bilimkurgu kulubu

Edebiyat Üzerine siberpunk

Tarih: 16 Şubat 2019 | Yazar: Tuğrul Sultanzade

0

Siberpunk Yazma Rehberi

Edebi bir eser yaratmak için ne gerekli? Şüphesiz ki, buna verilecek ilk yanıt yetenektir. Peki ne yeteneği? Kelimelerle arası çok iyi olduğu halde beş satır yazı yazamayan ya da okuyamayan pek çok insan tanıdım. Kelimelerle arası iyi olmak edebi bir eser üretmek konusunda bir artı sağlar, hayallerini tahlil edebilmek ise bir başka artı. Peki ya dahası? Bunlar tek başına harcanmış bir potansiyele delalet eder aslında. Bir insanın edebi eser üretebilmek için azme, çabaya ve en önemlisi de deneyime ihtiyacı var. Bir insan hayatta yaşadığı kadar, ürettiği kadar vardır. Çok basit bir cümle gibi gelebilir fakat hakikatli bir anlam ihtiva ettiğini söylemeliyim. Bilimkurgu yazmak ise deneyimden ziyade teorik bilgi de gerektiren son derece meşakkatli bir edebiyat türüdür.

Her bilimkurgunun içinde çok az da olsa bilim vardır. Sert bilimkurgulardan tutun Yeni Dalga eserlere kadar. Örneğin Ursula Le Guin‘in meşhur romanı Mülksüzler‘e bir bakalım. Burada fizik, kimya ya da biyoloji biliminden ziyade sosyal bilimlerin ağırlığını görebiliyoruz. Sosyolojiyi bir bilim dalı olarak kabul ederiz. Çünkü bilim zaten başlı başına bir bilgi elde etme disiplinidir. Bilimkurgu ise, bu disiplinin kurgusal düzleme aktarılması, yani bilimin hayalleridir. Bilimkurgu kimi zaman istatistikten canlı bir tablo yaratır kimi zaman da cansız teorik bilgiden. Diğer edebi türlere kıyasla yazması daha zordur bu yüzden, bilimkurgu dalında iyi bir eser çıkarmak gerçekten meşakkatli bir iştir. Unutmayalım ki iyi bilimkurgu iyi edebiyattır.

cyberpunk bilimkurgu

Bilimkurgu artık milyarlarca dolarlık bir sektör yaratmış durumda. Edebiyattan sinemaya sinemadan oyun dünyasına… Bu konu üzerine bile ayrı bir yazı yazılabilir. Fakat ana akımdan uzak, kendi anlaşılmaz saykodelik dünyalarına kısılıp kalmış, adeta bir homebrew rpg izlenimi yaratan bilimkurgu alt türleri de var. Bana kalırsa bilimkurgunun o ipe sapa yatmaz ruhunu buralarda çok daha iyi yaşar insan. Ana akım kaygısı gütmeden, çoğu zaman sadece zevk için yazılmış işler bunlar. Haliyle ciddiye alınmaları da çok zor. Fakat günümüzde bizarro fiction gibi uçuk bir tür bile, edebiyattan sayılıyorken punk alt türlerini küçümseyerek onlara haksızlık ediyoruz.

Bu punk alt-türleri, bilimkurgu içerisinde var olan edebi gettolar gibi. Siberpunk bunların atası sayılır. Sonra tabii steampunk geliyor. İşler iyice karmaşıklaşıyor. Bu gün her insan kendi punk türünü yaratabilir. Bu da zaten punk enflasyonuna yol açmış durumda. Sitemizde punk alt türleri ile ilgili bir yazı dizisi paylaşmıştık. Dileyen buradan başlayarak yazı serimize de bir göz atabilir. Bu seride, siberpunk ve steampunk gibi artık tam anlamıyla ana akım haline gelmiş türlere yer vermemiştik. Fakat siberpunk üzerine yazıp çizilecek şeylerin sınırı yok gibi. Nitekim artık alelade bir siberpunk neredeyse tamamen klişelerden ortaya çıkartılmıştır. Basit bir siberpunk öyküsü yazmak için gereken elementler de aslında bu klişelerden bir araya gelir. Bu yazıda sözgelimi maddeleri toplamaya çalıştık.

