bilimkurgu kulubu

Edebiyat

Tarih: 7 Şubat 2016 | Yazar: Konuk Yazar

0

Türkiye’nin İlk Bilimkurgu Edebiyat Serisi: Yeni Dünyalarda

1950’lerin başlarında cep kitapları yayımlamaya başlayan Çağlayan Yayınevi, bu arada Yeni Dünyalarda adıyla on kitaplık bir diziye de yer verir. Kasım 1954 ile Mart 1955 tarihleri arasında her onbeş günde bir yayımlanan bu romanlar, bilimkurgunun altın çağı olarak kabul edilen dönemin üretimleridir. Üzerlerinde yazarlarına ya da özgün adlarına dair herhangi bir bilgi bulunmayan romanlar, 1948 – 1953 yılları arasında Amerika’da önce bir bilimkurgu dergisinde tefrika edilmiş, ardından da kitap haline getirilmiş eserlerin Türkçe çevirilerinden ibarettir. Öte yandan eserlerin çevirileri, A. Kahraman ve Necati Kanatsız tarafından bölüşülmüştür. Özellikle A. Kahraman’ın, kim olduğu hala bilinmeyen ünlü bir yazarın müstear adı olduğu sanılmaktadır.

Böylece Türk okuru daha ilk kitapla Robert A. Heinlein‘ın The Puppet Masters‘ı ile tanışıyor, bunu Edmond Hamilton‘ın uzay operası The Stars Kings‘i izliyordu. Bu kitabın arka kapağındaki resim aslında Planet Stories dergisinin Ocak 1954 sayısında yayımlanan Ray Bardbury’nin A Sound of Thunder adlı öyküsü için yapılmıştır. Ayrıca söz konusu öykü Alacakaranlık Kuşağı dizisinin bir bölümüne de konu olmuştur.

Seride Isaac Asimov‘un The Currents of Space‘ine ve Fredric Brown‘un paralel evrenler üzerine kurulmuş What Mad Universe‘üne de yer verilmiştir. A. E. Van Vogt‘un birleştirilmiş öykülerinden oluşan The Voyage of The Space Beagle‘ı ile Wilson Tucker‘ın The Long Loud Silence romanı da serideki diğer eserler arasındadır. Ayrıca bu iki isim, o zamandan günümüze sadece birkaç romanı dilimize çevrilmiş yazarlar olarak kalmışlardır. Edmond Hamilton’ınsa dizide iki romanı bulunmaktadır.

Merihten Saldıranlar / The Puppet Masters (1953) – Robert A. Heinlein

Merihten SaldıranlarKitabın konusu Merih, yani şimdiki ismiyle Mars’tan Dünya’ya saldıran solucan ya da sosis benzeri, 20-30 santimlik yaratıklardır. Kitapta “Parazitler” ismiyle anlatılan bu yaratıklar insanların sırtına yapışıp, onları kontrol eder, insanların ağzından konuşurlar. CIA’in gelecekteki benzeri olan bir kuruluş ve James Bond’un proto tipi bir ajan, uçan arabalarla dolaşıp, parazitlerle ve onların kontrolündeki insanlarla savaşır. Parazitler gizlice insanları ele geçiremesin diye bütün dünya çırılçıplak dolaşmaktadır. Birçok şaşkınlık ve başarısızlıktan sonra, zayıf tarafları keşfedilen işgalciler yok edilir. Merihten Saldıranlar günümüzde bile büyük bir zevkle okunabilecek düzeyde bir eserdir.

Kasım, 1954 tarihinde serinin ilk kitabı olarak yayımlanan bu eser, aynı zamanda çağdaş Türk okurunun da bilimkurgu ile tanıştığı ilk eser olma özelliğine sahiptir.

Seyyareler Çarpışıyor / The Star Kings (1949) – Edmond Hamilton

Seyyareler ÇarpışıyorMacera, uzak gelecekteki galaksi imparatorunun oğlu ile günümüzde yaşayan Con Gordon‘un zihinlerini değiştirmesiyle başlar. Kahramanımız, yeni geldiği bu gezegende kısa bir süre kalacaktır; ancak imparatorluğun en büyük düşmanının ani bir saldırısı sonucu, dönüş işlemini gerçekleştirecek olan kişi öldürülür. Gordon, istemeden de olsa imparatorun oğlu görevini üstlenir ve binlerce yıllık geri kalmışlığını çabucak gidererek ortama uyum sağlar.

Bu arada karşılaştığı güçlükleri, yeni bulduğu sevgilisinin de yardımıyla kolayca çözerek, imparatorluğun kötü insanların hakimiyetine girmesine engel olur. Sonuçta Dünya’da kalan gerçek prens ile yer değiştirerek eski dünyasına kavuşur. Ancak sevgilisini geride bıraktığı için mutsuzdur. Gelecekteki dostlarının, onu fiziksel olarak geleceğe taşıyabilecekleri haberi ile roman sona erer.

