bilimkurgu kulubu

Çizgi Roman

Tarih: 18 Temmuz 2017 | Yazar: Sadık Efe Sarıtunalı

0

Çizgi Romancılığın Süper Kahramanı: Stan Lee

1938 yılında süper kahramanın icat edilmesi çizgi roman sektörünü kökünden değiştirdi. Action Comics dergisinin ilk sayısıyla ortaya çıkan Superman yeni bir dünya savaşının eşiğindeki Amerikan halkına umut aşılıyordu. Ardından gelecek pek çok kahraman gibi milliyetçiydi. Yine ardından gelecek olan Captain America gibi bir propaganda ürünüydü ve Amerikan bayrağı renklerinde giyiniyordu. Tabii yaklaşan savaşın etkisiyle gelen milliyetçilik sadece kahramanlarda hissedilmiyordu. Örneğin DC‘nin kurulduğu dönemki adı National Comics, Green Lantern‘ün ortaya çıktığı derginin adı All American Comics‘ti.

Superman’in hemen ardından Batman geldi. Batman Superman’den çok farklıydı. Umut sembolü bir übermensch (üstün insan, Nietzsche’ye göre insanlığın ilerlemesi gereken nokta) yerine mahallesini korumaya çalışan karanlık bir vigilante (maskeli, kanunsuz adalet sağlayıcısı. Kendine göre adalet sağlayan Robin Hood’dan Ku Klux Klan’a kadar her kişi ve grup vigilantedir.) vardı. Robin Hood, Phantom ve Zorro gibi maskeli kahramanların süper kahraman konseptiyle muhteşem bir birleşimiydi.

superman 1938

Batman’in bugün Superman’den bile çok sevilmesinin sebebi Superman ve diğer süper kahramanlar gibi insanüstü bir canlı değil de, zekası sayesinde suçla savaşan biri olması şeklinde düşünülür. Ama aslında Batman o dönemde yaratılan pek çok diğer süper kahraman gibidir. Gerçek kimliği kahraman kimliğidir. Asıl maskesi Bruce Wayne‘dır. Sadece DC kahramanlarında değil, o zamanlar adı Timely Comics olan Marvel‘ın ilk süper kahramanı Namor‘da bile bu durum aynıdır. Ayrıca Batman sıradan bir insanın sahip olması mümkün olmayan yüzlerce yeteneğe sahiptir. Bunlar her ne kadar insan da olsa Batman’le empati kurmayı güçleştirir.

İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden sonra dünya tamamıyla değişmiştir. İnsanlar bu yeni dünyada artık empati kuramadıkları kahramanlara o kadar da ilgi duymamakta, süper kahramanlar popülaritesini yitirmektedir. Milliyetçilik duygusu, insanların çizgi roman alması için yeterli sebep olmaktan çıkmıştır. Bunun üstüne Comics Code Authority denen sansür mekanizmasının kurulması, yazılan hikayelerin ilginçliğini gittikçe azaltmıştır. Bu sırada yeni bir çizgi roman yazarı sektörde devrim yapmak üzeredir.

stan lee-captain america

1922 yılında New York’ta doğan Stanley Martin Lieber veya bizim bildiğimiz adıyla Stan Lee, aslında ilk çizgi romanını 1941 yılında yazmıştır. Yazdığı Captain America hikayesi dönemin modasına uygun olarak edebi doygunluktan uzak ve bol aksiyonludur. Süper kahraman kavramı 1941 yılında zaten yeni olduğu için insanlar süper kahraman hikayelerinden yenilik beklememektedir. Stan Lee’nin istediği tarzda hikayeler yazamadığı bu dönem uzun sürmez ve sonraki yıl orduya katılmasıyla sona erer.

Ordudaki ilk görevi bozulan telgraf direklerini onarmaktır. Ancak sonra kendisine daha uygun bir görev bulur ve eğitim kitapçıkları, filmleri hazırlayan ekibe katılır. Savaşın ardından ordudan ayrılır. Kısa süre sonra, yakın zamanda hayata gözlerini yuman eşi Joan Clayton Boocock ile tanışır ve tanıştıkları gün ona evlenme teklif eder.

stan lee-iron man

Çizgi roman yazmaya yeniden başladığında 50’lerin ortalarına kadar süper kahraman çizgi romanlarına dönmez. Süper kahramanların kendisine göre olmadığını düşünür. Ama DC’nin yeni hamlelerinin süper kahramanları eski popülaritesine kavuşturmaya başlaması Marvel’ı da harekete geçirmiştir.