1- Alelade bir siberpunk, siberpunk deyince aklınıza gelen ilk şey olmalı. Yani karanlık ve sürekli yağmur yağan bir şehir. Kessinlikle şehirde geçmeli öykü, şehir yoksa bile dağlara oyulmuş kale kompleksleri ya da yer altında açılmış gargantuan yerleşimlerde. Her şey insana adeta teknofobi aşılamalı. İnsan gökdelen silüetlerinden, makinelerden ve gelecekten korkmalı. Sefil toplumlar, zorba şirketler, tanrısal hayatlar yaşayan zenginler ve de akıl almaz bir teknoloji. Bu kadar yüksek bir teknolojiye sahip dünyada insanlığın genel olarak nasıl bu kadar sefil olduğunu hiç sorgulamayın. Buna gerek yok. Zenginler büyük pastayı yiyor, halk ise küçük kırıntılar için dövüşüyor. Tek gerçek bu. Siberpunk da bu zaten. Yeşile karşı bir eleştiridir.

2- Tüm karakterler aşırı derecede iğrenç bir moda anlayışına sahip olmalı. Yaratıcıysanız (!) örneğin Richard K. Morgan gibi beş satırda bir yeni terimler üretebilirsiniz. Örneğin “kahpe moderniteye karşı yakılmış isyan çığlığı modası” gibi. Ya da “yersizyurtsuzlaştıran ceket” ya da “BWO” gibi okuyucuya hiçbir anlam ifade etmeyen terimler yaratabilirsiniz. Amma velakin unutmayın, her şeyi istediğiniz kadar abartabilirsiniz, bir şeyden ise vazgeçemezsiniz. O da geniş kaldırımlarda yürüyen ruhsuz kalabalığın giydiği yağmurluklarda ışıl ışıl parlayan su damlacıklarıdır. Hem ana karakteriniz mutlaka trençkot giymeli. O trençkot giyilecek. Yoksa yazdığınız şey siberpunk olmaz. Unutmadan bahsedilen karakterlerin neredeyse tamamı bir takım ‘implantlar’ takmış olmalı. Bu arada implant lafını en az on kez kullanmanız lazım. Çünkü yüksek teknolojili sefil yaşamı anlatıyorsunuz. Herkesin ismi batı esintili olmalı. Jack, George falan da değil. Batılı ama egzotik. Mahmut, Şevket gibi isimlerin alelade bir siberpunk’ta ne işi var? Yapacaksanız şöyle yapın, misal Ahm@. Ne kadar da siberpunk.

3- Ana karakteriniz yalnız bir insan olmalı ama şaşırtıcı bir biçimde de güçlü olmalı. Fiziksel gücünün açıklaması vücuduna yaptığı implantlar ve inorganik eklentiler olabilir fakat manevi anlamda tam bir yıkıntıdan bahsediyoruz. Karakteriniz delilikle karşı karşıya adeta bir bıçak sırtında koşuyor olmalı. İnsafsız cinayetler işlemeli fakat o dijital hafızasında gittikçe soluklaşan saçma bir hatıra için saatlerce ağlayabilmeli. Böyle zıtlıklardan bahsetmezseniz ayıp olur.

4- Daha önce de belirttiğimiz gibi. Bir siberpunk şehrinde hep yağmur yağmalı. Zorlama bir biçimde kasvetli ve ekseriyetle kapalı mekanlarda geçmeli öykü. Karanlık olmalı ve hep neon ışıkları parlamalı dört bir yanda. Çünkü çok aşırı gelişmiş bir çağda (!) yaşandığı için kimsenin elektrik faturasını taktığı yok. Oradan buradan sarkan kablolardan, bolca neon ışıktan ve zevksiz tasarımlardan bahsetmelisiniz. Bilgisayarlar fora. Zalim polisler, aşağılayıcı sorgulamalar ve çıldırtıcı uyuşturucu deneyimlerinden bahsetmelisiniz.

5- Ana karakteriniz Amerikan dublajı yapılmış gibi konuşmalı. Mesela şöyle.

Ahm@ hedefi iki saattir takip ediyordu. Yeni Tarlabaşı’nın kasvetli arabesk havası yüz yıllık bir kabus gibiydi. Hedef bir pavyona girdi. Ahm@ içinden küfrederek bir sigara yaktı. “Artık sonun geliyor adamım,” diye söylendi. Hedefin peşinden pavyona girecekken İbrahim Tatlıses maskesi takan bir android tarafından durduruldu. “Ey seni lanet olası fare, damsız almıyoruz adamım kahretsin.”

“Adamım, bana sefil bir mastürbasyoncu mu demeye çalışıyorsun? Kadınım işte burada, ahan da burada.”

