bilimkurgu kulubu

Edebiyat dune-serisi-hakkinda-10-sey

Tarih: 3 Aralık 2016 | Yazar: Konuk Yazar

0

Dune Serisi Hakkında Bilinmesi Gereken 10 Şey

Dune, tüm zamanların en bilinen, en çok okunan bilimkurgu romanlarından biri olabilir ancak bu muhteşem eser, bir gecede yaratılmadı; yayımcılar tarafından defalarca reddedildi, eleştirmenler tarafından yanlış yorumlandı ve bugün bile hayranları tarafından sorgulanıyor. Dune’un muhteşem ruhuna ve sonunda başarıya ulaştığı bu zor yolculuğuna dair bilinmeyen birkaç bilgiyi aşağıda bulabilirsiniz:

İki Ayrı Fikir Tarafından Oluşturuldu

dune-1

Dune üstünde çalışmaya başlamadan önce Frank Herbert, etkileyici sayılacak işlere imza atmıştı. İlk romanı Under Pressure, 1955 yılında serileştirildi ve daha sonra tek bir başlık altında (The Dragon in the Sea) yeniden basıldı. Bu kitap üstünde yaptığı çalışmalar sonucunda liderlik psikolojisi, din ve bunların takipçilerinin zihinlerini nasıl etkilediğiyle ilgilenmeye başladı. Herbert, bu konuyla ilgili yaklaşık 200 kitap okudu, araştırdı ve notlar aldı; araştırma yaparken de bolca öykü fikri düşünmeyi ihmal etmedi.

Herbert’in ilhamının asıl kaynağı, 1957 yılında Oregon’un kum tepelerine yaptığı ziyaret oldu. Kum tepelerinin yeryüzünden görkemli ve yekpare şekilde yükselişi, ekolojiye merak sarmasına yol açtı. Çöle dönüşmüş bir gezegen ve gezegeni kurtarmaya çalışan bir ekolojist düşledi. Hikaye gelişmeye başladı ve Dune’un ana hatları ortaya çıktı, ancak kitabın can alıcı noktaları ve asıl ruhu, bir Mesih ve takipçilerinin gelişiyle oluştu.

Otomotiv Tamir Baskı Şirketi Bastı

duneun-imparator-tanrisi-3

Dune, ilk olarak Analog dergisi tarafından serileştirilmiş iki hikaye olarak basıldı (Dune Gezegeni ve Dune Mesihi). Herbert, tek bir kitap olarak yayımlatmak için baskı yaptıysa da işe yaramadı. Kitap, olay örgüsünün yavaş ve çok kafa karıştırıcı olduğunu söyleyen 20 yayımcı tarafından reddedildi. Tom Doherty adlı bir kitapçı, kitabı basmak istese de patronlarını ikna edemedi. Herbert’ın ısrarları sonunda meyvesini verdi; iş magazinleri ve otomotiv kılavuzları ile ünlü bir yayımcı olan Sterling Lanier ile tanıştı. Kurgu romanlarına el atmak isteyen Lanier’a göre Dune, başlangıç için ideal bir kitaptı. Herbert, kataloglarına uyması için kitabın ismini “Uçağınızı Nasıl Tamir Edersiniz?” olarak değiştirmek ile ilgili bir şaka bile yaptı.

Kitabı Bastığı İçin Sterling Lanier Kovuldu

duneun-imparator-tanrisi-2

Dune tam olarak rafları dolduramadı. Bunun başlıca iki nedeni vardı: Kitabın akıl almaz uzunluğu ve 5.95$ olan fiyat etiketi (bugünün parasıyla yaklaşık 45$, yani çok para). Bilimkurgu hayranlarının beklentisine ters düştü ve çok satış yapamadı. Çok geçmeden Lanier kovuldu ve Dune, bir başarısızlık örneği olarak gösterilmeye başlandı. Bu kitap, ileride tüm zamanların en çok satan kitaplarından olacaktı. Ne diyelim, umarız ki Lanier’ın patronları verdikleri bu fevri karardan dolayı utanç ve pişmanlık duyuyorlardır.

Eleştirmenler Kitabı Anlamadı ve Beğenmedi

Dune Mesihi

Eleştirmenler haricinde herkes Dune’u sevdi. 1950’lerde bilimkurgu dendiğinde akla Buck Rogers-vari uzay maceraları ve lazer dövüşleri geldiğinden Dune biraz geri planda kaldı. Bu durumda, Dune’un macera-aksiyon eksikliğinin ve teknofobisinin de payı var tabii ki. Eleştirmenler, aksiyon sahnelerini geri plana attığı ve lazer silahlı uzaylılar yerine neden-sonuç ilişkilerine önem verdiği için Herbert’ı suçladı. Eleştirmenler ve okurlar, bugün bile Dune’u yanlış anlayıp yorumluyor.

