bilimkurgu kulubu

Edebiyat marslilar

Tarih: 25 Eylül 2016 | Yazar: Bahri Doğukan Şahin

0

Erken Dönem Asimov Öyküleri: Marslılar

1980’li yıllarda dilimize birçok Asimov kitabı kazandıran Cep Kitapları Yayınevi, yazarın bilim kitaplarının yanı sıra, bilimkurgularından da basmayı ihmal etmemişti. Sonsuzluğun Sonu isimli romanına ek olarak, Dünya Hepimize Yeter ve Marslılar gibi öykü derlemelerini de okura sunan yayınevi günümüzde varlığını sürdürmese de, zamanında Asimov severleri bir hayli sevindirdiği aşikar. Bu kitaplara şimdilerde yalnızca sahaflar aracılığıyla sahip olabilsek de, hiç olmamasından iyidir gözüyle bakıyoruz elbette.

Orijinal adı The Martian Way and Other Stories olan ve içinde 4 adet öykü barındıran bu derleme, ilk olarak 1957 yılında basılıyor. 1992 yılında hayata gözlerini yuman Asimov’un yazmaya başladığı yılı da göz önüne alırsak, 30’lu yaşlarında yazdığı bu öyküleri “erken dönem” olarak adlandırmamızda bir sakınca bulunmuyor. 1984’e gelindiğinde ise ülkemizde Hulusi Özaykun çevirisiyle “Marslılar” adıyla yayımlanıyor kitap.

Öykülerin ortak paydası yabancı uygarlıkların dünyayı ziyareti ve insanların uzayı keşfe çıkması ile ilgilidir. Bu temalar çerçevesinde bir araya getirilen öykülerin kimisinde eleştirel kimliğini de konuşturmuş Asimov.

Gelin öykülere kısaca yakından bakalım.

1. Mars Yolu

city-on-mars-main

İnsanlık uzaya açılmıştır ve Mars’a insan kolonileri gitmiştir. Tıpkı dünyada olduğu gibi, Mars’ta da zamanla gelişip serpilen uygarlık çeşitli problemlerle karşı karşıya kalır. Bunlardan en büyük ve en önemlisi ise şüphesiz “su”dur. Mars’taki mevcut yönetimin ve Uzay Çöpçüleri olarak bilinen ekibin Dünya ile ilişkilerinin iyi olmaması, onları farklı fikirler üretmek zorunda bırakacaktır. Dünya hükümeti ise, klasik kapitalist düşünce sistemi ile Marslılar’ı avuçlarının içine almak için planlar yapmaktadırlar.

Asimov, dilimize Mars Yolu adıyla çevrilen bu öyküsünde aslında çok önemli bir şeyi sorguluyor. Dünya’dan kopup kendilerine Mars’ta yeni bir medeniyet kuran insanların, eski gezegenlerindeki akrabalarına oranla vicdani yönden daha “olgun” olduğunu görmekteyiz. Acaba buradan çıkarmamız gereken sonuç Dünya’nın havası ve suyunun insanlar üzerinde bir tesiri olduğu mudur? Yoksa insan sayısının her geçen gün arttığı bir gezegende ister istemez ortaya çıkan ego, insanları etkisi altına mı almaktadır? Karar okurun.

2. Gençlik

Uzayın Bekçileri 1

Başka canlıların yaşadığı bir gezegene düşen insanları anlatmış bu öyküsünde Asimov. Uzay gemisindeki mürettebattan ikisi hariç herkes ölür. O iki insanı, gezegende yaşayan Kızıl ve İnce adlı iki çocuk bulur. Gezegenin dev boyutlu yerlileri, insanları çok minik hayvanlar olarak görmektedirler. Bu iki hayvanı ailelerinden gizli beslemeye karar veren İnce ve Kızıl, bunu bir sır olarak bellemek zorundadırlar; zira böyle tehlikeli canlıları beslediklerini fark eden ebeveynlerinin sert tepki vermeleri muhtemeldir.

Bu dev canlıları püskürtecek silahlara sahip olan insanların neden bu yola başvurmadığını çok iyi açıklamış Asimov. Evrende, gelecekte iyi şeyler olabileceğinin sinyallerini vermiş ve başrole de dost canlısı insan ırkını yerleştirmiş.

3. Derinlerde

marslilar-2

“Bir gezegen sonunda ölmeye mahkumdur,” diyor Asimov ve buna neden olabilecek olayları sıralıyor. Ardından başlıyor öyküsünü anlatmayya. Ölmekte olan bir gezegen ve yerin altında yaşamaya başlayan canlılar… Geliştirilen bir teknoloji sayesinde henüz ölmemiş bir gezegene (Dünya) zihinsel yolculuk yapılıyor. Dünya’dan bir çocuğun zihnine giren Roi, insan ırkı ve onun sağlıklı gezegeniyle tanışır. Fakat iki ırkın kafa bağlantısı kurması onları birleştirmez; aksine çok farklı uçlardadırlar. İnsan ırkının çok garip davranışlar sergilediğini gören Roi, kendi gezegenine dönüp Gan’le zihinsel ilişkisine kavuşur ve derin bir oh çeker.

Bilimkurgunun usta kalemi Asimov, bu öyküsünde birbirinden tamamen farklı boyutta ve mekanda yaşayan, hayata bakışları birbirlerine göre çok farklı olan iki ırkın iletişim kurma çabasına odaklanıyor. Bu durumun her iki taraf için de çok zor olacağını belirtiyor, yaşanan güçlükleri içine hayal gücünü de katarak okuruna yansıtıyor.

4. Enayi Tuzağı

gezegen

3 G. isimli uzay gemisi, hiper uzayda mürettabatıyla birlikte süzülmektedir. Hercules Yıldız Kümesi Sistemi’nde yer alan ve Junior adını verdikleri Troas gezegenine ulaşmak hedefleridir. Amaç, insanlığın yaşayabileceği bir gezegen bulmaktır. Kaptan Follenbee, Mark Annucio, psikolog Oswald Mayer Sheffield, astrofizikçi Cimon, mikrobiyolog Miguel Antonio Rodriguez, botanikçi Neville Fowles, Novee, Vernadsky ve ekibin diğer üyeleri Junior’a ayak bastıklarında bir nevi umduklarını bulmazlar. Gezegende garip bir hava vardır. Bir süre sonra işler sarpa sarmaya başlayacak ve Mark ile Kaptan Follenbee’nin arası da beklenmedik bir şekilde açılacaktır. Mark’tan sorumlu psikolog Sheffield ise, olaylara müdahil olacaktır. Gezegen Berilyum doludur ve bu gaz insanlar için son derece tehlikelidir. Bunu fark eden Mark, bir an önce Dünya’ya dönmeleri gerektiğini bildirir.

Sonsuz uzayda dahi egolarıyla hareket eden insanlar, bir uzay gemisi içinde olsalar bile aralarında geliştirdikleri kast sistemiyle hareket ederler. Aralarındaki iletişimsizliğin büyük felaketlere yol açabileceğini gözler önüne seren Asimov’un asıl amacı da bu zaten: Uzaya açılsak ve teknolojik anlamda çok fazla ilerlesek de, insanlığımızı yitirdiğimiz taktirde bunların hiçbirinin bir öneminin kalmayacağını vurguluyor.

Etiketler: , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1995, Erzurum. Adrianist hayalperest. Kitap okur, belgesel izler, sinema ve bilimkurguyla ilgilenir, öykü yazar. Kayıp Rıhtım'da başladığı yazarlık serüvenine, Fantastik Canavarlar ve Bilimkurgu Kulübü'nde devam etmekte. bahridogukan@gmail.com