bilimkurgu kulubu

Edebiyat Üzerine kadin bilimkurgu yazarlari

Tarih: 13 Aralık 2018 | Yazar: Hilal Adaşlık

0

Okunması Gereken 11 Kadın Bilimkurgu Yazarı

Kadının bakış açısı türün başlangıcından bu yana bilimkurguyu şekillendirmiştir. Teknolojinin insanın kontrolü dışında dallanıp budaklanmasına eğilen Marry Shelly’nin Frankenstein’ı için ilk gerçek bilimkurgu romanı olduğu söylenebilir. Kadınlar sonraki yüzyılda da disipline katkılarını sürdürdü. Bu yazıda en çok okumanız gerektiğini düşündüğümüz kadın bilimkurgu yazarlarını bir araya getirdik.

Bakış açısı ve eğildikleri konular açısından yazarlar oldukça geniş bir çeşitliliktedir. Bazıları gerçekliğe daha fazla yaslanıyorken, bazıları akıllarının uzay ve zamanın sınırlarına teorik bir yolculuk yapmasına izin veriyor. Bazıları cesur aksiyonlar ve maceralar sunarken, diğerleri daha keşifçi dokunuşlar kullanıyor. Ama hepsi de alanında en iyilerden ve okuma listenize girmeyi hak ediyor.

Daha fazla lafı uzatmayalım. İşte okumanız gereken 11 kadın bilimkurgu yazarı.

N. K. Jemisin

Birden çok Hugo Ödül’ü sahibi  N. K. Jemisin kendini en heyecan verici modern bilimkurgu ve fantezi yazarı olarak kabul ettirmiştir.  Jemisin’ın hem bilindik hem yeni prensipleri bir araya getirerek sunduğu fantastik dünyalar ve ustaca yakaladığı karakter dinamikleri “Post Kolonyal” bilimkurgu olarak sınıflandırılan çalışmalarını su gibi okunan romanlar haline getiriyor. İnsanların kontrol edebildiği depremlerle harap olmuş bir dünyayı konu alan The Fifth Season TNT de bir TV dizine uyarlanmıştır. Otuz yaşına kadar ciddi anlamda yazmaya başlamayan Jemisin, çok hızlı yükselen bir yazar. Bu yüzden  Jemisin’ın önünde uzun ve üretken bir kariyerin olduğu şüphe götürmez.

Kameron Hurley

Modern bilimkurgunun geniş konu yelpazesi sahip zekalarından olan Kameron Hurley yazdığı her şeyde korkusuzca sınırları zorlar. İlk büyük çalışması The Bel Dame Apocrypha üçlemesi kelle avcısına dönüşen eski bir hükümet suikastçisinin son işini anlatan cesur ve sert bir hikaye. Genetik mühendislikle oluşturulan böceklerin istila edip kontrolden çıktıkları bir dünyada Nyx, bilimkurgunun gördüğü en ilgi çekici anti-kahraman haline geliyor.  Hurley, kırgın kadın kahramanlarını resmetmek için bilimkurgunun klişelerini alıp onları canlandırarak yok eder, betimleyici bir dil ile bir ustanın uzmanlığını katar.

Joanna Russ

Joanna-Russ

Bronx doğumlu Joanna Russ, Cornell’de Vladimir Nabokov’un gözetiminde çalıştı ve yeni dünyanın feminist bilimkurgusunun öncülerinden oldu. Keskin karşıtlıklar yaratmak adına erkeğin domine ettiği kültürlerde gezinen Russ edebi tür olarak mizah ve ağır eleştiri türlerinin destekçisiydi. Kariyerinde keskin bir zeka ve öfkenin karışımıyla karakterize 50’den fazla kısa hikaye yayımlamıştır. Russ’un kurmacası açıkça toplumsal cinsiyetle ilgilidir ve farklı dünyalardan dört kadının kendilerini baş etmek zorunda oldukları yeni roller içinde bulmasının hikayesini anlatan The Female Man şu ana kadar okuduğunuz hiçbir bilimkurgu öyküsüne benzemeyecek, bilimkurgunun ne olduğu ile ilgili fikrinizi epey genişletecek.

