bilimkurgu kulubu

Edebiyat

Tarih: 3 Haziran 2015 | Yazar: Konuk Yazar

0

Bilimkurguyu Baştan Yazan Adam: Philip K. Dick

Philip Kindred Dick veya kendisinden bahsederken kullandığı kısaltmayla PKD, bilimkurgu edebiyatının önde gelen isimleri arasında yer alır. 1950-1980 yılları arasında verdiği sayısız eserle adını bilimkurgu tarihine yazdırmakla kalmamış, aynı zamanda 20.yy Amerikan edebiyatının da önemli yazarlarından biri olarak kabul görmüştür. PKD’nin yaşadığı dünyaya ve çağına dair çarpıcı göndermeler, derin felsefi tartışmalar ve bilim ile pozitivizme karşı girişilmiş ince bir alayla bezeli roman ve öyküleri bir çırpıda, Isaac Asimov ve Arthur C. Clarke gibi isimlerin temsil ettiği bilim-teknoloji hayranı katı (hardcore) bilimkurgudan ayrılır.

Bilimkurgunun yadırgatmacı özelliğini, varoluşu, gerçekliği, zamanın tek yönlülüğünü ve iktidarı sorgulamak için kullanan PKD, yer yer ironikleşen yer yer paranokyaklaşan bir dille bizlere “gerçek nedir?” ve “canlı nedir?” gibi bir dizi çok temel soru sordurur ve bu sorulara cevaplar arar. Yukarıda sözü geçen iki soru bağlamında sırasıyla “sanal gerçeklik” ve “yapay zeka” üzerine daha yıllar önce gündeme getirdiği tartışmalar, bugün mühendislik, felsefe ve siyaset alanlarının merkezinde yer almaktadır. En bilinen eseri olan Yüksek Şatodaki Adam’da, Almanya ve Japonya’nın kazandığı bir İkinci Dünya Savaşı’nın sonrasını tahayyül eden PKD, bizlere bugün içinde yaşadığımız ve gerçek ve doğal olduğundan şüphe duymadığımız tarih ve iktidar ilişkilerinin nasıl da kültürel olarak inşa edilmiş olduğunu çarpıcı bir biçimde gösterir.

Philip K Dick

Ubik, yazarın yaşam ve ölüm arasındaki alanda sıkışıp kalmış insanlara yaptığı vurgu ile modernizmin geleneksel yaşam-ölüm diyalektiğine meydan okuduğu bir diğer çarpıcı eseridir. Tam da ünlü Fransız düşünür Michel Foucault’nun “Deliliğin Tarihi” adlı temel eserini yazdığı yıllarda, ondan tamamen habersiz bir biçimde Mars’ta Zaman Kayması’nı yayımlayan PKD, akıllı ve deli arasındaki bilindik ayrımların altını oyarak deliliğin tarihinin adeta edebi bir anlatımını ortaya koyar. Albemuth Özgür Radyosu’nda ise liberal toplumun üzerine inşa edildiği özgür birey varsayımını çürüterek, iktidar yapılarının manipülatif gücünün altını çizer.

PKD, “Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi?” başlıklı öyküsünden uyarlanan Blade Runner (Bıçak Sırtı) filminin 1982 yılında vizyona girmesinden bir hafta kadar önce ölür. Blade Runner filminin bir külte dönüşmesinin ardından 40’ı aşkın romanı, 200’ü aşkın öyküsü tekrar tekrar basılır. Eserleri sayısız yazar tarafından taklit edilir ve görüşlerinden ilham alan(!) nice yönetmen, bazen PKD’nin ismini dahi vermeksizin PKD öykülerini filme uyarlar.

416258-philip-k-dick-philip-k-dic-k-and-ridley-scott

Fotoğrafta yazarı, Ridley Scott’la (solda) birlikte görüyorsunuz.

Gerçeğe Çağrı (Total Recall), Azınlık Raporu (Minority Report), Next (Sonra), Karanlığı Taramak (Scanner Darkly), Çığlıkçılar: Büyük Av (Screamers: The Hunting) PKD öykülerinden uyarlanan filmlerden sadece birkaçıdır. Kısacası son dönemde karşımıza çıkan birçok çağdaş sanat ürününde PKD’nin izlerine rastlamak kaçınılmazdır. Douglas Kellner’dan Jean Baudrillard’a çağdaş kuramcıların gözbebeği, Sibepunkçıların ve Matrix’in atası PKD’nin eserlerini okumak, içinde yaşadığımız postmodern çağı yorumlayabilmek adına elzemdir.

Hazırlayan: Murat Güney

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi konukyazar@bilimkurgukulubu.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...