Feza Canavarları / The Voyage of the Space Beagle (1950) – A. E. Van Vogt

Feza CanavarlarıBirbirine küçük köprülerle bağlanmış üç ana öyküden oluşan roman, tek bir kahraman üzerine kurulmuş olmasına karşın yardımcı karakterleriyle de hoş bir okuma deneyimi sunuyor. Romanımızın kahramanı, değişik bilim dallarını uyumlu şekilde birleştirmek gibi kendine zorlu bir görev edinmiş olan öngörülü bir bilim insanı. Ortaya çıkan bu yeni teknik, alışılmamış olması nedeniyle diğer bilim insanlarınca pek hoş görülmemektedir. Ancak kahramanımız, karşılaşılan olaylar ve bunların çözümündeki önderliği ile kendini ve yeni bilim dalının önemliliğini kanıtlayacaktır. Devasa bir uzay gemisi ve oldukça kalabalık bir mürettebatla yola çıkan araştırma grubunun ilk durağı, üzerindeki canlı yaşamın neredeyse tamamen yok olduğu ve bulunan kalıntılardan bir zamanlar gelişmiş teknoloji barındırdığı anlaşılan bir gezegendir. Mürettebat, gezegende canlıların “id”leri ile beslenen zeki, ancak kötücül bir yaratıkla karşılaşır. İki cins arasında geçen savaşım, kahramanımızın öngörüleri ile insanlar lehine sonuçlanır.

İkinci öyküye geçiş, insan zaaflarının güzel işlendiği küçük bir köprü ile gerçekleştirilir. Hırslı bir bilim insanı, yasal boşlukları kullanarak kahramanımızı sindirmek amacıyla ona ait olan laboratuvarı işgal etmeye girişir. Kahramanımız bu haksızlığı çözmeye çalışırken uzay gemisi mürettebatı, hayaller görmeye, hipnotize olmaya ve uykusuzluk yaşamaya başlar. Bunun bir çeşit saldırı olduğu sanılır. Çözüm yine kahramanımız tarafından gelir. Saldırıya neden olan halkla iletişim kurmayı başaran kahramanımız, sorunun kaynağının yaklaştıkları gezegendeki telepatlar olduğunu ortaya çıkarır. Aslında amaç saldırı değil, tam aksine dostça bir karşılama çabasıdır. Sorun, farklı yapıdaki canlıların birbirini anlamamasından kaynaklanan bir yanlış anlaşılmadır ve iletişim kurulduktan sonra sorun kolayca halledilmiştir.

Üçüncü öykü, boşlukta yaşayan ve enerjiyi doğrudan kullanabilen bir yaratıkla başlar. Yaratık, çok uzaklardan geçen gemiyi sezer ve yaydığı radyasyonu takip ederek ona ulaşır. Araştırmacılarımız, bu ilginç yaratığı incelemek isterken oluşturduğu tehlikeyi fark ederler; ancak yaratık da karşısındakileri öğrenmeye başlamıştır: Evreni ele geçirme planları için onlardan yararlanabileceğini anlar. Hedefi, bir miktar insanın içine yumurtalarını bırakıp gemiyi kullanarak en yakın gezegene inmek ve çoğalarak evreni ele geçirmektir… Kitap daha sonra İthaki Yayınları tarafından “Uzay Tazısı’nın Yolculuğu” adıyla tekrar dilimize kazandırılmıştır.

Kainat Fatihi / The Current of Space (1952) – Isaac Asimov

Kainat FatihiGelişmekte olan galaksi imparatorluğu henüz tüm galaksiye yayılabilmiş değildir. Pek çok gezegen ve federasyon, bağımsızlıklarını sürdürmelerine rağmen gelişen imparatorluğa karşı da temkinli davranmaktadır. Bu bağımsız grupların hakimiyeti altındaki bir gezegende, tüm galaksiye dağıtılan “Kört” adlı bir bitki üretilmektedir ve bu bitki başka hiçbir yerde yetiştirilememektedir. Tüm galaksiye Kört sağlayan bu gezegen, çok sıkı ve adil olmayan yöntemlerle yönetilmekte, gezegenin halkı cahil bırakılarak adeta köle gibi kullanılmaktadır.

Günün birinde bir uzay analizcisi (Rik), yaptığı analizlere dayanarak gezegenin yok olacağına ilişkin bilgiler elde eder. Bunu haber vermek için gezegene gider; ancak yönetimdeki boşluklardan yararlanmak isteyen bir kişinin eline düşer. Roman, bundan sonra bir kaçma, kovalamaca ve ve araştırma düzleminde ilerleyerek, zeki yaklaşımlar ortaya koyar. Sonuçta gezegen kurtarılamaz, ama Kört üretimine ait sır da ortaya çıkar. Kainat Fatihi, Asimov’un Türkçe’de yayımlanmış ilk eseri olma özelliğini taşımaktadır. Roman daha sonra Altın Kitaplar tarafından “Tanrılar ve İmparatorlar” adıyla tekrar basılmıştır.