DC o zamanlar günümüzde çok meşhur olan çizgi roman evrenlerinin temelini atıyordu. Çıkardıkları Justice League serisiyle Batman, Superman ve Wonder Woman gibi sevilen karakterleri bir araya getirerek büyük başarı sağlamıştı. Bunun üzerine yayımcı Martin Goodman, Stan Lee’den yeniden süper kahraman çizgi romanları yazmasını ister. Ancak çizgi roman okurları derin diyaloglar ve uzun paragraflar okumayı tercih etmiyor; yalnızca dövüş, aksiyon ve şiddet istiyordur. Üstlerinin Stan Lee’ye böyle hikayeler yazması için baskı yapması onu işi bırakma noktasına getirir. O, Superman’in ortaya çıkmasından beri birbirini tekrarlayan hikayelerden farklı şeyler yazmak istiyordur. Hikayelerinde kaliteli, okunmaya değer bir kurgu olmalıdır. Kahramanları, güçleri olmasına rağmen insanların empati kurabilecekleri, gerçek hayatın problemleriyle boğuşan gerçek karakterleri yansıtmalıdır.

Joan Clayton Boocock stan lee

Sonunda bir gün evine gittiğinde eşine işi bırakmakla ilgili fikirlerini anlatır. Eşi Joan Lee ise işi bırakmayı göze aldıysa istediği gibi bir çizgi roman yazmasını, sonuçta başına gelebilecek en kötü şeyin işten atılmak olacağını söyler. Joan bu sözleri söylerken Amerikan eğlence sektörüne bu kadar büyük bir katkı sağlayacağını elbette bilmiyordur. Stan Lee o gün işi bıraksaydı dünya Spiderman, Hulk, Ironman, Groot, Doctor Strange, Black Panther, Antman, Daredevil, Vision vb. pek çok kahramandan ve Avengers, Fantastic 4 ve X-Men ekiplerinden mahrum kalacaktı.

Ancak Stan Lee o gün işi bırakmadı ve DC’nin Justice League’ine alternatif olarak Fantastic 4‘u yarattı. F4 tam istediği gibi bir ekipti, çünkü onlar süper takım olmanın ötesinde gerçek bir aileydi. Sue ve Reed kötü adamları kovaladıkları kadar evliliklerindeki problemlerle uğraşıyor, Ben ise taştan bir deve dönüşmesinden ötürü acı çekiyordu. Lee Fantastic 4’un ilk sayısından sonra bir ay boyunca birisinin onu arayıp kovulduğunu söylemesini bekledi. Ancak aldığı telefon F4 satışlarının tavan yaptığını söylüyordu.

stan lee-hulk

Böylece Stan Lee istediği özgürlüğe kavuştu. Artık keyfine göre hikayeler yazabiliyor, yazdığı hikayeler de çok beğeniliyordu. F4’un ardından Hulk geldi. Lee, Hulk’ı da F4’daki çizer ortağı Jack Kirby ile beraber yarattı. Daha sonra yaratacağı onlarca kahramanda Lee’ye ortaklık edecek olan Jack Kirby, Captain America’nın da yaratıcılarındandı. 70’lere kadar Stan Lee ile çalıştıktan sonra Lee’nin gölgesinde kaldığını düşünerek DC’ye transfer oldu. Sonrasında iki şirket arasında bir kaç kez gidip geldiyse de hem yazar hem çizer olarak unutulmaz eserler ortaya koydu. 80’lerde çizerliği yavaş yavaş bırakarak emekli oldu. 1994 yılında 76 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Robert Louis Stevenson‘ın kısa bilimkurgu romanı Dr. Jekyll ve Mr. Hyde‘dan esinlenerek yaratılan Hulk tam anlamıyla farklı bir kahramandı. Kontrolsüz bir canavarın kahraman olması tıpkı F4’daki gibi okurların çok ilgisini çekti.