Andre Norton

Cleveland doğumlu Andre Norton piyasada rekabet edebilmek için erkek ismi kullanmış birkaç kadın bilimkurgu yazarından biridir. Kariyerine genç nesil fantezi öyküleriyle başladı ama kısa süre içinde yetişkin alanına döndü. 50’lerin en büyük bilimkurgu dergilerinde hikayeleri yayımlandı. Külliyatı devasadır (130 dan fazla roman ve neredeyse bir o kadar öykü). Fakat bu çalışmalar çoğunlukla pek de göründüğü gibi olmayan bir hayvanın eşlik ettiği yalnız başına çıkılan ergenliğe geçiş ortak temasına sahiptir.

Octavia E. Butler

Bilimkurgu tarihinde en çok ödül alan yazarlardan birisi olan Octavia E. Butler, zekice ve meydan okuyan yapıtlarından bir miras inşa etmiştir. Kaliforniya, Pasadena’da evlerde temizlik işçisi olarak çalışan bir kadının kızı olan Butler, çok küçük yaşlardan itibaren ırkçılık ve sınıfsal eşitsizliğe maruz kaldı. Annesi ona 10 yaşında Remington marka bir daktilo alınca o da bu tecrübelerini kağıda geçirmeye başladı. Bir atölyede “Child Finder” öyküsünü Last Dangerous Visions adlı antoloji için satın alan Harlan Ellison ile tanıştı ve kariyerine ciddi şekilde başlamış oldu. Butler’in hikayeleri değişimin kaçınılmazlığından, hiyerarşinin kırılgan yapısından ve ne denli güçlü olursa olsun insanların yenilgi ve zaaflarından bahseder.

C. J. Cherryh

Düşünmesi bile rahatsız edici olsa da, 1970’lerin sonlarına kadar kadın bilimkurgu yazarları ayrımcılığa uğramamak için erkek takma isimleri kullanmışlardır. Nitekim Ortabatılı bir kadın olan Carolyn Janice de C.J.Cherryh olmuştur (sonundaki ekstra H ise editörün soyisminin romantik tür yazarlarını anımsattığını söylemesi üzerine eklenmiştir). Yabancı, fantastik unsurların her ayrıntısı ile ilgilenerek onları gerçekçi göstermesiyle herkes tarafından derinlikli bir yazar olduğu kabul edilmiştir. En iyi çalışmalarında, olaylar dominoların bıkıp usanmadan birbirini devirmesi gibi deterministik bir mantıkla kontrolden çıkar. İlk kitabını yayımladığı 1976’dan bu yana 60’dan fazla çalışmasıyla bir hayli üretken kalmayı başarmıştır.

Malka Older

Şimdi biraz daha gerçekçi bir zemindeyiz. Marka Older’in çıkış romanı Infomocracy birbirimize bağımlı olduğumuz bir dünyanın geleceğine atılmış soğuk bir bakıştır. Afrika’daki insani yardım konusundaki geçmişi, coğrafi sınırların anlamsızlaştığı ve insan uygarlığının birbiriyle rekabet eden “mikrodemokrasiler”e dönüştüğü bu kitabının post-milliyetçi dünyasını etkilemiştir. Tüm bu mikrodemokrasileri yöneten ise sözde tarafsız bir STK olan Bilgi (Information)dir. Bilimkurgu her zaman politik olmuştur ama Older yalnızca mevcut sistemin bizi ilerde nasıl hüsrana uğratacağını keşfetmez, aynı zamanda heyecanlı ve okuyucuyu zorlayan öyküler anlatır. Önce bir üçleme olarak sunulmuş bu kitapta birçok büyük fikir bulunabilir