Yayınevi Devam Kitabını Basmayı Reddetti

Dune Mesihi

Dune, yavaş yavaş popülerleşmeye başlasa da bu, savaşın bittiği anlamına gelmiyordu: Serileştirilmiş versiyonu basan Analog dergisi, devam kitabını basmayı reddetti. Efsanevi editör John W. Campbell, okuyucuların kahraman istediğini söyledi ancak Dune Mesihi, Dune’un kahramanını solgun ve değersiz bir adama çevirmişti. Bu bilerek yapılmıştı tabii ki; kahramanların da bizim gibi kusurları olan bir insan olduğunu göstermek, Dune’un anafikirlerinden biridir. Neyse ki Galaxy, Dune Mesih’ini 1969’da bastı.

Devam Kitapları Ana Kitapla Beraber Parça Parça Yazıldı

emperor-battle-for-dune-1

Dune’un taslağı ve fikirleri şekillendikçe Herbert, hikayesinin tek bir kitap için çok uzun olduğunu fark etti. Orijinal hikayeye uymayan bölümleri saptadı ve kesip attı. Bu bölümlerin bazıları, Dune Mesih’i ve Dune’un Çocukları kitaplarında yer alacaktı.

Cevapladığından Daha Fazla Soru Sordu

Dune'un Çocukları

Frank Herbert, Dune’un devletleri ve tarihçesiyle ilgili bilgileri ve ayrıntıları bilerek es geçti. Bunun iki nedeni vardı: Birincisi, liderliğe soyunmayı reddetmesiydi; bütün yanıtlar için tek bir insana bakmanın tehlikelerinin anlatıldığı bir hikayede, yanıtlar için insanlar neden Herbert’a baksındı? İkincisi ise, insanların kitabı enine boyuna düşünmesini ve kendi yorumlarını yapmasıydı. Kafanıza takılan bir soru olursa Herbert’a değil, kendinize sorun.

Ana Karakter İlk Başta Farklıydı

dune2

Kitabın omurgasını oluşturan çöl gezegeni fikrinde ana karakter, ekolojist Liet Kynes idi. Hikaye ilerledikçe ve karmaşıklaştıkça Kynes’in rolü geri planda kaldı; ana karakter rolünü Paul Atreides (Muad’dib ve Kwisatz Haderach) üstlendi. Paul’un, Liet’in kızı Chani’den çocuk yapmasıyla Liet’in fikirleri ve soyu yaşamaya devam etti.

Ejderhalar ve Altın” Yerine “Kum Solucanları ve Baharat” Kullanıldı

Dune__Drive_the_sandworm_by_leywad

Dune evreninde hem insanlığın değişmeyen özünü göstermek için, hem de güncel konulardan sapmamak için birçok tanıdık fantastik edebiyat ögesi kullanılmıştır. Serinin en bilinen ikonları, herkesin arzuladığı Baharat ve onu üreten Kum Solucanları‘dır. Mistik yaratıkların açgözlü insanlardan büyük hazineyi koruduğu (ejderhalar ve altınları düşünün) masallardan ilham alan Herbert, kendi modelini yarattı. Bu konsepte, fantastik edebiyat kitaplarının çoğundan aşina olabilirsiniz.

Sonunun Aksiyon Dolu ve Beklenmedik Olması Gerekiyordu

Dune_by_thegryph

İlk Dune kitabının temposu oldukça yavaştır. Çok fazla aksiyon sahnesi yoktur; bunun yerine karakterlerin paragraflarca süren düşünceleri vardır. Ancak, kitabın finali her şeyi değiştirmiştir. Nefes kesici ve felsefi bir final yerine dövüşler, cinayetler ve dramatik karşılaşmalar hakimdir; bütün bunlar bir çırpıda olup bitiverir. Kitabın son satırları Herbert tarafından bile “banal ve sıradan” olarak nitelendirilmiştir.

Sonradan bunun bilerek yapıldığı anlaşıldı. Herbert, anlatılacak daha çok şey olduğu mesajı vermek için (“devam kitabımı alın” tarzında değil) kitabın finalinin önceki anlatılanlara zıt olmasını istemişti. Amaç, okuyucuyu oradan oraya savurmaktı. Böyle bir durumda ne yaparsınız? Kitabı tekrar okuyup cevap ararsınız. Bu tercih, okuyucuyu onyılllardır meşgul etmiştir.

Hazırlayan: Alp Kütükçü | Kaynak: Barnes & Noble

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi bilimkurgukulubu@gmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...