bilimkurgu kulubu

Edebiyat

Tarih: 5 Mayıs 2015 | Yazar: İsmail Yamanol

4

Bir Kurgudan Daha Fazlası: Dune…

Frank Herbert‘in (1920-1986) 1965 yılında ilk kitabını yayımladığı Dune Serisi için, aslında başlı başına kategori olmayı hak eden bir şaheser diyebiliriz. Zira bu macera “Çöl Gezegeni Dune” ile sınırlı kalmamış, ardından 5 kitap daha kaleme alan yazar, bilimkurgu tarihine ciddi anlamda ölümsüz bir seri kazandırmıştır. Buradaki “ölümsüz” ifadesini standart bir ağız alışkanlığı olarak düşünmek hiç de doğru olmaz. Çünkü Frank Herbert öldükten sonra Dune serisi, oğul Brain Herbert ve arkadaşı Kevin J. Anderson tarafından kaldığı yerden olmasa da, aynı evrende devam ettirilmiştir. Seriye eklenen bu yeni kitaplar, birçok Dune fanatiği tarafından burun kıvrılarak karşılansa da, ardışık gelen serilerin oldukça başarılı olduğu söylenebilir. Neden oğul Herbert’e burun kıvrıldığı konusuna gelmeden önce, biraz Dune Evreni’nden bahsetmekte yarar var.

Dune evreni, aşağı yukarı bu yaşadığımız yüzyıldan bir kaç on bin yıl sonrasından bahseder. Her ne kadar oğul Herbert’ın “Dune Efsaneleri Serisi‘nde geçmişe dönülmüş olsa da, bahsi geçen geçmiş günümüz dünyasından hayal edilemeyecek kadar uzak bir geleceğe tekabül etmektedir. İnsanlık artık bütün evrende gezip tozmakta, çeşitli sistemlerde hükmünü sürmektedir. Tüm bu serbest dolaşım lüksünün göz bebeği tek şey ise “melanj” adı verilen bir maddedir. Zira evreni kontrol altında tutabilecek bir İnsanlık İmparatorluğu‘nun en temel ihtiyacı hiç kuşkusuz bütün evrene hızlı ulaşım sağlamaktan geçer. İşte bu ulaşımın yegane yakıtı ise melanjdır. Okumayanlar için işin keyfini bozmamak adına melanjın yapabildiklerine çok fazla girmeyeceğiz; ancak şu önemli bilgiyi de aktarmamak olmaz: Melanj, bütün evrende sadece ve sadece Çöl Gezegeni Dune’da bulunur.

7c04eb8945280a72ae24dbb59c0153c0_large

Bu kısa bilgilerin ardından, artık az evvel bahsettiğimiz şu burun kıvırma olayına girebiliriz. Frank Herbert, yepyeni ve özgün bir evren kurmayı başarmıştır. İşin en ilginç yanı ise, bu evrende şöyle bir yaşamsal kural mevcuttur:

“İnsan aklına benzer şekilde çalışan makine yapmayacaksın!”

Evet yanlış okumadınız. Dune evreninde teknoloji bir yerden sonra yasaktır. Bilgisayarlar lanetlenmiştir. Çünkü Frank Herbert Dune evrenini yaratırken, sadece anlattığı öykünün geçtiği zamanı değil, ta bugünün dünyasından o zamana giden yol taşlarını da döşemiştir. Bilgisayar yasaktır, çünkü geçmişin derinliklerinde bir gün, bir insanın ufak bir hatası yüzünden, yapay zeka evreni ele geçirmiş, insanlık köleleştirilmiştir. Binlerce yıl süren bu kölelik sonunda, özgürlüğü kazanmak hiç de kolay olmamıştır. Frank Herbert bir yandan eşsiz yeni bir evren kurgularken, diğer yandan da bu evrenin içinde günümüz dünyasının bütün pisliklerini, gizemlerini ve güzelliklerini de sembolize etmiştir. Sadece Dune‘da bulunan melanj size bir şeyler hatırlatmadıysa gözünüzü Orta Doğu‘ya çevirin. Orijinal Dune serisi, büyülü yeni evreni dışında, politika, sosyoloji, bilim, sanat, din gibi bir çok konuda oldukça ağır ve iddialı bir seri. Dolayısıyla ardından gelene burun kıvırmak bir yerde çok da haksızlık sayılmaz. Ancak siz yine de işi fanatikliğe götürüp, burun kıvıranlardan olmayın.

Oğul Herbert ve Anderson‘un serileri daha hafif, okunması daha keyifli ve yaratılmış evreni detaylandıran üretimler olarak dikkat çekmektedir. Hanedanlar Serisi, orijinal Dune Serisi’nin başladığı yerden, hemen bir kaç zaman öncesine gider. Aslında Dune evrenine giriş sayılabilir. Bilimkurgunun beyaz romanı gibidir; ama çok da hafife alınmamılıdır. Orjinal serinin ilk kitabında gördüğümüz karakterlerin çocukluklarını, hatta anne – babalarını tanırız. Bir takım grup ve birliklerin doğuşuna şahit oluruz.

dune_by_gugo78-d6dl7a7

Ardışık diğer seri de Dune Efsaneleri Serisi‘dir. Bu seriyle daha da geçmişe gideriz. Karakterlerimizin atalarıyla tanışırız. Bu Anadizim Omnius‘un hüküm sürdüğü, evrenin her köşesinin bilgisayarlar tarafından yönetildiği, insanların bir kaç kalesinin kaldığı dönemi anlatır. Burada karakterlerden çok her şeyin kökenine inilir. Sonuçta oğul Herbert ve arkadaşı bir mirasın üzerine konsalar da, her şeye rağmen okuması keyifli üretimlere imza attıkları ortadadır.

Öte yandan orijinal Dune Serisi’nin Altıncı kitabı (Dune Rahibeler Meclisi), ucu açık bir sona sahiptir. Frank Herbert’in ömrü ve enerjisi vefa etseydi, muhtemelen Dune evrenini genişletmeyi sürdürürdü. Ve işin en güzel yanı, Dune serilerinin hepsinde de her kitap bir olayla başlar ve biter. Bir devamlılıkları olsa da, hepsi ayrı birer hikayedir. Bu yazıyı, Arthur C. Clarke‘ın dikkat çekici bir tespitiyle sonlandırmak anlamlı olacaktır:

“Dune, Yüzüklerin Efendisi ile kıyaslanabilecek tek şaheser kurgu serisidir.”

Etiketler: , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Amatör bir düş gezgini ve saplantılı bir bilimkurgu hayranı. Kuruculuğunu ve genel yayın yönetmenliğini üstelendiği Bilimkurgu Kulübü'nde at koşturmayı sürdürüyor. Daha mutlu, daha yaşanası ve daha özgür bir gelecek için…