Avengers

Stan Lee daha sonra İskandinav mitolojisine el attı ve bu defa tanrı Thor‘u bir süper kahramana çevirdi. Sıradaki kahramanı Demir Adam ise giderek kızışan Soğuk Savaş’ın bir göstergesi gibiydi. Soğuk savaş döneminde bilime ve teknolojiye, özellikle de savaş teknolojisine verilen önemin vücut bulmuş haliydi. Lee’nin Jack Kirby ile yarattığı bir diğer çizgi roman serisi ise ırkçılık karşıtı X-Men serisi oldu. İkili daha sonra yarattıkları bazı kahramanları bir araya getirerek Avengers‘ı oluşturdu. Avengers serisi ilerledikçe Captain America ve Namor gibi eski karakterleri de ekibe kattılar.

Bu sırada Bill Everett ile başlarda sarı bir kostüme sahip olan Daredevil‘i, Steve Ditko ile Doctor Strange‘i yarattı. Ditko’nun halüsinojen etkisini çağrıştıran psychedelic çizimleri Doctor Strange serisinin dönemin hippi gençliği tarafından oldukça beğenilmesini sağladı.

amazing fantasy 15 spiderman

Stan Lee’nin en büyük başarısı kuşkusuz Spiderman‘dir. Yine Steve Ditko’yla birlikte yarattığı Spiderman’i toplama Amazing Fantasy dergisinin 15. sayısında tanıttı. Lee aslında Spiderman’i kahramanın kendi ismiyle çıkacak bir derginin ilk sayısında tanıtmak istiyordu. Ancak örümcek çok da sevilen bir hayvan olmadığı için bu fikri reddedildi. Lee ve Ditko, Spiderman’in kostümünü vücudunun hiçbir bölümünü göstermeyecek şekilde tasarladılar çünkü nasıl görünürse görünsün her insanın kendini kostümün içinde hissedebilmesini istiyorlardı. Bunda başarılı oldular ve “Büyük güç büyük sorumluluk getirir.” sözünü tarihe kazıdılar.

Çevresi tarafından sürekli ezilen liseli kahraman Peter Parker gençler tarafından o kadar sevildi ki yetmişlere gelindiğinde Amerikan Sağlık ve Eğitim Bakanlığı, Stan Lee ile iletişime geçerek uyuşturucunun zararları hakkında bir hikaye yazmasını istedi. Comics Code yüzünden o dönemde bu imkansızdı. Sansür mekanizması çizgi romanlarda uyuşturucuların sadece gösterilmesini değil, uyuşturucu kelimesinin kullanılmasını bile yasaklıyordu. Ancak isteğin bakanlıktan gelmesi sayesinde yazabildiği Green Goblin Reborn hikayesi, Peter’ın arkadaşı Harry Osborn’un uyuşturucu bağımlılığı hakkındaydı. Üç sayılık hikayenin başarısı Comics Code’un temelli olarak kurallarını esnetmesini sağladı. Bu olay çizgi romanın bronz çağının başlangıcı olarak kabul edildi.

Stan Lee

Lee yetmişlere kadar yüzün üzerinde kahraman yaratmış, Marvel‘ın baş editörlüğüne yükselmişti. 1972’de aylık olarak çizgi roman yazmayı bıraktı ancak yayımcılığa devam etti. 80’lere gelindiğinde bir popüler kültür kahramanı ve Marvel’ın yüzü haline gelmişti. O sıralarda bugün hala sürdürdüğü bir hobi edindi: Cameo yapmak! Filmlerde, dizilerde, animasyonlarda, video oyunlarında hatta çizgi romanlarda onlarca kez cameo yaptı. Bundan sonra vaktini küçük projelerle ve hayır işleriyle değerlendirdi. 2010-2014 yılları arasında Stan Lee’nin Süper İnsanları isimli belgesel diziyi sundu. Hala devam eden Lucky Man dizisini yarattı.

1994’te Will Eisner Award Hall of Fame’e, bir yıl sonra ise Jack Kirby Hall of Fame’e kabul edildi. 2008’de Hollywood Walk of Fame’e adı kazınarak onurlandırıldı. Son dönemlerinde bile çeşitli etkinliklere katılmayı ve hayranlarıyla buluşmayı sürdüren Lee, ardında unutulmaz karakterler bırakarak 12 Kasım 2018 günü hayata gözlerini yumdu.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bilgisayarla fazla ilgilenir. Boş zamanlarında ise çizgi roman okur. Bir gram çizim yeteneği olmadığı için çuvalladığı çizgi romanlarından sonra en büyük hayali kendine bir çizer bulup çizgi roman yazarı olmak. En büyük tutkusu ise bilimkurgu.