bilimkurgu kulubu

Çizgi Roman örümcek adam kapak

Tarih: 19 Mart 2017 | Yazar: Konuk Yazar

0

Bilimkurgu ile Çizgi Romanın Buluşması: Örümcek Adam

“… Ağını fırlatmış, kendini gökdelenin tepesinden boşluğa henüz bırakmıştı ki, hafızasını esir alan karmaşa yeni bir atağa geçti. O ana kadarki tecrübeleriyle olan tüm bağlantısı kesildi ve kendini aşağı uçar halde bulan her insan gibi o da büyük bir dehşete kapılarak haykırdı: ‘Aagh! Ne yapıyorum ben?'”

Neyse ki kim olduğunu ve kendini gökdelenin tepesinden aşağı neye güvenerek bıraktığını anımsaması fazla uzun sürmedi: O böyle şeyleri her gün gözü kapalı olarak yapan süper yetenekli biriydi. Yıllar önce bir fizik öğrencisiyken yürüttüğü deneylerden biri sırasında kazanmıştı bu yeteneklerini. Laboratuvardaki radyoaktif alanlardan birinden geçen bir örümcek, kim bilir hangi parçacık ışınımının minik bedeninin DNA‘sında yarattığı esrarengiz bir değişikliğe maruz kalmış, sonra da gidip bizim genç Peter Parker‘ı sokuvermişti. Kanına karışan değişime uğramış zehir, Parker’ın vücudunda dolaşarak hücrelerinin yapısını esrarengiz biçimde etkilemişti. Genç adam durumu, bir süre sonra kendisini ezmeye çalışan bir otomobilden kaçmaya çalışırken fark etti. Otomobilin öldürücü darbesinden ancak kendisini de fena halde şaşırtan bir hız ve beceriyle düz duvara tırmanarak kurtulabilmişti… Bundan sonraki yaşamını, bir örümceğin (yüzeylere yapışmak, gelen tehlikeyi hissetmek, vs.. gibi) orantılı güç ve yeteneklerine sahip bir insan olarak geçirecekti.

Bir süper kahramanın oluşum sürecini bilimsel temellere dayandırarak bilimkurgu evreninin engin derinliklerinde yerini alan Örümcek Adam efsanesi, ilerleyen yıllarda hazırlanan öykü senaryolarında da aynı istikrarı sürdürerek yerini sağlamlaştırdı. Zira kahramanımızın karşısına çıkan çeşitli süper hainler ve yanında yer alarak bu hainlere karşı savaşan çeşitli süper kahramanlar da bu eğilimin dışına çıkmamış, hepsinin güçlerinin kaynağı bir şekilde temeli ‘bilimsele’ dayandırılarak tasarlanmıştı. Hatta Marvel karakterlerinden zaman zaman Örümcek Adam maceralarına konuk olan ve arada ‘beyaz büyü’ ile uğraştığı ihsas edilen Dr. Strange bile, Örümcek Adam atmosferinin sınırları içindeyken güçlerini daha ‘bilimsel eğilimli’ açıklamalarla kullanıyor, örneğin düşmanıyla karşılaşmak için ‘beyin gücüyle uzandığı evrenler arası bir üst-boyutta’ yer alan bir platforma geçiyordu.

örümcek adam

Gelelim Spidey‘nin onca Marvel karakteri arasından sivrilerek dünya çapında yükselme nedenlerine. Öyle ya, çizgi roman faaliyetlerinin ancak tutkulu omuzlarda yükselerek sürdürülebildiği ülkemizin yayın koşulları bile Spidey’nin hızını kesememiş durumda. Genelde aylık periyodda, bazen de onbeş günde bir yayınlanan tam 183 sayı (artı cilt ve albüm sayıları) ile okuyucuyu kahramanımızla buluşturma görevini yıllarca başarıyla yürüten Bilka‘dan sonra, bayrağı Arkabahçe Yayıncılık devraldı. (İkisinin arasında dokuz sayılık denemesiyle Sabah grubunun Bir Numara Yayınları yer alıyor, ancak olaya fazlasıyla ticari açıdan yaklaşan bu kuruluşun Örümcek Adam yolculuğu pek uzun sürmedi. İşte bu son derece olumsuz ticari koşullara rağmen Örümcek Adam yayınlamaya devam eden ArkaBahçe ise itici gücünü tamamiyle Spidey’e duyduğu sevgi ve güvenden alıyor..)