İntikam Roketi (Özgün adı ve yazarı halen bilinmemektedir)

İntikam RoketiOlağanüstü şartlar, olağanüstü buluşlar ve çok büyük bir güce karşı tek kişinin zaferi olarak özetlenebilecek bir roman. Askeri bir pilot olan kahramanımız, çok hızlı uçabilen ve manyetik tutunma özelliğine sahip jetiyle, gezegenimizi incelemek amacıyla gelmiş bir uçan daireye yakalanır ve yabancı bir gezegene götürülür. Yeni geldiği bu dünyada aynı gece hükümdarın güzel eşiyle birliktelik kuran (!) kahramanımız, çok geçmeden kendini bir komplonun içinde bulur. Göz açıp kapayıncaya kadar kendine dostlar ve düşmanlar edinir.

Dostları tarafından kurtarılan ve gezegenlerine götüren kahramanımız, burada hayatının aşkıyla tanışır. Derhal nişanlanırlar; ancak kötü taraf, kahramanımızın nişanlısını kaçırır. Bunun üzerine kahramanımız nişanlısını kurtarma harekatına girişir ve başarılı da olur. Daha sonra iyi güçler birleşip kötü güçleri mağlup ederek, mutlu sona ulaşılır. Kitabın odak noktası “Disinter” isimli dünya yapısı bir silahtır. Serideki bilimkurgu ruhundan uzak olan kitaplardan biridir. Konunun uzayda geçmesi haricinde bir kovboy, kızılderili itişmesidir, fakat gene de okumaya değer.

Boşluk Korsanları / Overdrive (1953) – Murray Leinster

Boşluk KorsanlarıMaceramız, bilmemeleri gereken bir şeyi öğrendikleri için hedef haline gelen bir baba ve kızının öldürülmeleri adına yıldızlararası sefer yapan bir geminin sabotajı ile başlar. Ancak gemide, yıldızlararası emniyet teşkilatının genç, yakışıklı ve güçlü bir elemanı da bulunmaktadır. Gemideki anormal olayların farkına varan genç kahramanımız, yolcuları ve baba ile kızı (kız ileride kahramanımızın sevgilisi de olacaktır) kötü güçlerin elinden kurtarır. Yolcuları en yakın gezegene indirerek, baba ve genç kızı da yanına alıp, rapor vermek üzere merkeze döner. Baba ile kızın öğrendikleri ise, içindeki halkları yok ederek gezegenleri soyan korsanların ikamet ettikleri gezegendir. Kahramanımız ve sevgilisi, bu gezegene gidip ipucu bulmak üzere görevlendirilirler.

Birbiri ardına çok hızlı gelişen olaylar sırasında hem dost ve hem de düşman kazanan gençler, dostlarının da yardımıyla korsanları ve müttefiklerini saptarlar. Bunun sonrasında iyi ve kötü güçler arasında müthiş bir savaş meydana gelir ve sonucunda iyi güçler, kahraman gençlerin de girişimiyle başarıya ulaşırlar. Kötü güçler yok edilir ve bir kez daha iyilik kazanır.

Oldukça sıradan bir öykü barındıran bu romanda belki de en ilginç şey, korsanların bir gezegenden başka bir gezegene, Stargate (Yıldız Geçidi) benzeri bir aygıtın yardımıyla geçtiklerinin anlatıldığı bölümlerdir.

Mavi Ölüm / The Long Loud Silence (1952) – Wilson Tucker

Mavi ÖlümKıyamet sonrası senaryosunu işleyen roman, yanlış tarafta kısılıp kalmış bir askerin gözünden anlatılmaktadır. Eğlenmek için gittiği kasabada kaldığı bir gecenin sonunda Gary, bambaşka bir dünyaya gözlerini açar. Dünya, kimliği bilinmeyen güçlerce atom ve virüs bombalarıyla saldırıya uğramıştır. Amerika da bu saldırıdan nasibini almıştır. Kahramanımız hayatta kalmış, ancak bulunduğu bölge hastalıkla dolu olduğu için temiz kısma geçememektedir. Çeşitli başarısız denemelerden sonra karşıya geçmekten ümidini kesince, karantinaya alınan bölgeyi dolaşmaya karar verir. Yazar bu dolaşmalar sırasında, sıkışıp kalmış insanların giderek vahşileşen hayat kavgalarını Gary aracılığıyla bize aktarır.

