bilimkurgu kulubu

Edebiyat ay zalim bir sevgilidir

Tarih: 22 Kasım 2017 | Yazar: Bahri Doğukan Şahin

0

Dünya’ya Karşı Bir Devrim Mücadelesi: Ay Zalim Bir Sevgilidir

“Devrim, çok az kişinin uygulayabilecek kadar yetkin olduğu bir bilimdir. Doğru örgütlenmeye ve hepsinden önce, iletişime bağlıdır.” – Profesör Bernardo de la Paz.

Bilimkurgunun ustalarından Robert Anson Heinlein, 1907’de ABD’de doğdu. Deniz Harp Akademesi’ndeki eğitiminin ardından ordunun donanmasında görev aldı. 1934’te ise sağlık sorunları sebebiyle emekliye ayrıldı. Kısa bir süre fizik eğitimi de alan Heinlein bilimkurgu yazmaya girişti. İlk öyküsü, dönemin popüler dergilerinden Astounding Science Fiction’da yayımlandı. 1941’den başlayarak birçok roman da kaleme alan Heinlein, 4 romanı ile türün en prestijli ödülü Hugo’yu kazandı. Bu alanda rekoru elinde barındıran yazar, klasik Amerikan bilimkurgusunun en büyük üç isminden biri olarak anılmaya başlandı.

1975’te ilk kez verilmeye başlanan “Bilimkurgunun Büyük Üstatları” ödülünün ilk kazananı olan Robert Heinlein’a aynı zamanda çağdaşları tarafından “bilimkurgunun dekanı” unvanı verildi. Yıllarca ordunun içinde bulunması yazdığı öykü ve romanlarını bir hayli etkiledi. Muhafazakar ve hatta zaman zaman ırkçılığın sınırlarında gezinen milliyetçi kimliğiyle diğer bilimkurgu yazarları tarafından ağır eleştirilere maruz kaldı. Daha önce Türkiye’de birkaç farklı yayınevi tarafından 10’a yakın romanı ve kısa öyküleri yayımlanan Heinlein’ın en önemli yapıtları arasında sayılan The Moon is a Harsh Mistress (Ay Zalim Bir Sevgilidir) isimli eseri kısa bir süre önce İthaki Yayınları tarafından basılmıştı. Yıldız Gemisi Askerleri’nde olduğu gibi Bilimkurgu Klasikleri bünyesine dahil edilen bu eserin yazılma tarihi ise 1966. Heinlein’ın en önemli politik romanlarından biri olarak görülen bu eserin Hugo Ödülü’nün yanı sıra başka ödüller de kazandığını belirtmek gerek.

Heinlein ve Asimov

“Köle olduğumuzu tüm hayatım boyunca biliyordum, bu konuda da yapılabilecek hiçbir şey yoktu. Doğru, alınıp satılmıyorduk; ama elimizde olanlar ve ona sahip olabilmek için neler satmamız gerektiği konusunda Otorite’nin tekeli altında olduğumuz sürece, biz köleydik.” – Manuel O’Garcia Kelly.

Can Çakır tarafından dilimize aktarılan kitabın ismi bilimkurgu okumayan insanların dahi ilgisini çekecek nitelikte. Kısa bir süre önce yayımlanışının 50. yılını geride bıraktığımız bu eserde birçok temayı aynı potada eritiyor Heinlein ve ortaya klasik bir bilimkurgu yapıtı çıkıyor. Tıpkı Le Guin’in “Mülksüzler”i gibi siyasi bilimkurguda bir devrim niteliği taşıyan romanın ana konusu da “devrim”.

21. yy’ın sonlarında, 2075 yılında başlıyor hikaye. Asırlardır Dünya’nın kadim dostu ve aynı zamanda kendisine en yakın gök cismi olan uydusu “Ay”dayız. Dünya’da gözden düşmüş, artık tahammül edilemeyen ve diğer insanlar tarafından “suçlu” olarak addedilen kişilerin sürgüne gönderildiği bir yer olarak kullanılıyor Ay. Bir nevi açık hava hapishanesi. Zamanla toplumsal bir yapıya bürünen bu insanlar da en az Terra’dakiler (Dünya) kadar akıl sahibi olduğundan, içinde bulundukları durumu sorgulamaya girişir. Terra tarafından üzerinde yaşamak zorunda bırakıldıkları bu yeri kabul etmeyen ve ait oldukları yere geri dönmeyi amaçlayan insan sayısı günden güne artış gösterir. Yaklaşmakta olan devrimin ayak sesleri de kulaktan kulağa yayılmaya başlar.

“Ben özgürüm, etrafım hangi kurallarla sarılı olursa olsun. Eğer onları katlanılabilir bulursam, katlanırım; eğer fazla iğrenç bulursam, çiğnerim. Özgürüm,  çünkü yaptığım her şey için ahlaken sadece benim sorumlu olduğunu biliyorum.” – Profesör Bernardo de la Paz.