Senaryo ve romanlarda yer alan tüm ön plandaki karakterlere (iyi veya kötü tarafta olmalarından bağımsız olarak) etkileyici isimler verme eğilimi, genelde belli fonetiği sağlayabilen harf ve hece gruplarının revaçta olmasını sağlar. Spider ismi, İngiliz dilinin konuşulduğu ülkelerde bu açıdan gerekli fonetik estetiği fazlasıyla karşılıyor. Ancak dünya çapında bunca dile çevrilerek yayınlanma olayı devreye girdiğinde işler bu açıdan biraz karışmış durumda. Sözcüğün “örümcek”den başka karşılığının olmadığı dilimiz de bu konuda şanssız örneklerden biri, zira normalde -ö harfi de, “örümcek” sözcüğü de sırtında bir kahraman taşıyacak kuvvette fonetiğe sahip değil. Yine de Örümcek Adam tüm bu engelleri büyük bir rahatlıkla aşıyor ve hem ülkemizde, hem de dünya çapında geniş kitleler tarafından sevilerek okunuyor. Onu neyin böylesine güçlü ve köklü kıldığı sorusuna eğildiğimizde, karşımıza ilk anda beş önemli yanıt çıkıyor:

Maske Konusu

örümcek adam 5

Marvel Comics‘in kurucusu Martin Godman, Spider Man karakterinden hoşlanmamıştı ve yayınlanmasına karşıydı. Konseptin ilk yaratıcıları olan Stan Lee ve Steve Ditko ise Spidey’nin tutacağından emindiler ve hazırladıkları kahramanın en güvendikleri temel karakteristiğini özetle şöyle açıklamışlardı: “O maskenin altına herkes kendini yerleştirebilecek…” Gerçekten de o sırada zirvede seyreden Batman’in bile maskesi yüzünün yalnızca üst kısmını örterken, Örümcek Adam’ın maskesi altta ne olduğunu tamamen okuyucunun hayal gücüne bırakıyordu.

Yani okuyucu elbette ki orada Peter Parker’ı bulacağını mantıken biliyordu, ancak iş kendini kahramanın yerine koyarak maceranın içine girme bölümüne geldiğinde, kapalı bir maske beyaz okuyucu kadar zenci okuyucuya da, Çinli okuyucuya da tam bir avantaj sağlayacaktı. (Sonuçta Godman’ın muhalefetine rağmen Spider Man’in ilk macerası 1963’de yayınlandı, ve bugüne dek hızını hiç kesmedi.)

Karakter Çeşitliliği

örümcek adam

Ağırlıklı olarak Lex Luthor ile cebelleşen Superman, Darkonlularla uğraşıp duran Rom veya Kingpin’le mücadele eden Daredevil tiplemelerinin yanında, Örümcek Adam’ın düşman repertuvarı fazlasıyla kalabalık. Buna maceralara sık sık konuk olan diğer Marvel kahramanlarını da eklediğimizde, ortaya doyurucu bir tipleme çeşitliliği çıkıyor. Fantastik Dörtlü‘den Prens Namor‘a, Kaptan Amerika‘dan Wolverine‘e kadar uzanan çok geniş bir konuk spektrumu, kötülerle savaşta Örümcek Adam ile birlikte hareket ederek okuyucuya hoş değişiklikler sunuyorlar. Bu durum, oğluna farklı kahramanları asla bir araya getirmemesini vasiyet eden baba Bonelli’nin endişelerini boşa çıkarıyor.. İtalyan çizgiroman yayıncılığının bu en etkin ismi, Amerikalı senaristlerin bu konudaki becerisine şahit olabilseydi belki de fikrini değiştirir ve onların İtalyan meslektaşlarına koyduğu sınırları gevşetirdi.

Aslında bir kahramanın gücünü, zekasını ve erdemlerini ön plana çıkarabilmek için çevresindeki yardımcı karakterleri belli derecelerde aptal yerine koyma şeklindeki genel eğilim düşünülürse, baba Bonelli’nin bu kararının kendine göre haklı bir temele dayandığı kabul edilebilir. Örneğin Teks ve Ken Parker bir araya geldiklerinde, ikisinden birinin Çiko’nun Zagor’un yanındayken düştüğü eblekçe durumlara düşürülmesi fikrine adamcağızın –veya okuyucunun- dayanması zor olsa gerek. Ama Örümcek Adam senaristleri bu sorunun üstesinden öylesine ustaca gelmişler ki, bir araya gelen kahramanlar birbirini aşındırmak yerine tam bir sinerjiyle hareket ediyor. Birini ön plana çıkarıp diğerini zayıf bırakmak söz konusu bile değil; bunun yerine enfes işbirliklerine ve ekip ruhu atmosferlerine tanık oluyoruz, hem de bir yandan kahramanlar arasındaki fikir ayrılıkları macera akışında yer alan sözlü sataşma veya replik yarıştırma sahneleriyle ustaca işlenerek senaryoya renk katarken…

Derinlikli Senaryolar

örümcek adam

Güçlü senaristlerin Örümcek Adam’ın başarısındaki etkileri karakter çeşitliliğiyle sınırlı değil. Özellikle son yıllarda senaristler, Hollywood filmerinin kariyer yapmış yazarları arasından seçiliyor. Öyle bir ortam oluşmuş durumda ki, örneğin okuyucu önceden ilan edilen bir “Mike Badger senaryosunu” sabırsızlıkla bekleyebiliyor. (Ancak daha önceki dönemlerde de Örümcek Adam öykü kurgusu açısından genelde şanslıydı ve asla bu açıdan kısır ellerde bırakılmadı.)

