bilimkurgu kulubu

Edebiyat marslı

Tarih: 7 Aralık 2015 | Yazar: Konuk Yazar

1

Bir Çok Satanlar İncelemesi: Marslı (The Martian)

Andy Weir ile Yumurta (The Egg) isimli öyküsüyle tanıştım ve öyküyle birlikte yazarı Facebook’ta da takip etmeye başladım. Bir okurun ona gönderdiği patates resmini Facebook’ta neden paylaştığını başta anlayamamıştım ancak romanı okurken paylaşımı benim için anlamlı bir hale geldi. Henüz okumadıysanız size de romana başlamadan önce evde birkaç kilo patates bulundurmanızı öneririm. Zira okurken kitabı elinizden bırakamayacağınız için olmadık bir zamanda, mesela gecenin üçünde, canınız patates çekebilir ve kendinizi kahramanımız Mark Watney’den daha çaresiz bir durumda hissedebilirsiniz.

marslı

Andy Weir’in ilk romanı olan Marslı (The Martian), Emre Aygün tarafından dilimize çevrilmiş olup, ilk baskısı İthaki Yayınları tarafından 2014 yılında yayımlanmıştır. Kitabın ilk baskılarının ön kapağında, Mars’ın toz fırtınasında dengesini yitiren bir astronot resmi kullanılmıştır. Kapak resminde kızıl gezegen Mars’ın renklerini vurgulayan baskı oldukça dikkat çekicidir. Öyle ki; romanla ilgili internet forumlarından sırf kapak tasarımından dolayı kitabı okuyanların olduğu anlaşılmaktadır. Bu tasarıma, Marslı (The Martian) filminin vizyona girmesi ile yeni bir tasarım eklenmiştir. Yeni tasarımda ön kapak, Marslı filminin afişi olmuş, arka kapakta ise filme ait üç küçük görsel ve kitaba ilişkin yazarların yorumları eklenmiştir. Yeni tasarım için bir nevi DVD görünümünde diyebiliriz. Romanın bu yeni kapak tasarımı da okurlar tarafından ilgiyle karşılanmıştır. Şu an kitapçılarda her iki tasarımı da bulmak mümkündür.

Marslı, bir bilimkurgu romanıdır ancak romanın türüne aksiyon, gerilim, macera ya da komedi diyenler de haksız sayılmaz. Konu ile ilgili Zeki Doruk Erden’in yazdığı Marslı Romanı Üzerinden Bir Bilimkurgu Sorgulaması isimli makaleyi okumanızı öneririm.

AndyWeir-TheMartian

Romanın konusu, Ares 3 görevi için Mars’ta bulunan astronotlardan biri olan Mark Watney’in trajik bir kaza sonucunda Mars’ta tek başına kalması ve kurtarılacağı güne kadar geçen süre içerisinde hayatta kalma çabası üzerine kuruludur. Bir survivor hikayesi anlatan roman, Mark Watney’ in Mars günlüklerini kaydetmesiyle başlar. Yazar kahramanımızın hikayesini esprili ve samimi bir şekilde Mark’ın dilinden bize anlatırken; Hikayenin, Dünya ve Hermes uzay gemisi kısımlarını ise gözlemci olarak bize aktarmaktadır.

Sade ve akıcı bir dille yazılmasına rağmen romanda aktarılan teknik ve bilimsel detaylar bazı okurlara sıkıcı gelebilir; ancak, bu detaylar aslında hikayenin gerçekçiliğini ve mantığa yatkınlığını önemli ölçüde desteklemektedir. Kahramanımız oksijenin yeterli olmadığı, suyun doğal imkanlarla elde edilmesinin zor olduğu, üzerinde canlı bulunmayan, çok soğuk ve gerçekten ıssız bir gezegene düşmüştür. Onu hayatta tutacak özellikler zekası, bilimsel bilgisi ve sahip olduğu teknolojidir.

Mark’ı hayatta tutan bir diğer önemli özellik ise kahramanımızın esprili, pozitif ve yaşama bağlı karakter yapısıdır. Karakter hem kendisiyle hem de yaşadığı zor koşullarla dalga geçebilecek kadar olgun ve iyimser bir bakış açısına sahiptir. Tam olarak bilmediği konularda akıl yürüterek uygulamaya geçmekten, risk almaktan korkmaz. Risk alması gerekmediği durumlarda ise tedbirli hareket eder. Sabırlı bir kişiliği vardır. Yarının işini bugünden yapmak istemez. İşleri kafasında sıralayarak kendine hedefler koyar. Kahramanımız ümidini kaybetmeyen bir kişiliğe sahiptir. En kötü, en ümitsiz durumlarda bile ümitsizliğe kapılma süresi kısadır. Ve asla vazgeçmez.

martian

Geçmişte ve günümüzde izlenen uzay araştırmaları politikaları göz önünde bulundurulduğunda, Mark’ın kurtarılması için harcanacak olan milyar dolarları mantıklı bir zemine oturtmak konusunda yazarın başarısından bahsetmek gerekir. Birçok Amerikan filminin veya hikayesinin vurguladığı “Biz geride adamımızı bırakmayız. Bizim için her vatandaşımız değerlidir” algısının ve kitlelerin zor durumda kalanlara yardım etme içgüdüsünün dünya geneline yayıldığında bireylerin ve devletlerin ekonomik ve siyasal çıkarlarının önüne geçebilmesi olgusunun altını başarıyla çizebilmesi, bu noktada yazarın can simidi olmuştur.

“Bir yürüyüşçü dağlarda kaybolsa, insanlar bir arama koordine ederler. Bir tren kaza yapsa, insanlar kan vermek için sıraya girerler. Bir deprem şehrin birini yerle bir etse, dünyanın dört bir tarafından insanlar acil durum malzemeleri gönderirler. Bu insanların içinde öyle temelde bulunan bir şeydir ki, istisnasız her kültürde yer bulmaktadır. Evet, umursamayan şerefsizler yok değil ama umursayanlar onları sayıca katlıyor. Ve bu yüzden, benim tarafımda olan milyarlarca insan vardı. Çok güzel bir şey, değil mi?” –Marslı, Andy Weir

the-martian-wallpaper-awesome-images-09r3711am7

Marslı romanını okuyanlar, filmi de merak edip mutlaka izlemişlerdir. Film mi kitap mı argümanlarının kazananı, çoğunlukla bellidir. Kitaplar genelde kazanır. Ancak, burada Marslı filminin hakkını da yememek gerekir. Usta yönetmen Ridley Scott tarafından çekilen film için, romanın perdeye ustalıkla aktarılmış olduğunu söyleyebiliriz. Yalnızca film’le yetinen bilimkurgu severlere, kitapta yer alan çoğu trajikomik maceranın filmde yer almadığı bilgisini de vermeliyiz. Ayrıca şahsi düşüncem, kitabın sonunun filme göre çok daha keyifli olduğudur. Dolayısıyla kitabı okumaya üşenmeyin, derhal Marslı’yı edinip okumaya başlayın, başlayınca zaten bitireceksiniz.

Hazırlayan: Emine Serezli

Etiketler: , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi bilimkurgukulubu@gmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...