İbrahim Tatlıses çakması android, Ahm@’in bileğindeki cihazdan çıkan Yıldız Tilbevari anime karakterine bir süre baktı. “Damsız almıyoruz,” diye yineledi. Ahm@ kendini öfkeli hissediyordu artık. Bordiplomatik’ten öğrendiği öfke kontrol yöntemlerini bu gecelik nörokimyasından savdı ve “benimle dalga mı geçiyorsun ha?” diye parladı. “Az önce içeri sefil ve düşmüş tanrılar kadar yalnız bir pezevengi aldın… çekil yolumdan hurda yığını.”

“Başımı ağrıtıyorsun adamım, fakat ben yeni bir kafa takabilirken senin için aynısı geçerli değil… hadi toz ol buradan!”

Siberpunk

6- Beşinci madde diğer karakterler için de geçerli. Bir karakter konuşuyorsa illaki fiyakalı bir şeyler söylemeli. Örneğin karakteriniz bir hurdacıyı ziyarete gidiyorsa, hurdacı bütün hayatını ve hayatının hatırlayamadığı kısımlarını dahi metal eşya ayıklamakla geçirmiş olsa dahi dünyadaki en karizma tiradı orada atabilmeli.

7- Ana karakter gereksiz kovalamacalar, kavgalar ve de bir takım çetelerle anlamsız münakaşalar yaşamalı. Gereksiz bir kasıntılık, yavan bir Amerikanvari badass hali, ahmakça prensipler, ipe sapa yatmazlık… bunun haricinde siberpunk dünyasında seks adeta bir iletişim gibidir. Her an her yerde herkes birbiriyle ilişkiye girebilir. Siberpunk siber değil bonobopunk adeta. Yorulmak, ar etmek, utanmak gibi de bir duygu yok. Çok yozlaşmış bir çağdan bahsettiğimiz için uyuşturucular ya da doping etkisi yaratan maddeler her yanda. Ekmek bulamıyorsanız zenginleştirilmiş amfetamin kütürdetin.

8- Ana karakter illaki bir bara ya da bir strip kulübe uğramalı. Yer altına inmeli yani, bu örnekleri örnek olsun diye verdik. Uyuşturucuyu, pisliği ve yaradanın günah dediği bilimum her şeyi ciğerlerine dek çekmeli. Mutaassıp bir insan yoktur siberpunk’ta, yalnızca yeterince implant taktırmamış tam organik insan vardır. Ha inanan, iman eden varsa bile garip bir kafa yaşıyordur. Büyük ihtimalle kolektif bir sanal dünyaya bağlanmıştır, Hasan Sabbah’ı siberpunkta diriltiyorsunuz yani.

9- Robotlar, androidler ve de tam sibernetikleşmiş insanlar her yanda cirit atmalı. Bunlar üzerinden bazı konulara hassasiyet geliştirebilirsiniz. İnsan bedeninin metalaşmasına, ruhun yozlaşmasına, paranın kudretine ve insanın sınırsız zalimliğine.

10- Ortada karanlık bir komplo olmalı. Karakteriniz extasy bağımlısı bir Vietnam gazisi gibi davransa da hiç bozuntuya vermeyin. Adam hayatın sırrını biliyor olmalı. Siberpunkta herkes hayatın sırrına vakıf olmuştur. En basit insandan tutmuş ultra zenginlere kadar. Tanrılardan tutmuş rahiplere kadar, rahiplerden tutmuş fahişelere kadar. Herkes hayatın sırrına ulaşmıştır ve daha fazla bir şey kalmamıştır gerçeklikte. Bu yüzden sanal dünyalara gider insanlar ya da uyuşturucu alırlar. Devletler yoktur, devlet gibi davranan bazı örgütler, şirketler ya da bir devletten daha kompleks olan ve motivasyonu anlaşılmayacak kadar karmaşık bir takım konsorsiyumlar vesaire olmalı. Eğer biraz daha ilkel bir siberpunk yazmak istiyorsanız bolca hacker karakter kullanmaya özen gösterin. Ve unutmayın kimse mutlu olmamalı, mutlu olanlar ya delidir ya da uyuşturucu kullanıyordur. Mutlu adamın siberpunkta ne işi olur ki?

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Rüya ve gerçeklik arasında sürüklenen bir göçebe. Uçsuz bucaksız doğum öncesi steplere ve de aklın ötesindeki uğultuya vurgun. Gizemli, eksantrik ve aykırı olana karşı varoluşunun başından beri bir çekim duyuyor. Bilincin nereye kadar sürdüğünü, nereye uzandığını ve pazartesi sabahları kavuştuğu o menhus şeklin kaynağını merak ediyor.