Kendilerini “Ayrılıkçılar” olarak adlandıran ekip, Ay’ı despot bir yönetim anlayışına sahip Dünya’nın boyunduruğundan kurtarmayı hedeflemektedir. Eskiden ana vatanları olan Dünya’da varlığını sürdüren mutlak güç “Otorite”ye karşı bir araya gelen ve baş kaldıran devrimcilerin arasında zamanla bilinç kazanan bir bilgisayar da vardır.  Oldukça gelişmiş bir yapay zeka olan “Mike” adlı bu bilgisayarın en büyük hobisi ise mizahtır. Şakalara olan düşkünlüğü ona “akıllı” insan dostlar kazandırır. Bunlardan ilki ise Manuel O’Garcia Kelly isimli bir bilgisayar teknisyenidir. Profesör Bernardo de la Paz, Wyoming Knott isimli bir kadın ve Manuel ile birlikte kısa bir süre sonra başlatılacak olan devrim hareketinin en büyük destekçilerinden olan Mike, özgürlük mücadelesi veren bu dışlanmış insanlara karşı özel bir bağ kurar.

Mike, sadece fiziksel olarak devrimin bir parçası olmakla kalmaz, devrimi planlayan, eyleme geçiren ve ölümü göze alarak mücadele eden bu insanlara yaptığı analizlerle somut veri akışı da sağlar. Öyle ki, daha devrimin başlangıç safhasında onlara şanslarının 7’de 1 olduğunu detaylarıyla birlikte açıklayacak ve bir nevi ekibin akil adamı görevini üstlenecektir. Devrim hayaliyle yanıp tutuşan herkesin büyük bir saygı duyduğu ve koşulsuz güvendiği bir isim haline gelen Mike de aslında içinde bulunduğu durumdan bir hayli hoşnut. Dünya’ya oranla güçsüz bir konumda olan Ay halkının yanında yer alan Mike aslında hedeflenen bağımsızlık mücadelesi için biçilmiş bir kaftan özelliği taşımaktadır. Mücadelenin ileriki safhalarında da yine hesaplamalarıyla akıllı insan dostlarına yardımcı olarak devrime yön verdiğini söylemek mümkün.

“Ahlak açısından ‘devlet’ diye bir şey yoktur. Sadece insanlar vardır. Bireyler. Her biri kendi hareketinden mesul.” – Profesör Bernardo de la Paz.

Heinlein, tıpkı Yıldız Gemisi Askerleri’nde olduğu gibi bu romanında da yine savaşın bir gereklilik olup olmadığını işliyor. Militarist kimliğiyle bilinen yazarın öykü ve romanlarında sıkça karşımıza çıkan askeri bilimkurgu temasının altında aslında birçok eleştiri de yakalamak mümkün. Kanlı bir devrim mücadelesine tanık olduğumuz Ay Zalim Bir Sevgilidir’de de yine bunun bir örneğini görmekteyiz. Ötekileştirilen ve toplumdan soyutlanan insanların bir süre sonra baş kaldırması kaçınılmaz bir hale gelmektedir.

Amerikan bilimkurgusunda klasik bir hale gelen bu konuyu daha önce çok benzer bir tema ile işleyenlerden biri Robert Sheckley’dir. Metis Bilimkurgu dizisi kapsamında basılan Mevki Uygarlığı isimli kitabı Ay Zalim Bir Sevgilidir’den tam 6 sene önce kaleme alınmış olmasına rağmen, oldukça benzer bir çizgide ilerlemektedir. Keza Philip K. Dick’in, Heinlein’ın kitabından tam 2 yıl önce kaleme aldığı Alfa Ayının Kabileleri de yine bu tema çerçevesinde ortaya çıkmış bir yapıttır. İşbu sebeple, Robert Heinlein’ın romanında işlediği konu özgün olmamasına rağmen, gerek karakter yaratımındaki başarısı, gerek kurgusu, gerekse de hiç düşmeyen temposuyla bilimkurgu edebiyatının klasikleri arasına adını yazdırmıştır.

Amerikan Ulusal Kütüphanesi’nin geçtiğimiz yıl yaptığı ankette Amerikan halkının en etkilendiği eserlerden biri seçilen Ay Zalim Bir Sevgilidir, dünyanın geleceğine tutulan kara bir ayna. Yer yer ütopik bir anlatımla karşı karşı kalsak da, özünde distopik bir metin olduğunu belirtmek gerek. Politik bilimkurgudan hoşlanan okurların kaçırmaması gereken bir yapıt.

Umarız ilerleyen aylarda şimdilik 28 kitaba ulaşmış olan İthaki Bilimkurgu Klasikleri’nde yeni Robert Heinlein kitapları da görebiliriz.

“Devrim, ulaşmayı hedeflediğim bir amaçtan çok, peşinde koştuğum bir sanat.”

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1995, Erzurum. Adrianist hayalperest. Kitap okur, belgesel izler, sinema ve bilimkurguyla ilgilenir, öykü yazar. Kayıp Rıhtım'da başladığı yazarlık serüvenine, Fantastik Canavarlar ve Bilimkurgu Kulübü'nde devam etmekte. bahridogukan@gmail.com