Gary, romanın sonlarına doğru bulunduğu bölgede yaşayan herkesin temiz tarafta kalanlar tarafından birer düşman ajanı olarak etiketlendiğini öğrenince ne yapıp edip karşı tarafa geçmeyi başarır. Ancak o bir hastalık taşıyıcısıdır ve gittiği her yere ölüm götürmektedir. Özlediği yaşamı bulması olanak dışıdır. Temiz bölgede geçirdiği kısa sürede bunu kavrayan Gary, yaşamının geri kalanını geçirmek üzere hastalıklı bölgeye geri döner. Eser, 1971’de Okat yayınları tarafından Uzay Serisi’nin 5. kitabı Dünya Batıyor olarak tekrar basılmıştır. Ancak eser Wilson Tucker‘e ait olmasına rağmen Okat baskısında Robert A. Heinlein’ın ismi yazmaktadır!

Mazisiz Adam / The Sun Smasher (1954) – Edmond Hamilton

Mazisiz AdamBir iş için doğduğu kasabaya giden Neal Banning, kendisini hayal bile edemediği bir durumun içinde bulur. Hatırladığı hiçbir şey gerçek değildir ve hiç kimse onu ya da ailesini tanımamaktadır. Hatta kayıtları bile yoktur. Bu anlaşılmaz durumu çözmeye çalışırken hapse düşer ve buradan kendisine imparator muamelesi yapan garip biri tarafından kurtarılır. Dahası, aslında bir dünyalı değil, büyük bir galaksi imparatorluğunun varisi olduğunu öğrenir.

Belleği silinmiş ve sürgüne gönderilmiştir. Kahramanımız, kendine sadık güçlerin başına geçerek, efsanevi bir silahın peşine düşer ve sonunda da bulur. Varyoz adı verilen ve yıldızları vurup yok eden bu silahın da yardımıyla düşmanlarını alt ederek imparatorluğu tekrar ele geçirir ve roman da böylece mutlu sonla biter.

Çıldıran Dünya / An Earth Gone Mad (1954) – Roger Dee

Çıldıran DünyaBir kaza sonucu iki yıl kalmak zorunda bırakıldığı gezegenden dönen Paul Shannon, Dünya’yı uzaydan gelen ve ne oldukları anlaşılamayan Küp adlı nesneler tarafından işgal edilmiş bulur. “Küp” şeklindeki bu geometrik cisimler, değişik bir psişik dalga yayarak yeni bir din yaratırlar. Küplerden etkilenen insanlara ise Kübist adı takılır. Kübistler, son derece sakin ve içinde oldukları her durumdan mutlu olan itaatkar kimselerdir. Dünya, bu değişikliklerden memnun olan ve olmayan başlıca iki büyük grubun iktidar savaşına sahne olmaktadır. Bu büyük gruplara dahil olmayan ve dünyadaki dünya uygarlığının sonuna gelinmiş olunduğuna inanan seçkin bir grup ise, daha sağlıklı bir yaşam kurmak üzere dünyadan kaçma hazırlıkları yapmaktadır.

Kahramanımız, bir yandan kendini korumaya ve bir yandan da küler hakkında bilgi toplamaya çalışırken, gelişen olaylar onu küçük grupla birlikte kaçmaya yönlendirir. Dünya artık mahvolmuştur ve küçük grup uygarlıktan geriye kalan son insanlardır. Yeni bir gelecek kurabilmek için farklı bir yere gitmek zorundadırlar…

Hücum / What Mad Universe? (1948) – Fredric Brown

HücumOlağanüstü bir rastlantı sonucu kendini paralel evrende bulan Tom Karper, tüm gücüyle buradan kurtulup kendi evrenine dönmeye çalışmaktadır. Bulunduğu paralel evrende, başka bir galaksiden gelen istilacılarla Dünya savaştadır. Bütün büyük şehirler geceleri değişik bir gazla karartılır. Her yer mürekkep denizi gibidir ve bundan istifade eden “Karanlıkta Gezenler” yani yağmacı ve katiller çetesi karşılarına çıkan herkesi soymakta ve öldürmektedirler. Bu arada Dopel isimli bir lider ile uçan bir küre olan robotu Mekki de Dünya’yı kurtarmak için mücadele verirler. Kahramanımız da bu karışıklıkta birden bire baş rolü alır.

Birçok inanılmaz macera yaşayan kahramanımız, Mekki’nin de yardımıyla hem bu savaşta Dünya’ya destek olma ve hem de kendi evrenine dönme imkanı bulur. Hücum, dilimize çok az eseri çevrilmiş olan Fredric Brown’ın en dikkat çekici romanlarından biridir.

Evvelce ilan edildiği gibi, Yeni Dünyalarda Serisi bu kitapla sona erer…

Hazırlayan: Mustafa Suyolcu | Düzenleyen: İsmail Yamanol

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi konukyazar@bilimkurgukulubu.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...