Sonuç, ‘kahraman gidip kötü adamı dövdü’ özetiyle asla kapsanamayacak kadar girift, ayrıntılı ve doyurucu öyküler halinde sunuluyor okuyucuya. Karakter tahlilleri gittikçe derinleşiyor, herkes kendi huyuna suyuna uygun tepkiler vererek gerçekçiliğe maksimum yaklaşım sağlanıyor, psikolojik arka planlara eğilinerek kötü adamların bile elle tutulurluğu, hoşgörülmeseler bile anlaşılabilirlikleri sağlanıyor.

Esprili Kişilik

örümcek adam

İşte replik yazarlarının Örümcek Adam’a sağladıkları önemli bir avantaj daha. Spidey’nin zorluklara karşı tavrında, gerilimini esprilerle boşaltma unsuru önemli bir yer tutuyor. Bu noktada senaristin belli bir espri anlayışına sahip olması ve düzeyi tutturabilmesi çok önemli- diğer bir deyişle, en az Örümcek Adam kadar zekice espriler yapabilmek zorunda.

Okuyucu için en doyurucu unsurların başında gelen bu özelliğin dozu çok iyi ayarlanmış. Örümcek Adam bir yandan en zor durumla bile espri sıkarak dalga geçer ve ‘sorunları istifini bozmadan karşılayan’ bir tablo çizerken, bir yandan bu tutumu için kendi kendini sorgulayabiliyor: “Duyarsızlığa kaçmaya değil, bir koltukta beş karpuzu kafayı sıyırmadan taşımaya çalışıyorum…”

Felsefi İçerik

örümcek adam

Peter Parker örümcek güçlerini ilk fark ettiğinde, kendine bir kostüm ayarlayarak şov işine giriyor. Bir ara karşısına çıkan bir hırsızı yakalamayı reddederek işi polise bırakıyor. Aynı hırsız bir süre sonra evlerine girerek Peter’ın amcasının ölümüne neden oluyor. Bu olay Peter’ı büyük bir suçluluk duygusuyla baş başa bırakıyor ve Örümcek Adam’ın inanılmaz derinlikteki sorumluluk duygusunun temelini atıyor. Spidey’nin karakterinin bu en önemli yapı taşı, böylece daha yolun başındayken yerine oturtuluyor. Slogan şu: “Büyük güç, büyük sorumluluk getirir.” Bu noktadan sonra Örümcek Adam’ın, gücünün insanlar için bir fark yaratacağı herhangi bir olayı müdahale etmeksizin seyretmekle yetinmesi söz konusu bile değil…

Feslefi açılımlar ve saptamalarla ilgili çeşitli örnekler arasında en akılda kalıcılarından bir diğeri, Örümcek Adam’ın tepelediği bir düşmanının yanından uzaklaşırken bezgin bir tavırla sarfettiği sözlerde gizli: “İnsanlar tercihlerinde özgürdür, ve sonuçlarına katlanırlar.” Maceralar sırasında karşısına çıkan çeşitli yol ayrımlarında felsefi açıdan doğruluğu tartışılmayacak çok sayıda tercihe yönelmeyi başaran Örümcek Adam, hayattaki ikilemlerinden çıkış arayışındaki okuyucusunun çağrışımsal içgüdülerine seslenerek bu yolla da rahatlama sağlıyor. Zaman zaman karakterlerin birbirlerine yaptığı açıklamalar arasında da senaristlerin insan davranışlarına dair isabetli tahlilleri su yüzüne çıkarak kendini hissettiriyor, öyle ki okuyucu belki değme edebiyat klasiklerinden ayıklayamadığı yanıtlarla bu çizgi romanda yüz yüze gelebiliyor.

örümcek adam

Elbette ki bunca senelik senaryo üretiminin arasında gerçekçilikten uzak düşen birkaç sahne ve tipleme, hatta arada eşref saatini tutturamamış bir senaristin açık bırakabildiği mantık hataları vs. yok değil. Hatta ezici çoğunluğunu beylerin oluşturduğu senarist kadrosu, örneğin Peter Parker’ın eşi Mary Jane‘in yaşadığı sorunlara aynı sağlamlıkta eğilemeyerek zavallıcığı kariyer sahibi bir bayan olarak epey müşkül durumlarda bırakmışlar. Ancak yine de Örümcek Adam evreni genel olarak tüm bunları taşıyabilecek denli sağlam ve doyurucu bir altyapıya ulaşmış durumda.

Bir yandan süper güçlere sahip bir kahraman, diğer yandan böyle güçlerin bile çözmeye yetmediği normal insan çıkmazlarıyla durmadan yüz yüze gelen ‘bizden biri’ olarak yaşayan Duvar Sürüngeni, hem maskeli hem de maskesiz haliyle okuyucusuna keyifli zaman geçirtmeye, hatta zaman zaman ‘çözüm yakalamanın’ eşliğinde atılan derin soluklara ilham sağlamaya devam ediyor. Ta 1963 yılından günümüze dek uzanan istikrarlı bir ‘çizgi’ tablosu sergileyerek hem de.

Hazırlayan: Özlem Kurdoğlu

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi bilimkurgukulubu@gmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...