bilimkurgu kulubu

Kısa Öykü

Tarih: 18 Ocak 2019 | Yazar: İsmail Yamanol

0

Hediye | İsmail Yamanol (Kısa Öykü)

“Doğum günümü unuttuğuna inanamıyorum!” dedi bukleleriyle oynarken. Kral dairesinin loş ışığına rağmen somurttuğu kolayca fark edilebiliyordu. Yanağına uzanan eli nazikçe engelleyerek sırtını döndü. Faruk, sevgilisinin bu çocuksu tavırlarından büyük haz alsa da şakasını uzatmak niyetinde değildi. “Hiç unutur muyum, cimcimem?” dedi kıkır kıkır gülerek. “Elbette unutmadım. Sadece bu seferki hediyem… Nasıl desem, biraz sıra dışı hepsi bu.”

Deniz’in yüzüne sinen hayal kırıklığı, şimdi yerini bir neşe ve mahcubiyet panayırına bırakmış gibiydi. Al al olmuş yanaklarıyla sevgilisine dönüp dudaklarına ateşli bir öpücük kondurdu.

“Unuttun sanmıştım. Kandırıkçı seni! E, ne aldın söylesene?”

Faruk’un gevrek sırıtışı tüm ihtişamıyla devam ediyordu. Ellerini derin dekoltesinden fırlayacakmış gibi duran iri memelerinin üzerinde kavuşturan Deniz ise konserve mamanın açılma sesini duymuş bir kedi gibi heyecandan yerinde duramıyordu.

“Ne aldın söylesene ya? Çatlatma insanı!”

Faruk ceketinin iç cebinden katlanmış bir kâğıt parçası çıkarıp uzattı.

“İşte hediyen, hayatım.”

Bunun bir tapu senedi olduğunu düşünen Deniz, sevgilisine bahşettiği o tatlı tebessümleri eşliğinde kâğıdı açıp okumaya koyulduysa da yazılanlardan pek bir şey anlayamayıp sonunda pes etti.

“Bu nedir, hayatım?”

Faruk’un hayalini kurduğu o büyülü an gelmişti. Sakallı yüzüne en romantik ifadesini yerleştirmeye çabalayarak, “Sana yıldız aldım,” dedi.

Deniz’in aklı iyice karışmıştı. Rujlu dudaklarını bir kez daha bükmeden önce, “Nasıl yani, anlamadım?” demeyi başardı.

“Basbayağı yıldız işte. Meğer internetten satın alınabiliyormuş. Ben de sana hediye bakarken gördüm. Senin gibi bir yıldıza bundan daha yaraşır başka ne olabilirdi ki zaten?”

Deniz’in zihnindeki karmaşa giderek artıyordu.

“Bildiğimiz yıldız yani. Hani geceleri gökyüzünde olanlardan?”

“Evet, hayatım. Bildiğin yıldız. Hatta adını da ‘Deniz’ koydum. Bu da tescil evrakı.”

Deniz ne diyeceğini bilemedi. Ancak bu romantik jest karşısında kayıtsız da kalamazdı. Eteğini hafifçe çekiştirip kendini sevgilisinin kucağına bıraktı. Tam ateşli bir öpücük kondurmak üzereydi ki kral dairesinin kapısı tüm romantizmi baltalarcasına açıldı. Deniz, derin bir “pof” çekerek sevgilisinin kucağından apar topar inmek zorunda kaldı.

“Bakıyorum senin şu ayıya kapı çalmasını hâlâ öğretememişsin!”

Faruk, “Ne yapayım?” dercesine gözlerini kaçırdı. Kaşlarını çatmış, korumasına okkalı bir fırça atmaya hazırlanıyordu. Ancak iri kıyım adam ondan önce davranarak telaşla konuşmaya başladı.

“Efendim, bir şeyler oluyormuş. Bütün TV kanallarının yayını kesilmiş. Bir kaydı tekrar tekrar gösterip duruyorlarmış. Haber vereyim dedim.”

Atacağı fırça kursağında kalan Faruk, “Ne saçmalıyorsun yine? Ne kanalı, ne kaydı? Doğru düzgün anlatsana be adam!” diye gürledi.

Koruma, kendisine çıkışan patronuna cevap yetiştirmek yerine sehpadaki kumandaya uzanıp televizyonu açmayı yeğledi. Dünya dillerinde tekrar eden anonsun tehditkâr tınısı tüm odada çınladı.

“Eşime doğum günü hediyesi olarak aldığım yıldız sistemini işgal etmektesiniz. Mevzuat gereği tüm zeki canlıların bir yıl içinde özel mülkümü boşaltması gerekmektedir. Aksi takdirde tarafınıza cezai yaptırımlar uygulanacaktır. Bu size ilk ve son uyarıdır!”

Etiketler: , ,


Yazar Hakkında

Amatör bir düş gezgini ve saplantılı bir bilimkurgu hayranı. Kuruculuğunu ve genel yayın yönetmenliğini üstelendiği Bilimkurgu Kulübü'nde at koşturmayı sürdürüyor. Daha mutlu, daha yaşanası ve daha özgür bir gelecek için…