Galaktik İmparatorluk’un Başkenti: Trantor!

Ünlü bilimkurgu yazarı Isaac Asimov’un ilk kitabını henüz 20’li yaşlarının başındayken yazmaya koyulduğu Vakıf, çağdaş zamanların en önemli dizilerinden biridir. Toplam yedi romandan oluşan dizi, adeta incelikle yaratılmış bir galaktik destandır ve günümüzde dahi türünün en saygın üretimlerinden biri olarak gösterilmektedir. Hiç kuşkusuz Vakıf dizisinin bu denli tarihi ve önemli kılan şey, hayal gücünü zorlayan yaratıcılığında gizlidir. Ustalıkla örülmüş kurgusu, hız kesmeyen temposu ve okurunu ters köşeye yatırmayı başaran sonlarıyla, içinde merak ve keşfetme duygusu barındıran her canlıyı cezbetmeyi sürdürmektedir.

Öte yandan, Vakıf dizisini unutulmaz kılan bir diğer özelliği de içerdiği gelecek ve toplum öngörüsünde yatar. Öyle ki dizi, insanlığın Samanyolu boyunca milyonlarca gezegene dağıldığı çok uzak bir geleceği anlatır. Her şeyden önce böylesi uzak bir geleceği konu almak başlı başına bir edebiyat cesareti örneğidir. Tüm bilimkurgu otoritelerinin de hak verdiği üzere Isaac Asimov, yaratıcılığı, bilimsel konulara hâkimiyeti ve cesaretiyle türün en önemli yazarları arasındadır. Kaldı ki kendisine Bilimkurgunun Babası unvanı beyhude yere verilmemiştir. O, geride bıraktığı beş yüzü aşan eseriyle bu ünvanı hak ettiğini çoktan kanıtlamıştır.

asimov

Isaac Asimov, geleceğin dünyalarını ve toplumlarını tasvir ederken bilindik kolaycılıklara kaçmak yerine mümkün olduğunca kompleks ve girift yapılar ortaya koymayı yeğler. Bu durum, eserlerinin gerçekçiliğini arttıran önemli bir özelliktir. Söz gelimi, eserlerinde geçen herhangi bir gezegenin binlerce yıllık tarihi, kendisiyle özdeşleşmiş mimarisi, doğal koşulları, ticaret trafiği gibi ayrıntılı özellikleri bulunur. Bunun yanı sıra her gezegende mitolojileri, yaşam biçimleri, inanışları ve hatta gelenek-görenekleri bile özelleşmiş halklar yaşar. Yazarın ayrıntılara önem veren bu tarzı, karmaşıklığın içinde kendi doğallığını var eder. Biz okuyucular, o gezegen ve üstündeki halk gerçekten de varmış gibi hissederiz. Dolayısıyla kendisinden aldığımız bu hisle kitaba çok daha bağlanır ve onun bizi çepeçevre sarmalamasına boyun eğeriz.

Kurgunun, karakterlerin ve anlatım biçiminin yanı sıra, her türde olduğu gibi bilimkurguda da mekân yaşamsal bir önem arz eder. Çünkü bir kurgu, aynı zamanda bir eylemler bütünlüğüdür ve her eylem bir mekânın kuşatıcılığına tutsaktır. Bugün gerek sinema gerekse edebiyat dâhilinde verilmiş onlarca unutulmaz eser, aynı zamanda yarattıkları mekânlarıyla da hafızalara kazınmıştır. Örneğin nasıl ki Nostromo’suz bir Alien, Pandora’sız bir Avatar, Enterprise’sız bir Star Trek düşünülemezse, Trantor’suz bir Vakıf da o denli düşünülemezdir. Çünkü Trantor, milyonlarca gezegene hükmeden Galaktik İmparatorluk’un başgezegenidir ve Asimov tarafından bu konumuna denk düşen bir ihtişamla tasvir edilmiştir.

7210

45 milyar nüfusuyla Trantor, tüm gezegeni kapsayan tek bir kentten ibarettir. Nüfusunun büyük kısmını devlet memurları oluşturur. Bunun yanı sıra bünyesinde barındırdığı yüz binden fazla yüksek öğretim kurumu ile tüm galaksinin bilim merkezi konumundadır. Ayrıca ünü neredeyse galaksinin her gezegenine yayılmış olan Galaktik Kütüphane de Trantor’da yer alır. Hayatının son dönemlerinde Hari Seldon tarafından üs olarak da kullanılan bu kütüphane, gerek imparatorluğun gerekse de Vakıf’ın kaderinde çok önemli bir yere sahiptir.

Öte yandan Trantor, mimari yapısıyla da benzersizdir. 200 milyon kilometre karelik imparatorluk sarayı dışında, tüm gezegen bir kubbe ile örtülüdür. Güvenlik güçleri ve bazı bilim insanları haricinde, “Üstyaka” adı verilen bu kubbelerin üzerine çıkmak imparatorluk tarafından yasaklanmıştır. Bu nedenle olsa gerek, Trantor hiçbir zaman uzaydan görünen bir dünya olarak tasvir edilmez. Çağlar boyunca zihinlerde içsel bir dünya olarak kalır ve kubbelerle örülü bir insan kovanını çağrıştırır. Kubbelerin yanı sıra, gezegenin yüzeyi de metrelerce kalınlığa sahip bir çelik örtüyle kaplıdır. Kısacası, tüm yapılar bu çelik örtünün üzerine inşa edilmiş ve ardından da kubbelerle örtülmüştür. Dolayısıyla Trantor, bu iki çelik yığını arasına sıkışmış bir dünyadır.