Ursula K. Le Guin

ursula-k.-le-guin

Tarzın gördüğü en etkili yazarlardan biri olan Ursula K. Le Guin, uzun kariyeri Hugo, Nebula, Locus ve World Fantasy Awards’a ev sahipliği yaptı. İlk bilimkurgu öyküsünü 11 yaşında bir dergiye yolladı ve bir daha da durmadı, kültür ve topluma duyduğu amansız ilgiyle düzinelerce roman ve kısa öykü koleksiyonunu kaleme aldı. Onun Karanlığın Sol Eli’yle yaptığı atılım bilimkurguda yeni bir ilerici çağın başlangıcıdır.

Ariel Djanikian

Ariel Djanikian‘ın ilk romanı The Office of Mercy, ayak parmaklarını ütopyaya ve distopyaya daldırıyor, ancak geleceğe bambaşka bir bakış açısı getirmeyi başarıyor. Amerika-Beş’in kubbeli topluluğunun içinde, bilim insanları umutsuzca insanları ölümsüz yapmak için yarışıyorlardı. Kubbenin dışındaki vahşi erkekler ve kadınlar, çektikleri acılara son verme adı altında onları katleden “Merhamet Bürosu” tarafından yönetiliyordu. Ofis’teki alt düzey bir işçi olan Natasha, kubbeyi terk ettiğinde bildiği her şeyi sorgulayan bir maceraya başlıyor. Etik açıdan son derece karmaşık olan bu eser, genç bir yazarda söylenecek çok şey olduğunu işaret eden muazzam bir başlangıç.

Connie Willis

Eskiler, yeni yazarların ve yaşlı ellerin sayfa bulmak için yarıştığı ve kendi seslerini duyurduğu bilimkurgu dergilerinin altın günlerini büyük bir sevinçle hatırlayacaktır.  Connie Willis da 70 ve 80 lerin herkesten çok Hugo ve Nebula almaya istekli sesini en çok duyuran ve en üretken kısa öykücülerinden biriydi. Çoklu bakış açısıyla bilinen yazar  fevkalade ve zekice bir mizahı da saf spekülasyona dayalı  ve teorik bilim ağırlıklı yazıları da eşit derece kolaylıkla ele alırdı. Willis’in külliyatı devasadır ama  Oxford zaman yolculuğu serisini başlatan  “Fire Watch” öyküsünü  beğenmemenizin imkanı yok.

James Tiptree Jr.

Muhtemelen, erkek takma adlarını kabul eden kadın bilimkurgu yazarlarının en ünlüsü olan Alice Bradley Sheldon, edebi hayatını akademideki kariyerinden ayrı tutmak için “James Tiptree Jr” adını almıştır. Daktilo ardında daha başarılıydı, yine de birkaç yıl boyunca yanlış cephede devam etti. Gerçek kimliği keşfedildikten sonra bile Sheldon, ucuz dergi maceralarından, zihin keşifleri öykülerine kadar türdeki oldukça geniş yelpazedeki çalışmaları için Tiptree adını kullanmaya devam etti. Öncelikle kısa hikaye yazarıydı, ancak 1987’de ölmeden önce iki roman yazmıştır.

Kaynak

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Tuhaf şeyler düşünmekle meşhur. Bilinçakışı yöntemiyle yaşar. Gımıldaksever. Okur. Yazar. Çevirir. Çehov’un kadınları tanıdığı kadar kendini tanımış olsa elini eteğini her şeyden çekip köyüne yerleşir. Ursula’yı hep sever, çok sever, durur durur yeniden sever. Şiir yazarken bilimkurguya nasıl bulaştı hiç bilmiyor. Önce bilimkurgu da ona bulaşmış olabilir. Ama kavga falan çıkmadan olay sakinleştirildi. Şimdi usul usul başını önüne eğip burda gördüğünüz şeyleri yazıp çevirdi. Yine de sonu hayır değil bu kadının da bakıcaz artık.