oy kullanma yaşı arasındaki fark çok fazla. Ayrıca yaşlanmanın çok önemli olduğu Neandertal toplumunda önemli kararları saçlarının ağarmasından dolayı “Ak Meclis” adını verdikleri bir kurul alıyor. Ayrıca Neandertaller evrenin “oluştuğuna” değil, daima var olduğuna inanıyorlar. Bu nedenle “Büyük Patlama Teorisi” Ponter’e mantıklı gelmiyor. Öte yandan bir dini inançları yok. Ölümden sonraki hayata da inanmıyorlar.

Kitapta resmedilen Neandertal toplumunun özellikleri özetle bunun gibi. Ancak kitabın içinde sizi büyüleyecek bundan başka bir sürü detay bulacağınız kesin.

Hazırlayan: Kadir Tanrıverdi

Etiketler: , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi bilimkurgukulubu@gmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...