Trantor

Kubbelerle kaplı bu ihtişamlı gezegende yaşayanlar için tüm aydınlatma ve iklimleme hizmetleri, imparatorluk tarafından yapay bir şekilde sunulur. Yani gezegende yaşanan tüm mevsimler ve hatta gece ile gündüzler bile teknolojik olarak yaratılır. Kubbelerin dışındaysa gezegenin kendi doğal koşulları hüküm sürer, ancak bu koşullar kubbelerle çepeçevre sarılmış 45 milyar insan için bir anlam ifade etmez. Buna rağmen, kubbelerin üstünde kendine özgü bir doğal hayatın varlığı da gözlemlenmiştir. Hatta yapılan incelemelerde, kimi Üstyaka bölgelerinde ormanların oluştuğu ve bu ormanlarda yaşayan canlıların bulunduğu görülmüştür.

Trantor, görünüşte tek bir kentten oluşsa da esasen kocaman bir gezegendir ve kendi içinde çok sayıda değişik bölgelere sahiptir. Dolayısıyla her bölgenin kendine özgü bir yaşam biçimi, toplumsal yapısı ve geleneği vardır. İmparatorluk, gerekli görmedikçe bölge halklarının yaşayış tarzlarına müdahale etmez. Trantor’un bilinen en meşhur bölgeleri ise şunlardır: Dahl (Özellikle Billibotton semtiyle ünlüdür), Ery, Imperial, Mandanov, Millimaru, Mycogen, Nevrask, Kuzey Damiano, Streeling (Hari Seldon’ın, kaçışı sırasında sığındığı aynı isimli üniversitesiyle ünlüdür), Wye ve Ziggoreth… Hari Seldon, psikotarihi geliştirme sürecindeyken bu bölgelerin hemen hepsini yakından tanıma fırsatına ulaşır. Buralarda edindiği farklı tecrübeler, psikotarihi geliştirmesine katkıda bulunur. Özellikle Mycogen bölgesinde yaşadığı maceralar ve öğrendiği bilgiler hayati derecede önem arz eder.

planetary_arrival__trantor_by_ultra_studios-d3cv59z

Trantor, çok uzun yıllar boyunca galaksinin ve Galaktik İmparatorluk’un göz bebeği olmayı sürdürür. Ancak Hari Seldon’ın öngördüğü çöküş, henüz o hayattayken Trantor’da da emarelerini göstermeye başlar. Öyle ki, kentte sık sık arızalar ortaya çıkar, kubbelerin rutin bakımı yapılmaz ve kimi bölgelerde sosyal hizmetler aksar. Buna bağlı olarak kentte işlenen suç oranlarında dikkat çekici bir yükseliş yaşanır. Çoğu kişi bu devasa imparatorluğun günün birinde yıkılacağına ihtimal vermese de, Hari Seldon için her şey apaçık ortadadır. O, çöküşün yavaş yavaş başladığını sadece Trantor’u gözlemleyerek bile fark eder. Çünkü Trantor, imparatorluğun başkenti olduğu kadar küçük bir prototipidir de.

Gezegen, Cleon I döneminde ihtişamının son parıltılarını yaşar. Cleon I’in saltanatından sonra hızlı bir duraksama, gerileme ve çöküş çağına girer. Milyonlarca dünyaya hükmeden İmpatorluk ağır adımlarla çökerken, Trantor da makus kaderinden kaçamaz. Tıpkı imparatorluğunki gibi, bu kentin çöküşü de yavaş ve sancılı gerçekleşir. İmparatorluk tüm gücünü yitirip tarihin tozlu raflarındaki yerini aldığında, Trontor çoktan eski ihtişamlı günlerini geride bırakmıştır bile.

trantor 2

Trantor, imparatorluğun çöküşünü takiben ortaya çıkan karanlık ve barbarlık dönemlerinde büyük yara alır. Galaksinin dört bir yanından gelen kaçak madenciler, gezegenin kubbelerini ve çelik yüzey kaplamalarını söküp gider. Trantor, artık o eski Trantor değildir. İmparatorluğun başkenti olmadığı dönemlerdeki doğal hâline geri bürünür. O eski ihtişamlı günlerini ve nüfus yoğunluğunu yitirse de, hayatlarını tarım yaparak idame ettiren küçük ve ilkel bir halka ev sahipliği yapmayı sürdürür. Tüm bu yıkıma ve çöküşe rağmen, Trantor’da ayakta kalan son imparatorluk kalıntısı Galaktik Kütüphane olur. Zira o görkemli günlerin yegane tanığı olan bu yapı, tüm galaksi ve insanlık için ileride çok önemli bir rol üstlenecektir.

Kısacası Asimov dehasının bir parıltısı olarak karşımıza çıkan Trantor, bilimkurgu tarihinin en kendine özgü üretimlerinden biri olarak belleklere kazınır. Bilimkurgu evreninde Trantor’un ihtişamına ve heybetine yaklaşabilen bir gezegen tasavvuru, en iyimser yaklaşımla bile nadiren görülür.

Yazar: İsmail Yamanol

Amatör bir düş gezgini, saplantılı bir bilimkurgu hayranı. Kuruculuğunu ve genel yayın yönetmenliğini üstelendiği Bilimkurgu Kulübü'nde at koşturmayı sürdürüyor.

İlginizi Çekebilir

Foundation Dizisinin 2. Sezonuna Dair Bildiklerimiz

Foundation (Vakıf) dizisinin yeni sezon çekimleri dünyanın dört bir yanında devam ediyor, ancak ikinci sezon …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et