bilimkurgu kulubu

Çizgi Roman

Tarih: 22 Nisan 2019 | Yazar: İsmail Yiğit

0

Superman’in Komünist Olduğu Alternatif Bir Kurmaca Evren

Bilimkurguda alternatif tarih anlatıları önemli bir yere sahip. “Peki ya öyle değil de şöyle olsaydı” sorusuna bir cevap hükmünde, tarihte nasıl gerçekleştiğini bildiğimiz önemli bir olayın farklı versiyonlarını sunan bu hikâyeler her zaman ilgi çekici birer fikir jimnastiği olmuştur. Akla ilk gelen örnekler arasında elbette Philip K. Dick’in kaleme aldığı ve diziye de aktarılan “Yüksek Şatodaki Adam” bulunmakta. II. Dünya Savaşı’nı Nazilerin ve Japonların kazandığı ve ABD’yi işgal ettiği bu roman, en başarılı alternatif tarih romanlarından biri kabul edilmekte. Amerikan yazınında, kendi tarihleri açısından önemli olan İç Savaş’ı Kuzeylilerin değil de Güneylilerin kazandığı alternatif tarih öykülerine de rastlanıyor. (1) Bizim tarihimizden ise, 2008’de gösterime giren, Gani Müjde’nin yönetip Ata Demirer’in başrolünde oynadığı “Osmanlı Cumhuriyeti” filmini örnek verebiliriz. (2) Filmde, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuk yaşta hayatını kaybettiği, dolayısıyla Kurtuluş Savaşının gerçekleşmediği, Amerikan mandası altında iktidarına devam eden Osmanlı devletini görmüştük.

Yukarıda verdiğim örnekler, “gerçek” tarihin alternatif versiyonları olarak kurmaca dünyasına aitler. Bir de, aslen kurmaca olan bir evrenin (herhangi bir romanda, filmde, vb.) alternatif tarihlerini anlatan örnekler mevcut. Bilhassa çizgi romanlarda buna daha sık rastlanılıyor. Bu yazıda da, bunların arasında en başarılı ve ilginç kabul edilen “Superman Red Son”ı irdeleyeceğiz.

Superman Red Son, şu sorunun cevabını vermeye çalışmış: Superman‘in uzay mekiği 1938’de Dünya atmosferine birkaç saat farkla girseydi ve ABD Kansas şehri yerine SSCB’ye bağlı komünist Ukrayna’da bir kolektif çiftliğe düşseydi ne olurdu? Dolayısıyla Amerikan bir aile tarafından değil, Sovyet bir aile tarafından yetiştirilecek bir Superman’in dünya görüşü ve savunduğu değerler de farklılaşacak mıydı? Örneğin çizgi romanda Superman’in kıyafetindeki meşhur “S” logosu orak çekiçli bir varyasyonu ile stilize edilmiş. (Akla bir Yılmaz Erdoğan şiiri geliyor: “Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi…” (3)) Kitapta, iki süper güç arasındaki dengenin, Sovyetler’in bir süper kahramana sahip olmasıyla nasıl değiştiği ve bilindik Soğuk Savaş tarihinin hangi yöne evrildiği nitelikli görsel grafiklerle beraber sunuluyor.

Bu alternatif kurmaca evrende devasa Superman mitolojisinin diğer tanıdık yüzleri ile beraber Batman, Wonder Woman ve Green Lantern gibi diğer süper kahramanlar da yer alıyor. Brainiac adlı uzaylı bir yapay zeka da ürkütücü görünümü ve kişiliğiyle sayfalardan göz kırpıyor. Lex Luthor, ABD’nin Superman’i öldürmek için görevlendirdiği şeytani zeki bir bilim adamı olarak karşımıza çıkıyor. Zaten çizgi romandaki olaylar da adeta Luthor ile Superman arasındaki on yıllar boyunca süren politik ve teknolojik bir satranç şeklinde ilerliyor. Louis Lane ise bu hikâyede Louis Luthor, yani Lex’in eşi. Fakat yine de Superman ile olan karşılaşmalarında okurların bildiği orijinal Superman’deki bazı sahneler belli belirsiz bir his olarak kalbine doğuyor. Sanki iki paralel evrenin birbirine yaklaştığı anlardaki ufak enerji atlamalarını andırıyor.

Kızıl Superman, Stalin’in sağlığında Sovyet rejiminin en önemli askeri ve teknolojik aparatı haline geliyor. Fakat Stalin’in işleri hallediş yöntemindeki sertlikleri benimsemediğini, Sovyet vatandaşlarının yoksulluğunu yok etmek istediğini zamanla anlıyoruz. Bunu gerçekleştirmek için de, Stalin’in ölümünden sonra ipleri eline alıyor. Sonuçta karşımıza ekonomik açıdan bir refah ülkesi, sosyalist bir ütopya çıkıyor. Bu dünyadaki ABD ise, ekonomik çürüme içinde, eyaletleri bağımsızlık talebinde bulunan bir cehennem. Soğuk Savaş, denklemleri ters yüz edilmiş şekilde alternatif bir akışa bürünmüş yani. Luthor’un ABD başkanı olmasıyla ülke kendisini toparlıyor ve Sovyetlerle boy ölçüşebilecek derecede olmasa da eski güçsüzlüğünden sıyrılıyor. Fakat yine de, dünyanın geri kalanı Superman’in liderliğindeki Sovyetler’in safında konuşlanmış, komünist bir rejime sahip.

Superman Red Son’da, Batman’i Superman’in baş düşmanlarından biri olarak görüyoruz. Bunun sebebi, bu kurmaca evrende gerçek hayat hikayesi ile paralellik arz edercesine, çocukluğunda rejim muhalifi ailesini Stalin polis kuvvetlerinin öldürmüş olması. Bunun için de Sovyet rejimine, temsil ettiğini düşündüğü despotluğa ve onu Stalin’den sonra yöneten yeni “çelik adam”dan ölesiye nefret ediyor. Bu arada eklemeyi unutmayalım, Superman her ne kadar Stalin gibi muhaliflerini kanlı şekilde ortadan kaldırmasa da, onlar üzerinde beyin ameliyatı gerçekleştirip bir siborga dönüştürüyor. Böylece hiçbir emre karşı gelemiyorlar ve rejime karşı çıkamıyorlar. Zaten neden karşı çıksınlar ki, herşey Superman sayesinde mükemmel şekilde ilerliyor. Hem Superman diktatör olsaydı, onun diktatör olduğunu söyleyebilir miydiniz? (Zaten beyin ameliyatı yüzünden söyleyemiyorlar.)

Supermen Red Son, asla basit bir kapitalizm sosyalizm mücadelesini anlatmıyor. Özü itibariyle sahip olduğu muazzam güçleri insanlığın iyiliği için kullanmak isteyen bir süper kahramanın yüzleşmek zorunda kaldığı ahlaki ikilemleri başarıyla yansıtan bir eser. İnsanlığı, onlara rağmen kurtarabilir misiniz? Ütopyalar, neyin pahasına inşa edilebilir? Aşk ile idealler arasında kalındığında hangisi seçilmeli? Okumayı bitirdiğinizde kendinizi bu soruları sorarken buluyorsunuz. Ayrıca, Ibn Haldun’un “Coğrafya kaderdir” sözünün, süper kahramanlar için de geçerli olduğunu görmek insanı gülümsetiyor.

Oldukça sürpriz bir sonla biten Superman Red Son, yazarı Mark Millar’ın kelimeleriyle, çizerleri Dave Johnson, Andrew Robinson, Kilian Pulunkett ve Walden Wong’un harika resimleriyle beraber okurların karşısına alternatif bir Superman portresini başarıyla koyuyorlar. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan ve Anıl Bilge tarafından Türkçeye çevrilen “Kızıl Komünist Superman”in bu farklı anlatısı, Soğuk Savaş boyunca ABD liderliğindeki NATO kampında yer alan ama aynı zamanda SSCB’ye komşu bir ülke olan Türkiyeli okurlar için de epey alternatif fikirleri ateşleyebilecek güçte. Mesela alternatif bir tarihte, Türkiye NATO yerine Varşova Paktı’na üye olsaydı ve “Türkiye Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti” olsaydı bugünümüz nasıl değişirdi? Belki de zaten öyle bir paralel evren var ve onlar da komünist Superman yerine, uzay mekiği ABD’ye düşen ve Amerikan değerlerinin bayraktarlığını yapan alternatif bir Superman çizgi romanı okuyor olabilirler.

Dipnotlar:

  1. Kayıp Rıhtım
  2. Beyaz Perde
  3. Yaşayabilme İhtimali, Yılmaz Erdoğan

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1982 Ankara doğumlu. Lise eğitimi esnasında TÜBİTAK’ın düzenlediği fizik olimpiyatlarına katıldı, bronz ve gümüş madalya aldı. Üniversite eğitimini Bilkent Elektrik-Elektronik Mühendisliği’nde tamamladı. ODTÜ Avrasya Çalışmaları bölümünde yüksek lisans çalışmaları yaptı. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı ve Sinemart Akademisi’nin Yaratıcı Yazarlık kurslarını bitirdi. Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı lisans programına devam etmektedir.Bilimkurgu öyküleri ve yazıları Agos gazetesi, Kül Sanat, Kafasına Göre dergilerinde ve Bilimkurgu Kulübü internet portalında yayımlandı. Türkiye Bilişim Derneği’nin 2016 yılında düzenlediği bilimkurgu öykü yarışmasında “İhlal” adlı öyküsü üçüncülüğe seçildi. Fabisad'ın düzenlediği 2017 GİO yarışmasında öykü dalında başarı ödülü kazanmıştır.An itibariyle İstanbul’da bir kamu kurumunda bilgisayar sistemleri ve ağ güvenliği alanında çalışmaktadır. İleri derecede İngilizce, orta derecede Rusça ve başlangıç seviyesinde İspanyolca bilmektedir.Parolası: “Daha iyi bir dünya pekâlâ mümkündür!”